Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Kültür - Sanat
Televizyon



Şarkıcılıktan film yapımcılığına Candan Erçetin
‘Gölgesizler’de hayatın kendini seyredeceksiniz
Şarkıcılıktan film yapımcılığına Candan Erçetin       Candan Erçetin şarkıcılıktan sonra film yapımcılığına adım attı

      Candan Erçetin, Yazar Hasan Ali Toptaş’ın 1994 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazandığı kitabı “Gölgesizler”den uyarlanan filmin hem yapımcılığını üstlendi hem de film müziklerini hazırladı.

      Malum, Candan Erçetin sık sık medyada yer alan biri değil. Özel hayatıyla ilgili konuşmak istemiyor, albümleriyle, yaptığı işlerle gündeme gelmeyi tercih ediyor.

      Bu duruşunu seviyorum Candan Erçetin’in. Şarkılarının yanı sıra, albüm öncesinde aşk hayatlarını ya da sektördeki rakipleriyle ilgili görüşlerini açıklayan “ünlü”ler kervanına asla katılmamasının da onu farklı kıldığı ortada.

      Uzun zamandır Hakan Karahan’la birlikte olan Erçetin, sevgilisiyle birlikte ilk kez bir film projesine imza attı. Ümit Ünal’ın senaryosunu yazıp yönettiği “Gölgesizler”de Hakan Karahan, Selçuk Yöntem, Arsen Gürzap, Taner Birsel, Altan Erkekli, Ertan Saban, Ahmet Mümtaz Taylan, İranlı oyuncu Taies Farzan, Ahmet Özaslan, Erdem Akakçe, Serkan Şenalp, Cem Özeren, Aydemir Akbaş, Onuryay Evrentan, Selda Özer, Umut Karadağ, Zeynep Kumral, Biğkem Karavus, Fuat Onan, Beyti Engin, Yiğit Kuşbeygi gibi çok sayıda oyuncu rol alıyor. Candan Erçetin şu günlerde filmin heyacanını yaşıyor. Gölgesizler, 27 Şubat’ta vizyona giriyor.

Kalabalık ortamlarda utanırım
      5 yıldır albüm çıkarmadınız, uzun bir zaman değil mi? Gerçi “Melek” albümünüzdeki her şarkı hâlâ dillerde, bu arada “Aman Doktor”u da unutmamak lazım... 5 yıl içinde neler yaptınız, çok şarkı yazdınız mı?
      Evet, 5 yıl çok uzun zaman. Gerçi yaşarken öyle gelmedi ama şimdi durup baktığımda epeyce uzun bir zaman olduğunu kabul ediyorum. Bu süre içinde konserler aralıksız devam etti. “Ezginin Günlüğü” albümüne “Gelmiyorsun” adlı şarkıyı, “Teoman”ın albümüne ise “Kim” adlı şarkıyı yorumladım. “Gölgesizler” filminin hem uygulayıcı yapımcılığını hem de müziklerini üstlendim. TRT’de 50 hafta boyunca canlı müzik programı “Beraber ve Solo Şarkılar”ı yaptım. Bir de tabii 2008 yılında 100. yaşını kutlayan Galatasaraylılar Derneği Başkanlığı görevim vardı. Yani hiç boş vaktim olmadı, tatil bile yapmadım. Yeni birçok şarkı sözü yazdım, epeyce malzeme toplandı şu aralar onları derlemekle meşgulüm.

Yeni albümün ne zaman çıkacak?
      Hedefim mayıs sonu, haziran başı gibi çıkması, ancak albümler bazen sizin hedefinize uymaz onların da tabiatı vardır.

