Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Televizyon



Kavak yelleri: Oyuncular, röportajlar, bilinmeyenler
Kavak yelleri: Oyuncular, röportajlar, bilinmeyenler

Oyuncular:
Aslı Enver (Mine)
Aslı Enver (Mine)       Dizideki adı Mine (23 yaşında). Pera Güzel Sanatlar Lisesi’nden mezun olan ve şu anda Haliç Üniversitesi’nin tiyatro bölümünde eğitimine devam eden Aslı Enver, dizide canlandırdığı Mine karakteri hakkında şunları söylüyor: “Almanya’dan Türkiye’ye getirilmiş bir kız. Kasaba gibi bir yere geliyor ve Deniz’i kendine aşık ediyor. Mine erkekleri kullanarak bir şeyler yapmak istiyor. Kendine göre haklı sebepleri var. Ben de 12 yaşıma kadar İngiltere’de yaşadım. Mine karakteri bana zıt olmasına rağmen bazı benzer yönlerimiz de yok değil.” Genç oyuncu daha önce Hayat Bilgisi Dizisinde, Yapı Kredi, Lescon ve Molped reklamlarında rol almış.

Ayten Uncuoğlu (Ayşe - Mine'nin Annesi) Ayten Uncuoğlu (Ayşe - Mine'nin Annesi)
Doğum Tarihi : 24 Mayıs 1946
Eğitimi : Lisans
Rol aldığı diziler
  • Kavak Yelleri
  • Aliye
  • Haziran Gecesi
  • Dadı Ayten Uncuoğlu (d. 24 Mayıs 1946) Kavak Yelleri'nde Mine'nin anneannesi rolünü oynamaktadır. Dizide iyi kalpli birini de canlandırmaktadır.

    Dağhan Külegeç (Efe)
    Dağhan Külegeç (Efe) Dağhan Külegeç 18 Ekim 1978 doğumlu. Terazi burcunda. Sanatçı bir aileden geliyor. Ünlü tiyatrocu Altan Erbulak'ın torunu. Annesi televizyoncu Ayşe Erbulak, babası kaligraf Rıza Külegeç.
    Müzik: Bütün müzik türlerini seviyor. Eve gelince ilk yaptığı şey radyoyu açmak.
    Film: Her türlü filmi seviyor, özellikle müzikal filmleri
    Spor: Basketbol oynamayı seviyor. Evinin önündeki parkta sokak basketbolu oynuyor.
    Beslenme Alışkanlığı: Düzensiz besleniyor. Yemek seçmiyor.
    Televizyon Alışkanlığı: "Hayatı televizyondan öğrendim" diyor, yabancı sitcom dizilerini ve belgesel kanallarını seyretmeyi seviyor, sıkı bir televizyon izleyicisi
    İnternet: İletişim amaçlı kullanıyor
    Bilgisayar oyunu: Playstation
    Kitap: Kitap okumayı çok seviyor. Bir kitabı bitirmeden ötekini almıyor. En son Andre Bazin'in Orson Welles biyografisini okumuş.
    Olmazsa Olmaz: Yok
    Dövme: Vücudunda 5 tane dövmesi var
          Dizideki adı Efe(29 yaşında). Yedi sene yardımcı yönetmenlik ve reji asistanlığı yapan Dağhan Türegeç, Altan Erbulak’ın torunu… “Lise Defteri” ve “Hırsız Polis” dizilerinde de rol alan Türegeç, “Kavak Yelleri”nde ailesiyle arası iyi olmayan Efe karakterini canlandırıyor. Birçok dizide kamera arkasında çalışan Türegeç, oyunculuğu seçme nedenleri şöyle açıklıyor: “Montajdan gelen bir insanım ve zorla oyuncu oldum. Bizim endüstride kamera arkasında çalışmak gerçekten zor. Oyunculuk da zor ama daha çok para kazanıyorsun. Kamera arkası seni sömürdüğü için bir yerden sonra ’hayır’ deyip oyuncu oluyorsun.”

