Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Gençlik



Üniversitede yaşam rehberi
      Gençlik döneminin en güzel zamanları olarak görülür üniversite yılları. 12 yıllık ilköğretim, ortaöğretim biter ve yepyeni heyecanlarla heyecanlı bir hayata adım atılır. Hele bir de yeni bir şehirle birlikte başlıyorsa bu üniversite yaşamı, keyfine doyum olmaz. Biz de hem yeni üniversitelilere rehber olmak hem de hali hazırda amfileri doldurup, AA'ları (veya F'leri) kapan öğrencilere bazı tüyolar vermek üzere çeşitli yazılarımızı burada topladık.

Üniversitelinin Kaçamak Rehberi
Üniversitede yaşam rehberi - üniversitelinin gezi rehberi       Üniversite yılları, diğer okul yıllarına benzemez arkadaşlar, hem özgürlüğün tadını çıkardığınız, hem de çalışmak zorunda olmadığınız bir dönemdir. Bir daha asla böyle bir yaşam dilimini bulamayacaksınız, o yüzden yaşadığınız her dakikanın keyfini çıkarın.

      Dersleri asın demiyoruz tabii ki, ama fırsat bulabildiğiniz her an, en azından hafta sonları bulunduğunuz şehri keşfe çıkın, hava alın, rahatlayın, ihtiyacınız olan şeyleri ucuza alın, yeni insanlarla tanışın, sonra da şöyle derin bir nefes almış olarak derslerinizin başına dönün. Bu yazımızda size, ülkemizin dört bir yanından gelen öğrencilerin buluştuğu metropol kentimiz İstanbul'dan, hem nefes alınan, hem tarih kokan, hem de ucuza alış veriş yapılan yerlerinden bahsedeceğiz. Aklınıza gelen diğer enteresan yerleri görüş bildirmek suretiyle aşağıya yazarsanız süper bir başvuru panomuz olur, diğer şehirlerimizde neler olup bittiğini de öğrenmiş oluruz. Şimdi turumuza başlayalım:

Üniversiteli için yaşam rehberi - sultan ahmet       Sultanahmet: İşte İstanbul'un en görülesi yerlerinden biri; hatta yerli-yabancı pek çok insan için bir tür manyetik çekim merkezi olduğunu bile söyleyebiliriz. Ulaşmak için bizce Bab-ı Ali yokuşunu deneyin. Bayağı bir süre önce, henüz İkitelli'de bir basın gezegeni yokken bütün basın camiası buradaydı. Parke taşlı bir yokuştur burası, kitapçılar, dönerciler, İran Konsolosluğu, Gazeteciler Cemiyeti derken bambaşka bir dünyaya çıkıverirsiniz. Merkeze ulaştığınızda hemen bir Ayasofya'yı gezin, bahçesinde bir çay için. İmparator Justinyen'in eski Roma İmparatorluğu'nu siyasi düzeyde yeniden bir araya getirmek için inşa ettirdiği Ayasofya Kilisesi, kısa bir süre sonra bir depremde çöker, daha sonra desteklerle yeniden inşa edilir. 1453'teki fetihten sonra ise camiye çevrilir. Bölgeye adını veren Sultanahmet Camii'nin karşısında tarihi Alman Çeşmesi var, burayı da mutlaka görün. Yüzlerce yıl önce Hipodrom olan ve türlü eğlenceler düzenlenen alanda geçmişin huzurlu atmosferini bulmanız mümkün. Buradan çıktıktan sonra Topkapı Sarayı'nı gezin, olağanüstü bir bahçesi var. En çok ilginizi çekecek yer ise Harem bölümü; eski günlerdeki ihtişamı halen duruyor, öyle ki hala kafeslerin arkasından gizlice gelenleri izleyen harem kadınlarını hissedebiliyorsunuz. Yine de Sultanahmet bölgesi içinde bizim favorimiz Yerebatan Sarnıcı. Klasik müzik eşliğinde girdiğiniz sarnıçta attığınız adımların sesi bile büyüleyecek sizi. Tavandan damlayan suların seslerine karışan ışık ve gölge oyunları sizi kendinizden geçirecek. Eh, bir çay molası da burada verilir doğrusu.

