Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Gençlik



Üniversite okumanın faydaları
Üniversite okumanın faydaları       Dave Barry'nin üniversiteye girecek öğrenciler için yazdığı yazısının çevirisini aşağıda bulacaksınız...

      Aranızda pek çok genç ciddi olarak üniversiteye gitmeyi düşünüyor. (Tabii ki bu bir yalan. Siz gençlerin tek düşündüğü içki içip eğlenmek ve seks yapmak. İnanın bana, bunlar üniversite eğitimiyle yakından alakalı.)

      Üniversite dedikleri aslında, bir şeyler ezberlemek için kaba bir hesapla iki bin saat harcadığınız odaların topluca bulunduğu yerdir. Bu iki bin saat dört yıla yayılır ve sizler geri kalan zamanı içki içerek, uyuyarak ve kız ayarlamaya çalışarak geçirirsiniz.

Üniversitede iki şey öğrenirsiniz:
      1- Sonraki hayatta işinize yarayacak şeyler (iki saatinizi alır). Bunun içinde telefonlara cevap vermek, pijamanızdan bira ve mürekkep lekelerini çıkarmak vb. vardır.

      2- Sonraki hayatınızda işinize yaramayacak şeyler (geri kalan 1998 saati bunları öğrenmeye harcarsınız). Genellikle sınıflarda öğrendiğiniz ve isimlerinin sonunda -tik, -loji, -tri gibi ekler olan konulardır. Bu konuları ezberlersiniz, sırası gelince sınav kağıtlarına yazarsınız ve sonra unutursunuz. Eğer bunları unutmayı başaramazsanız bir öğretim görevlisi (hatta profesör) olup hayatınızın geri kalanını üniversitede geçirmek zorunda kalabilirsiniz.

      Her şeyi unutmak çok zordur. Mesela ben üniversitedeyken John Donne'dan başka üç metafizikçi şairin daha adını ezberlemek durumunda kalmıştım (sakın neden diye sormayın). Birinin adını unutmayı başarabildim. Ama diğer ikisinin adlarının Vaugham ve Crashaw olduğunu hatırlıyorum. Bazen önemli bir şeyi, mesela eşimin bana yağlı mı yoksa diyet mi ton balığı sipariş ettiğini anımsamaya çalışırken tam da süper marketin orta yerinde aklıma Vaugham ve Crashaw'un isimleri geliyor. Ne korkunç bir zihinsel israf!

      Üniversitede bir yılınızı doldurunca kendinize bir anadal seçmeniz beklenir. Anadal, hakkında önce ezber yapmak ve sonra ezberlediklerinizin pek çoğunu unutmaya niyetlendiğiniz konudur.

Üniversite okumanın faydaları       Dave Barry, uzun bir zamandır adından söz ettiren Amerikalı bir 'mizahi köşe' yazarı. Çeşitli yayın organlarında yer alan yazılarının yanı sıra yayınlanmış çeşitli kitapları da var.

İşte size çok önemli bir öğüt:
      Tartışmasız gerçekler ve kesin cevaplarla ilgilenmeyen bir anadal seçin. Bu demektir ki ASLA matematik, fizik, biyoloji ve kimya dallarını seçmemelisiniz.

      Mesela anadalınız matematikse bir gün sınıfa girersiniz ve hocanız size der ki "İkili sayı düzeninde dörtgen bir aksis kadrantının kosinüs integralini tanımlayınız ve bulduğunuz sonucu beş belirgin kesişim noktası üzerinde gösteriniz." Eğer hocanızın aklından geçirdiği cevabın aynısını veremezseniz başarısız olursunuz.

      Kimya için de aynısı geçerlidir: Eğer sınav kağıdına karbon ve hidrojenin birleşerek meşe ağacı oluşturduğunu yazarsanız sınavdan çakarsınız. Hocanız sizden, kendisinin ve bütün kimyacıların üzerinde mutabık kaldığı cevabı vermenizi beklemektedir.

      Bilim adamları bu konuda son derece tutucudurlar.

