Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Giyim - Moda
Güzellik - Bakım
Hamilelik - Annelik
Kadın Sağlığı
Magazin
Mutfak - Yemek



Sponsor Linkler:
Bahçelievler Anaokulu
Bakırköy Anaokulu
Converse tasarımcısından yeni koleksiyon ipuçları
Bu koleksiyonda hem müzik hem spor hem de Afrika var
Converse 2009 ilkbahar-yaz koleksiyonundan       Londra’nın leş ama trendi Doğu Yakası’ndaki bir otoparktayım. Buraya geliş amacım Converse‘in ilkbahar-yaz koleksiyonunun lansmanı. Otopark diyorum ama burası daha çok otoparktan bozma, galeri gibi bir yer. Converse’in sokak imajıyla da bütünleşiyor.

      Yüksek tavanlı mekan, koleksiyon içindeki irili ufaklı grupları sergilemek üzere bölümlere ayrılmış. En geniş bölüm markanın müzik temalı grubuna ait. Bu grubun teması “İngiliz istilası”. Söz konusu olan müzik ve Britanya olduğunda daha uygun bir başlık bulunabilir mi? Bildiğiniz üzere 1960’ların ortalarından itibaren İngiliz müzik gruplarının ön plana çıkmaya başlamasıyla müzik dünyasının kalbi de İngiltere’de atmaya başlıyor. Amerikan rock ve blues müziğinden esinlenen bu gruplar tarzları ile döneme damgasını vuruyor.

      Ve işte müzik dünyasını baştan sona değiştiren bu gruplar Converse 2009 ilkbahar-yaz müzik koleksiyonunun esin kaynağı. Ayakkabılara taşınan müzisyenler ve gruplar ise dünya çapında 200 milyon albüm satan Pink Floyd, tüm zamanların en iyi rock gruplarından The Who ve heavy metalin babası kabul edilen Ozzy Osbourne.

      Bir ayakkabının üzerinde ve şeffaf tabanında “The Kids Are Alright” albümünün kapağındaki İngiliz bayrağı yer alıyor, diğerinin üzerinde Pink Floyd’un “Dark Side of the Moon”unun albüm kapağı, bir başkasında The Who’nun logosu... Ozzy kendini çizmiş ve çizimleri Converse’in Chuck Taylor modelinin üzerinde hayat bulmuş; diğer bir Ozzy ayakkabısında ise bağcık yerine deli gömleği esintili kemerler var.

İlk basketbol ayakkabısını Converse yapmıştı
      Markanın “Heritage Basketball” koleksiyonundaki ayakkabıların üzerinde LA Lakers ve Boston Celtics takımlarının renkleri yer alıyor. Dünyanın ilk basketbol ayakkabısını üreten Converse bu mirası sahipleniyor. Bu koleksiyonda ince tabanlı modeller de var. Benim bütün koleksiyondaki favori ayakkabılarım bu ince tabanlılar.

      Markanın en moda sempatizanı ürün grubu, badminton çıkışlı Jack Purcell modellerden oluşuyor. Burnundan dolayı “gülen surat” diye adlandırılan Jack Purcell’lerin en dikkat çekici olanları metalik renkliler, boyanmış derililer ve yanları eskitilenler.

      Diğer bir duvarın önünde dev bir kaykay fotoğrafı, önünde de kaykaycı temalı grup yer alıyor. 1970’lerden beri Converse kaykay kültürüyle özdeşleşen bir marka. Bu ayakkabıların dilleri bekleneceği gibi geniş ve kalın.

Gelirin yüzde 10’u Afrika’ya
      Mekanın diğer bir köşesinde yer alan ve 2007 ilkbahar sezonundan bu yana Afrika’da AIDS, tüberküloz ve sıtma ile savaşan programlara finansal destek veren Global Fon’a katkıda bulunan Converse’in Red koleksiyonu tüm dünyadan 100 tasarımcıyı, müzisyeni bir araya getirip 100 ayrı model sunuyor. İlk kez bu yıl hayata geçirilen ve her sanatçının AIDS hastalığını ve “100” figürünü yorumladığı “Converse 1 Hund(RED) Artists” koleksiyonundan elde edilen gelirin yüzde 10’u Global Fon’a aktarılıyor. Bu koleksiyonda U2’dan Bono’nun da bir tasarımı yer alıyor. Ünlü müzisyen ayakkabısını pena desenleriyle süslemiş.

      Bu modellerden herhangi birine sahip olmak için şubata kadar beklemeniz gerekiyor tabii. Ama bu arada yüzlerce seçenek arasından hangisini alacağınıza karar verebilirsiniz.

      Ben derim ki, Red koleksiyonundan bir tanesini edinin ve şimdilerde herkesin unuttuğu Afrika’ya bir katkınız olsun.