Üniversitede yaşam rehberi - divan yolu       Divan Yolu: Topkapı'dan tramvay yolunu takip ederseniz Aksaray'a doğru sağlı sollu bir sürü tarihi bina göreceksiniz. Eğer karnınız da açsa pideden dönere, kebaptan tatlıya aklınıza gelen pek çok yiyecek türünü bulmanız mümkün, üstelik gayet ekonomik fiyatlarla. Neyse, Divan Yolu'nu takip ederken yolunuz Beyazıt'a düşecek, işte orada bir kitap cenneti var. Sahaflar Çarşısı da denen bu cennette, daracık dükkanların tozlu raflarında birbirinden ilginç ve keyifli kitaplar bulacaksınız. Sahaflar Çarşısı'nın o görmüş geçirmiş hoş sohbet esnafları da cabası. Burdan çıkar çıkmaz soluğu Kapalı Çarşı'da alın, bir süreliğine her şeyi unutacaksınız ve kendinizi Binbir Gece Masalları'nda gibi hissedeceksiniz. Oradan da Mısır Çarşısı'na uğrarsanız bu masalsı yolculuğunuzu tamamlamış olacaksınız. Buradan çıktıktan sonra Eminönü'ne uğramadan eve dönmeyin, giysilerden CD'lere, mutfak eşyalarından kırtasiye ürünlerine kadar her şey burada inanılmaz ucuz.

Üniversitede yaşam rehberi - haliç       Haliç: Son günlerde yeniden keşfedilmeye başlanan bu ilginç bölgeyi hazır sakinken ve fırsat varken gidip görmek lazım. O şirin cumbalı ahşap evleri, çiçekli balkonları, pencereden pencereye sohbet eden Rum, Ermeni, Türk kadınlarını, patrikhaneleri, kiliseleri görmek pek hoşunuza gidecek. Bizim önerimiz en ünlü semt olan Cibali'yi gezdikten sonra şatoya benzeyen Fener Rum Lisesi'nin önünden geçmeniz ve oradan Balat'a inmeniz. Bu güzergah üzerinde bir sürü tarihi binaya rastlayacaksınız, ıskalamanız mümkün değil. Balat'ta çok ucuz ve temiz esnaf lokantaları var, birbirinden güzel yemekler size annenizin yemeklerini hatırlatacak. Ama sakın yemeğin üzerine çay veya kahve içmeyin, bunun için biraz sabretmeniz gerekiyor, kahve molamızı harika bir yerde vereceğiz. Lokantadan çıkar çıkmaz rotanızı Eyüp'e çevirin, Eyüp Sultan Camii'nin içinden geçip Mezarlık Yolu'ndan tepeye tırmanın. Aman korkmayın canım, düşündüğünüz gibi değil hiç, acayip işlek bir yol burası ve fena halde kalabalık. Tepeye vardığınızda düz bir alana çıkacaksınız. Ve işte karşınızda Pierre Loti kahvesi. Adını ünlü Fransız yazar ve İstanbul aşığı Pierre Loti'den alan, romanlarında sürekli bahsi geçen ve muazzam bir İstanbul panoraması sunan bu güzel kahvede güneşin batışını izlemek gibi bir fırsatı kaçırmayın deriz. Hele de yanınızda özel birisi varsa :)

