Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Erkek



Erkeklerin en temel sorunlarından saç dökülmesi
Erkeklerin en temel sorunlarından saç dökülmesi, kellik       Araştırmalara göre, genetik bir hastalık olan erkek tipi saç dökülmesi, erkeklerin yüzde 70’inde görülüyor. Erkekler saç dökümesini en çok 18-25 yaşlarında dert ediyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Saç Hastalıkları Birimi’ne, 2000-2008 yıllarında başvuran 350 hastayla yapılan araştırmaya göre, erkekler sorunları başladıktan ortalama 4 yıl sonra doktora başvuruyor. Çoğu doktora gitmek yerine, reklamı yapılan veya kulaktan kulağa tavsiye edilen bitkisel ilaçları kullanıyor.

      Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde araştırmayı yapan Prof. Dr. Server Serdaroğlu’nun verdiği bilgiye göre, erkek tipi saç dökülmesi kadınlarda da görülüyor. Tek fark erkeklerde kadınlara göre daha erken başlaması. Araştırmaya konu olan 350 hastanın yüzde 52.9’u kadın, yüzde 47.7’si erkek. Erkeklerin yaş ortalaması 28.2, kadınların 35.7. Erkekler saçları dökülmeye başladıktan 4.3 yıl sonra kliniğe gelirken, kadınlar 6.7 yıl bekliyor. Erkekler klinik olarak ciddi kayıplarının olmadığı bir dönemde, kadınlarsa saçların yarısını kaybettikten sonra tıptan yardım alıyor. Prof. Dr. Serdaroğlu, "Son yıllarda tedavi konusunda bir bilinçlenme var. Önceki yıllarda erkekler genellikle bize kellikle geliyordu. Erkek saç dökülmesi 7 aşamalı. 4’üncü aşamaya kadarki saç dökülmesinde tedavi şansı var. Kadınlardaki dökülme ise 3 aşamalı. İlk iki kademesinde gelen tedavi şansı yakalayabilir" diyor.

      Hastalıkla ilgili en büyük yanlışlardan biri doktora görünmeden, reklamı yapılan veya başkalarının tavsiyeleriyle alınan bitkisel ilaçlar. Prof. Dr. Serdaroğlu, "Bu ilaçlar hastalara zaman ve para kaybettirmekten başka bir işe yaramıyor. Dünyada saç dökülmesi tedavisinde onaylanmış iki ilaç var. Bunlar hap olarak alınan finasterid etken maddeli ilaçla, minaksidil etken maddeli losyon." İlaçladan ilki Türkiye’de ruhsatlı, diğeri henüz değil.

ŞAMPUAN SAÇ DÖKÜLMESİNİ ÖNLEMEZ
      Prof. Dr. Serdaroğlu, saç dökülmesini önleme iddiası taşıyan şampuan vb. ürünlerin de işe yaramadığını söylüyor: "Bu ürünlerin tedavi edici olabilmesi için iki özellik taşımaları lazım. İlki içlerinde gerçekten etkili bir madde olmalı, ikincisi başta uzun süre kalabilmeli. Örneğin kim 4 saat köpüklü kalabilir? Ürünlerin tedavi edebilmesi için köklere kadar ulaşması lazım. Ama deri o kadar geçirgen değil. Bu ürünlerin saçı temizleme, kepeği engelleme gibi kozmetik etkileri bulunabilir. Ama genetik saç dökülmesini şampuanla engelleme ya da saç çıkarma şansınız yok" diyor.

      Saç dökülmesi tedavisinde kullanılan finasterid etken maddeli ilacı kullanan erkeklerde çok düşük oranda (yüzde 1.8, plaseboda -boş ilaç- oran yüzde 1.3) libido kaybı sorunu yaşama riski var. Bu yan etki ilaç bırakıldıktan sonra ortadan kalkıyor. İlaç saç dökülmesinde etkili olan hormonu bloke ediyor. Genetik bir hastalık olan erkek tipi saç dökülmesinde, tedavinin bir ömür boyu devam etmesi gerekiyor ama hastalar bu uzun süreçte sıkılıp, yaklaşık 1 ay sonra tedaviyi bırakıyor.

ERKEKLER 25 YAŞINA KADAR KELLİĞİ ÇOK DERT EDİYOR
      18-25 yaşlarındaki erkeklerin çoğunluğunda, erkek tipi saç dökülmesi önemli psikolojik sorunlara neden oluyor. Bazıları evden çıkamıyor, okula gidemiyor, sosyal hayattan koparak, kendilerine güvenlerini tamamen kaybediyorlar. Hatta duygusal ilişkilerinde açılamama, konuşamama, olumsuz yanıt alma gibi durumları kelliklerine bağlıyorlar. 25 yaşından sonra iş yaşantısındaki başarının da etkisiyle kellik psikolojik sorun olmaktan çıkıyor. Özellikle sosyal ve ekonomik düzeyi iyi olanlarda yaşlanma korkusunun etkisiyle bu kez saç ektirme, tedavi arayışları başlıyor.

