Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Kültür - Sanat
Televizyon



Burcu Güneş ve Emre Aydın'la çok özel
Soğukluğumun nedeni çocukken yaşadıklarım
Burcu Güneş ve Emre Aydın'la çok özel       Burcu Güneş 12 senedir profesyonel olarak müzik piyasasında. Son albümünün üstünden bir yıl geçmişti ki içindeki canlı yanı gösterecek ‘Tamamdır’ isimli single çalışmasıyla geri döndü. Geçmişte daha klasik olduğunu , bundan sonra standartlarını zorlayacağını söyleyen Burcu Güneş, gelecek planlarının yanı sıra yaşadığı zorlu geçmişi de anlattı.

      Neden bir sene sonra albüm yerine single’la döndünüz?
      - Bu şarkı içimden gelen doğru bir his ve eylem. Albüm aralarında genelde iki yıl bekleniyor. İnsanların üretkenliğimi, işime aşkımı görmesini istedim. Ayrıca bana bir değişiklik ve hareketlilik getirdi.

      Nasıl bir değişiklik?
      - Yaz dönemlerinde yenileniyorum. Geçmişte belki daha klasiktim. Yaşım ilerledikçe onları geride bırakıyorum. Cesaretim ve içimde göstermediklerim daha ön plana çıkmaya başlıyor. İçim şu an gerçekten çok parlak ve canlı. Tıpkı soyadım gibi. Bundan sonra da bugüne kadar olmadığı şekilde her şeyde standartlarımın en üstüne çıkmaya çalışacağım.

      Bugüne kadar neden olmadı?
      - Demek ki olamıyordu. Örneğin deneyip de başarız olduğum danslı video klipler var. Bazı kliplerimde senkronlar bile oturtulamamış. Bunlar benim elimde olmayan şeylerdi. Artık farklı olacak.

      Bu kararları almak için neden bu kadar beklediniz?
      - Beklemedim. Bir şeyler yaptım ama istediğim gibi olamadı. Şirket, ekip, doğru zamanda doğru insanlarla çalışamama gibi şeyler yüzünden bunlar olmuş olabilir. PR da çok önemli. Yapımcılar beni billboardların bile gereksiz olduğuna ikna ettiler. Basın danışmanı tutmamaya çalışıldı.

      Şarkının ismi “Tamamdır”. Artık her şey tamamdır mı diyorsunuz yani?
      - Tabii. Bu çalışmada hepimiz çok yüksek hislere ve enerjiye sahiptik. Yaşadığım deneyimlerden ve tecrübelerden sonra da doğru işler ortaya koyabileceğimi gördüm ve bu işte taşlar tamamen yerine oturdu.

      “Bu klip çok konuşuldu” demiştiniz. Sonra konuşulmadığı iddia edildi...
      - Hayal dünyasında yaşamıyorum. Günde 650-1000 civarında dijital satışım var.

POPÇUYUM DİYE HERKESE CANIM CİCİM DİYEMEM
      Bazıları dış görünüşünüzü soğuk buluyor...
      - Gördüklerinin altında eğlenceli bir Burcu var. Bazen çocuk, bazen anne, bazen kadın, bazen erkek oluyorum. İnişli çıkışlı ruh hallerim var. Bunların hepsi benim. Bu yüzden de kendimden sıkılmıyorum.

      Televizyon programlarında hep ağır ve ciddi bir tavrınız var...
      - Erken yaşta olgunlaştım. 12 yaşındayken 20 yaşında arkadaşlarım vardı. Benimle her şeyi konuşurlardı. Şimdi de insanlar bana bir şey sorduklarında onları geçiştirmiyorum. Ciddiye alıyorum. Popçu olarak piyasaya girdiğim için herkese “Canım, cicim, kuşum” demek zorunda değilim. Benim tarzım değil. Tabii davranışlarımda başıma gelenlerin de etkisi var.

