Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Magazin
Giyim - Moda
Güzellik - Bakım
Hamilelik - Annelik
Kadın Sağlığı
Mutfak - Yemek



Sponsor Linkler:
Bahçelievler Anaokulu
Bakırköy Anaokulu
Okan Bayülgen geri dönüyor
Başka şovmenin birlikte olduğu kızla ilişki yaşamam
Okan Bayülgen söyleşisi       Kendi evi tadilatta olduğu için annesinin evinde buluştuk. Galata’da meşhur Doğan Apartmanı’nda...

      Üzerinde röpteşambırla açtı kapıyı. Rahattı... Röportajın ortasında iş arkadaşları geldi. Telefonu hiç susmadı. Her seferinde telefonunu alıp arka odaya gitti “özür dileyerek.” Röportaj boyunca ellerini saçlarından bir dakika ayırmadı. Sürekli saçlarıyla oynadı. Bu arada ekran rejimini bozmaya hazırlanıyor. Üç film ve yeni programlarla aramıza dönecek.

      Paparazzi gördüğünüz anda agresifleşiyorsunuz. Neden bu nefret?
      Sinirleniyorum çünkü hayatımı mahvediyorlar. Porno yıldızı ya da playboy değilim. “Bu nasıl bir playboy ki yanından hiç kadın eksik olmuyor” diyorlar.

      Playboy değil misiniz?
      Tabii ki değilim. Playboy dediğin adam her gün beraber olacak kadın arayan bir adamdır. Benim böyle bir derdim yok.

      O zaman neden yanınızdaki her kadınla geceyi evde noktaladığınız düşünülüyor?
      Bilmiyorum ama bir kadınla bir yere gittiğimde gece mutlaka evde bitecek diye bir hikaye yok. Bu kadar senede çok az tek gecelik ilişkim olmuştur.

      Oysa izlenimler her gece başka bir kadınla birlikte olduğunuz yönünde...
      Hiçbir zaman tek gecelik bir aşk hikayesi için kendimi hırpalamadım. Hiçbir barda erkek kartpostal olmadım.

      Nasıl oluyor bu kartpostal adamlar?
      Bara gelip de kadın götürmeye çalışan adamlar, erkek kartpostalı oluyor. Biz ise bir yerlere giderken örtünüyoruz. Cüzzamlılar gibiyiz. Dolayısıyla gece kulüplerinde yakalananlar ya kafasına şapkalarını geçiriyor ya da yüzlerini örtüyorlar. Bir şekilde saklanıyoruz. Bu ne b.k bir hayat. Paparazziler bütün hayatımı mahvetti.

Ayşe ile tutkulu bir aşk yaşadım ama ağlamadım
      Ayrılığın matemini tutar mısınız?
      Mutlaka...

      Şu anda yasta mısınız?
      Tabii ki değilim.

      Siz ayrılık dönemini çabuk atlatıyorsunuz fakat hayatınıza giren kadınlar çok zor atlatıyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?
      Kolay bulunan bir adam değilim çünkü. Kendimi yetiştirdim, hayatımı sadece para kazanmaya değil başka şeyler yapmaya da şartlandırdım. Tabii ki beni tercih edecek.

      Kimi kendini alkole vuruyor kimi ekranda gözyaşını tutamıyor...
      Şunu ya da bunu benim yüzümden yapıyor diye gelin güvey olmuyorum. Bundan gurur da duymuyorum. Aradığın gibi bir adamla birlikte olduysan ondan ayrıldığın zaman bocalarsın. Aynı şey benim için de geçerli.

      Ayşe (Özyılmazel)’den ayrıldıktan sonra ağladınız mı?
      Hayır ağlamadım.

      Tutkulu aşkların bitişinde de gözyaşı olmaz mı?
      Ayşe ile tutkulu bir aşk yaşadık ama ağlamadım. Sulu gözlü bir adam değilim.

      Onun gittiği bir mekana gidip barışmak için yalvardığınız da söylendi...
      Hayır, kimseye yalvarmadım.

      Sizin ilişkilerinizde kopmalar ve yeniden denemeler çok fazla oluyor...
      Benim hiçbir ilişkimde tamamen kopma yok. Ya tatlı bir arkadaşlığa dönüşmüştür ya da tekrar nükseder.

      Bir de siz şovmenler arasında ilginç bir şey var. Beyaz, Okan Bayülgen, Cem Yılmaz şimdi evli ama eskiden Yılmaz Erdoğan hep güzel kadınlarla birlikte oluyorsunuz. Ama hep aynı kadınlarla... Neden?
      Onlarınki benden sonra oluyordur. Ben buna dikkat ediyorum.

      Cem Yılmaz’ın birlikte olduğu bir kızla siz birlikte olmaz mısınız?
      Olmam.

      Cansu Dere sizden sonra Cem Yılmaz ile birlikte olmaya başladı...
      Güzel ve değerli bir ilişkileri vardır, konuşmam güzel olmaz. Ama genelleme yapıyorsan, buna özen göstermeye çalışırım. Tabii bu gönül işi... Gönül işinde prensipler de geçerli olmayabilir.

