Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Kariyer



Google'ın genç prensesi
Google'ın genç prensesi       Stanford Üniversitesi’nden mezun olduğu zaman önünde tam 12 iş teklifi vardı...

      O ise komşularının garajından küçük bir ofise taşınan Google adlı, o tarihe kadar ismi hiç duyulmamış bir şirketi tercih etti. Şimdi Google ne zaman bir teknolojik devrime imza atsa arkasından o çıkıyor.

      Geçen hafta “Sarışın haber spikeri ciddiye alınır mı?” başlıklı yazıma sarışın okuyucularımızdan “Ne uğraşıyorsun bizimle” şeklinde bazı tepkiler geldi. Bu hafta “kıvırmak” için elime altın değerinde bir fırsat geçti, kullanmamak olmaz. Belki Marissa Mayer adını hiç duymadınız ama Google, Gmail, Google Earth gibi internet uygulamalarını belki günde 100 kez falan onun sayesinde kullanıyorsunuz. Ve o bir sarışın...

      Mayer, Google’ın hem yüzü hem de her şeyi denilebilir. Google biraderler Larry Page ve Sergei Brin’in en çok güvendiği isim ve şirketin başkan yardımcısı. Aslında hikayesi 9 yıl öncesine Stanford Üniversitesi’nden yeni mezun olduğu 1999 yazına dayanıyor.

      1975 doğumlu bu alımlı genç kız, bilgisayar mühendisliği alanındaki üstün başarısı nedeniyle diplomasını aldığında, tam 12 önemli iş teklifiyle ödüllendirildi. Bir gün tek başına yaşadığı evinde eşofmanlarını çekip spagettisini mideye indirirken elektronik posta kutusunda, “Google’da çalışır mısın?” başlıklı bir mail gördü. O zamanlar Google nedir kimse bilmiyordu. Page ve Brin ise, komşularının garajında şu an efsane haline gelen arama motorunu hayata geçirmeye uğraşıyordu.

      E-postayı gönderen kişi Stanford’daki bir sınıf arkadaşıydı. Google’ın o sıralar 7 çalışanı vardı ama birçok yatırımcı, bu gençlerin çok büyük bir iş peşinde olduklarını düşünerek yeni kurulan şirkete para akıtıyordu. Marissa, kendisine iş teklifini gönderen arkadaşıyla birkaç kez yazıştı. “Görüşmeye gelirim ama bunu ‘evet’ olarak algılama” dedi. Google’ın garajdan çıkıp ufak bir ofise taşındığı günlerde Mayer, henüz 20’li yaşlarındaki bir genç mühendis olarak ofisin kapısını çaldı. İçeride kocaman bir masa tenisi masası ve çevresinde sandalyeler vardı. Ve tabii ki 300 kadar bilgisayar... Kapıyı açan ayağında terlik ve üzerinde eşofmanla Sergei Brin oldu. İlk intiba tabi ki olumlu değildi. Masa tenisi masasının aynı zamanda toplantı masası olduğunu, iş görüşmesi için masanın bir köşesine oturması istendiği zaman anladı. “Nereye geldim ben?” diye düşünüyordu.

GMail’e 2 yıl onay vermedi
      Page, Marissa’nın güzelliği karşısında büyülenmiş bir şekilde bütün görüşme sırasında hiç konuşmadı. Sergei ise matematik, istatistik ve bilgisayar algoritması sorularıyla Marissa’yı adeta sözlüye kaldırmış gibiydi. Marissa’nın beyaz tahtaya yazdığı formüller ve çizdiği grafikler ikiliyi öylesine etkiledi ki, ertesi gün yeniden görüşmek için randevulaştılar. Ertesi gün Marissa’ya, “Google’ı daha iyi bir hale getirmek için sence ne yenilikler yapmak gerek?” sorusu soruldu. Marissa’nın verdiği 2 yanıt Google’da işe girişinin kapısını açtı:

      1) Bu sistemle bu iş yapılmaz. Web sayfalarını iyi tarayacak bir sistem geliştirmelisiniz.
      2) Google News diye bir haber servisi kurmayı planlıyorsanız her şeyi tamamen yenilemeniz lazım, yoksa fena çuvallarsınız.

      Ve Marissa verdiği cevapları hayata geçirmek için işe alındı. Bunda da şaşılacak derecede başarılı oldu. Çok kısa süre içerisinde Brin ve Page’in yardımcılığına kadar yükseldi. Gmail, Google Earth gibi milyonlarca kişi tarafından kullanılan tüm hizmetler onun onayını almadan bizimle tanışamadı. Gmail’in Google’da tam 2 yıl boyunca şirket içinde kullanıldıktan sonra Marissa’nın onayını aldığını söylemek ne kadar mükemmeliyetçi olduğunu anlamaya yetecektir.

      Google’ın prensesi olarak nitelendirilen bu genç ve başarılı kadın artık tüm teknoloji gurularının saygı gösterdiği bir isim. Fotografik hafızası sayesinde bir kere gördüğü bir şeyi, aylar sonra tüm ayrıntılarıyla hatırlamayı başarıyor. Altında 150 ürün müdürü, 2 bin mühendis çalışıyor. Hayatın hakkını vermeyi de iyi biliyor. Yemekte Don Perignon içmeyi seviyor, ünlü modacı Oscar de La Renta ile bir akşam yemeği için 60 bin doları gözden çıkarabiliyor, stüdyo dairesinin yerini şimdi 5 milyon dolarlık bir malikane aldı. Birkaç yüz milyon doları da bu arada cebe indirdiği biliniyor. Hayatında tek eksiklik ise bir erkek arkadaş. Onunla yaptığı röportaj sırasında büyülenen Page ile bir dönem çıkmış olmalarına rağmen, “İki teknoloji delisinin aynı evde yaşamasının mümkün olmadığı” sonucuna varmışlar. O da zaten hayattaki en büyük aşkının Google olduğunu itiraf ediyor.

Kaynak: Zaman





Google