      Ne geldi ki başınıza?
      - Annemle babam, ben altı yaşındayken ayrıldı. Aile içinde kopukluklar oldu. Benim aileme sahip çıkmam gerekti. Dedem hastaydı. Kanser, felçli ve yatalaktı. Dedeme bakıyordum. Hastabakıcılık öğrenmiştim. İğne vuruyordum. Pek çocuk gibi yaşamıyordum.

      Ayrılığın ardından babanızla mı annenizle mi kaldınız?
      - 18 yaşıma kadar babamla büyüdüm. Babamın başka bir evliliği oldu. O evliliğin içinde de sorunlar oldu. İstenmediğimi hissettim. Babama yabancılaştım.

      Annenizle görüşüyor muydunuz?
      - Hayır. Görüştürülmüyordum. Annemin bana ulaşması engelleniyordu. 18 yaşıma yaklaşırken bir gün anneme kaçtım. Annemin başka evliliği de yoktu. Rahibe Teresa gibi bir kadındır.

      Bu yaşananlar ilişkilerinizi nasıl etkiledi?
      - Erkeklere olan inancım derinden sarsıldı. Ama en büyük hayalim hep mutlu bir aile kurmaktı. Daha doğru şeyler seçmeye çalıştım.

AŞKTA BENİ KARŞINIZDAKİYLE KONUŞMADAN ÖNCEKİ DUYGULAR ÇEKİYOR
      Aşk sözleri yazıyorsunuz. Çok aşık olan bir kadın mısınız?
      - Flörtöz ve aşka aşık olan bir tipim. Aşkta bir şeyleri karşınızdakiyle konuşmadan önceki duygular beni çekiyor.

      Bu soğuk duruş erkeklerin size yaklaşmasını nasıl etkiliyor?
      - Önce “Bir dakika her kuşun eti yenmez” diyorum. O cesareti karşımdakine vermiyorum. Karşımdakinin cesur olmasını istiyorum belki de. Sonuçta bu bir avlama ve avlanma oyunu.

      Siz avlayan taraf mısınız?
      - Kadınlar avlanılmayı bekler. Erkek avlamak ister. Biraz çekişme ve heyecan gerekiyor. Ben kolay elde edilen bir kadın değilim.

      Serkan Keleş’le bir yıldır birliktesiniz. Sizi nasıl tavladı?
      - O da bir süreçten geçti. Sporda karşılaşmıştık. O sabahları geliyordu. Sonra benim akşamları geldiğimi görünce akşamları gelmeye başladı. Dört ay bakışmalar, küçük muhabbetler başladı. Çok sağlam bir karakteri olduğunu fark ettim.

      Özellikle mi birlikte görünmüyorsunuz?
      - Allah beni seviyor. Basına denk gelmedik.

      Evlilik düşüncesi var mı?
      - Düşündüğüm bir şey. Bir evlilik olabilir mi, olursa yürür mü deniyoruz.

GAYLERLE ÇALIŞMAYA ÖZEN GÖSTERİYORUM
      Kıskanıldığınızı söylemişsiniz...
      - Evet. Ama orada müzik sektöründen bahsettim.

      “Gayler beni kıskanıyor” lafı nasıl çıktı?
      - Ben ne cins, ne ırk, ne din ayırmıyorum. Öyle bir yaram yok. Gaylerin, kadınların, erkeklerin aşağılık kompleksiyle yaşayanları var. Öyle yaşayan ve tanıştığı anda seni ezmeye çalışan insanlarla karşılaşıyorsun. Orada onu demek istedim. Yoksa gaylerle iyi anlaşıyorum ve onları çok seviyorum. Hatta onlarla çalışmaya özen gösteriyorum. Özel ruhları olduklarına inanıyorum. Mel Gibson gibi değilim yani.