Güzel kadınlar beni seviyor
      Hayatınıza giren kadınların güzel olması şart mı?
      Cast ajansı değilim. Mutlaka iletişim büyük rol oynuyor.

      Ama güzel kadınları seviyorsunuz..
      Güzel kadınlar beni seviyor.

      Çirkin bir kadına aşık oldunuz mu?
      Kesinlikle evet. Hiç görselliği olmayan, şişman, zayıf, podyuma çıkmayacak ya da yüz güzeli seçilmeyecek kızlarla birlikte oldum. Bazen büyülü karşılaşmaların olduğunu düşünüyorum. İnsanlar birbirlerini çağırırlar. Şimdi arkadaşlık ettiğim kız beni çağırdı. Ama onun ismini vermeyeceğim.

      Osmantan Erkır’ın eski eşi Şirin Ediger mi?
      Söylemem. Ama beni çağırdığına inanıyorum. Bir iç davet var.

      Aşık mısınız?
      Bunu söyleyemem, bilmiyoruz. Bu pat diye olan bir şey değil. Ben yetişkin bir insanım böyle şeyleri zırt pırt yapamam.

      Çok aşık oldunuz mu?
      44 yaşında olduğuma göre fazladır herhalde. Ama ölürken tek hatırlayacağım şey tepedeki bir evde ilk eşimin elinde gelin çiçekleriyle sarhoş bir şekilde beni beklemesidir.

      Hayatınıza giren en güzel kadın kimdi?
      Son kadın, yani şu anda hayatımda olan...

Aynı anda iki kadını sevebilirim
      Ayrılıkların hemen ardından hayatınıza başka bir kadın alabiliyorsunuz. Bu cinsel açlıktan mı duygusal açlıktan mı kaynaklanıyor?
      Benim cinsel bir açlığım olamaz ki. Küçük bir çocuk değilim.

      İlişkide cinsellik önemli mi?
      Cinsellik iyi bir yapıştırıcıdır. Zaten bir ilişkimde uyum yoksa o ilişki çok tatlı bir arkadaşlığa dönüşür.

      İyi sevişen bir kadın mı? Anaç ruhlu bir kadın mı?
      İyi sevişen anaç bir kadın. Bir yazar, şu an adını hatırlamıyorum ama söylediği bir söz vardır: “Bir hanım salonda hanımefendi, mutfakta aşçı, yatakta fahişe olmalıdır” diye...

      Eskiden iki kadınla aynı anda birlikte oluyordunuz. Artık yoruldunuz galiba...
      Hayır, olmadığımı nereden biliyorsun? Öyle ilişkilerim olmuştur.

      Tek bir kadına bağlı kalmak mı yoksa çok eşli olup arada kaçamaklar yapmak mı?
      Hayatımdaki kaçamakların birbirlerini bildikleri zamanlar oldu. Sonra tercih yapmak, tek eşliliğe dönmek zorundasın. Çünkü hiçbir kadın diğerini kabul etmez.

      Aynı anda iki kişiyi sevebiliyor musunuz?
      Tabii ki. Ben erkeğim. Tersi doğaya aykırı.

      İki kadın arasında tek eşlilik tercihini nasıl yapıyorsunuz?
      Ben hiçbir sevdiğimden gerçekten ayrılmıyorum. Sevgililerimle insani ilişkilerim, arkadaşlığım devam ediyor.

      Yeni sevgili eski sevgiliyle arkadaşlığa bozulmuyor mu?
      Zaten benim bütün derdim bu. Geçen gün ilk karımla 18. evlenme yıldönümümüzün yemeğine çıktım. 18 senedir hiç ara vermeden görüşüyoruz. Bundan rahatsız oluyorlar.

Saçlarımı boyatıyorum
Okan Bayülgen söyleşisi       Siz biraz poligamsınız galiba?
      Ruhumda poligamım ama hayatım bunu doğrulamıyor. Hayatımda tek eşli olduğum dönemler daha fazla.

      Bu kızlar bende ne buluyor diye düşünüyor musunuz?
      Ne bulduklarını biliyorum ama bunu şimdi söyleyip kendimi methetmeyeyim.

      İlişkilerde terk eden mi terk edilen mi oluyorsunuz?
      Hep terk edilen olmayı tercih ederim. Terk edilmek iyidir, incilerin dökülmez.

      Neden ayrılırsınız?
      Saygısızlık ilişkiyi karşılıklı bitirir. Karşındakinin varlığına dünyadaki yerine ya da yapmak istediği şeye saygısız olmak.

      Hiç uyuşturucu kullandınız mı?
      Böyle bir şeye maalesef imkanım yok. Çünkü yaptığım iş böyle hataları affetmiyor.

      Denediniz mi hiç?
      Denemedim desem “Vay salak böyle bir şey vardı da niye denemedin” derler. Denedim desem daha fena olacak. Cevap yok.

