Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Kültür - Sanat
Televizyon



Yılların yaşlandıramadığı isim Erol Evgin
Küçükken şarkıcı olup, ünlü olunca bir sürü aşk yaşayacağımı hayal ederdim
Yılların yaşlandıramadığı isim Erol Evgin       Romantik şarkıları, güler yüzüyle Türkiye’nin bir dönemine damgasını vuran ve fenomenlerinden biri haline gelen Erol Evgin bugünlerde eski günlerini aratmayacak kadar popüler. Konserden konsere koşan, yarışma programı sunarak hareketli günler geçiren Evgin, 40. sanat yılını kutlamaya hazırlanırken Polenezköy’de 10 dönüm arazi üzerine kurduğu, 1000 ağaç diktiği çiftiğinin kapılarını Vatan’a açtı. Çocukluğunda çapkın bir playboy olma hayalleri kurarken Türkiye’nin en skandalsız ünlüsü olan Erol Evgin 40 yıldır koruduğu imajını, gençlik sırlarını ve Polenezköy’de kurduğu hayatı anlattı.

      Çocukların şarkı söylediği bir program sunuyorsunuz ve çok tuttu. Proje ilk geldiğinde ne düşünmüştünüz?
      Televizyonda bir şey yapmıyorsanız ortalarda yoksunuz, hep “Neredesiniz?” diye soruyorlar. Oysa 4 yıldır yoğun bir konser programı içindeydim. Beni heyecanlandıran bir proje olmamıştı ama bu proje beni çok heyecanlandırdı.

      “Çocukları etkiler mi” diye düşündünüz mü? Kaybetmek, kazanmak çocukları etkileyebilir?
      Tabii ki çocuklarla bir iş yapmak bıçak sırtıdır, zordur. Uzun uzun toplantılar yaptık. Bunun bir yarışma olmadığını, çocuklara bir şey kaybetmeyeceklerini ve bir şey de kazanmayacaklarını anlattık. Oyuna heyecan katmak için o haftanın en sevilen şarkısı seçiliyor. Pedagoglarla çalışıyoruz.

      RTÜK’ten bir uyarı aldı değil mi?
      Öyle bir uyarı geldi fakat sonra geri çektiler...

      Niye uyardılar, niye geri çektiler?
      “Çocuklar istismar ediliyor” diye bir dedikodu çıktı. Bir şovmen arkadaşımız “Çocuklar kullanılıyor” diye üst üste yayın yaptı. Çocuklarla bir şey yapmak onları istismar etmekse o zaman Oscarlı çocuk yıldızlar var. Kaldı ki uluslararası, AB ülkesinden alınma bir format.

      Süleyman Demirel sizi aramış değil mi?
      Evet aradı tebrik etti. Programı izliyormuş... “Çocukları okutalım” dedi. Zülfü Livaneli çok güzel bir yazı yazdı. Konuk olacak programa.

İsmimi temiz tutmak için paparazilerin gittiği ahşap iskelelerde yatmadım
      Siz nasıl bir dönemden geçiyorsunuz? Uzun bir aradan sonra ekranlara döndünüz...
      Buna Amerikalılar “Come back” derler “yeniden dönüş” yani ama bizde “Bit pazarına nur yağdı” derler. 2005-2006’da hit şarkılarımı albüm yapınca bir rüzgar esti. Programlar, konserler geldi, derken bu show başladı, bir yoğunluk oldu hayatımda. İyi oldu. Aralık’ta da yeni albüm gelecek.

      İstiyor muydunuz bu hareketliliği?
      Şarkı söylemeyi çok seviyorum. Hayatta en sevdiğim iş bu. Dolayısıyla zevkli ve keyifli bir dönem... Geçen hafta ENKA’da bir konserim vardı. Harbiye Açık Hava’da 40. yılımı kutluyorum. 40 şarkı söylemek istiyorum konserde.

      Bu camiada nasıl bu kadar temiz kaldınız? Ailenizi ve kendiniz nasıl korudunuz?
      İşimle eşimi çok fazla karıştırmadım. Eşim konserlerime gelir ama kulisime girmez. Mimar kendi işi gücü var. Bir de skandallarım olmadı. Onu bilerek yapıyor çoğu arkadaş. Oradan, magazinden besleniyorlar. Ama magazin çok tüketen bir şey, her gün yapamazsınız ki. Her gün haber olamazsınız. Bir süre sonra yıpratılmaya başlarsınız. Ben çok fazla magazinde olmamayı hep tercih ettim.

