Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Hamilelik - Annelik
Giyim - Moda
Güzellik - Bakım
Kadın Sağlığı
Magazin
Mutfak - Yemek



Sponsor Linkler:
Bahçelievler Anaokulu
Bakırköy Anaokulu
Çocuklarda beslenme sorunları ve çözüm önerileri
Çocuğunuz Obez Olmasın       Çocuk obezitesinin, kolesterol sorununun, kalori sayımının tartışıldığı bugünlerde çocuğun beslenmesi, ona yemek alışkanlığının kazandırılması önemli bir konu. Ayrıca sadece önemli değil, duygusal da bir konu. Çünkü bu konu anne-çocuk, annebaba arasında çatışma yaratır, çocuğuna yemek yediremeyen anne kendini başarısız ve suçlu hisseder. "Kızım iştahsız, oğlum sebze yemez, kız yemekten önce şeker diye tutturur, oğlan oyunsuz yemez..." gibi şikâyetler, çok sık dile getirilen sorunlar. Bebeklikte anne sütünü reddetme, kusma, kilo almama, tek öğünle yetinme, memeden püreye, püreden katı gıdaya geçememe, iştahsızlık ya da çok yeme; çocuklukta, kendisi yiyebilecekken yedirilmeyi bekleme, anneden başkası tarafından beslenmeye itiraz etme, dolaşarak yeme, TV karşısında reklamlerı izleyerek beslenme, yeniyi tatmama; ergenlikte düzenli ve dengeli beslenmeme, sofraya gelmeme, bilgisayar başında yeme, anoreksia (kilo alma korkusuyla yemekten kaçınma) veya bulemia (yeme dürtüsünü durduramama, çok yeme ve sonrasında kusma), aileleri üzen ve yoran, aile ilişkilerini de yıpratan sorunlar. Saatlerce memede tutulan, biberonu elinden alınmayan, uykuda doyurulan bebek; sadece çorba ve püre ile beslenen, her öğünde istediği sunulan, önündekini yemediğinde anında istediği pişirilen, sebze-meyveyi reddeden, musluk başında su ile oynarken ağzına lokmalar tıkıştırılanlan çocuk ya da anne-babadan kaçmak için odasında yiyen, film seyretmek için yemeğini tepsi ile önüne alan, sürekli atıştıran, kilo almamak için garip rejimler yapan genç sayısı az değil. Ali beş yaşında sevimli, becerikli ve uyumlu bir çocuk. Ancak yemekte titiz ve programlı annesini çileden çıkaran bir ufaklık. Ali kahvaltıda sadece biberonla ballı süt içer; öğlen yuvada sevdiği şeyi yardımla yer. Akşam kaprisi annesine... Çikolatası önüne konmadan yemek yemez, elinde cep telefonu olmazsa ağzını açmaz, annesi peşinden koşturmazsa tabağındakini bitirmez. Kendince, taviz vererek her türlü fedakârlığı yaptığına inanan bu annenin çilesi, taktik değiştirmeyi ve çocuğuna sınır koymayı kabul ettiği gün sona erdi. Annesi, başta beslenmesinin aksayacağını, besin miktar ve çeşidinin azalacağını göze alarak, Ali'nin kendi başına yemesine razı oldu. Sevdiği yiyecekleri küçük porsiyonlar halinde çocuğa sundu, az yediğinde ısrarcı davranmadı, menülerini çeşitlendirmedi, yemeğin sofrada oturarak yendiğini anlattı, hatalı davranışlarını başta görmezlikten geldi, olumlu davranışlarını takdir etti, ödüllendirdi. Çikolatayı rüşvet olarak kullanmadı, yemek hazırlarken çocuktan yardım istedi, zamanla yemek işi de bu anne-çocuk için sorun olmaktan çıktı.

