Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Kültür - Sanat
Televizyon



Vildan Atasever oyunculukta sınır tanımıyor
Oyunculukta sınır tanımam
Vildan Atasever oyunculukta sınır tanımıyor       “İki Genç Kız”daki performanısyla Altın Portakal’da “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü alan Vildan Atasever, “Yüreğimin sesini dinleyip buralara geldim” diyor.

      İlk sinema filmi “İki Genç Kız”la Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü alan Vildan Atasever, rol aldığı projelerle her geçen gün adından daha çok söz ettiriyor.

      Aldığı Altın Portakal ödülünün ruhuna ışık gibi geldiğini dile getiren Atasever, “Ben şöhret değil, oyuncuyum” diyor.

      “Gece Sesleri” dizisi neredeyse üç haftada bir yayınlanıyor. Çekimler durduruldu mu?
      Evet, üç hafta yayınlanmadı ve ardından yeni bölüm yayınlandı. Tüm kanalların uyguladığı bir strateji var. Dört reklam kuşağı girmeleri gerekiyor. Bu inanılmaz kötü bir durum. Seven insanlar takip ediyor ama ne olursa olsun bizim için dezavantaj. Stoklu çalıştığımız için 20 gündür çekim yapmıyoruz. Bu durum ekibi de birbirinden kopartıyor. Tekrar sete gidince yeni baştan bir durum oluyor. Ama her şeye rağmen sokakta dizimizle ilgili çok güzel tepkiler alıyorum.m.

      Bölüm başına ücret alıyorsunuz. Yeni bölümlerin yayınlanmaması maddi olarak sizi nasıl etkiledi?
      Biz de maddi olarak zorlanıyoruz. İnsanlar dizilerin hemen çekildiğini ve çok paralar kazandığımızı sanıyorlar. Düşündükleri kadar büyük paralar kazanmıyoruz. Allah’a şükürler olsun ki bu krizde hâlâ işimiz var diye düşünüyorum.

      Dizide kuşak çatışması var. Siz gerçek hayatta ailenizle kuşak çatışması yaşıyor musunuz?
      Ailelerimizin yaşadığı dönemle, bizim yaşadığımız dönem tabii ki farklı. Ben bile benden 10 yaş küçük insanları görünce şaşırıyorum, tedirginlik duyuyorum. Teknolojiye biz bile yetişemiyoruz.

      Lise yıllarında çok çatışırdık. Mesela oyuncu olma sevdama çok kızarlardı. Arkadaşlarımla cafe’ye gidip oturmama izin vermezlerdi. Ama şimdi pek çatıştığımız söylenemez çünkü tam onların istedikleri gibi bir kız oldum (Gülüyor). Sakinim, evden dışarı adım atmıyorum. İşim ve evim arasında mekik dokuyorum. Ailemle zaman geçiriyorum.

      Dışarı çıkmayı neden tercih etmiyorsunuz?
      O kadar tehlikeli ki. İnsan sokağa çıkıp dolaşmaya korkar oldu. Hayat pahalı, kriz var, sokaklar kirli. Bir de büyüyorsunuz tabii. Zaman insanı sakinleştiriyor. Eskisi gibi her şeye pembe gözlükle bakamıyorsun. Daha çok sorguluyorsun. Dışarıda eğlenmek yerine evde arkadaşlarımla oturup sohbet etmeyi tercih ediyorum.

      Beş çocuklu bir aileden geliyorsunuz. Babanız oyuncu olmanızı istememiş. Nasıl ikna ettiniz?
      Ben memur çocuğuyum. Babam kızdıkça ben yalvarıyordum. Büyük bir çaba sonucu ikna ettim ama iki kez konservatuvar sınavlarına girmeme rağmen kazanamadım. Sonra TÜRVAK’a burslu girdim. Baktılar ki, ben gerçekten oyuncu olmak istiyorum destek olmaya başladılar. Babam hep “Ben polisim, sen avukat ol” derdi. Annem de nedense hep eczacı ya da öğretmen olmamı isterdi. Ama ben tüm bu isteklere rağmen oyuncu olmayı kafama koymuştum. Şimdi işimi çok severek yapıyorum.

      “İki Genç Kız” filminden sonra yıldızınız parladı. Buralarda olmayı hayal ediyor muydunuz?
      Hayalim oyuncu olmaktı ve onun için çok mücadele ettim. Oyunculuğumu her anlamda besledim. Okuldan mezun olduktan sonra hızlı bir şekilde ilerledim. “İki Genç Kız” romanını okumuş ve keşke film yapılsa ve ben oynasaydım demiştim. Seçmelere gittim. Yüzlerce oyuncu arasından seçildim. Ardından “Kadın İsterse” geldi. Şanslıydım, iyi isimlerle, iyi senarist, yönetmen ve teknik ekiple çalıştım. İçime çok inanırım. Hep yüreğimin sesini dinledim. Sonrası benim elimdeydi ve çok çalıştım, mücadele ettim.