“Metroda giderken tişörtlerimi dikiyorum”
Converse tasarımcısından yeni koleksiyon ipuçları       “Converse 1 hund(RED) Artists” koleksiyonunda bir tasarımı yer alan Andrew Mania dünyanın dört bir yanında çalışmaları sergilenen bir sanatçı. Eserlerini çizim, heykel veya kamera yardımıyla yaratan Mania’nın Converse için tasarladığı ayakkabının üzerinde “This is not a shoe; it’s a Mania” (Bu bir ayakkabı değil, bu bir çılgınlık) yazıyor.

      Ayakkabının üzerine neden böyle bir şey yazdınız?
      Ayakkabıyı tasarlarken Belçikalı sanatçı Magritte’in “This is not a Pipe” (Bu bir pipo değil) adlı resminden esinlendim. O, “Bu pipo değil, piponun resmi” demek istiyordu. Bu yüzden ayakkabının üzerine “This is not a shoe. It’s a Mania” (Bu bir ayakkabı değil, delilik) yazdım.

      Aklınıza gelen ilk fikir bu muydu?
      Bir resim yapıp ayakkabının üzerine bastıracaktım ama nasıl duracağından emin olamadım. Tişört de yapıyorum. Kumaş parçalarını tişörtlere dikerek resim yapıyor veya sevdiğim sanatçıların isimlerini yazıyorum. İlk yaptığım tişörtün üzerinde de “I’m not an Artist” (Ben sanatçı değilim) yazıyordu. Bu fikri ayakkabıya da taşımaya karar verdim.

      Ayakkabı tasarlamak bir eser yaratmaktan ne anlamda farklı?
      Bir sanat eseri yaptığımda o benim elimden çıkmış tek bir şey oluyor. Böyle bir tasarımın seri üretilecek olması ise farklı bir his. Çok sade olmasını istedim.

      Bu proje biraz bir şeyleri değiştirmeyle ilgili. Sizce sanat dünyayı değiştirebilir mi?
      Azıcık bile olsa evet. Çünkü insanlar hayatlarına okudukları kitaplar, dinledikleri müziklerle yön veriyor. Sanat da insanlara esin kaynağı oluyor. Yani dolaylı da olsa sanat dünyayı değiştirebilir.

      Sizce sanat ve moda arasında nasıl bir ilişki var?
      Birbirlerine esin kaynağı oluyorlar. Sanatçılar modadan pek hoşlanmıyor çünkü onlar eserlerinin sonsuza kadar kalıcı olmasını isterken moda sürekli değişen bir olgu. Ama moda hep sanattan ilham alıyor. Sanat da modadan ilham alıyor. Örneğin ben çalışmalarımda kumaş kullanıyorum. Kullanmak üzere kumaş tasarımları topluyorum. Bunun dışında moda dergilerinden görseller toplayıp çizimlerimde kullanıyorum. Bazen de moda dergilerine çekim yapan fotoğrafçılar benim eserlerimden yararlanıyor.

      Modayla ilgili hisleriniz neler?
      Modayla kafayı bozmuş değilim ama kendi kıyafetlerimi yapmaktan çok zevk alıyorum. Kıyafetlerimi kendim yaptığımda benim için daha önemli oluyor. Bence moda dünyası çok sahte.

      Moda tasarımcısı olduğunuzu hayal edebiliyor musunuz?
      Hayır, hayatları çok zor. İnsanları memnun etmek zorundalar, her sezon yeni bir koleksiyon çıkarmalılar, moda dünyasındakiler çok rekabetçi ve şirret.

      Nerelerden alışveriş ediyorsunuz?
      Genellikle ikinci el dükkanlardan veya giysilerimi kendim yapıyorum. Trende ve metroda kitap okumakta ve uyumakta zorlandığım için tişörtlerimi dikiyorum.

      Normalde Converse giyiyor musunuz?
      Aslında ilk Converse’imi birkaç hafta önce aldım. Şimdi çok yeni ve temizler, sanırım biraz kullanılmış görünmeleri gerek.

Yedi yıl ayakkabı giymeyen müzisyen
Converse tasarımcısından yeni koleksiyon ipuçları       Sergideki favori ayakkabım Amerikalı müzisyen Michael Franti’ye ait. Bunun tek nedeni ayakkabının tasarımını beğenmem değil, aynı zamanda Franti’nin hikayesi.

      Franti 2000’de aldığı bir kararla yoksulluğu protesto etmek için yedi yıl ayakkabı giymemiş. Önce bunu üç gün boyunca yapma kararı almış ve süre uzadıkça uzamış. Arada bir uçakta veya restoranda ayağına Crocs terlikler geçirmek dışında Franti sürekli yalınayak dolaşmış yani. Ve bu sayede adımlarını daha dikkatli atmayı öğrendiğini söylüyor. Franti, Red tasarımını hazırlarken kamuflaj desenden etkilenmiş. Tasarımıyla barışın ve AIDS ile savaşın önemini vurgulamaya çalışıyor.

Kaynak: Milliyet




Google