Eyvah! Kel kalıyorum
      Her zaman kadınların estetik kaygıları gündeme gelir. Kimi selülitlerinden, kimi fazla kilolarından şikayet eder. Erkekler hiçbir şeyi takmaz sanılır. Ama aslında öyle değil. Erkeklerin en büyük sorunu kellik ve saç dökülmesi, benim de öyle... Tam 7 yıldır kellikle mücadele ediyorum. Bu uğurda harcadığım paranın haddi hesabı yok, kullandığım ürünlerin sayısını ben bile hatırlamıyorum. İşte kel kalma korkusuyla geçen yıllarımın hikayesi.

      Saç dökülmesi kabusum yedi yıl önce başladı. Üniversite sınavına hazırlanırken yaşadığım stresin hediyesiydi bu. Sonradan öğrendim ki, yorgunluk, stres ve hormonal dengesizlikler önemli rol oynuyor saç dökülmesinde.

      Çalışma masama düşen ilk saç tellerini fark ettiğimde, "Aman ne olacak, gür saçlarımdan bir iki tel dökülmüş, beni bozar mı?" diye düşündüm. Bir sabah yastığımdaki saç telleri dikkatimi çekti ama kelliği kendime yakıştıramadım. Gür saçlarıma jöle sürüp şekil vermeye devam ettim.

      Bir iki ay sonra gerçek, yüzümde tokat gibi patladı. Dershanede arka sırada oturan arkadaşım "Senin saçlar da gitmeye başladı. Kel kalıyorsun oğlum!" dedi. Nasıl yani? Ben mi? Kel kalabilir miyim? Eve döner dönmez aynanın karşısına geçtim. Saçlarımı ortadan ayırdım, yana taradım, tepeye diktim. Bana bir fark yokmuş gibi görünüyordu. Bir hafta sonra uzun süredir görmediğim arkadaşlarımla karşılaştığımda yine aynı cümleyi duydum: "Saçların dökülüyor!" Yok canım, fazla jöle sürmüş olmalıydım. Ama eve gider gitmez aynanın karşısına geçtim. Evet, ben gerçekten kel kalıyordum. Hem de 20 yaşımda!

HOLLYWOOD STARLARININ JÖLESİNDEN KULLANDIM
      İlk iş kozmetik marketin yolunu tuttum. Karşımdaki rafta onlarca ürün duruyordu. Şampuandan seruma, kremden spreye kadar. İlk evrede şampuanın işimi göreceğini düşündüm. Sürekli reklamlarını gördüğüm markaların en pahalısını seçtim. Fakat sonuç çok iç açıcı olmadı.

      Bir arkadaşım "Sadece şampuanla olmaz, onların bir de serumları var onları denemelisin" dedi. Hemen o serum içeren ampüllerden bir set edindim. Özenle haftanın üç günü ampülleri kırıyor, saçıma masajla yediriyor, ardından şampuanıyla saçımı yıkıyordum. Bu işlemi her yaptığımda, hemen evdekilerin karşısına geçiyor ve bir fark olup olmadığını soruyordum.

      Çevremde bu ürünlerden çok memnun olanlar, saç dökülmesinin durduğunu söyleyenler olsa da, benim saç tellerim daha dolgunlaştı, parladı ama dökülme tam anlamıyla durmadı.

      Sonra jöleden vazgeçmemi, eğer beceremiyorsam büyük kozmetik dükkanlarında satılan pahalı ürünlerden almamı söylediler. Gerçekten her gün jöle sürmek saçlarımı yıpratıyordu. Hemen paraya kıyıp Hollywood starlarının kullandıklarından likit bir jöle aldım. Saça hacim veren ürün, saçlarıma yapışmıyor, duruladığımda daha az saçın dökülmesini sağlıyordu. Ama bu jöle de benim kesin kurtuluşum olmadı. Bu süre içinde alnım yanlardan açıldı, saçlarımın ön bölümü iyice azaldı.

      Sırada son umut vardı: Bitkisel haplar. İçlerindeki vitamin ve bitkisel ürünlerle dökülmeyi durduracaklarını vaat ediyorlardı. Yan etkisi olmadığı söylenen haplardan hemen aldım. Gerçekten saç tellerim kalınlaştı. Artık daha sağlıklı gözüküyorlardı. Fakat diğer tüm ürünler gibi bunların da fiyatı çok yüksekti. Hem sonuç da umduğum kadar parlak değildi. Artık saçlarımı iyice kaybediyordum.

SAÇ EKTİRECEKTİM ASKERDEN SONRA DEDİLER
      Saç ektirme fikri bu sırada iyice aklıma yatmaya başladı. Hem çözüm kesindi. Bir kere para ödeyecek ve kurtulacaktım. Bir doktorun kapısını çaldım. Ama saç ektirmek için 30 yaşı beklememin daha sağlıklı olacağını, üstelik dökülmenin askerde artacağını söyledi. Operasyon için askerlik sonrasını seçmem daha doğru olacaktı. Peki 30’a kadar ne yapacaktım?

      Son üç yıldır bir ilaç kullanıyorum. Her zamanki gibi ayda bir kez sıkı bir ücret ödemem gerekiyor. Ama artık en azından kalan saçlarımı kafamda tutabiliyorum.

Kaynak: Hürriyet




Google