Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Hamilelik - Annelik
Giyim - Moda
Güzellik - Bakım
Kadın Sağlığı
Magazin
Mutfak - Yemek



Sponsor Linkler:
Bahçelievler Anaokulu
Bakırköy Anaokulu
Yeni anneler için emzirme kılavuzu
Yeni anneler için emzirme rehberi       Dokuz aya kadar anne sütüyle beslenen bebeklerin, yüzde 8 daha zeki olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış.

      Doğum öncesi anne adayları hep "Acaba süt verebilecek miyim?" endişesi taşır. Doğum koçu Ayşe Öner, "Her kadın bebeğini emzirebilir ama bunu gerçekten istemeli," diyor.

      Onu birçoğunuz tanıyor olabilirsiniz... Hamilelik, Doğum ve Bebek Bakımı adlı bir kitap yazan ve medyada Gülben Ergen, Leyla Alaton, Tuğba Erbil gibi birçok ünlünün doğum koçu olarak adını duyuran Ayşe Öner, uzun yıllar doğum ve bebek hemşireliği yapan, mesleğinde çok tecrübeli bir isim. 1989'dan bu yana hamilelik ve doğum kursları da veren Öner, anne adaylarının en çok merak ettiği konu 'Bebek nasıl emzirilmeli, neler yapılmalı veya yapılmamalı'yı anlattı. Çok nadir görülebilecek sağlık sorunları olmadığı sürece, her annenin vücudunun doğum sonrası emzirmeye hazır olduğunu söyleyen Öner, "Bebeğinize süt verememenizin en önemli nedeni bunu gerçekten istememenizdir. Yüzde 20 de stres ve panik içinde olmanız etkili olur. Yoksa her anne ister ve bilinçli hareket ederse, bebeğine süt verebilir. 'Sütüm yok,' diye bir şey olmaz," diyor. Peki nasıl bir yol izlemeliyiz? İşte Öner'in tavsiyeleri...

DOĞAR DOĞMAZ EMZİRİN
  • Doğum yapar yapmaz bebeğinizi kucağınıza alın ve emzirmeye çalışın. Onun sıcaklığını hissettiğinizde sütünüz hemen gelecektir. Ayrıca bebekler yalnızca anne kokusu ve sesini tanır. Bu kendini daha güvende hissetmesini sağlar.
  • Emzirirken bebeğin yanağından tutmayın, sadece kafasını tutarak memenize yaklaştırın yeter. Göğsünüzü de serbest bırakın, daha fazla süt gelecek diye sıkmayın.
  • Emziren annelerin parfüm kullanmaması daha doğru çünkü bebek sütünüzün kokusunu alamazsa, emmekte zorlanır.
  • Bir göğüsten diğerine geçirmeden önce, sırtına (tam midenin alt hizasına gelen yere) güçlüce vurup bebeğin gazını çıkarın. Gazı çıkmazsa şişkinlik hisseder ve diğer memeyi ememez, sonra da sürekli ağlar.
  • Kilolu bir bebekse göğsünüze çok güçlü yapışacağından, her bir memenizde en fazla 10 dakika tutun. Aksi takdirde göğüsleriniz çok kötü yara olur ve süt vermek sizin için bir işkenceye dönüşür.
  • Üç- üç buçuk kilo civarındaki bebekler her bir memede 20'şer dakika kalabilir. Siz onun emme gücünü hissedip, ona göre hareket etmelisiniz.
  • İlk 10 gün göğüslerinizi yaralanmaktan korursanız, sonrasında göğüs uçlarınızın hassasiyeti zaten ortadan kalkar ve süt vermek sizin için çok kolay hale gelir. Annelerin yaptığı en büyük hatalardan birinin, bebek ağladığı zaman 'doymadı' diye sürekli emzirmek olduğunu söyleyen Öner, "Halbu ki asıl problem gazdır. Gazı tam çıkarılmazsa ağlamaya devam eder ve siz emzirdikçe daha çok şişer ve ağrısı daha da artar," diyerek anneleri uyarıyor.