Üniversitede yaşam rehberi - beyoğlu       Beyoğlu: Trekking yapmak isteyenlerin şehir dışına çıkmalarına hiç gerek yok, İstanbul'un orta yerinde bunu yapabilirsiniz: Galata - İstiklal güzergahı. "Ehh işte, alt tarafı İstiklal Caddesi" deyip geçmeyin, burası bir zamanların Cadde-i Kebir'i, Pera'sı… Cenevizliler'in, Romalılar'ın, Levantenler'in yerleştiği, bütün dinlerin ve milletlerin birleştiği bir mekan. Operetlerin, kabarelerin, kafelerin, tiyatroların, sinemaların, festivallerin özetle yaşamın nabzının attığı yer. Biz yola Galata'dan başlamanızı tavsiye ederiz. Tırmanmak için gayet uygun ve de güzel bir yokuş var orada. Cenevizliler'den kalan Galata Kulesi'ne asansörle çıkıp bütün İstanbul'u kuşbakışı şöyle bir seyrettikten sonra kendinizi Tünel'e çıkan yokuşa vurun. Bu yokuşta sağlı sollu müzik aletleri satan dükkanlar var, eğer biraz ilginiz varsa, bu güzergah boyunca müzisyen olmanız an meselesi, zira mağazaların vitrini acayip baştan çıkarıcı görünüyor. Yokuşun sonuna vardığınızda İstiklal Caddesi’nin Tünel ucuna da varmış olacaksınız. Elçilikler, kafeler ve türlü pasajlar arasından geçerken yolunuza Narmanlı Han çıkacak (sol tarafta). Eskiden Rus Elçiliği’nin mahkemesi olan bu hanın içine girin ve kediler cenneti olan avlusundaki bankta güzelce çayınızı yudumlayın. Sonra yola devam tabii. Odakule’yi geçince sağ tarafta St Antuan Kilisesi’ni, yan tarafında da heybetli Mısır Apartmanı’nı göreceksiniz. Burada eskiden ünlü Trocadero Tiyatrosu varmış, bilginiz olsun. Biraz dinlenip yürümeye devam edin. Sol tarafınızda Paşabahçe mağazası belirecek, hemen oradaki aralığa girin, karşınızda İstanbul öğrenci piyasasının en ucuz giysi cenneti olan Terkos Pasajı’nı bulacaksınız. Burada gayet kaliteli şeylere rastlamak mümkün. Eh, öğle yemeği zamanı da geldi bu arada. Yola devam edin ve Galatasaray’ı geçtikten sonra hemen sol tarafınızda kalan Çiçek Pasajı’na dalın. Burası da zamanında Sultan Mecid’in atıyla opera dinlemeye geldiği Naum Tiyatrosu imiş. Bir yangında hasar gördükten sonra pasaja dönüştürülmüş ve işgalci askerlerden kaçarak buraya saklanan çiçekçi kızlara ithafen Çiçek Pasajı adı verilmiş. Gayet ekonomik bir şekilde midyenizi, kokoreçinizi, balığınızı yedikten sonra dışarı çıkın ve hemen karşınızda duran Atlas Pasajı’na girin. Burası bir öğrencinin olmazsa olmazlarından biridir. Kaset, CD, afiş, ilginç tişörtler, ikinci el giysiler, dergiler, ne ararsanız bulabilirsiniz. Çıktıktan sonra Taksim’e doğru yola devam edin. Bu güzergahta sokak aralarında keşfedeceğiniz pek çok kafe olduğu gibi birbirinden zengin kitapçılara da rastlayacaksınız. Bizim tavsiyemiz Hasnun Galip Sokağı’ndaki Simurg. Eski-yeni pek çok kitabı burada bir arada bulacaksınız, dükkanın ünlü kedileri de cabası (Aman dokunmayın, pek nazlılar). Yolun sonu tabii ki Taksim Meydanı. Buraya ulaşana kadar yeniden acıkmış olanlar sırtını Anıt’a versin, Tramvay durağına doğru yürüsün, durağın karşı tarafında, yani Sıraselviler’le İstiklal’in kesiştiği köşede yiyebileceğiniz en güzel hamburgeri yapan Kızılkayalar ve benzerlerini göreceksiniz. Afiyet olsun!