      Programa konuk gelen kadınlar sizinle birlikte olmak istiyor mu?
      Tabii, çok olmuştur. Ama prensip olarak hayır. Ne asistanlarla, ne seyircilerle, ne konuklarla...

      Saçınızı boyuyor musunuz?
      Evet her aktör gibi boyatıyorum.

      Kendiniz mi boyuyorsunuz?
      Hayır, kuaföre... Üstelik kadın kuaförüne.

Okan Bayülgen Biyografisi
Okan Bayülgen söyleşisi       Okan Kaan Bayülgen, 23 Mart 1964'te İstanbul'da dünyaya geldi. Okul hayatına, İstanbul Göztepe'deki Taş Mektep'te başladı. Daha sonra İstanbul Şişli 19 Mayıs İlkokulu'nda ilkokula devam ederek oradan mezun oldu. Eğitimine Galatasaray Lisesi'nde devam eden Bayülgen müzik, edebiyat, folklor gibi kollarda etkin oldu. Ardından Bodrum Lisesi'nde en son olarak da Şişli Lisesi'nde okuyarak, 1984 yılında mezun oldu. Lise hayatından sonra Fransa Tours Üniversitesi - Hukuk ve Ekonomik Bilimler Fakültesi'nde Hukuk okumaya başladı. Daha sonra fikir değiştiren Bayülgen, aynı üniversitenin Ekonomi bölümüne geçti.Orada bir yıl okudu.Ardından Ekonomi eğitimini de yarıda bırakarak Türkiye'ye döndü ve Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuar Sınavları’nda başarılı oldu. 1989 yılında Mimar Sinan Üniversitesi’nde okumakta olduğu bölümü bitirdi ve aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Fakültesi’nde master yaptı. Okan Bayülgen, 1989 yılında Devlet Tiyatroları'nda yönetmen olarak çalışmaya başladı. Bu sıralarda "Genç Indiana Jones" dizisinin Türkiye'de çekilen bölümünde rol aldı. 1993 yılının sonunda ise Trabzon Devlet Tiyatrosu’na tayini çıktı. 1994 yılında ise Devlet Tiyatroları'ndan ayrıldı.

      Radyoculuk hayatına ilk olarak 1991 yılında Kent FM’de başladı. Burada "Son Saatler" adlı programı sundu.Ardından 1995 yılında Radyo Contact'ta çalıştı.1997 yılında Kiss FM'de "Okan Bayülgen On Air" programını sundu. Radyo D'de drive time'da "Hayat Bilgisi" programını yapan Okan Bayülgen en son 2001 yılında Radio Contact'ta drive time'da "Yol" programı ile karşımıza çıktı. Televizyon hayatına Satel TV'de klipler sunarak başlayan Bayülgen, 83 gece boyunca yaptığı "Gece Kuşu" adlı program ile tanındı. Daha sonra televizyon hayatına 100 gece "Televizyon Çocuğu" olarak devam etti. Gece şovlarından sonra "Utanmaz Adam" adlı televizyon dizisinde Şeref Haktanır'ı canlandırdı. Uzun bir aradan sonra "Zaga" ile geri döndü. Bu arada 2004 Eylül ayında ise "Size Baba Diyebilir miyim?" adlı dizide Aziz’i canlandırdı. 2005 yılı sezon sonunda, yedi yıldır ekranlarda olan "Zaga" ve bir yıldır ekranlarda olan "Herkes Bunu Konuşuyor" bitti. En son ise "Makina" adlı program ile bizlerle oldu...

Okan Bayülgen söyleşisi       Sinema hayatına 1996 yılında "İstanbul Kanatlarımın Altında" filminde Lagari rolü ile başladı ve ilk kez bir film için kafasını kazıttı. 1997 yılında "Ağır Roman" adlı filmde Gli Gli Salih'i canlandırdı ve "Sadri Alışık En İyi Erkek Oyuncu" Ödülünü aldı. 1999 yılında "Romantik" adlı filmde Ömer karakterini canlandırdı fakat film gösterime girmedi. 2000 yılında "Oyunbozan" adlı filmde Metin Kahraman karakterini canlandırdı ve ikinci defa bir film için kafasını kazıttı. 2001 yılında "Hemşo" ve "Komser Şekspir" filmlerinde başrol oynadı. Son olarak da 2002 yılında "Gülüm" adlı filmde rol aldı... 2006 yapımı olan "Sınav" adlı filmde ise Levent Lemi karakteri ile konuk oyuncu olarak yer aldı.

      Birçok firmaya katolog çekimi yapan Okan Bayülgen, çekimlerini Zekai Demir ile Madagaskar'da gerçekleştirdiği "Baobab Yolu" adındaki ilk fotoğraf sergisini 02 Mayıs 2006 tarihinde Dolmabahçe Sarayı Sanat Galerisi'nde açtı. Doğuş Power Center için çektiği "Yaşam Gücü" konseptli fotoğraflar ise 9 Kasım 2006 itibariyle Doğuş Power Center'da sergileniyor.

Kaynak: Vatan - okanbayulgen.blogspot.com




Google