Vildan Atasever oyunculukta sınır tanımıyor

“İki Genç Kız” dönüm noktam oldu
      Filmde lezbiyen bir kızı oynamıştınız. Oyunculuk anlamında sınırlarınız var mı?
      Aslında lezbiyen değildi. Birbirini çok seven iki kız arkadaştı. Ama dışarıdan bakıldığında herkes istediğini düşünebilirdi. Onların içinde yaşadığı sadece birbirine tutunmak, kol kanat germek, sırdaş olmaktı. Her şeyde olduğu gibi onda da insanlar önyargıyla baktılar. Öyle sınırlarım yok. Hayatta var olan her şeyi oynamak isterim. O kadar güzel ve insanı zenginleştiren bir iş yapıyoruz ki. Bu yaşamımda olmayacağım bir insan olabilmek, onun iç dünyasını araştırmak, tanımak, hayatın içine girmek, gözlemlemek çok müthiş bir duygu. Her rolü oynarım. Oynamam diye bir lükse sahip değilim.

      Oynadığınız projelerde çıplaklık, sevişme, çarpık ilişki durumlarında aileniz araya giriyor mu?
      Herkesin ailesi var. Kalkıp doktora gittiğinde, doktor ben seni tedavi ederim ama şurana bakmam diyebilir mi? Hayır diyemez. Benim işim buysa ben de gerektiğini yaparım.

      Rol aldığı ilk filmle ödül alan nadir oyunculardan birisiniz. Bu ödülün hayatınızdaki anlamı ve yeri nedir?
      Benim hayatımın dönüm noktası “İki Genç Kız”. Sinemaya çok kıymet veriyorum. O filmle oyunculuğa adım attım. Ödül de beni gururlandırıp daha çok teşvik etti. Nuri Bilge Ceylan, Ferzan Özpetek gibi isimler tarafından ödüllendirilince ruhuma ışık geldi.

      27 yaşındasınız ama hep daha yaş olarak küçük rolleri oynuyorsunuz. Bu sizi rahatsız ediyor mu?
      Hayır, etmiyor keyfini çıkarıyorum. Zamanı gelince zaten olgun kadın rolleri oynayacağım. Nasıl olsa yaşlanacağım o yüzden genç kız rollerini oynamanın keyfini çıkarıyorum.

Evliliğim ölene kadar sürsün istiyorum
      Erken yaşta evlendiniz ve boşandınız. Yeniden evlilik hayal mi sizin için yoksa her an olabilir durumu var mı?
      Kısmet, kader diyorum ben evlilik için. Eşim olacak insan tabii ki bir gün çıkacak karşıma. Yuva kurup çocuk sahibi olmayı çok istiyorum. Anne olmak çok istiyorum. Çocuğumun babası benim için çok önemli. Tedirginlik yaşamıyorum, her şey aynı olacak diye bir kural yok. Annem - babamın evliliği gibi olsun, ölene kadar olsun evliliğim istiyorum. Birlikte büyüyebileceğimiz biri olsun istiyorum. İnşallah bir gün böyle bir adam bulur ve telli duvaklı bir yuva kurarım.

      Ün, şöhret evlilik kurumunu sarsan bir etken mi?
      Hayatımda şöhret hiçbir şey değiştirmedi. Ben şöhret değil, oyuncuyum. İnsanlar beni tanıyor diye hayatımı değiştirecek değilim. Hayatım boyunca neysem o olacağım ve özümü yitirmeyeceğim. Evliliğe insan olarak bakmak lazım. Kadın erkek dengeleri vardır. Hiç tanımadığın bir insanla ilişki yaşıyorsun. Farklı ailelerden, farklı hayatlardan geliyorsun. Ben para kazanmaya başladım, şöhret oldum diye bitmedi benim evliliğim. Şöhretim diye eşimden ayrılacak kadar deli değilim. Bizim mesleğimiz suya yazılıyor. Yarın ne olacağımı nereden bileyim. Ne yıldızlar kayıp gitti bu ülkede... Kötü günümde yanımda olan insanları iyi günümde sırtımda, başımda taşırım. Onu bırakıp kenara atmam.

      Şu anda hayatınızda biri var mı?
      Hayatımda biri var ya da yok demem neyi değiştirecek? Bir kadın olarak ve yaşamış sorumlulukları olan bir kadın olarak özel hayatımı ailem dışında kimseyle paylaşmıyorum.

Kaynak: Milliyet




Google