Üniversitede yaşam rehberi - adalar       Adalar: Birkaç saatliğine de olsa medeniyetten uzaklaşıp bir ıssız adada yaşamak isteyenler için enfes bir önerimiz var: Evet, bildiniz, Adalar. Tamam, ıssız olmayabilir, ama İstanbul’dan sonra bayağı bir tenha bulacağınız kesin. Bu mini Robinsonculuk oyununuza Büyükada’yla başlamanızı öneririz. Deniz otobüslerini kullanarak kestirmeden ulaşabilirsiniz, ama bize sorarsanız Adalar’a 1846’dan beri kullanılan ve Kadıköy’den, Beşiktaş’tan ve Sirkeci’den binilen eski usul vapurlarla gitmek çok daha keyifli olur. Büyükada’ya varınca hafif bir ada şoku yaşayabilirsiniz, çünkü buranın atmosferi gerçekten farklı. Adaya vardığınızda sizi ada sakinlerinin yanı sıra atlı faytonlar karşılayacak. Gezintinizi yaya olarak da yapabilirsiniz, ama hemen hatırlatalım, adada ortalama bir tur 10 kilometre kadar sürebilir. Üstelik tepeye tırmanmak da hayli yorucu bir iş. Diyelim faytona bindiniz ve tepeye ulaştınız, sakın şaşırmayın, bu kez de sizi eşekler karşılayacak. Çay bahçesinde oturup nefis manzaraya karşı çayınızı yudumladıktan sonra Aya Yorgi Kilisesi’nin bahçesinde gezebilir, yürüyerek aşağıya inebilir, iskeleden kalkan motorlarla bir diğer adamıza, Heybeliada’ya gidebilirsiniz. Bir dönem insanları “Heybeli’de her gece mehtaba çıkaran” bu şirin adamız gerçekten de mehtabın en güzel izlendiği yerdir ve hatta gerek manastırları, gerekse eşsiz doğasıyla Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim gibi edebiyatçılarımızı kendine aşık etmiştir. Şimdi sıra sizde! Adada dört tane tepe var. Özellikle çıkmanız gereken Heybeli tepesidir, ardından Değirmen Plajını, Çam Limanı’nı, Terki Dünya’yı ve Papaz Okulu’nu görmenizi tavsiye ediyoruz. Buradan bir diğer adamıza Burgazada’ya geçebilirsiniz. Kısa bir süre önceki yangında doğasından çok şey kaybeden adanın yine de görülecek çok şeyi var. Sait Faik’in evini, Kalpazankaya’yıi İsa Tepesi’ni gezmeden gitmeyin. Son olarak İstanbul’a en yakın olan Kınalıada’ya geçin, zaten oradan da İstanbul’a dönersiniz. Burada öncelikle görülmesi gereken yer, Roman Diyojen’in ömrünün sonuna kadar kapalı kaldığı Yukarı Manastır olmalı. Buradan çıktıktan sonra Manastır Koyu’nun olağanüstü manzarasında kahvenizi içip bir şeyler atıştırın ve iskeleye binip medeniyete geri dönün. Günlerce kendinizi bomba gibi hissedeceğinize eminiz.

Öğrenci evi meselesi
Üniversitede yaşam rehberi - öğrenci evi       Üniversite deyince akla dershaneler, çözülen binlerce sorular, çimenlere yatmalar ve tabii ki öğrenci evi gibi kelimeler geliyor (final, vize, ders gibi sözcükler nedense aklımıza gelmedi). Tek tek düşündüğümüzde, yukarıdaki durum ve kavramların hepsi önemli olsa da aralarından sıyrılan ve üniversite yaşamına damga vuran birisi var ki nice muhabbetlere konu olmuş, hakkında şiirler yazılmış, şarkılar söylenmiştir. Evet, konumuz öğrenci evleri.

Kurulum
      Öğrenci evlerinin kurulumu için üç seçenek vardır. Bunlardan ilki, aynı okulu veya birbirlerine yakın olan okulları kazanıp eve çıkan arkadaşlar tarafından kurulanlardır. İkincisi aynı okulda okuyan ve yarı yılda ya da ilk yılın sonunda beraber eve çıkmanın eğlenceli olacağını düşünerek bir ev tutan arkadaşlar tarafından kurulur. Üçüncü seçenek ise internete ilan vererek ya da duvara bir ilan asarak bulunan bir veya daha çok ev arkadaşıyla kurulan modeldir. Bu modellerden ilki en uygunu gibi görünse de (“Uzun süreden beri arkadaşız, birbirimizi tanıyoruz, iyi anlaşıyoruz” vs) bazen öğrenci evi meselesindeki en zararlı tür olabilir. Ne de olsa biriyle iyi arkadaş olmak başka, beraber yaşamak bambaşkadır. İkinci tür ev arkadaşlıkları da ilkinin takıldığı noktada tıkanabilir ve sonu pek hoş olmayabilir, yine de derslere beraber çalışmak veya çalışamamak gibi kendine has avantajları vardır. Kurulum aşamasındaki en riskli seçenek üçüncüsüdür. İlanla bulunan biriyle eve çıkmak, deplasmanda Real Madrid’le oynamak gibidir. Maçı kazanma ve mutlu olma şansı azdır, ancak söz konusu maç bir kez kazanıldı mı diğerlerinden daha fazla keyif verir.

