Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Erkek



Erkeklerin korkulu rüyası prostat
Erkeklerin kabusu prostat
Erkeklerin korkulu rüyası prostat       Prostat kanseri 70 yaş üzeri erkeklerin yüzde 70'inde görülüyor. Genetik bir yatkınlıkla birlikte olumsuz çevre koşulları hastalığın meydana gelmesinde önemli rol oynuyor.

      Prostat kanseri erkeklerde deri kanserinden sonra en sık görülen kanserdir. Akciğer kanserinin ardından ikinci sırada kansere bağlı ölüme neden olur. Parmakla rektal muayene ve PSA (prostat spesifik antijen) kan testi sayesinde erken tanı mümkün olabilmektedir. PSA testinin kullanılmaya başlamasıyla birlikte prostat kanserine bağlı ölüm oranlarında azalma başlamıştır. Prostat kanseri tanı ve tedavisi üzerine yoğun araştırmalar devam etmektedir.

ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ
      Prostat erkek üreme sisteminde yer alan ve meninin akışkanlığında rol oynayan bir salgı bezidir. Salgılamayı yapan hücrelerden ve bunlara ait destek çevre dokusundan meydana gelmiştir. Prostat kanseri bu salgı yapan hücrelerin anormal gelişimi ile ortaya çıkmaktadır. Erken dönemde tanı konamadığında prostat içerisinden lenf ve kan damarları vasıtasıyla çevre dokulara yayılır.

      En sık yayılım yeri çevresindeki lenf düğümleri ve kemiklerdir. Ek olarak akciğer, karaciğer ve diğer organlara da yayılabilir. Prostatın lokal ileri evre adı verilen aşamasında, prostat ileri derecede büyüyerek idrar kanalını tıkayıp idrar akımını engelleyebilir ya da mesaneye baskı yaparak ağrı ve mesane irritasyonu oluşturabilir. Bu aşamada idrar akımını rahatlatmak için operasyona ihtiyaç duyulabilir.

HALSİZLİK YAPIYOR
      Prostat kanseri özellikle kemiğe sıçradığı zaman ağrı yapabilmektedir. Yaygın kemik tutulumu olduğunda, kan üretimi bozulacağından, kansızlık ve buna bağlı halsizlik, güçsüzlük olabilir. Daha ileri vakalarda prostat etrafındaki lenf bezleri ileri derecede büyüyerek idrar kanallarında tıkanmalara yol açabilir.

3 TİPİ VARDIR
      Prostat bezi mesanenin (idrar kesesi) alt, rektumun ön kısmında yer alan kestane büyüklüğünde (ultrasonografik ölçümlerde 20 gr) bir salgı bezidir. Prostatın görevi spermleri korumak ve kadın rahmine kolay iletmek amaçlı meni sıvısının önemli bir kısmını salgılamaktır. İç kısmından üretra (mesanenin altında yer alan idrar kanalı) geçer, üretranın etrafında prostat dokuları ve en dışta prostat kapsülü yer alır. Prostat hastalıklarında ortaya çıkan şikayetler genellikle idrar kanalında meydana gelen baskı sonucu oluşur.

3 tip prostat hastalığı vardır:
Prostat İltihapları (Prostatit)
Benign (iyi huylu) Prostat Hiperplazisi (büyümesi)= BPH
Prostat Kanseri

Sebepleri ve risk faktörleri
Erkeklerin korkulu rüyası prostat       Prostat kanserinin 70 yaş üzeri erkeklerin yüzde 50'sinde, 90 yaş üzerindekilerin de hemen hepsinde mikroskobik düzeyde bulunduğu bilinmektedir. Ülkemiz için kesin veriler mevcut olmamakla birlikte ABD'de yılda 250 bin erkek prostat kanseri ile tanışmaktadır. Bu kişilerin yüzde 95'i 45-90 yaş arasındadır.

NEDENİ TAM OLARAK BİLİNMİYOR
      Prostat kanserine neyin sebep olduğu tam olarak bilinmemektedir. Diğer kanserlerde olduğu gibi genetik bir yatkınlıkla birlikte olumsuz çevre koşullarının bu hastalığın meydana gelmesinde rol aldığı düşünülmektedir. Prostat kanseri oluşumuna katkısı olabileceği zannedilen bazı risk faktörleri şunlardır:

  • Yaş.
  • Ailede prostat kanseri varlığı.
  • Yağlı beslenme.
  • Hormonlar.
  • Kadmium.
  • A ve D Vitaminleri.