Mutlu şarkı kalıcı olmaz
Burcu Güneş ve Emre Aydın'la çok özel       Emre Aydın (29), kimine göre rockun efkarlı prensi, kimine göre depresif şarkıların kralı. Ama o bunlara takılmıyor. Ne kadar şarkılarına uygun bir hayat yaşasa da aslında bir yandan gözlerinin içi ve yüzü sürekli gülüyor. Her soruya dobra cevaplar veriyor. Arabesk mi yapıyor? Pop rock mı söylüyor? Laflarına asla alınmıyor. Bildiği yolda hızla ilerliyor. Ne de olsa Türkiye’de pek çok pop stardan daha büyük bir hayran kitlesine sahip. Facebook üzerinde 1.283.000 üyesi var. Bu yazın en çok konser verenler isimlerinden biri. Şimdi Bir yandan da yazın başında çıkardığı “Kağıt Evler” albümünün başarısını sürüyor. Albümün üçüncü klip şarkısı Hoşçakal’sa bayramda ekranlara gelmeye hazır.

      Neden ikinci albüm için dört yıl beklediniz?
      - Planım iki yıl sonra ikinci albümü çıkarmaktı ama turne uzun sürdü. Dinleyici olarak şarkıların içime sinmesini istedim. Ayrıca menajerlik şirketimi değiştirdim. Kurumsal problemler oldu. MTV’de 2008’de Avrupa’nın En İyi Sanatçısı seçilmem de araya girdi. Hepsi eklenince dört yıl geçti. Bundan sonra bu kadar ara vermem.

      25 yaşından 30’a yaklaştınız. Hayata bakışınızda neler değişti?
      - Öncelikle durağanlaştım. Hayatı daha ağırdan alıyorum. Alternatif işlerden hoşlanmaya başladım. Eskiden daha çok yerli işler dinlerken artık Türkiye’de albümü bile basılmamış grupları dinliyorum. Seçici bir zevkim oldu.

      İlk albüm sonrası birden tanındınız. “Aman Allahım bana neler oluyor” dediğiniz oldu mu?
      - Bu durumu geç fark ettim. Turnedeydim. Küçük küçük yerlerde çalıyordum. 6-7 ay sonra baktım seyirci fazlalaşmaya başladı. Bir arkadaşım “Radyoda senden başka bir şey çalmıyor” dediğinde başarıyı anladım.

      Bu başarının sırrı neydi?
      - Bunu bende düşündüm. Bir sürü nedeni var. Zamanlama, ekip, o sıradaki canlılık, ülkenin durumu ve alım gücü gibi bir sürü etki var.

      Şarkılardaki yalnızlık hissinin etkisi yok mu?
      - Mutlaka vardır. Bu çok ortak bir his.

      Yalnızlık sözleri tutuyor, bu tarzda şarkı yazmaya devam edeyim diye düşündünüz mü?
      - Marketteki albümlerin çoğu daha kalıcı olacağı için aşk ve yalnızlık üzerine. Ama herkes aynı şeyi yapınca dinleyici açısından kabak tadı durumu oluşuyor. Bu yüzden önemli olan bu temayı nasıl sunduğunuz.

      O zaman mutluluğu anlatan şarkılar kısa vadeli mi?
      - Evet. Bu şarkılar uzun süre başarılı olmaz. Şansları yok.

AŞK KIYTIRIK BİR ACI
      Müzik tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

      - İlla bir sınıflandırma yapacaksam pop rock diyorum.

      İyi şarkı kriterleriniz ne?
      - Tamamen kendi zevkim. Sevmediğim şarkıyı asla albümüme koymam. Benim zevkim geneli yansıtıyor. Bu yüzden şanslıyım.

      Dışarıdan soğuk duruyorsunuz. Duygularınızı sözlere mi aktarırsınız?
      - Çok sosyal bir adam değilim. Eğlenceye düzenli vakit ayırmam. Tatile gitmem mesela. Arkadaş grubunun eğlence kaynağı da değilim ama soğuk da değilim. Sürekli hüzünlü bir adam olarak dolaşmam.

      Neler size şarkı yazdırıyor?
      - Yoğun hissettiklerim. Başımdan geçenler, bir haber, okuduğum bir kitap olabilir.