Kullanım
Üniversitede yaşam rehberi - öğrenci evinde yemek       Yemek:
Öğrenci evi deyince tıpkı İngiltere örneğinde olduğu gibi insanın aklına kötü yemekler gelir. Ev sakinlerinin başlıca besin kaynaklarını makarna ve patates oluşturur. Öğrenci evlerinde (yazının geri kalan bölümünde Ö.E. diyeceğiz) altı aydan uzun yaşayan herkes makarnayı 25 ayrı biçimde pişirmeyi, kabukların bir kısmını üstünde bırakarak patates soymayı ve bulaşık sırası kendisine gelince “Abi yarın üç vize, iki finalim var, bir de üstüne bu akşam doktora tezi yazmam gerekiyor” demeyi öğrenir. Hazır bulaşık konusuna girmişken Ö.E.’lerin olmazsa olmazlarından birinin de mutfak civarında görülen bulaşık dağları olduğunu söylemek gerekir. Söz konusu bulaşıklar, evde temiz tabak - çanak kalmayıncaya kadar yıkanmaz. Bir başka temizlik sebebi de ev sakinlerinden birine yapılan aile ziyaretidir, bu durumların dışında Ö.E. sınırları dahilinde kayda değer bir temizlik harekatı saptanamamıştır.

      Genel Düzen: Açıkçası Ö.E.’lerde genel düzen diye bir şey yoktur. Periyodik temizlikler, onarımlar, düzenlemeler bu evlerin sınırları içinde yasak olan şeylerdir. Bir Ö.E.’nin musluğu bozuksa emin olabileceğiniz tek şey söz konusu musluğun iki yıl sonra da bozuk olacağıdır. Bir de Ö.E.’lerde misafirlerin en çok duyduğu cümle “Kusura bakma ev biraz dağınık bugün”dür. Söz konusu evlerin düzenli olduğu bir zamana ise henüz rastlanamamıştır.

Üniversitede yaşam rehberi - öğrenci evi       Gerekenler: Standart bir Ö.E.’yi oluşturmak için çok sayıda yatak gerekir. Ne hikmetse Ö.E.’lerde her zaman ev sakinlerinden daha fazla insan bulunur ve bu insanların bir kısmı da kalma konusunda ısrarlıdır. Ö.E.’lerin bir diğer olmazsa olmazı da salonun ortasında bulunması gereken bir açıklıktır. Söz konusu açıklık olası partilere ev sahipliği yapmakla kalmaz, Japon Kale Maç, Okey, King, Tabu gibi tonla oyunun da zeminini hazırlar. Bir de ders çalışırken kullanılan kitap, not gibi kalabalık yapan objelerin yayılabileceği bir alan oluşturması açısından da önemlidir.

      Eğlence: Yukarıdaki maddelere bakıldığında Ö.E.’ler kâbus gibi görünebilir, ancak işin eğlenceli tarafı tadılmadan Ö.E.’ler hakkında bir yargıya varılmamalıdır. Ö.E.’lerin millî oyunu tabii ki King’dir. Üniversiteye gidip bu güzel oyunu öğrenmeyen bir insan henüz saptanamamıştır. Bir deste iskambil kâğıdıyla oynanan King, sabaha kadar süren bir eğlence vaat etmektedir. Oyunun eve lazım olan (kola, makarna ya da patates gibi) bir malzeme için oynanması ve ev sahiplerinin birleşerek misafire sürekli oyundaki en büyük ceza olan Rıfkı’yı yedirmeleri adettendir. Öğrenci evlerinin bir diğer eğlenceli kısmı da sabaha, hatta ertesi akşama kadar süren muhabbetlerdir. Söz konusu muhabbetler dedikodudan futbola, müzikten yemek kültürüne kadar büyük bir çeşitlilik gösterebilir. Yemekle ilgili olan muhabbetler genellikle sabaha kadar açık olan bir dürümcüde sonlanır. Bir Ö.E.’de bulunması gereken bir diğer alet de Playstation’dır. Düzenli olarak yapılan Playstation turnuvaları yıl kaybetme nedenlerinin başında gelir.