    YÜZDE 10 BABADAN OĞULA GEÇİYOR
          En önemli risk faktörleri yaş ve aile hikayesidir. Normal kontroller sırasında prostat kanseri araştırılması 50 yaş sonrası tavsiye edilirken, ailede prostat kanseri mevcudiyeti varsa bu araştırmalar 40 yaş sonrasında başlatılmaktadır. Tüm prostat kanserlerinin yüzde 10 kadarının babadan oğula kalıtım yoluyla geçtiği tahmin edilmektedir. Prostat kanserine has olan bir başka ilginç özellik de hastalığın gizli form ve klinik aktif form olmak üzere birbirinden çok farklı karakterde iki ayrı formunun olmasıdır. Birinci gruptaki hastalık hayat boyu hiç tanı konmadan sessiz kalabilirken, ikinci grupta metastazla sonuçlanan ileri hastalık görülebilmektedir.

    İdrar önemli belirtidir
    Erkeklerin korkulu rüyası prostat       Prostat hastası olduğunuzdan şüphe ediyorsanız eğer, idrar yaparken zorlanmayı dikkate alın. Muayene sırasında makattan ele gelen bir sertlik ise mutlaka biyopsi almayı gerektirir.

          Prostat kanseri sıklıkla normal checkup programları sırasında yapılan PSA kan testindeki yükselme ile teşhis edilir. İdrar yapmada zorluk, akım hızında azalma, sık idrara gitme gibi şikayetler daha sıklıkla yaşa bağlı olarak prostat hacminde meydana gelen iyi huylu büyümeye aittir. Prostat kanserinin asıl büyüme yeri, (prostatın dış kapsülüne yakın kısımları olduğu için) ancak ileri evrelerinde bu tip bir tıkanıklığa ve idrar yaparken zorlanmaya yol açar. Makattan muayene sırasında ele gelen bir sertlik mutlaka biyopsi almayı gerektirir. Prostat kanseri 3 aşamada teşhis edilir:

          1) Parmakla rektal muayene: Makattan muayene, ürolojide fizik incelemenin en önemli kısımlarından biridir. İnceleme esnasında prostatın dış yüzeyinde tümör açısından şüpheli herhangi bir sertlik ya da düzensizlik olup olmadığı kontrol edilir. Unutulmamalıdır ki; prostat kanseri teşhis edilen hastaların yüzde 25'inde PSA seviyesi tamamen normal iken sadece fizik muayenede tespit olunan kitle ile tanı konmaktadır.

          2) Prostat Spesifik Antijen (PSA): PSA erkeklerde prostat ve idrar yolu çevresi bezlerden salınan bir proteindir. PSA kanda proteine bağlı ve serbest olmak üzere 2 formda bulunur. Serbest PSA ölçümü son yıllarda kullanıma giren ve prostat kanseri tanısını kolaylaştırmayı amaçlayan bir yöntemdir. PSA ölçümleri kanser tanısında çok faydalı olmakla birlikte her zaman doğru sonuçlar vermemektedir. Hastada prostat kanseri olmadığı halde PSA normal seviyelerin üzerinde saptanabilir. Bunun tam tersi olarak da PSA seviyesi normal olduğu halde parmakla rektal muayene sayesinde prostat kanseri tespit edilen olgular vardır. Bu sebeplerden dolayı prostat hastalıklarının tanısı için PSA ölçümü ve parmakla rektal muayene mutlaka beraber uygulanmalı ve şüpheli durumlarda prostat biyopsisi alınmalıdır.