      Sizinle ilgili merak ettiğim noktalardan biri şu. “Ünlü”ler genelde gündeme gelmek ve kalmak için özel çaba sarfediyorlar. Siz ise yıllardır bunun tam tersini yapıyorsunuz...
      Bu söylediğiniz stil şöhretçilik bize birçok konu gibi Amerika’dan gelip yapışmış bir üslup. Haklısınız birçok insan da bunu doğru zannedip benimsemiş durumda. Halbuki ne pahasına olursa olsun göz önünde olmanın yaptığınız işin içeriğine hiçbir faydası yok. Ben bu üslubun bizim kültür yapımıza ve beklentilerimize hiç uygun olmadığını düşünüyorum. Sizin şeffaf bir duvarınız var gibi. Bir açıdan Buzlar Prensesi gibisiniz. Mesafeli ama aynı zamanda da sanatıyla o buzları eriten birisiniz. Bu sizin için doğal bir refleks mi, yoksa kendinizle yaptığınız bir anlaşma mı?
      Hayır anlaşma yok sadece içgüdüler var. Aslında duvar falan da yok Sosyalleşmeye eğilimli bir karakterim olmadığını biliyorum ama beni ben yapan, hissettiklerimi şarkılar yoluyla paylaşmamı sağlayan da bu. Yani ulaşılmaz bir buz prensesi gibi görünüyor olabilirim ama ben kalabalık ortamlarda sıkılan, hatta utanan, bu yüzden geride duran biriyim.

Öykü’de star kumaşı var
      Türkiye’de popüler müziğin bugünkü durumu hakkında ne düşünüyorsunuz? Beğendiğiniz isimler var mı?
      Popüler müziğin sadece Türkiye’de değil tüm dünyada bir tıkanma sürecinden geçtiğini düşünüyorum. İstisnalar kaideyi bozmuyor ama yaklaşık 10 yıldır dünyanın da Türkiye’nin de star adayları çıkarmadığı bir gerçek. Bunda hem internet sürüncemesinin etkisi var hem de sosyo-politik yaşam sürecinin. Dedim ya istisnalar kaideyi bozmuyor, Öykü çok uzun zamandır gördüğüm star kumaşına sahip tek şarkıcı. Onun dışında tabii ki güzel yeni şarkılar da yapılıyor.

      Hadise’nin şarkısını nasıl buldunuz?
      Gayet eğlenceli, neşeli, Hadise de güzel. Eurovision koşulları için çok doğru bir seçim. Şans diliyorum.

BEYAZ TEN DAHA ESTETİK
Şarkıcılıktan film yapımcılığına Candan Erçetin       Bir kadın olarak kadınsal bir soru soracağım. Beyaz teniniz, siz asla beyaz teninizden vazgeçmediniz ve moda geçen yıl geldi sizi buldu, beyaz ten moda oldu. Siz hiç mi güneşe çıkmazsınız bunun özel bir nedeni var mı?
      Evet, 95 yılından bu yana güneşe hiç çıkmıyorum, bunda hem tenimin güneşe duyarlı olmasının etkisi var hem de beyaz teni daha estetik bulmamın. Ama laf aramızda zaman içinde bir başka şeyin daha farkına vardım. Dik güneş ışınlarına uzun süre maruz kalan ciltler çok daha çabuk yaşlanıyor.

Filmin şarkısını satmak istemedim
      “Ben Kimim” için farklı bir pazarlama yöntemi izlediniz. Bunun nedeni nedir?
      Filmin müzikleri genelde enstrümantal ve hepsi yeni besteler, ben “Telgrafın Telleri” ve “Olmaz İlaç” adlı şarkıları söyledim ve iki yerde kullandık, “Ben Kimim” ise bir anlamda filmin özetini yapan sözlere sahip yeni bir şarkı. Tüm bu malzemeyi bir film müziği albümünde bir araya getirip satışa sunabilirdik, ancak 4.5 yılı aşkın süredir albüm yapmadım ve bu kadar aradan sonra tek şarkılık bir film müziği ile çıkarsam bunun doğru olmayacağı hissine kapılarak şarkıyı hediye etmeye karar verdim. Sizin de bildiğiniz gibi Vatan Gazetesi internet sitesi ile başlayarak tüm dinleyicilerin şarkıyı tüm resmi sitelerden indirebilmesini sağladık. Bu arada internet kullanmayan dinleyicilerimizi biraz mağdur etmiş gibi olduk ama film görüntülerinin de yer aldığı klibi de hemen TV’lere ulaştırdık. Bence filmin doğası da bu şarkının satılmasını değil hediye olarak sunulmasını gerektiriyordu. Hiçlikler içinde aklı karışmış insanların çaresizliğini anlatan filmde bir şarkıyı star yapmak yerine o şarkıyı anlatıma aracı kılmayı daha doğru bulduk.