      Ders: Ö.E.’lerin en büyük yararlarından biri beraber ders çalışmak veya çalışamamaktır. Ders çalışmak için vizenin veya finalin bir gün öncesine kadar beklemek değişmez kuraldır. Söz konusu gün gelip çattığında ders çalışmak için uygun zamanın akşam saatleri olduğuna karar verilir. Saat yedi gibi toparlanan ders konseyi tabii ki havadan sudan muhabbet ederek başlar işe. Hava ve su muhabbeti tükendiğinde karınlar da acıkmış olur, bu durumda tabii ki hep beraber yemek yapılmalı veya bir yerlerde yemek yenmelidir. Konsey eve geri döndüğünde ise saat 9 buçuğu göstermektedir. Yemek sırasında, bir el King atmanın kimseye bir zararı olmayacağı konuşulup karara bağlandığından, günün ana konusu olan ders çalışmak biraz geriye itilir. King partisi saat 12 gibi bittiğinde ise kimsenin ders çalışacak hali kalmamıştır. Ne de olsa bütün gün yorulmuşlardır, ayrıca sağlam kafa için sağlam vücut gerektiğinden biraz daha King oynayıp yatmaları gerekmektedir. Kısacası Ö.E.’lerde çok acil durumların dışında ders çalışıldığı henüz görülmemiştir.

Ö.E’de en çok kullanılan cümleler: Top 5
Üniversitede yaşam rehberi - öğrenci evi       1. Yine mi makarna?
      2. Yatalım artık yarın sınav var. (Yatana kadar en az 20 kere tekrarlanır)
      3. Bu ev anne kokuyor. (Temizlik zamanlarında)
      4. Aliler aradı, geliyorlarmış. (Kaç kişi olacakları bilinmediğinden her zaman çoğul olarak kullanılır)
      5. Kusura bakma, ev biraz dağınık bugün.

Gel katıl kulübe
Üniversitede yaşam rehberi - kulübler       Şimdi, diyelim ki üstünüze düşen her şeyi yaptınız; ders çalıştınız, sınavlara girdiniz, dershaneden kaçtınız, kısacası üniversiteye bileğinizin hakkıyla girdiniz. Ve üniversitenin en büyük sorunlarından biriyle yüz yüze geldiniz; kimseyi tanımıyorsunuz.

      Öncelikle paniğe kapılmayın. Nasıl olsa sınıfınızdakilerle tanışacaksınız, yani uzun vadede yalnız kalmanız mümkün değil. Ancak diyelim ki siz ortak zevkleri paylaştığınız insanlarla tanışmak istiyorsunuz. Bu durumda yapmanız gereken şey gerçekten basit, hemen gidip öğrenci kulüplerinden ilginizi en çok çekene veya çekenlere katılıyorsunuz ve yeni insanlarla tanışıp ortak zevkinizi paylaşıyorsunuz. Bu noktada biraz yönlendirilmeye ihtiyacınız olabilir, eh onu da elimizden geldiğinde biz sağlayacağız.

Nasıl katılınır?
      Üniversite kulüpleri okuldan okula farklılık gösterse de katılma süreci hemen hemen aynıdır. İlk seçenek kulübün başkanını bulup (başkanlar kayıt günleri ya da haftanın belirli günlerinde kulübün toplandığı yerlerde olurlar) kulübe katılmak istediğinizi bildirmektir. Bazı okullardaki kulüpler panolara ilk toplantının tarihini belirten bir liste asarlar ve katılmak isteyenlerin bu listeye adlarını yazmalarını isterler. Böylece kulüp ayağınıza gelmiş olur, siz de kolayca katılırsınız.

Neler var?
      Tabii bu kulüp dediğimiz şeyler oldukça çeşitlidir. Okuldan okula değişiklikler olabilmesine rağmen hemen her okulun en popüler kulüpleri Fotoğrafçılık, Dağcılık, Dans, Havacılık, Tiyatro ve Satranç kulüpleridir.