    Yaşa bağlı normal PSA değerleri:
    40-49 yaş PSA 2.5 ng/ml
    50-59 yaş PSA 3.5 ng/ml
    60-69 yaş PSA 4.5 ng/ml
    70 ve üstü PSA 5.5 ng/ml

          3) Trans-Rektal Ultrason Rehberliğinde Biyopsi (TRUS): Prostat biyopsisi TRUS ile yapılmaktadır. TRUS makattan uygulanan bir ultrasonografi aygıtıdır. Prostatı çok yakından gösterdiği için standart karın ultrasonuna göre avantajlıdır. Bazen biyopsi amaçlı olmadan sadece prostatı daha iyi görüntülemek amacıyla da kullanılabilir. Transrektal ultrasona eklenen bir parça sayesinde prostat dokularında hedeflenen yerden doku örneği almak mümkün olmaktadır. Hastanın yaşı, tümör şüphesinin nedeni, daha önceden biyopsi yapılmış olup olmaması gibi bazı nedenler değerlendirilerek belli şablonlara göre biyopsi alınır.

    Prostat iltihapları (Prostatit)
    Erkeklerin korkulu rüyası prostat       Prostat iltihapları genç yaş grubunda sıklıkla 50 yaş öncesi erkeklerde görülür. Hastanın şikayetleri genel olarak tüm prostat hastalıklarında görülebilen sık idrara gitme, idrar yaparken acıma, idrar tazyikinde azalma, peniste yanma hissi, kasık bölgesinde, kuyruk sokumunda ağrı, özellikle kabızlığa bağlı zorlanma sonrasında oluşan meni sıvısı benzeri akıntı olması, cinsel fonksiyon bozuklukları ve tüm bu belirtiler sonrasında gelişen depresyon şeklindedir.

    CİNSEL HASTALIK BAŞLANGICI OLUŞTURABİLİR
          Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ya da başka bir yerden mikrop kapılması hastalığın başlangıcını oluşturabilir. Dışarıdan idrar kanalına giren mikroorganizmaların yeterince tedavi edilmediğinde prostat içinde yerleşmesi sonucu oluştuğu düşünülmektedir. Bir kısım hastada ise hastalık etkeni olarak mikroorganizmaları göstermek mümkün olmamaktadır. Bu nedenleri birkaç başlık altında incelemek daha doğrudur.

  • Enfeksiyona bağlı.

  • Anatomik: Prostatitin başlamasında ve ilerlemesinde 2 ana anatomik anormallik rol oynar. İdrar kanalında tıkanıklık ve idrarın prostat dokusu ya da sperm kanallarına geri kaçışı. Bu durumlar daha çok prostat dokusunda büyüme, mesane boynu darlığı veya idrar kanalı darlıklarında görülebilir. Yüksek basınçlı idrar yapma zararlı ve toksik idrar içeriğinin prostat dokusu içerisinde hasar yapmasına neden olabilir.

  • Travmaya bağlı: Makatla testisler arasında kalan üzerine oturduğumuz bölgeye tekrarlayıcı travma uzun süre oturma, bisiklet kullanımı, traktör, ağır vasıta kullanımı ile ortaya çıkar. Bu durumlar prostat üzerinde mikrobik olmayan iltihapların gelişimini kolaylaştırmaktadır.

  • İmmünolojik hasarlanma: Otoimmün hasarlar sebebi tam olarak anlaşılamayan vücudun kendi dokularına karşı verdiği iltihabi reaksiyonlar sonucu ortaya çıkan hasarlanmalara verilen genel addır. Bu durumda prostatite yol açabilmektedir. Prostat bezinin kendine has kanallar içeren iç yapısı nedeniyle hastalığın ilaca cevap vermesi çok uzun sürebilmekte ve hastalık kronik hale geçebilmektedir. Prostat bezi içerisinde oluşan hasar büyüdükçe hastanın şikayetleri de artmaktadır.

    Yaş faktörü önemli
    Erkeklerin korkulu rüyası prostat       Prostatın kanser olmayan büyümesi, ilerleyen yaşla beraber rastlanan klinik bir durumdur. Sebebi henüz bilinmemekle birlikte, hormonal değişikliklerin yol açtığı düşünülmektedir.

          BPH (Benign Prostat Hiperplazisi), prostatın kanser olmayan büyümesidir. Bu büyümenin, vücuttaki hormonal dengedeki değişimler sonucu başladığı düşünülmektedir. Artan yaşla birlikte daha sıklıkla görülür ve hayat kalitesini olumsuz yönde etkiler. BPH yani prostat dokularında büyüme, üretrayı sıkıştırarak idrar akımını güçleştirmektedir. Toplumda BPH görülme sıklığını belirlemek kolay olmamakla birlikte, 60 yaş üzeri erkeklerde yüzde 50 oranında, 70 yaş üzerinde ise yüzde 90 oranında bulunduğu kabul edilmektedir.