Bu tür sorunlar yaşayan ailelere öneriler:
  • Öncelikle çocuğunuzu iyi tanıyın, sorunun çocuktan mı, aileden mi kaynaklandığını belirleyin. Gerektiğinde beslenme veya eğitim uzmanına danışın.
  • Yemekle ilgili duyarlılığı çocuğa hissettirmeyin.
  • Besin miktar ve çeşidini, çocuğun ihtiyaçlarına göre ayarlayın
  • Yemeği, azar-ceza konusu haline getirmeyin, rüşvet ve tehditten kaçının.
  • Yemeyen veya doymayan çocuğa karşı sakin ve sabırlı olun.
  • Çocuğa belli bir yerde, belli bir sürede, öğünlerde yedirin.
  • Öğün aralarında abur cuburu azaltın, atıştırmayı desteklemeyin.
  • Tek tip gıda ile beslenmeye fırsat vermeyin.
  • İşe sevilen yiyeceklerle ve küçük porsiyonla başlayın.
  • Sevmediği bir yiyecek olduğunda ısrar etmeyin, çocuğun tatmasını isteyin.
  • İştahsız çocuğa, büyük tabakta az yemek verin.
  • Masaya gelebileceği yaşta çocuğu aile sofrasına alın.
  • Kendini doyurabilen çocuğa kendi kendine yeme fırsatı verin.
  • Kapris yaptığında kızmayın, ancak bir sonraki öğüne kadar bekletin.
  • Sofra kurup kaldırmada, yemek hazırlamada görevlendirin.
  • Yemekte sürekli "Dikkat et, temiz ye, çabuk ol," diye uyarmayın.
  • Doğru ve güzel davranışlarını takdir edin.
  • Yemekten önce ve sonra elini yıkama alışkanlığını kazandırın, ancak temizlik ve titizliği takıntı haline getirmeyin.
  • Sofrayı ailenin buluştuğu keyifli bir yer haline getirin.

    Çocuğunuz zayıfsa bırakın öyle kalsın
          Yemek yemeyen, zayıf çocuklar anne babaların en büyük sorunu. Uzmanlar, beslenme çantalarında; karbonhidrat, vitamin ve protein üçlüsünün bulunması gerektiğini belirtiyor: Bu üçünü yeterli derecede alan çocuk hâlâ zayıfsa, bırakın öyle kalsın

    Çocuklarda Zayıflık ve Obezite       Anne babaların en büyük sorunudur; yemeyen çocuklar... Okul çağına bile gelse, arkasında tabak ve yemek kaşığıyla dolaşılan çocuklar vardır. Yemek konusundaki ısrarlar ise, sorunu adeta daha da büyütür. Uzmanlar boy ve kilo gelişimi akranlarına göre normal olan, sağlığı yerinde çocuklara yeme konusunda ısrar edilmemesi görüşünde hemfikir. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Endokrinoloji Metobolizma ve Diyabet Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan İlkova çocukların dengeli beslenmesi ve sağlıklı beslenme çantasının nasıl olması gerektiği konusundaki sorularımızı yanıtladı...

    Çocuklar için beslenme sorunları okul döneminde artıyor mu?
    Okula Giden Çocuğa Ne Yedirmeli?       Aslında beslenme sorunları okul döneminden önce başlıyor. Ailelerin beslenmeyle ilgili bilgilerinin yetersiz olması nedeniyle 'yemeyen çocuk' sorunuyla karşılaşıyoruz. Bu durumda anne babalar çocuklarına sürekli bir şeyler yedirme telaşına giriyor. Okul dönemi başladığında genellikle kahvaltısız bir beslenme stili ortaya çıkıyor. Okulda yenen öğlen yemekleri ise, genellikle yemek şirketleri tarafından lezzeti hedef alan bir şekilde öğrencilere sunuluyor. Çocuk açısından lezzetli yemeğin çok sağlıklı, dengeli olduğunu söylemek zordur. Çünkü bir yemeğe lezzet katabilmek için yağ oranını artırmanız gerekir. Bu da toplam alınan kalori miktarını artırır. Çocukların sevdiği, lezzetli yiyecekler, aslında hep sorun hazırlar.

    Okula giden çocuk kahvaltıda neler yemeli?
          Çocukların kahvaltıları yetişkinlere göre biraz daha protein ağırlıklı olabilir. Eğer çocuğun alerjisi yoksa, kahvaltı mönüsünde yumurta mutlaka yer almalı. Peynir bizim için çok iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Süt içme alışkanlığı yaratılması da çok önemlidir. İçebiliyorsa, sabah veya ara öğünde süt yararlı olabilir. Reçel, bal gibi besinler kahvaltıya lezzet katar. Bunlar kahvaltının tüketilmesini kolaylaştırır ama yenmelerinin bir önemi yoktur

    Beslenme çantasında neler bulunmalı?
          Beslenme çantaları üç bölümden oluşabilir. Karbonhidrat, vitamin ve protein beslenme çantasında yer almalı. Karbonhidrat bölmesinde, B vitamini ihtiyacını karşılamak üzere birkaç dilim ekmek, sandviç, simit veya kek bulunabilir. Vitamin bölmesinde; günlük vitamin ihtiyacını karşılayabilmek için bir meyve ile domates, salatalık, havuç gibi bir sebze yer almalı. Mevsime göre sevilen bir meyve seçilebilir. Meyvenin mutlaka iyi yıkanmış olması gerekir. Protein bölmesinde ise; peynir, yoğurt veya yumurta gibi bir yiyecek ya da ayran veya süt gibi bir içecek her zaman bulunmalı.