      Bu bilince nasıl vardınız?
      Amerika’yı gözledim işimde. En ünlü starların skandalları olmuyordu, bir iş yaptıkları zaman ortaya çıkıyorlardı. Yaptıklarınız kadar yapmadıklarınız da koruyor.

Playboy olmayı hayal etmiştim olamadım
Yılların yaşlandıramadığı isim Erol Evgin       Nedir yapmadıklarınız?
      Gece hayatınızın olmaması, herkesin gittiği gece klüplerine gitmemek... Şimdi Bodrum’da 3 -5 tane ahşap iskele var. Gidiyorlar orada yatıyorlar. Kardeşim orası dünyanın en güzel koylarının olduğu bir yer. Ne kadar çok yatacak yer var. Neden o tahtalarda kıç kıça yatıyor insanlar? Fotoğrafları çekilsin diye yatıyorlar. Orada paparaziler olduğunu biliyorlar ve yatıyorlar. Tahta bir iskelenin, bir sürü poponun, bacağın yanında yatmak insanın bütün imajını yok eder. İnsan yattığı zaman kaç yaşında olursa olsun göbeği bir tarafı sarkıyor. Mesela İstanbul’da gazetecilerin önünde durduğu bir sürü gece kulübü var. Oraya gidiyorsun sonra “Çekmeyin kardeşim” diye kavga ediyorsun. Niye gidiyorsun? Bunları isteyerek yapıyorlar. Oysa bir köşe yazarı bir cümle yazar, o küçüktür ama çok değerlidir. Haberin etkisi büyüklüğüyle orantılı değil.

      Işıklar altında parlak bir hayat, kadınların ilgisi sizi baştan çıkarmadı mı, eşiniz kıskanmadı mı?
      Kadınların ilgisi... Ben küçükken şarkıcı olup, ünlü olunca bir sürü aşk yaşayacağım diye hayal ederdim. Sonra evlendim hiç biri olmadı, büyük hayal kırıklığı yaşadım yani (gülüyor). 15-16 yaşlarındayken o zaman Avrupalı playboylar vardı, magazin haberleri gelirdi... Onlar gibi olacağım, bütün kızlar etrafımda dolaşacak diye hayal ederdim, hiç biri olmadı (gülüyor).

      Neden olmadı?
      Bir aile kurdum çocuklar falan olunca zaten...

      Huzurlu bir yaşamı tercih ettiniz.
      Tabii... Şaka yapıyorum... Eşiniz destek oluyor size. Onun tavrı çok önemli. O da inanıyor güveniyor, bir yerden sonra bunun işimiz olduğunu, aşk hayatının ayrı bir yaşam biçimi olduğunu kabul ediyorsunuz.

      Şarkılarınızın sözlerine baktığınız zaman hep romantik ve genelde sevgiliyi öven sözler var, şimdi ise “Allah belanı versin”e kadar varan yerici sözler var... Ne düşünüyorunuz?
      Sanatta başarılı olmanın önemli koşulu inandırıcı olmak. Onun için de samimi olmanız gerekiyor. Ben arabesk bir şarkı söylesem inanmaz ki kimse, “uymaz bu adama” derler. Benim şarkılarımı seçişimde hep hayata bakışım yaşamı algılayışım var. İnandığım şeyleri söyledim. O zaman iyi durdu bende şarkılar. Şiirsel derinliği olmayan, abuk sabuk şarkıları söylemem sevmem.

Haftada iki gün yoga ve pilates yapıyorum
Yılların yaşlandıramadığı isim Erol Evgin       Sizin yaşınız bilinmiyor değil mi? Yaşsız ünlülerdensiniz...
      Biliniyor da bilinmiyor... Söylüyorum tabii...

      Kaç yaşındasınız?
      Söylemiyorum... (Gülüyor) 60’ı geçtim.

      Ne kadar geçtiniz?
      Az geçtim... 62 yaşındayım. Söylüyorum çünkü söylemediğim zaman daha çok yaş yüklüyorlar. “Biz çocuktuk siz şarkı söylüyordunuz” diyorlar. E ben de çocuktum o şarkıları söylerken. Onu hesaba katmıyorlar.