    DENGE BOZUKLUKLARI
          BPH, ilerleyen yaşla beraber artan sıklıkta rastlanan klinik bir durumdur. Sebebi tam olarak bilinmemektedir. Artan yaşla beraber hormonal değişikliklerin bu duruma yol açtığı düşünülmektedir. Testosteron (erkeklik hormonu) ve aktif formlarının birbirlerine oranlarındaki denge bozukluklarının, prostat dokularında anormal büyümeye neden olduğu sanılmaktadır. Bu değişimlerin sebebi ve kimleri etkilediği ise tam olarak anlaşılamamıştır. Erkeklik hormonunda fazlalık olan kişilerde BPH gelişme riskinin daha yüksek olduğu düşünülmektedir. Ancak bilimsel olarak bu konu kanıtlanmış değildir.

    BAŞLICA BELİRTİLERİ
  • İdrar yapmada zorlanma, başlamak için ıkınma
  • Özellikle geceleri artan sık sık idrar yapma
  • Zayıf ve kesik kesik idrar yapma
  • İdrar bitiminde damlama
  • İdrar kaçırma
  • Aniden idrar sıkışma
  • İdrarı tam boşaltamama hissi BPH'nin ileri evrelerinde uzun süreli idrar tutma, aşırı sıvı alımı, alkol, bazı ilaçların kullanımı nedeniyle akut idrar retansiyonu (idrar yapamama) meydana gelebilir. Bu durum, idrar akımını önleyen sfinkter adı verilen kasların gevşeyememesi nedeniyle olur. Çok ağrılı ve rahatsızlık verici bir durumdur. Çoğunlukla sonda takılmak zorunda kalınır.

    PARMAKLA MUAYENE...
          BPH tanısı hastanın detaylı tıbbi öyküsü, belirtilerin değerlendirilmesi ve fizik muayene ile konulmaktadır. Hastanın semptomlarının objektif bir şekilde değerlendirildiği Uluslararası Prostat Semptom Skor İndeksi kullanılır. Fizik muayenede sistemik muayeneye ek olarak parmakla rektal muayene yapılır. Parmakla rektal muayene, kayganlaştırıcı kremler sayesinde ağrı vermeden kolayca uygulanabilen, doktorlara prostatın boyutu, şekli ve kanser dokusu içerip içermediği konusunda son derece önemli bilgiler veren bir yöntemdir.

    Hasta takip edilmelidir
    Erkeklerin korkulu rüyası prostat       BPH olması, tedavi edilmesi gerektiği anlamına gelmeyebilir. İdrar akımında zorluk ve buna bağlı belirti ve bulgular oluşmayan hastalarda ürolojik değerlendirmede böbrekler ve mesanenin zarar görmediği tespit edilebilirse, hasta takibe alınabilir. BPH semptomları kişinin günlük aktivitelerini ve yaşam kalitesini bozmaya başladığında aktif tedaviye geçilir. Genellikle ilk seçenek ilaçlardır. Cerrahi tedavilerde amaç, prostatın üretrayı (idrar kanalı) sıkıştıran büyümüş kısmını ortadan kaldırmaktır. Medikal tedaviye rağmen yakınmaları devam eden, idrarda kanaması, böbreklerinde prostata bağlı bozukluk, sık idrar yolu enfeksiyonları, mesane fonksiyonlarında bozulma, mesanede taş oluşumu, aniden idrar yapamayıp sonda takılması gereken hastalarda kesinlikle cerrahi tedaviler yani ameliyat gündeme gelir.

    ALTIN STANDART YÖNTEMİ
          TURP (TransUrethral Resection of the Prostate): Şu an cerrahi tedaviler içerisinde en sık uygulanan ve altın standart olarak kabul edilen yöntem, TURP'dur. İşlem, genel ya da rejyonel (spinal ve epidural) anestezi altında uygulanır. Tüm endokopik operasyonlarda olduğu gibi penis ucundan üretraya, içerisinde optik ve ışık sistemini, yıkama sıvılarını ve çalışma aletlerini taşıyan özel bir endoskopik tüp sistemi iletilirek operasyon gerçekleştirilir. İşlem 60-90 dakika arası sürmektedir. Hastanede 2 gün kaldıktan sonra, hastalar sondaları alınarak eve gönderilir. Bu ameliyattan sonra hastalara bir süre ağır egzersiz yapmamaları önerilir.