    Ege Aydan (Murat)
    Ege Aydan (Murat)       Ege Aydan (d. 1958, Ankara) Türk oyuncu. Özellikle İstanbul Kanatlarımın Altında filmindeki başrolü ile Kaynanalar ve Asmalı Konak dizilerindeki rolleriyle tanınır.

          Oyuncu Sevda Aydan'ın oğlu ve 1980'lerin basketbolcularından Efe Aydan'ın kardeşidir. Kaynanalar dizisinde, annesiyle birlikte rol almıştır.

          Kavak Yelleri dizisinde Deniz'in babası rolünü canlandırmaktadır. Bu dizide canlandırdığı karakter bir otel işletmektedir. Urla'da yaşamaktadırlar. Ege Aydan, Murat rolünü canlandırmaktadır. Dizilerinden bazıları:
  • Kavak Yelleri
  • Kısmetim Otel
  • Kaynanalar
  • Asmalı Konak

    Gülen Karaman (Leman)
    Gülen Karaman (Leman)       Bazı reklam filmlerinde seslendirme de yapar. Birçok dizide görev almıştır. Onlardan biri de şu anda oynadığı Kavak Yelleri'dir. Kavak Yelleri'nde Deniz'in annesidir. Dizilerinden bazıları:
  • Kavak Yelleri
  • Sahte Prenses
  • Azize

    İbrahim Kendirci (Deniz)
    İbrahim Kendirci (Deniz)       Dizideki adı Deniz (21 yaşında). İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı 3. sınıf öğrencisi… Osman Sınav’ın “Pars: Kiraz Operasyonu”nda Volkan karakterini oynadı. “Kavak Yelleri”nde romantik genç Deniz’i canlandıracak olan Kendirci, “Pars’ta uyuşturucu kullanan, serseri bir genci oynadım. Bu dizide ise beni temiz kalpli, romantik bir genç olarak izleyeceksiniz. Bu iki farklı karakteri aynı yıl içinde canlandırmaktan dolayı çok mutluyum” diyor. Liseyi Antalya’da okuyan İbrahim’in 3 yılı aşın süredir de bir kız arkaşı var. İlk aşkım dizisinde, Türk Telekom ve Caramio reklamlarında da rol almış.

    Pelin Karahan (Aslı)
    Pelin Karahan (Aslı)       Dizideki adı Aslı (23 yaşında). Kendisinin çok bakımlı bir genç kız olmasına rağmen canlandırdığı Aslı karakterinin erkek gibi bir kız olduğunu belirten Karahan, “Dizide ergenliği atlatmaya çalışan ve Deniz’e büyük bir aşkla bağlanan Aslı’yı canlandırıyorum. Ben genç kızlık yıllarımda birini beğendiğimde direk söylerdim ama Aslı söyleyemiyor. Aslı gerçekten ilginç bir karakter, onu canlandırmak benim için farklı bir deneyim olacak ” 7 eylul 1984 de Ankara’da doğan Pelin ortaokula kadar İzmir Ödemiş’te daha sonra Ankara Sokullu Mehmet Paşa Lisesinde eğitimine devam etti. Eskişehir’de turizm otelcilik okuduktan sonra reklam çekimleriyle kendisini tanıdık. Annesinin giyim tasarım işiyle uğraşmasından olsa gerek iyi giyinirmiş.

    ASLI ENVER: ŞÖHRET BENİ DEĞİŞTİRMEDİ.
    Aslı Enver (Mine)       13.10.2007 tarihli Milliyet gazetesinin Televizyon ekinde Aslı Enver ile röportaj yapılmış.

          12 yaşına kadar İngiltere'de yaşayan Enver, oyunculuk kadar şarkıcılıktada iddalı...İngiltere'de katıldığı solo ses yarışmasında birinci olduğunu anlatan 23 yaşındaki Enver ile "Kavak Yelleri" ni ve idaellerini konuştuk...