    BOL SIVI VE BALIK
          Anne sütünün yararlarını saymaya gerek yok çünkü en az altı ay emzirmenin ne kadar önemli olduğunu artık bas bas bağırıyor tüm sağlık örgütleri ve doktorlar. Ama bu süreyi ne kadar uzatırsanız, o kadar yararlı. Çocuk emdiği sürece 3- 4 yaşına kadar bile ara ara da olsa süt verilebileceğini söyleyen Öner, anne sütündeki yağ asitlerinin çocuğun beyin ve beden gelişiminde çok büyük önem taşıdığını söylüyor. Peki, hem sütümüzü hem de kalitesini artırmak ve daha uzun süre emzirebilmek için neler yapmamız gerekiyor?
  • Balığın içindeki omega 3 ve omega 6 çok değerli iki yağ. Emzirirken de haftada en az 300 gr. yağlı balık yemelisiniz.
  • Emzirirken bol bol sıvı gıda ve içecek tüketin. Çorba (özellikle soğan çorbası), taze meyve suları, komposto, yoğurt, ayran sütünüzün artmasını sağlar.
  • Çok yemek, bol bol tatlı hatta baklava tüketmek yaygın anlayışa göre sütünüzü asla artırmaz. Önemli olan aynen hamilelikteki gibi dengeli ve doğru beslenmektir. Ama anne sütünün yüzde 80'i süt olduğundan, iyi emziren bir anne kendiliğinden sürekli sıvı alma ihtiyacı duyar.
  • Süt vermek bir 'arz talep' meselesidir. Emzirme aralığını uzun tutmayın. Hatta ara ara bir süt pompasıyla sütünüzü çekebilirsiniz (ama çok güçlü bir pompa kullanmayın). Ne kadar dengeli ve sık emzirirseniz sütünüz de o kadar çoğalır ve güzel gelir.
  • Sizin yediğiniz bebeğinize gaz yapmaz. Örneğin soğan ve sarımsak tam tersi sütünüzün güçlenmesi için de gerekli. Yeter ki aşırıya kaçmadan yiyin.
  • Turfanda değil, mevsim meyvelerini yiyin.
  • Emziren annelerin en fazla bir kadeh içki içmesi gerekiyor. Ondan sonraki her bir kadeh için iki saatlik sütünüzü çöpe atmanız gerek. Örneğin üç kadeh şarap içtiyseniz, bebeğinize dört saat sonra gelen sütünüzü verebilirsiniz.
  • Grip oldum diye emzirmemezlik yapmayın, sizin hastalığınız sütünüzle bebeğinize geçmez. Tam tersi vücudunuzun kendini korumak için ürettiği antikorlar sütünüzle bebeğe geçer ve onu daha da güçlendirir.

    Göğüs uçlarına havuç
    Doğum koçu Ayşe Öner       Ayşe Hemşire, göğüsleri fazlasıyla büyüyen kadınların, emzirme döneminde gece yatarken dahi sutyenlerini çıkarmamalarını öneriyor. Çünkü çok dolu olan göğüs ağrı yapıyor. Göğüs uçlarının yara olmaması için de kuru tutulması ve hava alması gerekiyor. Bu yüzden ilk bir ay göğüs pedi kullanmamak, gün içinde göğüsleri açık bırakıp ara sıra 'havalandırmak' çok önemli. "Bir de acıyan, hassas göğüs uçlarına en iyi gelen şey havuç ve beyaz lahana yaprağı," diyor Ayşe Hemşire. Havucu sirkeli suda bekletip kabuğuyla birlikte rendeliyor ve bir gazlı bezle göğüs uçlarınıza koyuyorsunuz. Aynı şekilde haşlanmış sudan geçirilmiş lahana yapraklarını buzdolabında soğutup, göğüslerinize kompres yapabilirsiniz. Hiç olmadı kendi sütünüzü krem yerine göğüs uçlarınıza sürebilirsiniz. Bunun da çok yararını göreceksiniz.

    Biberona alıştırmayın
          Anne adaylarının aklına takılan bir konu da bebeğe biberonla süt verilip verilmeyeceği. "Eğer üç dört ay sonra işe dönmeyecekseniz, kesinlikle biberon kullanmayın," diyor Öner. Çünkü biberonla daha zahmetsizce süt alan çocuk tembelliğe alışıyor ve bir daha annesinden süt emmek istemiyor. Bu da kısa süre sonra anne sütünün kaçmasına neden oluyor. Ama anne işe dönmek zorundaysa, doğumdan bir ay sonra anne değil ama başka biri tarafından günde bir kez biberonla bebeğe süt verilebilir. "Bunun nedeni de anne memesinden mecburen ayrılacak olan çocuğu bir başka yöntemle beslemeye alıştırmaktır. Aksi halde anne gider gitmez ilk kez biberonla karşılaşırsa, bu sefer de anne memesini arar ve gün boyunca ona asla bir şey yediremezsiniz. Tabii en güzeli ve yararlı olanı olanı hiç biberon kullanmadan sütü taze taze annesinden alması, ancak mecbursanız sütünüzü sağıp bırakmaktan başka çare yok," diye de ekliyor Öner. Bu arada poşetlerde dondurup sakladığınız sütü asla ısıtarak ya da mikro dalgada çözdürmeyin. Çünkü biberon ısıtılırsa sütün içindeki tüm vitaminler ölüyor. Birkaç saat önce dolaptan çıkarın ve bırakın kendi çözülsün!

