Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Hamilelik - Annelik
Giyim - Moda
Güzellik - Bakım
Kadın Sağlığı
Magazin
Mutfak - Yemek



Sponsor Linkler:
Bahçelievler Anaokulu
Bakırköy Anaokulu
Çocuğuma sorumluluklarını nasıl öğretirim?
Çocuğuma sorumluluklarını nasıl öğretirim?       Evli arkadaşlarımın çoğu eşlerinin sorumluluk sahibi olmamasından şikayetçi. Bunun nedeni, eşlerinin küçükken hiçbir işin ucundan tutmamış olması...

      Biz annelere çok iş düşüyor. Üç dört yaşındaki çocuklar kendilerini dünyanın merkezi zannetse de pes etmeyin. Biraz oyunla onlara küçük görevler vermeniz ve sorumluluklarının bilincinde bireyler yetiştirmeniz mümkün. İnsan 7’sinde neyse, 70’inde odur, lafına inananlardanım. Evliliğinde sorun yaşayan arkadaşlarımın en çok dert yandığı olay eşlerinin sorumluluk sahibi olmaması... Bunun nedeni biraz da biz anneleriz. “Aman oğlum sen elleme, ben kaldırırım. Aman kızım, sen yorulma yatağını ben yaparım” şeklinde yaklaşımların çocuklarımıza zararı var.

      Sonra bu çocuklar, özellikle de erkek çocukları ileride eşlerinden de annelerinden gördükleri tavrı eşlerinden bekliyor. Alışverişi karım yapar, torbaları taşır, yemek yapar. Çocuğa da bakar, işe de gider. Peki ya sen? Hiiiiççç! 10 yakın arkadaşım varsa, 8’inin evinde bu market alışverişi yüzünden kavga çıkıyor. Demem o ki, insanın eli 7’sinde iş tutmuyorsa, 70’inde de tutmuyor. Bu nedenle bugünkü konumuzu çok önemsiyorum. 3-4 yaşındaki çocuklarımız şu anda kendilerini dünyanın merkezi zannediyor ama hiç ümitsizliğe kapılmayın. Onlara görevler vermeniz, sorumluluklarının bilincinde bireyler yetiştirmeniz mümkün.

İşte yapmanız gerekenler...
      • Yaşına uygun görevler verin:
Oda toplamak sizin için bile sıkıcı bir işken, bunu çocuğunuzdan beklemeyin. “Ayakkabılarını dolaba yerleştir” veya “Yenilerini dökmeden, oyuncaklarını topla” daha becerebileceği işlerdir. Bunları yaptıktan sonra onu takdir edin, gözlerindeki gurur ifadesini göreceksiniz.
      • Göstererek anlatın: Sorumluluk sahibi olmanın nasıl bir şey olduğunu davranışlarınızla gösterin. “Sofrayı kurma vakti” demek yerine, “Bak, iskemlelerin önüne birer tabak, yanına çatal bıçak ve peçete koyuyorum. Sen de dene bakalım. İşte böyle... Aferin sana!” demek her zaman çok daha işe yarayan bir yaklaşımdır.
      • Tehdit etmeyin: “Oyuncaklarını toplamazsan, parka gidemezsin” ifadesi sorumluluk öğretmede işe yaramaz, çocuğunuzla aranızda bir güç savaşına yol açar. Üstelik çocuk oyuncaklarını toplamayıp, parka gitmemeyi de tercih edebilir. Pozitif cümleler kurun. “Hava çok güzel. Ben de parka gitmek istiyorum. Ben mutfağı toplayayım, sen de oyuncaklarını... Sonra çıkalım. Ne dersin?” demeyi tercih edin.
      • İşi oyun haline getirin: Çocuklar için her şey oyundan ibarettir. Özellikle anne ile birlikte yapılanlar: “Bu senin, bu da benim sepetim. Hadi çamaşır makinesini beraber boşaltalım.” “Bakalım oyuncakları kim daha hızlı toplayacak?”
      • Rutininiz olsun: Eğer rutinleri olursa, üzerlerine düşen görevleri daha iyi öğrenirler. Mesela “Banyoya girmeden kıyafetler kirli sepetine atılacak.” “Okuldan gelince montlar ve çantalar yere fırlatılmayacak, dolaba konulacak” gibi...
      • Çocuğunuza fırsat verin: Bir tabak yemeği bir saatte bitiriyor ve ortalığı batırıyor olabilir. “Aman ben çabuk çabuk yedireyim” derseniz, çocuğunuza yedi sekiz yaşında bile kaşık uzatıyor olursunuz. Sabredin. Pratik yaparak öğrenmesi için ona fırsat verin.
      • İniş çıkışlara hazır olun: Çocuğunuzun bir günü bir gününe uymayabilir. Her gün yaptığı görevlerini bazı günler yerine getirmekte isteksiz olabilir. Kızmayın, eleştirmeyin. “Unutma kamyonlarını oyundan sonra kaldırıyorsun. Madem canın toplamak istemiyor, bugünlük yerde kalsınlar, yarın toplarsın.” Bir gün oyuncakların yerde kalmasına tahammül etmeniz ve sizin toplamamanız ona çok şey öğretecektir.
      • Yaptığı işin faydasını anlatın: Kuru bir “Aferin” yerine “Yaşlı teyzenin torbasını taşımaya yardımcı oldun. Seninle gurur duyuyorum” veya “Kardeşinin battaniyesini örtmeseydin üşüyecekti. Senin gibi bir abisi olduğu için çok şanslı” derseniz yaptığı işin faydasını anlar.
      • Mümkünse evcil hayvan edinin: Çocuklara sorumluluk duygusunu en güzel aşılayan şey, kendi bakımlarını üstlenecekleri evcil hayvanlarının olması. Onu yedirip, içirirken, onunla oynarken, beraberce parka giderken tahmin edebileceğinizden çok daha fazla şey öğrenecekler.

‘Anneee! Anne Oluyorum’ tüm kitapçılarda
      Sevgili okurlar, bundan tam 5 sene önce, Defne ve Ege’ye 20 haftalık hamileyken sizlerle tanıştık. ‘Çocuklarım elinize doğdu ve elinizde büyüdü’ desek yeridir. Uzun süredir size hamile kalma maceramı da anlatmak istiyordum. Tüp bebek kliniklerinde gözlemlediğimiz trajikomik olayları, 36 hafta süren ve nefes nefese geçen hamileliğimi... Tabii, benim hikayemi okurken merak ettiğiniz bir sürü sorunun cevabını bulmalı, yalnız olmadığınızı, her hamilenin benzer şeyler yaşadığını hissetmeliydiniz. Tüp bebek uygulamasının nasıl yapıldığını doktorlardan değil de, bu deneyimi bizzat yaşamış bir kişiden dinlemeniz de iyi olurdu. Üstelik ikiz hamileliğini anlatan, Türkiye’de yayınlanmış bir kitap da yoktu. Bu nedenle kolları sıvadım ve size hamilelik hakkındaki bilgilerin, aşkla evlenen bir karı kocanın çocuk sahibi olma serüveninin içinde eridiği, roman tadında eğlenceli bir kitap hazırladım. Kitabın içindeki tüm tıbbi bilgilerin doğruluğunu ise sevgili jinekoloğum Acıbadem Hastanesi Kadın Doğum ve İnfertilite Uzmanı Dr. Melih Gündüz’e onaylattım. Tüm hamilelerin faydalanmasını ve keyifle okumasını diliyorum. Hem bilimsel, hem duygusal... Anneee! Anne Oluyorum!, Ayşe Aydın, Remzi Kitabevi.

Kaynak: Vatan




Google