    Oyunculuğa nasıl karar verdiniz?
          İngilterede okurken bizim bir rahibe hocamız vardı.Okulun korosuna girdim.Hocamız sesimi farketti ve beni solo ses yarışmasına teşvik etti.Orada birinci oldum.O zaman yaşım küçüktü.Daha sonra Türkiye'ye geldik.Hayal gücüm çok iyidi hikayeler, şiirler yazıyordum.Ardındanda yazdıklarımı evde kendi kendime oynamaya başladım.Oyunculuk isteği bende böyle başladı.

    Dizinin çekimleri artık tamamen İstanbulda mı olacak?
          Evet, yaz boyu diziyi İzmir'in Seferihisar ilçesinde çektik. Şimdi dizide hepimiz Üniversiteyi kazandık ve İstanbul'a taşındık. Artık "Kavak Yelleri" İstanbul'da çekilecek.

    İstanbul dışında çekim zor mu?
          Oranın suyuna ve havasına alışmakta zorlandık. Çok sağlık sorunu yaşadım. Bir türlü oranın havasına alışamadım, vücudum bile şişti. Bizi mutlu eden ise halkın sevgisi oldu. Orada gerçek anlamda bir aile gibiydik.

    Siz ve ekip arkadaşlarınız birlikte bir çok kazalar atlattınız sizin başınıza gelen birşey oldu mu?
          Ben ilk başta çok ağır bir nezle atlattım. Dağhan, ayak parmağını kırdı. Sette çekimlerde İbrahim balkondan düştü, hastanelik oldu. Pelin de kas spazmı geçirdi. Kısa bize nazar değdi.i.

    Diziye başlarken bu kadar büyük ilgi göreceğinizi, her hafta gün birincisi çıkacağınızı tahmin ediyor muydunuz?
          Umut ediyordum. iş seçerken doğru bir seçim yapmışım. Seçtiğim projenin başarılı olmasından mutluyum. Doğru karar verdiğimi gördüm. Bizim dizimiz kış dizisiydi, ancak yaşanan aksilikler nedeniyle yazın ortasında başladı. Ama sonuç önemli, başarılı oldu.

    Şöhret sizi korkutuyor mu?
          Bu, şöhreti nasıl kullandığına hazmedip hazmetmediğine bağlı. Oyunculuğa şöhret için değil, sevdiğim işi yapabilmek için girdim. Aslında tiyatro yapmayı amaçlıyordum, ama bir yerde karnımı doyurmam ve bir yerden başlamam gerekiyor. Çünkü oyunculuk yaparak para kazanmak ve birikimim sayesinde tiyatro oynamak istiyordum. Dokuz yıldır bu işin içindeyim. Aynı zamanda Haliç Üniversitesi Konservatuar Bölümü'nde öğrenim görüyorum. Tanınmak ve şöhretli olmak hayatımda birşey değiştirmedi. Hayranlarım evime mektuplar gönderiyor. Bunlar güzel şeyler, sevildiğini biliyorsun...

    Pelin Karahan ile röportaj
    Pelin Karahan (Aslı)       Kavak Yelleri bir Ege kasabasında, başlarında kavak yelleri esen damarlarında deli kan dolaşan büyümek için sabırsızlanan dört gencin hikayesini işliyor. Bu ekipten biri de Aslı.. Bize Aslı'yı anlatırmısın?
    Pelin: Aslı 17 yaşında. Kasabada büyümüş üniversite sınavına hazırlanan bir genç kız. Ailesinin maddi sorunları var. Sınavı kazanmak zorunda ki hayatını garantiye alsın.Lise sonda okuyor Aslı, ama çalışmak zorunda da kalacak.Çünkü annesine ve ailesine destek olmaya çalışıyor.Babasına çok düşkün ve babası onun gözünde bir kahraman.Aslı nın Efe ve Deniz isminde çocukluk arkadaşları var. Çok iyi arkadaşlar ama Aslı bir yandan da genç bir kız tabii.Yavaş yavaş Deniz'e bir aşk beslemeye başlıyor.Ama bunu bazı durumlarda bastırmak zorunda kalıyor. İlk kez aşkı tatmış oluyor ve yeni bir kız geliyor, ona karşı kıskançlıkları doğuruyor. Aslı çok inatçı ve sert görünümlü bir kız. Kız gibi değil aslında biraz erkek gibi.