    Tedavi yüz güldürüyor
    Erkeklerin korkulu rüyası prostat       Prostat hastalığında öncelikle diyet, yaşam stilinde düzenlemeler, bitkisel yöntemler ve ilaç tedavilerine başvuruluyor. Eğer cerrahi gerekiyorsa, hastanın normal günlük aktivitelerine bir an önce dönmesine olanak tanıyan ve cinsel fonksiyonlarını koruyan ameliyat teknikleri uygulanıyor...

          Son yıllarda toplumda ortalama yaşam sürelerinde artışlar, bireylerin hayat kalitesi beklentilerindeki yükselmeler gibi nedenlerle prostat hastalıklarına olan ilgi ve tedavilere olan ihtiyaç hızla artmaktadır. Prostat iltihapları konusunda yapılan birçok çalışma ile olayın ortaya çıkış nedeni daha iyi anlaşılmış, tedavileri konusunda deneysel bazda çalışmalarla alınan sonuçlar pratik uygulamalara yansıtılmış ve çeşitli standardize edilmiş tedavi protokolleri üretilmiştir.

          Eskiden kronik adı verilen ve hastalara tedavisi olmadığı telkin edilen prostat iltihapları, artık medikal ve diyetsel kombine tedavilerle başarılı bir şekilde iyileştirilmektedir. İyi huylu prostat büyümesi (BPH) tanı ve tedavisinde modern teknolojinin özellikle görüntüleme yöntemlerinde ve lazer teknolojilerinde sunduğu yenilikler sayesinde, bu hastalık da erkeklerin korkulu rüyası olmaktan çıkmış, erken tanı ve yerinde takip ile prostat büyümesinin kronik ve kalıcı komplikasyonları gelişmeden hastalığa en uygun tedaviler uygulanır hale gelmiştir.

    BAŞARILI SONUÇ ALINIYOR
          Öncelikle, diyette alınacak bazı önlemler, yaşam stilindeki düzenlemeler, çeşitli bitkisel veya medikal ilaç tedavileri uygulanmalıdır. Bunlardan fayda göremeyen bireylere de kendisine en uygun cerrahi yöntemlerden birinin seçilmesi ile tedavi yoluna gidilmelidir. Bu konudaki en son ve en popüler yenilik, ülkemizde artık geniş kullanım alanı bulan lazerle prostat tedavileridir. Sanıldığının aksine her hasta için ideal ve tek seçenek olmasa da diğer tedavileri tamamlayıcı etkileri ve kullanımdaki kolaylığı ile prostat tedavisinde önemli bir araç olmuştur.

          Son aylarda uygulamaya sunulan bir başka yenilik de prostatın mikrodalga enerjisi ile tedavisidir. Yöntemin lazer uygulamalarına göre uygulama kolaylığı olmakla birlikte, etkinliği daha düşük görülmektedir. Ancak idrar yapamayan ve diğer yöntemlerin hiçbiri ile ameliyat edilemeyen hastalarda veya prostat hacmi çok fazla olmayan ve önceliği başta cinsellik olmak üzere tüm vücut fonksiyonlarının korunması olan hastalarda başarı ile kullanılmaktadır.

    Prostat kanserinin umut kaynağı: HIFU
    Erkeklerin korkulu rüyası prostat       Prostat kanserinin tedavisi, yeniliklere en açık konuların başında gelir. Çünkü halen tam anlamıyla yan etkiler ve komplikasyonlardan uzak ve hastaya tam bir tedavi sağlayacak minimal invazif bir yöntem ortaya konulamamıştır. Klasik cerrahi yöntemler ve radyoterapiye alternatif yöntemler, hastalığa yakalananların bu konudaki ümitlerini her geçen gün artırmaktadır.