      Peki neler yapıyorsunuz, yaşlanmamanın sırrı nedir?
      Ruhuma ve bedenime iyi bakmaya çalışıyorum. Ruh sağlığı beden sağlığı kadar önemli. İnsanın büyük hırslar, büyük ihtiraslar içinde olmaması gerekiyor. Kinler, kırgınlıklar, dargınlıklar yıpratan şeyler. Kimseyle bir husumetim yoktur; dünyaya iyi ve güzel bakarım. Pozitif düşünürüm. İyi, düzenli, huzurlu bir çevrem ve ailem var. Bunlar da beni genç tutuyor.

      Bir spor programınız var mı?
      Haftanın iki günü bir spor hocamız geliyor. Hakan Hocayla, yoga, pilates karışımı bir yöntemle haftanın iki günü, bir saat çalışıyoruz. Burada çimenlerin üzerinde yatıyoruz, kalkıyoruz. Her gün yüzüyorum, yürüyorum...

      Ajda Pekkan saatlerce spor yapıyor...
      Ben saatlerce yapmıyorum.

Bir Ajda Pekkan için yaşlanmıyor deniliyor bir de sizin için...
Bana erkek Ajda diyorlar... Ajda’nın erkek versiyonu... Yalnız yaşlanmamak değil, işi bırakmamak gerek; arkasında durmak ve bırakamamak...

Konserimde şort giyeceğim benim bacaklarım Ajda’dan daha taş
      Tarzınız klasikleşti... Danslarınız, vücut hareketleriniz hep bellidir, bambaşka bir şov ve dansla sizi hiç görecek miyiz?
      Mayo giyeceğim ben de (gülüyor). Şort giyeceğim, milli takım forması giymeyi düşünüyorum bu konserde. Geçen gün arkadaşlar dediler ki bir TV programında, “Konserde ne yapacaksın?” ben “Şarkı söyleyeceğim” dedim. “Nilüfer sahnede soyundu, Ajda Pekkan mayo giydi, sen ne yapacaksın. Ajda bacaklarını gösterdi sen ne göstereceksin?” dediler. “ Ben ne göstereceğim yahu... Milli takım formasıyla çıkayım benim bacaklarım Ajda’dan daha taştır” dedim. Ne de olsa erkek bacağı biraz bakımsızdır ama sağlamdır yani (gülüyor). Ben şarkılarımı söyleyeceğim...

      Ama görsel sürprizler de gerekmiyor mu bazen?
      Bazı sanatçılardan bekleniyor, bazılarından beklenmiyor. Benim konserlerim çok eğlenceli geçiyor, hikayelerle, stand-up gibi geçiyor.

      23 Temmuz’da şort giyecek misiniz gerçekten?
      Bir milli takım forması giyebilirim... Eh altı şort.. Alt taraf önemli... Belli olmaz sürpriz!

Bu evi eşim çizdi ben yaptım 10 dönüm araziye 1000 tane ağaç diktim
      Burada kaç yıldır oturuyorsunuz?
      20 yıldır. 20 yıl önce aldık ama hafta sonu evi gibiydi. Şimdi devamlı oturuyoruz. Doğayı çok seviyorum. Hiç sigara içmedim, burada hava çok temiz, çok oksijen var. 20 yıl önce bu tepeyi bulduk, aldık hatta birkaç yıl buraya kiracı olarak geldik. Sonra parayı denkleştirip aldık, yaptık... Bütün bu ağaçları ben diktim.

      Evi de siz mi yaptınız? Aslında mimarsınız değil mi?
      Evet, eşim çizdi o da mimar. Bütün ağaçları ben diktim. Burada tek bir ağaç yoktu; dümdüz bir çayırdı.

      Ne kadar ağaç diktiniz?
      10 dönüm araziye, 1000 ağaç diktim.

      Hepsini siz mi diktiniz? Küçük bir orman kurdunuz yani...
      Evet hepsini... Burada en çok Ladin ağaçları var, Polonezköy Karadeniz iklimine yakın olduğu için bu iklime uygun ağaçlar diktik. Ladin, kiraz ağaçları, çam türleri, elma, armut, dut, söğüt, kara yemiş laz kirazı denilen ağaçlar var... Onun dışında bostan var orada da domates, salatalık, biber de yetiştiriyoruz. Organik tarım yapıyoruz. Burası insanın hayatını uzatır, burada çok mutlu oluyorum.

Kaynak: Vatan




Google