Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Dosya



Sponsor Linkler:
Akide Şekeri
Seyyar satıcılar yazın ne yapar?
Seyyar satıcılar yazın ne yapar? Dondurmacı arar gözlerim
      Yaz günlerinde akşama kadar gezip tozanlar için sıcaktan bunalmak, susamak ve yorulmak mukadder olur. Zor zamanlarda imdadımıza yetişen seyyar satıcılarımızın sergüzeşti bu haberdeki gibidir.

      Dondurmam Gaymak filmini izleyenler bilir. Filmin kahramanı Ali Usta için dondurma satmak varlık yokluk mücadelesi demektir. Ege'nin bir sahil kasabasında geçen hikâyede idealist dondurmacımız Ali Usta, köy köy dolaşarak büyük markalara meydan okur. Sıcakların iyice bastırdığı bugünlerde yol kenarında, meydanlarda ya da parklarda Ali Usta'lara rastlamamız mümkün. Dondurma, su, hatta dilimlenmiş meyve satan Ali Ustalar'ın filmimizin kahramanı gibi büyük firmaları alt etme derdi yok. Onların tek derdi var: Ekmek parası. Sıcaktan bunalan vatandaşların da tek derdi var: Serinlemek. Bu koşullarda arz ve talebin buluşmasına ne zabıta ne de hijyenik çekinceler mani olamıyor.

      Güneşin batmaya yüz tuttuğu saatlerde kendimizi önce Yeşilköy Sahili'ne, oradan da Sultanahmet Meydanı'na atıyoruz. Tabiri caizse Sultanahmet Meydanı'nda 'en kral adamlar' simitçiler ve mısırcılar. Belediyenin tasarladığı arabalarda, yerlerinden kıpırdamamak ve hijyen kurallarına dikkat etmek şartı ile istedikleri kadar satış yapma izinleri var. Geriye kalan dondurma, su, meyve ve oyuncak satıcılarının ise satış yapmasına izin verilmiyor. Yazın en çok dondurma, su, meyvelerden karpuz, erik, ekşi elma, acur ve kavun ile karpuzun olgunlaşmamış hali olan 'kelek' satılıyor.

Yazın en çok ne satılır?
      Mısır: Tarihi öneme sahip ayrıcalıklı bir ürün sattıklarından dem vuran mısırcılar seyyar satıcıların 'elit tabakası'nı oluşturuyor. Onlara göre 'mısır ve simit' Sultanahmet Meydanı'nın olmazsa olmazlarından. Belediyeye ödedikleri işgaliye parası karşılığında, cafcaflı arabalarında gönül rahatlığıyla hizmet sunuyorlar. Tanesi 1 TL'den günde 200-250 tane satılan mısırlar ucuz ve lezzetli oluşuyla yerli yabancı herkese hitap ediyor. Yazları mısır satanlar kışları da genellikle kestane satarak geçiniyor.

      Dondurma: 16 senedir, İzmir senin, Bodrum benim dondurma satan Hacı Mehmet Bey'i bu kez Yeşilköy Plajı'nda yakalıyoruz. Kepçesini 1 TL'den sattığı dondurmanın hafta sonu satışlarından memnun olsa da hafta içleri adeta sinek avlıyor. Yine de kazancının kendisi için yeterli olduğunu söyleyen Mehmet Bey kışları da inşaat işiyle ilgileniyor.

      Su tabancası: Yeşilköy Sahili'nde su tabancası satışları pek parlak değil. Özellikle hafta içi günde en fazla 2 ya da 3 tane su tabancası satılıyor. Baba mesleği dericilik olan Selçuk amca, kışları kadın çantası sattığını anlatıyor. Kendisi de Yeşilköy'de oturan satıcımızın hafta sonları elde ettiği ciro 60-70 TL'yi buluyor.

      Topaç: 13 kardeşin en küçüğü topaç satıcımız 15 yaşında. Ağrı'nın bir köyünden kalkmış İstanbul'a gelmiş. Yazlarını Sultanahmet Meydanı'nda topaç satarak geçiren küçük girişimci adayımız, İstanbul'da aşçılık yapan abisi ile birlikte yaşıyor. O da ileride abisi gibi aşçı olmak istiyor. Topaç satma işinden günde 30-40 TL kazanıyor ama belediye zabıtası ve çocuk koruma ekipleri ile ilgili duyguları karışık: "Kaçıyoruz, herkes bize bakıyor. Kapkaççı gibi görünüyoruz, utanıyoruz..."

      Soğuk su: 12 şişe suyu kucağına yüklenmiş 14 yaşında bir Ağrılı daha... Hal-i pür melali topaç satıcısından çok da farklı değil. Ne tekerlekli arabası var ne de içi buz dolu su kovası. Bu işte maharet sular ısınmaya başlamadan hepsini satabilmek. Yerlilere 50 kuruş, yabancılara 1 TL'den giden soğuk sular yazın iyi bir kazanç kapısı. Su satıcımız yaz bitince Ağrı'ya dönecek, 8. sınıftan okuluna devam edecek.

      Turist rehberleri: All İstanbul: City of Civilizations, Turkish Cuisine, Sainte Sophie, All of Turkey Map... Bu kitaplar İstanbul meraklısı turistlere 5 ile 10 TL arasında değişen fiyatlardan kapış kapış gidiyor. "Hiçbirimiz okumadık. Kışın şemsiye yazın kitap satıyoruz. Çocukluğumuzdan beri bu işi yapıyoruz." diyerek kendilerini tanıtan satıcıların turizm polisi ve polis güvenlik timleri ile başları belada. Her birinin en az 400-500 TL birikmiş para cezası var. İşgaliye paralarını ödeyip Sultanahmet Meydanı'nda belirli bir yer sahibi olmak istiyorlar.

      Uçan kuş Furkan: Güzel yaz günlerinde sadece uçurtma değil, Furkan da uçurabilirsiniz. Kurmalı bir mekanizmaya sahip minik kuş maketi kanat çırparak gökyüzünde bir daire çiziyor. Çocukları kendine hayran bırakan Furkan 5 TL'den satılıyor ama çok sayıda alınırsa indirim yapılabiliyor. Kışın tekstil alanında çalışan satıcımız, ramazan ayında da macun satıyor.

      Dilimlenmiş karpuz: Susayanlara en güzel alternatif karpuz. Çekirdeklerinden arındırılmış koca koca karpuz dilimlerinin sıralandığı tezgâha bir bakan bir daha bakıyor. Karpuz satıcısı konuşmaktan çekindiği için satışlara dair bilgi edinemiyoruz fakat tezgâha yaklaşan müşteriler iki karpuz diliminin 4 TL olduğunu öğrenince almadan geçip gidiyorlar.

      Erik: Yeşil eriği kim sevmez? Erik keseleri, 200 gramı 2 TL'den kapış kapış gidiyor. Günde 5 kilo erik satan tezgah sahibi asgari ücret kadar kazandığını söylüyor. "Belediye yakaladığı gibi tezgâhı götürüyor." diyen erikçimiz izinsiz çalışmaktan tedirgin. Her esnaf gibi o da ne kadar satabilirsem kârdır diyerek müşteri çekmeye çalışıyor.

Kaynak: Hürriyet




Google