Üniversitede yaşam rehberi - kulüpler       Fotoğraf çekmeye ilgi duyuyorsanız veya okumak için başka bir şehre gittiyseniz bu kulüpler arasında ilk katılmanız gereken Fotoğrafçılık Kulübü’dür. Fotoğrafçılık Kulübü, üyelerini söz konusu şehrin en güzel (ve genellikle az bilinen) yerlerine götürdüğünden hem kaldığınız şehirdeki güzel yerleri görmüş, hem de fotoğraf çekmiş olursunuz. Okullardaki Fotoğrafçılık kulüplerinin bir diğer yararı da karanlık odalarını kullanabilmenizdir. Böylece fazla para harcamadan birçok fotoğraf çekebilir ve basabilirsiniz.

Üniversitede yaşam rehberi - dağcılık kulübü       Dağcılık Kulübü de oldukça eğlencelidir. Kamp yapmaktan ve tırmanmaktan hoşlananları buluşturan kulüp yeni başlayanlar için iyi bir öğrenme yeridir. Kulüp üyeleri hemen her zaman yeni gelenlere yardım etmeye çalışır ve işin inceliklerini öğretirler. Dağcılığa başlamak isteyen biri için daha güvenli bir öğrenme ortamı bulmak çok zordur. Dağcılık Kulübü’nün bir diğer güzel tarafı da beraber gidilen kampların oldukça eğlenceli geçmesidir. Yine de bu noktada dağcılığın tehlikelerinden de haberdar olmak gerekir. Örneklerini bu sayfada görebileceğiniz türlü türlü sakatlanmalar yaşanabilir. Siz siz olun, tırmanırken yanınıza gereken her şeyi alın ve zor bir hareketi yapmadan önce iki kere düşünün.

      Dans etmekten hoşlanıyorsanız yapmanız gereken tek şey dans kulübüne katılmak. Birçok okulda tango, flamenko, salsa veya samba dersleri alabilirsiniz. Ayrıca Dans Kulübü’ne katılarak okulunuzun bahar şenliğinde sahnede dans edebilir ve 15 dakikalığına küçük çapta ünlü olabilirsiniz.

      Havacılık Kulübü her okulda bulunmasa da, oldukça popüler bir kulüp olduğu kesin. Gerçi diğerlerinin tersine bu kulüp biraz cesaret de istiyor. Dağcılık veya Mağaracılığın da cesaret gerektirdiği doğru ama çoğumuzun yüksekten korktuğu düşünülürse en çok cesaret isteyeni kesinlikle Havacılık Kulübü. Bu kulübe katılarak paraşütle atlayabilir veya yamaç paraşütü ya da paragliding gibi sporları yapabilirsiniz. Havacılık, gereken bütün önlemler alındığında oldukça emniyetli bir hobi olsa da, dikkatli olmakta yarar var. Dağcılık için yaptığımız uyarı burada da geçerli.

Üniversitede yaşam rehberi - dans kulübü       Üniversitelerin bir başka popüler kulübü de Tiyatro Kulübüdür. İçinizde bir oyunculuk ateşi yanıyorsa bu kulübe katılabilir ve yeterince iyiyseniz sahneye çıkabilirsiniz. Tiyatro kulüpleri genellikle klasik sayılan oyunları sahneye koyarlar, hatta bazen okul bahçesini koskoca bir tiyatroya çevirerek açık havada oyun sahnelerler.

      Eğer fazla aktif olmaktan ve kalabalıktan hoşlanmıyorsanız ve satranç bilginize ve deneyiminize güveniyorsanız, Satranç Kulübü sizin için biçilmiş kaftan. Satranç Kulübü’ne üye olarak turnuvalara katılabilir, kendinize rakipler bulabilir ve satranç becerinizi geliştirebilirsiniz.

      Kulüpler genel olarak hobilere yönelik olsalar da en büyük yararlarını gözden kaçırmamak gerekir. Üniversite kulüpleri yeni insanlarla tanışıp arkadaş olmak için oldukça elverişli yerlerdir. Hem duyduğumuza göre en sağlam arkadaşlıklardan bazıları üniversitelerde kurulurmuş, ne dersiniz?

Kaynak: istegenc.com.tr




Google