Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Hamilelik - Annelik
Giyim - Moda
Güzellik - Bakım
Kadın Sağlığı
Magazin
Mutfak - Yemek



Sponsor Linkler:
Bahçelievler Anaokulu
Bakırköy Anaokulu
Kızınızın ergenlik dönemini kazasız belasız atlatmak
Kızınızın ergenlik dönemini kazasız belasız atlatmak
      Bir ergenle hayat, elbette ki zordur. Ama gözlerinizi kapatın ve 16 yaşınızı hatırlayın: Hayatınızın en harika, coşkulu, heyecan dolu, tutkulu, ama aynı zamanda da en kaygılı, huzursuz ve depresif dönemlerinden biri olduğunu anımsamakta zorlanmayacaksınız. Kızınızın ve annesi olarak sizin de böylesi zor bir dönemi görece rahat atlatmanızı istiyorsanız aşağıdaki tavsiyelere göz atmanızı öneririz. Çocuğunuzun artık farklı ve kendine özgü bir birey olduğunu kabullenip, tutumlarınızda ve onunla iletişim kurma tarzınızda belirli değişiklikler yaparak bu dönemi sakin ve huzurlu bir biçimde kızınızla birlikte atlatabilirsiniz.

      1) Ona arkadaşı gibi değil, bizzat annesi gibi davranın.
      Her ne kadar arkadaş gibi davranmak kısa vadede kolay bir problem çözme yöntemi gibi görünse de, çocuğunuzun asıl gereksinim duyduğu şey arkadaş değil, bir annedir. O bunun farkına varmıyor olabilir, ancak kendisinden birkaç adım ötede duran bir rol modelinin paha biçilmez olduğunu zamanla anlayacaktır. Çocuğunuzla aranızdaki mesafenin yok olmasına asla izin vermeyin. Çocuklarıyla arkadaş gibi olduklarını, her şeyi konuşabildiklerini iddia eden ebeveynler, genellikle yapay bir anlaşma ortamı oluşturmak dışında bir şey yapmıyorlardır. Kızınızla kuracağınız sağlıklı ve güvenilir bir iletişim, uzun vadede onun sağlıklı bir kişilik geliştirmesinde elzem bir rol oynayacaktır.

      2) Çocuğunuzu duymaya ve anlamaya çalışın. Sıkıcı, öğüt veren konuşmalardan kaçının.
      Çocuğunuzu dinlemeye, anlamaya ve onun iç dünyasını tanımaya çalışın. Onunla yalnızca problem baş gösterdiğinde değil, her şey yolunda gidiyorken de konuşun. Arkadaşlarını tanıyın ve birlikteyken neler yaptıklarını öğrenin. Onun duygu ve düşüncelerine saygı gösterin ve bunları ifade etmesine izin verin. Aksi takdirde çocuğunuz, kendini anlaşılmamış ve engellenmiş hissedecektir. Ona mümkün olan en geniş düzeyde inisiyatif ve özgürlük alanı tanıyın. Onun seçimlerine ve hayatına zorunlu olmadıkça müdahale etmeyin. Özellikle saç kesimi ya da kıyafet seçimi gibi gündelik, basit konularda seçimi onun yapmasına izin verin.

      3) Her şeyi biliyormuş, her konuya hakimmiş gibi bir rol üstlenmeyin. Çocuğunuza hükmetmeyin.
      Çocuğunuza hükmetmeniz; uzlaşmaz, sert bir tavırla ona yaklaşmanız onu sizden uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Ergenlik dönemiyle birlikte,
her söylediğinizi yapan, size koşulsuz bağlı olan o çocuk gitti, yerine kimliğini kurmaya, bağımsızlığını korumaya çalışan bir birey geldi. Çocuğunuzun otoritenize başkaldırdığını, kendi bağımsızlığının ve özgürlüğünün peşinden koştuğunu fark etmek sizi kaygılandırabilir. Ancak aşırı bir otoriteyle karşılaşan çocuk, ya bu otoriteyi kabul edip pısırık bir kimlik geliştirecek, ya da onu reddedip uç bir konuma savrularak tamamen isyankârlaşacaktır. İyi bir dinleyici olun ve çocuğunuz size bir şeyler anlattığında, ona mutlaka öğüt vermeye kalkmayın. Çocuğunuzun büyüdüğünü kabul edin ve bu konuda tutarlı davranın. Onun mahremiyetine saygı gösterin, örneğin odasına girerken kapıyı çalın.

      4) Çocuğunuzu desteklemesine destekleyin, ama gerekli yerlerde yapıcı eleştiriler yapmaktan da kaçınmayın.
      Büyüme sancılarının damgasını vurduğu ergenlik döneminde, çatışma kaçınılmazdır. Çocuğunuz, bir yandan yaşam labirentinde kaybolmadan yolunu bulmaya çalışırken diğer yandan da bağımsızlığını ve bireyselliğini kazanma mücadelesi veriyordur. Baskı ve cezalandırmaya çok gerekmediği sürece başvurmadan yapıcı eleştirilerde bulunun. O anda kabul etmese dahi, sizin ona sunduğunuz doğrular, zamanla yerine oturacaktır.

      5) Çocuğunuzun sorumluluklarını siz üstlenmeyin.
      Unutmayın; çocuğunuz sorumluluklarını üzerine almazsa, asla yetişkin bir birey olamaz. Çocuğunuz, yetişkin bir birey olmanın yalnızca özgürlük ve bağımsızlık değil, aynı zamanda sorumluluk da demek olduğunu öğrenmeli. Çocuğunuzun sorumluluklarını üstlenmesine izin vermeniz, onun büyüdüğünü kabul ettiğinize dair bir mesajdır aynı zamanda.

      6) Problemleri demokratik bir çerçevede çözümlemeye çalışın.
      Çocuğunuz, düşünce ve duygularını açıkça ifade edebilmeli. Siz de ebeveyn olarak hassasiyetlerinizi, beklentilerinizi ve sınırlarınızı net bir biçimde ifade edin ve uzlaşma zemini bulmayı hedefleyin.

Photo: @iStockphoto.com/AVAVA

Kaynak: Life & Beauty Weekly




Google