      Peki siz hiç mutlu hissedip öyle sözler yazmaz mısınız?
      - Şarkı yazmanın modu var. Mutlu olduğunuzda bununla uğraşmak istemiyorsunuz. Acayip acı çekerken zaten şarkı yazmak istemezsiniz.

      Nasıl bir acı olmalı?
      - Kıytırık bir acı. Elinizde enstürüman olursa onu şarkı yaparsınız. Ayrıca bütün kariyerinde mutluluk şarkıları söyleyen sürekli mutlu değildir.

      Aşk sözleri yazıyorsunuz. Aşk sizce kıytırık bir acı mı?
      - Evet. Aşk şarkı sözlerimde etkili. Çünkü dediğim gibi kıytırık bir acı. Aşk kısa vadede ağır gelen bir acı olsa da özünde kıytırık bir acı.

HERHANGİ BİR ŞEYİN KÜÇÜK EMRAH’I OLMAK İSTER MİSİN       Arabesk bir yanınız olduğu söyleniyor...
      - Bununla neyi kastettiklerini anlayamıyorum. Benim anladığım arabesk duygusu birinci albümde daha fazlaydı. Ayrıca hüzün arabeskse Shakespeare bile arabeskti.

      Sözleri kastediyor olabilirler...
      - Acı ve hüzün anlatımıysa evet, o tarafa dahil olabilir. ‘Bu yaz barlarda çok eğleneceğiz’ şarkıları yapmıyorum.

      Rock müziğin Küçük Emrah’ı benzetmesine ne diyorsunuz?
      - O üniversiteli arkadaşların boş zaman değerlendirmesi.

      Katılmıyor musunuz?
      - Sen herhangi bir şeyin Küçük Emrah’ı olmak ister misin? Bunu Emrah’a sorsan o bile katılmaz (Gülüyor).

AŞIK OLSAM DA SANA SÖYLEMEM
      Şarkı sözlerini yazdığınız kişiler onlara yazıldığını anlıyor mudur?
      - Anlaşılıyordur herhalde. Ama birebir mesaj vermek için yazılmıyor sözler. Arar iletişime geçerim bunun için albüm alıp bandrol bastırmanın anlamı yok (Gülüyor).

      Başka kadınların sözleri üstlerine alındığı oluyor mu?
      - Benim haberim olmadı ama olabilir.

      Kadın hayranlarınızın sayısı çok bunun nedeni sizce hangisi? a)fizik, b)müzik, c) cool duruş, d)hepsi...
      - Hiçbiri diyorum. Çünkü müzik tüketicisi kadınlar. Ayrıca sanatı da onlar ayakta tutuyor. Konserlere, sinemaya onlar gider.

      Şu an aşık mısınız?
      - Hayır.

      Zaten hep böyle cevap vermişsiniz...
      - Olsam da sana söylemem zaten (Gülüyor). Bu tip şeylerin merak edildiğini de düşünmüyorum. Konuşmayı da lüzumlu bulmuyorum.

      Yine de biraz konuşalım. Çok sık aşık olur musunuz?
      - Yok olmam.

      “Aşktan çok anlamıyorum” demişsiniz...
      - Evet. Zaten anlıyor olsam aşkı sorgulayan sözler yazmazdım.

      Bu laf kadınları hayal kırıklığına uğratmaz mı?
      - Çok romantik adamım, evde röpdeşambırla geziyorum, elimde de sürekli şiir kitabı var desem hayal kırıklığı yaratır.

YABANCI ALBÜM YAPACAĞIM
      MTV sonrası yurtdışında bir ekiple tanıştım. Ve çalışmaya başladım. Orada bestecilerden şarkılar geliyor. ‘Falling Down’ isimli şarkıyı çok beğendim. Geçen sene kaydettim. Ve single olarak dijital satışa sunuldu. O iş orada yabancı prodüktör ve söz yazarıyla kaydedildi. Yakın zamanda bir de yabancı albüm yapacağım. Yine yurtdışı için olacak.

Kaynak: Hürriyet




Google