          Aslı maddi zorluklara rağmen okuyor.Hiç böyle bir süreç yaşadın mı ?
    Pelin: Orta dereceli bir ailenin çocuğuyum. Zaman zaman sıkıntılarımız oldu ama atlatıyorsunuz. Ailenin birbirine kenetlenmesiyle ilgili.

          Aslı ile Pelin'in örtüşen ve örtüşmeyen yanlarını senden öğrenebilir miyiz?
    Pelin: Ben tamamen içimden geldiği gibi canlandırıyorum Aslı'yı. Eğer ortak bir özelliğimiz varsa kameraya yansıyor.Bende çok inatçı ve kıskancımdır.Bazı şeyler örtüşmüyor mesela. O zamanlar da 'Ben olsam ne yapardım?' diyorum ve Aslı'nın hal ve tavırları çıkıyor ortaya. Aslı Deniz'e olan aşkını söyleyemiyor.Ben olsam söylerdim.Benim daha yumuşak yanlarım var, Aslı çok sert bir kız ama onu oynamak çok keyifli.

          Aslı'nın aile sorunları var.. Pelin de onun gibi aile sorunları yaşadı mı?
    Pelin: Çok girmeyeyim o konuya ama tek sıkıntım annem ve babamın ayrı olması. O da günümüzde sorun olmaktan cıkıyor. Annem beni çok güzel yetiştirdi.O konuda psikolojisi bozuk bir çocuk olarak büyümedim. Annemin ikinci evliliğinden de bir kardeşim var.

          Senin de hayatının herhangi bir dönemimde başında kavak yelleri esti mi ?
    Pelin: Tam o yaşlardayken geçti.Ben şimdi 23 yaşındayım.Aslı 17 yaşında, altı yıl öncesine bakıyorum, ne kavak yelleri esmiş...Ama çocukluktan çıkıp iş hayatına girince para kazanmaya başlayınca duruluyorsunuz ve daha mantıklı düşünmeye başlıyorsunuz.

          Kavak Yelleri sende eserken neler yaşadın?
    Pelin: Çok başına buyruk bir genç değildim.O zamanlar mantıklı gördüğüm şeyler şimdi bana çok çocukça geliyor.Evden ayrılıp üniversiteye gittim. Şimdi olsa yapmazdım.17 yaşında aileden ayrılmak bir genç kız için hiç de kolay değil.Ama iyi ki de yapmışım, hiç pişman değilim.

          Dört reklam filmini saymazsak bu ilk ciddi oyunculuk denemen.Olay nasıl gelişti nasıl fark edilip keşfedildin?
    Pelin: Ankara'dan İstanbul'a geldim okuldan sonra. Üniversitede okurken yazları staj yaptım otellerde ama o işin bana göre olmadığına karar verdim.Bodrum'da, Ankara'da çalıştım.

          İstanbul'a gelince ne oldu?
    Pelin: İnteraktif reklam hizmeti veren bir şirkette müşteri ve halkla ilişkilere baktım. O sırada, 'Ajansa yazdıralım seni' dediler.

          Kim dedi?
    Pelin: Ben istiyordum zaten. İstanbul'da geçinmek kolay değil. Ek gelir olurdu.Yüzümün uygun olduğunu söylediler.Bir şekilde ajansa kaydoldum ve yolun başındayken önüm çok açıktı.İki ayda dört reklam filmi çektik.Ajans yoluyla bana kast haberi geldi.Görüşmelere gittim, iki üç kez görüştük. Anlaştık.