    LAPAROSKOPİK YÖNTEM TERCİH EDİLİYOR
          Cerrahi olarak en son gelinen nokta, hastanın normal günlük aktivitelerine bir an önce dönmesine olanak tanıyan ve cinsel fonksiyonlarını korumayı sağlayan ameliyat tekniklerinin geliştirilmesidir. Bu amaçla laparoskopik prostat ameliyatları öncelikle böbrek tümörlerinde uygulanmaya başlamış, ardından prostat kanseri ameliyatlarında da başarı ile uygulanır hale gelmiştir.

    İŞLEM CERRAHİ KESİ GEREKTİRMİYOR
          Operasyona uygun olmadığı düşünülen ya da cerrahi tercih etmeyen hastalar için yeni bir umut kaynağı da HIFU (High Intensity Focused Ultrasound) yöntemi olmuştur. Bu yöntemde, herhangi bir cerrahi kesi gerektirmeden vucut dışından ultrasonik dalgaların tek bir noktaya fokuslanması sayesinde oluşturulan enerji ile prostat kanser hücreleri yok edilmektedir. Hasta çok kısa sürede normal aktivitesine dönebilmektedir.

    Erken teşhis önem taşıyor
    Erkeklerin korkulu rüyası prostat       Her hastalıkta olduğu gibi tedavi yöntemleri oldukça uzun ve yorucu olabilen prostat hastalıklarında da en önemli tedavi, erken teşhis koymaktır. Penisten akıntı, iltihap gelmesi, cinsel isteksizlik, cinsel ilişki sırasında ağrı olması, testislere, kasık bölgelerine, penise, makat bölgesine vuran ağrılar görülmesi, idrar yaparken yanmalar olması, sık idrara çıkma, idrar kaçırma, idrarın tam boşalamaması, kesik kesik yapılması, idrardan kan gelmesi gibi durumlarda prostat hastalıklarının başlangıcı olabileceği akla gelmeli ve vakit geçirmeden doktora başvurulmalıdır.

    TAHLİL İHMAL EDİLMEMELİ
          Hiçbir şikayeti olmayan erkeklerin ise boylarını, kilolarını, tansiyonlarını, kan şeker değerlerini bildikleri gibi prostat kanserinin bir göstergesi olan PSA (prostata spesifik antijen) değerlerini de bilmelerini tavsiye ediyoruz. Her erkeğin 50 yaş sonrasında, ailesinde prostat kanseri olanların ise 40 yaş sonrasında bu tahlilleri yaptırması uygun olacaktır.

    PROSTAT İLTİHAPLARININ KANSER GELİŞİMİNDE ROLÜ VAR MIDIR?
          Prostat kanseri nedeniyle opere edilen ve prostatı çıkartılan hastaların biyopsi incelemelerinde prostat enfeksiyonuna rastlanması, sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu durumun akla getirdiği ilk soru ise prostat iltihaplarının kanser gelişiminde bir rolü olup olmadığıdır. Son yıllarda bu konuda birçok çalışma yapılmaktadır.

          Prostat iltihabının ileride kansere yol açma riskini artırdığını savunan grubun iddiası; dokuda oluşan bozulmuş hücreleri temizleyecek bir hücre kalmadığından kansere yakalanma riskinin artacağı yönünde. Kronik enfeksiyonun birçok organda kanser riskini arttırdığı bilinen bir gerçek. Mide, ösefagus, kolon, karaciğer ve mesane kanseri bunlardan birkaçıdır. Epidemiyolojik çalışmalar; prostat iltihabı ve cinsel yolla bulaşan hastalıklarla maruziyetin prostat kanserine yakalanma ihtimalini artırdığını, antioksidanlarla beslenme ve antienflamatuar ilaçların ise (Aspirin, Voltaren gibi) prostat kanseri ihtimalini azalttığını göstermektedir.

    Prostat cinselliği etkiliyor
    Erkeklerin korkulu rüyası prostat       Özellikle prostat kanseri, teşhisinden itibaren erkek cinselliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Teşhis nedeniyle oluşan depresyon hali cinsel fonksiyonları bozmakta ve tedavi seçeneklerinden bazıları cinsel aktiviteye kalıcı zararlar verebilmektedir...

          Prostat hastalıklarının (prostat iltihabı, prostatın iyi huylu büyümesi ve prostat kanseri) cinsel fonksiyon bozukluğu yaptığı artık bilimsel olarak bilinen bir gerçektir. İdrara çıkma bozukluğu bulunan ve buna bağlı hayat kalitesinde düşüş olan kişide cinsellik ikinci planda kalmaktadır. Sık ve ağrılı idrar yakınmaları, fiziksel olarak yorgunluğa ve cinsellikte başarısızlığa neden olur.