      Öyleyse; İngilizce, felsefe, psikoloji veya sosyoloji gibi kimin ne dediğinin kimse tarafından anlaşılmadığı ve kesin gerçeklerle ilgisi olmayan konular seçmelisiniz.

      Bütün bu konularla ilgili dersler almış biri olarak şimdi size kısa değerlendirmelerde bulunacağım.

      1- İNGİLİZCE: Derse girmeden hemen önce kısa alıntılarını okuduğunuz kalın kitaplar hakkında ödevler hazırlamak bu konunun temelini oluşturur. İşte size İngilizce ödevlerinden iyi notlar almanızı sağlayacak bir ipucu: Bir kitap hakkında sağduyu sahibi birinin söyleyebileceği hiçbir şey söylemeyin.

      Mesela Moby Dick romanı üzerinde çalıştığınızı varsayalım. Sağduyusu olan herhangi biri Moby Dick'in büyük bir beyaz balina olduğunu söyleyecektir çünkü kitaptaki karakterler yaklaşık on bir bin defa Moby Dick'ten büyük beyaz bir balina olarak bahsetmektedir. Öyleyse siz ödevinizde Moby Dick'in aslında İrlanda Cumhuriyeti'ni temsil ettiğini söyleyin. Sınav kağıtları ve ödevleri okumaktan ölesiye bezmiş ve aslında Moby Dick'i hiç sevmemiş olan hocanız sizin son derece yaratıcı olduğunuzu düşünecektir. Eğer sebat ederek ve sürekli olarak basit hikayelerden çılgınca yorumlar çıkarabilirseniz, İngilizce'yi anadal olarak seçmelisiniz.

      2- FELSEFE: Bu konunun ilgilendiği, bir odada oturup gerçeklik diye bir şey olmadığına karar vermek ve sonra öğle yemeğine gitmektir. Eğer bol bol uyuşturucu çekmek gibi niyetleriniz varsa felsefeyi seçmelisiniz.

      3- PSİKOLOJİ: Fareler ve rüyalarla ilgilenir. Psikologlar fareleri ve rüyaları takıntı haline getirmişlerdir. Bir keresinde bütün bir sömestiri, bir fareyi belli bir sıra takip ederek bazı düğmelere basması için eğiterek ve sonra aynı eğitimi oda arkadaşıma da uygulayarak geçirdim. Fare çok daha hızlı öğrendi. Oda arkadaşım ise şimdi bir doktor. Eğer fareleri ve rüyaları seviyorsanız, hatta en iyisi fareleri rüyanızda görüyorsanız psikolojiyi seçmelisiniz.

      4- SOSYOLOJİ: Nelerden bahsettiğinin anlaşılması mümkün olmayan konular arasında sosyoloji açık farkla birinci gelir. Yüzlerce saat boyunca sosyoloji derslerine girdim ve ağız dolusu sosyoloji yazıları okudum. Ama bütün bu saatler boyunca tutarlı bir önermeyi ne gördüm ne de duydum. Çünkü sosyologlar, bilimadamı sınıfından sayılmak adına, zamanlarının çoğunu basit ve belirgin gözlemleri bilimselmiş gibi görünen bir dile tercüme etmek için harcarlar. Sosyoloji üzerinde çalışmayı planlıyorsanız siz de bu tercüme işinin nasıl yapıldığını öğrenmek zorunda kalacaksınız.

      Örneğin, çocukların yere düşünce ağladıklarını gözlemlediniz diyelim. Bunu şöyle yazmalısınız:

      "İzole edilmiş ve gelişimini henüz tamamlamamış insanların sosyometrik davranış eğilimlerinin metodolojik gözlemleri, yere yönelik tropism ve gözyaşı veya 'ağlama' biçimindeki davranış formu arasında sebep-sonuç ilişkisi olduğunu göstermektedir."

      Bu şekilde elli altmış sayfa yazmayı sürdürebilirseniz, geniş ölçüde devlet burslarından yararlanabilirsiniz.

Kaynak: guncel.net




Google