      Filmden söz açılmışken şarkının sözlerinden yola çıkarak bir fikir oluşuyor ama size göre neyi vurguluyor film?
      Film, hayatı sorgulayan ve sorgulamadan kabul eden insanların bir arada yaşarken başlarından geçenlerin öyküsü. “Gölgesizler” bir köyde geçmesine rağmen yaşadıkları sorunlarla şehirde de karşılaşıyor insan. Tek bir başrolü olmayan, ağırlıklı erkek roller üzerine kurulmuş olan filmin posterinde genç ve masum bir kız yer alıyor. Çünkü filmde karar verme hakkını elinde tutan erkeklerin kullandıkları gücün karşısında, önce kaybolup yıllar sonra hiçbir şey olmamış gibi çıkıp gelen, sırf köyün en güzel kızı olduğu için dağa kaldırılan sonra da sanki bu kendi seçimiymiş gibi suçlanan kadınların ve çocukları kaçırılan, bir hiç uğruna ölen, sorgulanmak adı altında işkence gören, özürlü olduğu için kilit altında tutulan annelerin, sessiz çaresizliği var. “Gölgesizler Kadınları”nın, bazen muhtar, bazen bekçi, bazen baba, bazen de koca sıfatıyla kabullendikleri ve gücünü sorgulamadıkları otoritenin kararları yüzünden yaşadıkları acıları kabullenişteki olgunlukları, bana hayatın kendisini seyrediyormuşum hissini veriyor.

      Film müziği yapmak ve final şarkısı nasıl aklınıza düştü? Sizi nasıl ikna ettiler, bu sizin için nasıl bir deneyimdi?
      Aslında ikna edilmeme gerek kalmadı, “Gölgesizler” uyarlaması başlangıçta benim de aralarında bulunduğum dört yakın arkadaşın ortak çalışmasıdır. Tabii ki hayata geçirilmesi çok daha büyük bir ekibin becerisi ile oldu ama dediğim gibi ben başından beri içindeydim. Zaten uygulamacı yapımcılık da bu dörtlünün iş bölümünün bir sonucu oldu. Ben filmin bu kadar içindeyken müziklerini bir başkasının yapması da çalışmayan kadının çocuğuna bakıcı tutmasına benzerdi, yani olmazdı. Az evvel anlattığım kadın meselesi ve yeri geldiğinde otoritenin de çaresiz kalışı, kendi içinde kayboluşu ve kimsesizliği ister istemez sorgulamaya itiyor insanı. Herkes bir şey olduğunu zannediyor ama gerçekten o zannettiği kişi mi, ya da yetersiz olduğuna inanan hakikaten yetersiz mi? Dürüstüm diyen dürüst mü? İşte bir köşeden durup genel fotoğrafı seyrettiğimde ve kendi içime dönüp baktığımda ortaya çıkan sonuç “Ben Kimim” oldu. Sorduğum soruların cevabını ben de arıyorum ama bildiğim tek şey bazı ellerde değersiz bazı yerlerde çaresiz olduğum, tıpkı “Gölgesizler”in içinden geçenler gibi.