          Kaç kişinin arasından seçildin?
    Pelin: Çok kalabalıktı.

          Bugüne kadar herhangi bir oyunculuk eğitimi aldınmı?
    Pelin: Benim hiçbir oyunculuk eğitimim yok. Diksiyon dersi bile almışlığım yok. Ama bu reklam çekimleri başlayınca ' bu işten keyif aldığıma ve bu işten para kazandığıma göre, bunun eğitimini almam gerek' diye düşündüm. Aslında sadece doğallıktan başlayan birşey bu.Eğitim almadığım için doğal olduğumu söylediler.Birtakım akademiler var bir yıllık, altı aylık.Bunlar iyi tiyatrocuların kurduğu akademiler. Onları araştırdığım zaman bu dizi çıktı karşıma.Çok iyi oyuncular, çok iyi bir kanal, çok iyi bir ekip...

          Yönetmenle ne konuştun sete gittiğinde?
    Pelin: 'Her zaman doğal oyna' dedi. Bende içimden geldiği gibi oynadım.Bizim ekibimiz çok güler yüzlü,rahat ediyorsunuz. İçimden gelenm her duyguyu rahat rahat oynadım.Ben işin eğlencesindeydim belki, ama bu iş benim içimdeki yeteneği fark etmemi sağladı. Çünkü çok iyi bir proje, çok iyi bir kanal. Beni de seçtiklerine göre, bir şey var demek ki.

          Yıllardan beri magazin dünyasını çok yakından takip ediyormuşsun...
    Pelin: Magazini takip ettim ama hiçbir zaman o kadar yakıdna değildi.Demet Akalın'ın kiminle evlendiğini ya da Bülen Ersoy'un hangi yarışmada jüri olduğunu bilirim, çünkü heryerde var. Haberde şov programında.

          'Oyuncu olsam, şunun gibi yükselsem' diye düşlerin oldu mu?
    Pelin: Hayır hiçbir zaman olmadı.'Ben çok utanırım' die düşünüyordum ama tersi oldu.

          Aslı rolüne nasıl hazırlandın?
    Pelin: Bir hazırlığım olmadı.Odada kendi kendime, ' Şöyle yapmalıyım böyle yapmalıyım' demedim.Oraya gittiğinizde o anda,o karakter çıkıyor içinizden. Yönetmen anlatıyor, okuyorsun ve oynuyorsun.Doğal bir şekilde yansıtıyorum.Yönetmen beni rahat bırakıyor.Bütün oyunculara karşı böyle bende onların bir parçasıyım.

          Oyunculuk eğitimi almamış olman büyük bir kayıp değil.Çünkü bu tarz oyuncu sayısı hiç de az değil.Ayrıca nota bilmeyen solistler bile var bu ülkede.Bu konuda Pelin, kendine ne kadar güveniyor?
    Pelin: Kafamda bu tarz bir iş yoktu.Reklam çekerken de yoktu.Bu dizinin başlamasıyla çok iyi şeylerin olacağına inanmaya başladım. Ama seçici olmak lazım.Ben seçici olursam bana köstek olmayacak insanlar olursa, içimde çok güzel şeyler var.

          Dizideki Aslı ÖSS ile savaş halinde... Eğitim sistemi sence düzgün mü , yoksa yapılması gerekenler var mı?
    Pelin yaşlarda ben ilk dershaneye gittiğimde deneme sınavına girmiştim ve eve ağlayarak dönmüştüm.'Annem buraya para yatırıyor ve ben yapamayacağım' demiştim.O kadar korkunç ki üç saatte seni kısıtlıyorlar.Yaptın yaptın,yapamadın gittin.Emeklerin tamamen boşa gitti.Yılmamak lazım. Gidişat iyi değil.Bu sürecin okul düzenine yayılması lazım. 3 saatte kalmamalı.Bu bir gencin hayalleriyle oynamak demek.Biz bu düzene ayak uydurup bir şekilde pes etmeden devam etmeliyiz yoksa olan yine bizlere olacak.