    Hayat şimdi başlıyor
          Az kaldı, hem de çok az... Odası geldi, eşyaları yerleşti, ufak tefek eksiklerini tamamlıyoruz şimdi. Delice bir şey ama inanın her gün odasına girip bir saat oturuyorum. Tulumlarını, hırkalarını, eldivenlerini seyrediyorum. Minicikler ve o kadar güzeller ki bakmaktan alamıyor insan kendini. Bazen düşünüyorum, acaba doğduktan sonra da her şeyiyle bu kadar sevimli gelecek mi? Yani geceleri ağladığında, beni günlerce uykusuz bıraktığında, inat edip bir türlü meme emmediğinde... Tahminim elbette ki gözümün onun iyiliğinden, güzelliğinden başka hiçbir şey görmeyeceği. O yeter ki mutlu olsun diye her şeye katlanacağım. Ama bir taraftan da anneler kendilerini bu kadar harap etmemeli diye düşünüyorum, çocuğunuza birazcık 'kıyabilmeyi' becermeniz gerekiyor galiba. Sonrasında ağır depresyonlara girebiliyorsunuz çünkü. Geçtiğimiz hafta tanıştığım ve bana çok yararlı öğütlerde bulunan bebek hemşiresi Ayşe Öner de aynı şeyi söyledi. "Anne olmak kendini perişan etmek değildir. Siz ne kadar mutlu ve huzurlu olursanız, bebeğiniz de o kadar keyifli ve sakin olur. Çünkü bebekler sözün ötesindekileri görür, tüm enerjinizi hisseder." Bu çok etkileyici bir cümle gerçekten, bence yüzde 100 de doğru. Karnınızdayken bile sesinizi tanıyan, dokunuşlarınızı hisseden, sizinkiyle birlikte kalp atışları da hızlanan bebeğinizin, dünyaya geldikten sonra sizi hissetmemesi mümkün mü?

    GÜNDÜZLERİ UYANDIRIN
          Peki hem annenin hem de bebeğin rahat edebilmesi için ne yapmak gerekiyor? Hastanedeki görevinden ayrıldıktan sonra dokuz yıl süreyle bebek bakıcılığı da yapan Ayşe Hemşire, her şeyden önce bebeği bir uyku düzenine alıştırmamız gerektiğini söylüyor, "Bebekler anne karnında gündüz uyur, akşam siz oturup ayaklarınızı uzattığınızda da kıpırdamaya başlar. Uyku düzenleri böyledir çünkü ve bunu doğduktan sonra da devam ettirirler. O yüzden 'Mışıl mışıl uyuyor, uyandırmaya kıyamıyorum,' demeyeceksiniz. İkinci günden itibaren gündüz en fazla iki saat uyumasına izin verip, arada uyandırıcaksınız. Salona getirin, sesli müzik dinleyin hatta en güzeli altını açın ki iyice uyansın. Çünkü bebekler ilk günlerde altlarının açılmasından nefret ederler. Buna inanılmaz kızacak ve ciyak ciyak ağlayacaktır. Sakın üzülmeyin, bütün gün uyumasın ki gece uyuyabilsin. Aksi halde anne her uykusuz geceden sonra daha sinirli, yorgun ve tahammülsüz olur. Ve bebeğine bakmak onun için bir kâbusa dönüşür." Uygulaması biraz zor olsa da kulağa çok mantıklı geliyor. Demek iyi bir anne olabilmek için, önce kendimizi koruyup kollamamız gerekiyor ki çocuğumuzu da mutlu edebilelim. Ben ve benim gibi ilk kez anne olacaklar, bakalım hayatımızın bu en önemli sınavından başarıyla geçebilecek miyiz? Henüz her şey yeni başlıyor çünkü, herkese bol şans diliyorum!

    Kaynak: Sabah




    Google