İnternetten şarkı indirenler mağazadan CD çalmaz
      Son zamanlarda internet albüm satışlarını vurdu malum nedenlerle. Bazı Avrupa ülkelerinde internet üzerinden indirmelere karşı önlemler alınıyor, şarkı indirilirken tespit ediliyor. Bu tür uygulamalara nasıl bakıyorsunuz?
      Bu da çaresiz kaldığımız bir konu, hem de bütün dünya olarak. Evet, internet her geçen gün hızlanıyor hatta cebimize girecek kadar küçülüyor ama henüz hukuku oluşmadığı için, bazı çirkin gelişmelere karşı önlem almak için bir yaptırım yok. Dolayısıyla alınan önlemler de yetersiz kalıyor. Kişilik haklarının çiğnendiği yayınların ve küçük çocukların ulaşmaması gereken bilgilerin engellenmesi konusunda da internet suç işlenmesine çok açık bir ortam. Bu bakımdan internet hukuku geliştirilip yürürlüğe konmadıkça sadece sanatçıların emekleri değil herkesin günlük yaşamı da tehdit altında.

      Türkiye’de malum alım gücü çok düşük. Özellikle gençlerin cebinde harçlıkları sınırlı. İnternet’ten şarkı indirmek bu nedenle cazip hale geliyor. Sizce bu haklı bir bahane mi?
      Bence hiçbir neden hırsızlığa bahane olamaz. Ancak burada göz ardı etmememiz gereken bir durum var, bu gençler hem okullarda hem de aile içi eğitimde hırsızlığın kötü bir şey olduğunu, yapılmaması gerektiğini öğreniyorlar.
      Bugün internetten biraz da muzip bir yaklaşımla şarkı indiren gençlere “Gir şu dükkandan 1 CD, 1 DVD, 1 de kitap çal” dediğinizde yaptıramazsınız ama ne yazık ki internetten şarkı ya da film indirmenin de hırsızlık olduğunu öğretmiyor kimse, en azından şimdilik. İnternet hukuku olmadığı gibi internet ahlakı da henüz oluşmamış durumda.
      Ahlak yapısının da alım gücüyle bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Aklı başında birinin “Zavallı gençler satın alamıyor o zaman çalsınlar bakalım” diyebileceğini zannetmiyorum. Zaten indirenlerin çoğu da bir CD ya da bir kitap alma gücüne sahip olmalı bilgisayarları olduğuna göre.

      Bu sürecin yeni sanatçıların sektöre katılmasını zorlaştırdığı, albüm yapmayı olanaksız hale getirdiği söyleniyor, siz ne düşünüyorsunuz, yenilerin işi çok daha zor mu?
      Yenilerin sektöre daha çabuk katılmasına izin verdiğini de göz ardı etmemek lazım. Artık gençler kendilerini birtakım patronlara kanıtlamak zorunda değil. Çalışmalarını kayıt edip herkesin beğenisine sunabiliyorlar.
      Geleceğin müziği elektronik sistemler aracılığıyla dinleyicisiyle buluşacak bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ancak üretimin durmaması için müzik üretenlerin yaşayabilmesi, onların yaşayabilmesi için de müziğin bir şekilde paraya dönüşmesi lazım.
      İşte bu nedenle bütün dünya internet üzerinden müzik ticaretinin çarelerini arıyor, çeşitli yöntemler de bulunmuş durumda ancak iş gene dönüp dolaşıp hukukta kilitleniyor.

Şarkıcılıktan film yapımcılığına Candan Erçetin HAPİS HAYATI YAŞAMIYORUM
      Sizin de özel bir hayatınız var, bu özel hayatı özel kılmak için nelere dikkat ediyorsunuz? Yoksa bir hapis hayatı mı yaşıyorsunuz?
      Yoo hapis hayatı yaşamıyorum. Başkalarının özel hayatıyla ilgilenmeyen benim gibi düşünen birçok insan var. İstanbul’da hayata bakışı benim gibi olan birçok müessese var ben de o mekanları tercih ediyorum. Tabii ki ben gittiğimde gazeteci çağıran restoranlar da gördüm ama artık oralara gitmiyorum. Ayrıca sadece akşam gezmeleri değil yemek pişirmeye özel bir merakım olduğu için evimin alışverişini de kendim yapıyorum, yani günlük yaşamda da şehir sakinleriyle içiçeyim.

Kaynak: Vatan




Google