          İltihaplı hastalarda sık sık oluşan ve genital bölgede farklı yerlere yansıyabilen ağrı, yine bu kronik hastalıktan kurtulamama nedeniyle oluşan psikolojik rahatsızlıklar erkeklerde ereksiyon bozuklukları olarak ortaya çıkabilmektedir. Prostat kanseri de teşhisinden itibaren erkek cinselliğini olumsuz etkilemektedir. Önce teşhis nedeniyle oluşan depresyon hali cinsel fonksiyonları bozmakta, ardından tedavi için sunulan seçeneklerden bazıları cinsel aktivite üzerinde kalıcı olabilecek zararlar verebilmektedir.

    HIZLA İYİLEŞEBİLİYOR
          Prostat hastalıklarının tedavi edilmesi cinsel fonksiyonlar üzerinde olumlu etkiler yapmaktadır. Tedavi ile prostat üzerinde iltihabi reaksiyonlara ve prostat dokusunun idrar ve sperm kanallarını tıkamasına bağlı oluşan stres ortadan kalkmakta ve tekrar normal işlemeye başlayan sistem normal cinsel aktivitelerine hızla dönebilmektedir.

    Günde 2-2.5 lt sıvı tüketilmeli
    Erkeklerin korkulu rüyası prostat       Brokoli, prostatitis, BPH ve idrar yolları enfeksiyonuna karşı önleyici ve tedavi edici güce sahiptir. Brokoli aynı anda 2 özellik birden göstermektedir. Birincisi bağışıklık sistemini güçlendirmesi, ikincisi ise antibiyotik etkisidir. Bu sayede prostat enfeksiyonlarının tedavisinde çok etkili olmaktadır. Brokolinin, BPH'de ise testosteron hormonunun prostat üzerinde bozulmuş olan aktivitesini düzenleyerek etki yaptığı düşünülmektedir. Ayrıca günlük 2-2.5 lt sıvı alımı da sağlanmalıdır. Amino asitler (günlük 200'er mg glisin, alanin, glutamik asit) idrar sıklığını ve aşırı sıkışma hissini azaltabilir. Beta-sitosterol, hem kolesterol düşürücüdür hem BPH semptomlarına faydalı etkilere sahiptir. Çiçek polenleri, çinko gibi ek maddeler bu amaçla kullanılmaktadır.

    BROKOLİ PROSTAT HASTALIKLARINDA TEDAVİ EDİCİ
          Hem prostat kanserini hem de iyi huylu prostat büyümesini (BPH) önlemede ve tedavisinde beslenme çok önemlidir. BPH için katkısız, taze, rafine edilmemiş, organik ürünlerle beslenmek, meyve, sebze, soya, tahıl ağırlıklı, fındık, ceviz, protein kaynağı olarak öncelikle balık ağırlıklı yiyecekler önerilir. Rafine edilmiş şeker ve tatlandırıcılardan, süt ve süt ürünlerinden, kızarmış yiyeceklerden, bira başta olmak üzere aşırı alkol tüketiminden ve kafeinden ise kaçınılması gerekir.

    DOMATES LİKOPEN DEPOSU
          Prostat kanserinin gelişiminde hayat stili ve beslenme alışkanlıkları çok önemli yer tutuyor. Doğal beslenme ajanları yeşil çay, vitamin E, vitamin A ve selenyum, kanser önleyici özelliklere sahip. Yağlı ve kırmızı etten zengin diyet, kanserojen özellikler içerir. Bu konuda en popüler antioksidan madde ise pişmiş domateste bulunan likopen. ABD'deki Wayne State Üniversitesi Karmanos Kanser Merkezi'nde çalışmalarını sürdüren Prof. Ömer Küçük, domatesteki likopen, soyadaki izoflovan, brokoli ve balıkta bulunan selenyumun kanserden korunmadaki etkisini araştıran başarılı bir çalışma ile likopenin kanserli dokuları yüzde 50 küçültebileceğini gösteren bir çalışma yapmıştır.

    Kaynak: Sabah




    Google