Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Kültür - Sanat
Televizyon



Sertab Erener'le söyleşi
Bir disiplin böcüğüyüm
Sertab Erener'le söyleşi       Sertab Erener, ‘çok iyi bir şarkıcı olmak’ hedefiyle başladığı müzik yolculuğunda daha yapacak çok şey olduğuna inanıyor. Başarısının sırrı ise bir şeye inanmak, tutunmak ve disiplinli olmak...

      Bunca yıldır ünlülerle söyleşi yaparım, şimdiye kadar böylesi bir tablo ile karşılaşmadım. Bu yıl Elidor’un global reklam kampanyası “Hayat Beklemez”in yıldızı olan Sertab Erener’le “Cafe Sohbeti” için Teşvikiye’deki Zazie’de buluştuk. Ünlülerin söyleşilere basın danışmanı, menajer, kuaför gibi çeşitli meslek erbaplarını getirmelerine de alışığım. Ama yanında, Paris’teki bir mağazadan internet yoluyla aldığı Çin çayını getirip içeni ilk defa gördüm. O yüzden de Erener’e ilk olarak bu çayın serüvenini sordum.

      Nedir bu çay olayı?
      6-7 yıldır çay seremoni yapıyorum evimde. Bir tür meditasyona eş değer bir şey bu sabahları. Bir tür ritüel. O ritüelde kullanılan çaylardan biri bu. Çinlilerin, Taoistlerin bulduğu 5 bin yıllık felsefi bir iş. Çayın güzelliği de kurutuluş şekli. Onlar çayın yapraklarını bizim gibi kesip ezip kurutmuyor. Onlar çayın yaprağını olduğu gibi kurutup, öyle kullanıyor. Hem seremonisi hoşuma gidiyor, hem de bana yaradığını hissediyorum. Antioksidan özelliği var bu çayın, kansere karşı koruduğu söyleniyor. Bildiğimiz yeşil çay. Normalde Çin’den aldırıyordum bunu. Çin’e de gitmişliğim, tea seremoni yapmışlığım var. Öyle keşfettim, bu da en iyisidir. Oulong Familyası diyorlar buna.

      ‘Tea seremoni’ dediğiniz nasıl bir şey?
      6 yıldır evimdeysem her sabah çay seremonisini yapıyorum. Bazen akşamları da yapıyorum. Çok fazla abarttığımda da uyku sorunu yaşıyorum. 2 saat sürüyor seremoni. Kaynamamış, 70-80 derece ısıtılmış sudan geçiriyorsun çayı... Sabah gözümü açıyorum başlıyorum içmeye. İki litre çayla detoks yapıp, vücudumu yıkıyorum, arındırıyorum.

      Elidor’un global reklam kampanyası “Hayat Beklemez” kampanyasının yıldızısınız. Sizin için “Hayat Beklemez” ne ifade ediyor?
      İnsan hayatında olanları ardı ardına takip ederse... Hayatı nasıl algıladığın, nasıl yaşadığın, neye değer verdiğin, hayat felsefen neyse genel olarak etrafındaki hayat da öyle organize oluyor. Hayat beklemez benim için anda olmak, şimdide olmak. Geçmiş ve gelecekle uğraşmadan, hayatı kaçırmadan zamanın kendisini değerlendirerek yaşayabilmek.

      “Hayat beklemez” deyip neleri geçirdiniz hayata?
      Normalde günlük yaşantımda da ben öyle yapıyorum. Hiçbir şeyi bekletmiyorum. Plana çok fazla inanmıyorum. Tabii ki konserlerim olduğunda bir plan dahilinde hareket ediyorum ama normalde içindeki sesi dinleyip onu yapmak gerektiğinden yanayım. Zihnin kurguladığı bir hayatı yaşamaktansa kalbinin sesini dinlemekten yanayım. Zihni bir şekilde çıkarmak lazım aradan.

      Hepimiz hayatta hiçbir şeyi ötelemeyeceğimize dair planlar yaparız ama dünyaya dalınca unuturuz onları?
      Kişisel bütünlük ve disiplin konusunda sen neredesin dersen, şunu söyleyebilirim. Ben gerçekten bir disiplin böcüğüyüm. Verdiğim kararları olabildiğince yerine getirme konusunda da kendimi eğitiyorum. Çünkü öbür türlüsünün insanı saptırdığı kanaatindeyim. Bir şeye karar verdiğinde ona inanacaksın ve tutunacaksın. İnanmazsan, o disiplini sağlayamazsan başarılı olamazsın.

      Sertab Erener’in 1992’de “Hişşşt hişşşt sakin ol” diyerek çıktığı müzik yolculuğunda hedefi neydi? Bugün o hedefin neresinde?
      İlk hedefim çok iyi bir şarkıcı olarak anılmaktı. Hedefim ün, şan, şöhret sahibi olmak değildi. Bütün derdim, “Bu kadın iyi bir şarkıcı ya” dedirtebilmekti. O yüzden de konservatuvarda eğitim alırken en büyük hayalim de oydu. Büyük bir operacı olmak, tarihe geçecek bir sese sahip olmak falan gibi... Ama işini biraz iyi yapar ve önemsersen, sözünü ettiğim disipline sahip olursan zannediyorum ün denilen şey de onun paralelinde geliyor. Peki hayalimin neresindeyim? “İyi şarkıcı” dedirteceğim hayali sadece bu coğrafya için geçerli değildi, dünyaya sesimi dinletebilmekti. Bunun için de adımlar attım. Şu an çok güzel yürüyor. Keyifle söyleyebilirim ki işin yarısına geldim. Bundan bir sonraki adım geniş bir coğrafyada “iyi bir şarkıcı” olarak anılabilmek.