    Çocuklar için zayıflığı mı şişmanlığı mı daha büyük bir problem olarak görüyorsunuz?
          Çocuklarda gelişme geriliği olmadıkça, yani çocuğun kilosu ve boyu normal bir gelişme seyri içindeyse, zayıflığını bir sorun haline getirip tıbbi yardım istemek veya yeme konusunda ısrarcı davranmak gereksizdir. Çocuklarınız zayıfsa, bırakın zayıf kalsınlar. Kilo alamama dışında başka hastalık belirtisi olabilecek şikâyetler varsa, ancak bunun için doktora gidilebilir. Aşırı şişmanlık ise çocuklar için sağlığı tehdit eden büyük bir sorun.

    Çocukların beslenme alışkanlıkları sonraki dönemde sağlıklarını nasıl etkiliyor?
          Çocuklarımızın sağlık açısından gelecekleri, daha henüz ana rahmindeki beslenmeyle ilişkilidir. Örneğin; düşük doğum ağırlıklı bebekler arasında yapılmış bir araştırmada bu bebeklerin erişkin insan olduklarında aşağı yukarı 15-20 misli daha fazla kalp damar hastalığına, şişmanlığa, diyabete (şeker hastalığı) hipertansiyona (yüksek tansiyon), yüksek kolesterole yakalanmış oldukları tespit edilmiştir. Doğum ağırlığı fazla olan bebeklerin ise, ileri yaşlarda daha sık olarak diyabete yakalandıklarını ve bu bebekler arasında obezite aşırı şişmanlık) sıklığının normal kilolulara göre daha fazla olduğunu bilmekteyiz. Çocukların geleceği, gebelik süresince iyi beslenmeye bağlı. İri doğan çocuklar, ilerde daha sık şişman olabiliyor. Çocukların genetik olarak taşıdıkları risk çevre faktörleriyle çok artıyor. Zayıf olsalar, hareketli olsalar, 50-60 yaşında ortaya çıkacak diyabet, şişman oldukları için 15 yaşında ortaya çıkıyor.

    Hangi yaşlarda çocukların şişmanlığını riskli bulup, diyete başlatıyorsunuz?
          İlkokul çağındaki bir çocuğa yenebilecekler ve yenmeyecekleri içeren bir diyet listesi vermek hem yanlış hem de işe yaramayacak bir çözüm arayışıdır. Çocukluk çağında başlayan aşırı şişmanlıkta, sorun mutlaka ailelerin eğitiminden geçer. Bu eğitim; kişinin nasıl beslenmesi gerektiğini, alışverişi nasıl yapması gerektiğini, evde çocukların çok sevdiği yiyeceklerin hangi ölçüde ve nasıl bulunması gerektiğini öğreten, yemek pişirme konusunda öğretici bir eğitim programı olmalıdır.

    Siz obezite adına okullarda yapılan en büyük hatanın ne olduğunu düşünüyorsunuz?
    Çocuğunuz Doğru Beslenmiyorsa       Okullarda yapılan en büyük hata; tek bir saat beden eğitimi dersi var ve tam gün okula gidiliyor. Yedi yaşındaki bir çocuğu sabahtan akşama kadar bir sınıfa kapatıyorsunuz ve öğretmenin izin verdiği paydos saatine kadar hareketsiz kalıyor. Sonra okulundan servise biniyor. Servis iki saat sonra eve bırakıyor. Bundan sonraki süreçte de ödevlerin yapılması, televizyon seyredilmesi gibi rutinler bulunuyor. Yani; herhangi bir fizik aktivite için zaman bulunamıyor. Çocuklarda şişmanlığı ve şeker hastalığını ortaya çıkartan en büyük etken; bu kötü yaşam koşulları. Beden eğitimi dersleri her gün olmalı. Çocuklar mutlaka bedensel spor faaliyeti yapmalılar.

    Türkiye'de çocuklar arasında obezite açısından en riskli yaş grubu hangisi?
          Obezite (aşırı şişmanlık) giderek artan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Şehirleşmenin ardından, kentlerde kırsal kesimden daha fazla görülüyor. Çocuklarda genellikle obezite okul çağına başladıktan sonra, yani yedi sekiz yaşlarından sonra ortaya çıkan bir sorun olarak görülüyor. Bir çocuğun ileride şişman olup olmayacağı, ergenlik döneminde şekilleniyor. Ergenlik döneminde çocukların obez olmaları engellenirse, ilerideki riskin de daha azaldığını görüyoruz. 12-14 yaş arasında obezite gerçekten çok ciddiye alınmalı, tedavi edilmeli ki, o çocuklar erişkin insan olduklarında obez olmasınlar.

    Kaynak: Sabah




    Google