      Eurovision evreninde bir tanınmışlığınız var. Bu yeni kapsama alanında kasıt neresi?
      Dünyayı kapsıyor. Tabii ki ulaşılamayacak coğrafya da var. Müzik business’in dönmediği Afrika ve apayrı bir kültürün egemen olduğu Çin’in dışındaki dünya.

      Bu kariyer, beklentinin içinde miydi yoksa beklentinin çok ötesinde miydi?
      Beklentimin çok ötesinde değildi. İnsan hayal ettiği kadar yaşıyor. Ben hayallerimi hep çok yükseklere koyduğumdan bu benim için olması gereken bir şeydi. Çok sevindim ama işte budur, sondur... Müziği de bırakırım artık noktasına gelmedim. Daha yapacak çok şey var diye düşünüyorum.

Eurovision favorim Şebnem
      Eurovision’da Türkiye adına bir tarih yazdınız?
      Umarım başkaları da bunu devam ettirir.

      Bunu devam ettirebilmek nasıl ve kiminle mümkün?
      Benim Türkiye’de tanıdığım, hayal gücüne inandığım, bir işe kalkıştığında ne kadar doğru ve mükemmel yapacağına yüzde 100 inandığım bir kişi var... Türkiye’de bundan sonra giderse başarılı olacağına canı gönülden inandığım bir kişi var; o da Şebnem Ferah’tır. Şebnem hem dünya standartında bir şarkıcı, hem de en az benim kadar inatçı... Bestesi ve dünya görüşüyle Türkiye’yi doğru temsil edeceğine inanıyorum. Türkiye’de Eurovision denince benim aklımda tek bir isim var; Şebnem Ferah. “Sertab bu işi niye başıma sardın?” diye bana dönebilir Şebnem, ama gerçekten benim arkadaşım, kardeşim. Bir tek onun için kalbimde böyle bir his var.

      Niye kızsın ki size? Ateşe atmıyorsunuz ki onu. Dünya vitrinine çıkacağı bir iş için öneriyorsunuz onu.
      Zor bir şey. İstemeyebilir, tercih etmeyebilir. Çünkü madalyonun öbür yüzü çok hoş bir şey değil.

      Nedir o?
      Kazanamadan gelmek.

      Değil kazanamadan gelen, sonuncu olarak gelen onlarca şarkıcı var bu ülkede? Sonunda ölüm yok ki!
      Doğru da bununla sen nasıl yaşarsın o önemli...

Amerika’da albüm çıkaracak
      Keşke yapmasaydım dediğiniz ne var?
      Yok.

      İyi ki yapmışım dediğiniz?
      Çok... İyi ki şarkıcı olmuşum, iyi ki Eurovision’a katılmışım, iyi ki Demir’le tanışmışım.

      Mutlaka yapmalıyım dediğiniz neler var?
      Yapmazsam eyvah, öldüm diyebileceğim bir şey yok ama yaparsam çok mutlu olacağım şeyler var. Biri tamamen bir dünya kariyeri. Hayalini kurduğum bir okul var.

      Konservatuvar mı, ilköğretim okulu mu? Nasıl bir okuldan bahsediyoruz?
      Başka bir okul. İnsanlık bilgisi veren bir okul. Ruhani bir okul yani. Krishna Murti adında bir filozofun kendi adına kurduğu vakfın okulları var Hindistan, İngiltere ve Amerika’da. Böyle bir okulu belki aynı vakıf altında devam ettirebilirim. Normal eğitimin yanı sıra insanın daha çok kendini tanımasına yönelik bilgilerin de verildiği bir okul bu. Çello çalan bir kıza aslında portakalın nasıl yetiştirildiğinin öğretildiği bir okul.

      Müzik adına ne gibi projeleriniz var ufukta? Amerika’da çıkacak albüm projesi ne?
      Ekim ayında bir DVD çıkaracağım. Geçen yıl verdiğim 15. Yıl konserinin DVD’si bu. Otobiyografi Konseri’min içinde bir de beni anlatan bir film var. Hayatımı, hayatıma giren insanları anlattığım bir film... Kendimi derin derin anlattığım bir DVD... Sonra 2009’un şubat ya da mart ayı gibi Türkçe albümüm çıkacak. Ama ben albümü aralık sonu teslim edeceğim çünkü orada çıkacak albüm için Amerika’ya gideceğim.

10 ismin çağrıştırdıkları
Demir Demirkan: Ruh ikizim
Sezen Aksu: En iyi dostum
Aşkın Nur Yengi: Şöyle diyeyim; birlikte başladık
Tarkan: Star
Levent Yüksel: Canım ciğerim. Şefkat beslediğim biri
Ricky Martin: Kariyerimde önemli
Kenan Doğulu: Coşkulu
Yücel Erener (Annesi): Ooo canım anam
Nizamettin Erener (Babası): O da canım babam
Serdar Erener (Ağabeyi): Her zaman idolüm

Kaynak: Milliyet




Google