          Oyunculuk konusunda ne planlıyorsun?
    Pelin: Ben plansız programsız hareket ediyorum, ama bir sinema filmi teklifi geldi bile.TAbii ki oynamak istiyorum.Bundan sonra bir dizide de sinema filminde de ..Şu an değerlendirme aşamasındayım.Çok gencim çok farklı işler gelebilir, seçici olmak dikkatli olmak lazım.Acele etmeden her işi değerlendirerek devam etmem lazım. Bu dizi benim için çok önemli ama gelen teklifleri değerlendiriyorum.

          Bu bir yaz dizisi oldu...
    Pelin: Aslında yaz dizisi değil.Bu yaz başında başladı ama 2008 e kadar devam etsin istiyoruz.Biz çok umutluyuz.

          Televizyonda izlediğin diziler hangileri?
    Pelin:'İkinci Baharı çok severdim.Favorimdi.'Binbir Gece' , ' Avrupa Yakası' , 'Yaprak Dökümü' nü de izliyorum.Çok farklılar.Sitcom'u da çok seviyorum, ' yaprak Dökümü' gibi dizileride.

          Oyuncu olarak kimi ya da kimleri örnek alıyorsun?
    Pelin: Bu işlerde gözüm olmadığı için kafamda oluşmadı. Meltem Cumbul ,Zuhal Olcay ve Haluk Bilginer'i çok beğenirimBirçok isim var böyle.

          Bir genç kız olarak bu yaldızlı dünyaya girmek üzeresin.Bu seni ürkütüyor mu ?
    Pelin: Aslında çok ürkütmüyor. Kendime ve kişiliğime çok güveniyorum.Hırslı değilim yükseklerde gözüm yok.Gittiği yere kadar iyi bir şekilde ilerletmek istiyorum. Birileri tanıyacak sadece ama onun dozunu ayarlayabileceğimi düşünüyorum.Peşimden koşturtmayı sevmem.O durumlar bana göre değil.Kişiliğimden ödün vermeden insanları kırmadan ilişkilerimi devam ettirecetğim.

          Dizide Deniz rolündeki İbrahim Kendirci'ye sırılsıklam aşıksın.Peki gerçek hayatta aşkla aran nasıldır?
    Pelin: Ben severim sevgimi de belli ederim. Bir yıldır sevgilim var ve onu çok seviyorum.Sevdiğimi belli de ediyorum.Benim de lisede platonik aşklarım oldu.Karşı taraf hiç bilmedi bile.Ama büyüdükçe ilişkiler oturuyor.

          Bu durum onu rahatsız ediyor mu?
    Pelin: Çok güzel bir ilişkimiz var bunun için bozulmasından korkuyor olabilir. Belki kendi içinde birtakım düşünce ve sıkıntıları olabilir ama bana çok destek oluyor.En başta o bana cesaret verdi.Onu desteği olmasa ben bu işe giremezdim.İzmir'de çekiyoruz diziyi.Birbirimizi 1 ay göremiyoruz bazen.Ama o geliyor,ben gidiyorum. Bugün katıldığım bir programa cıkmadan önce bana 'İyi şanslar seninle gurur duyuyorum' diye mesaj cekti. Çok sevdiğiniz bir erkeğin desteğini hissetmeniz çok önemli.

          Mesleği ne?
    Pelin: Reklamcı.Reklam ajansı var.

          Hayallerinizde evlilik var mı?
    Pelin: Var tabiki. O benden dört yaş büyük. Düzenimizi oturttuktan sonra istiyoruz

    Dağhan Külegeç ile röportaj
    Dağhan Külegeç (Efe)       Altan Erbulak'ın torunu olan Külegeç, bugüne kadar A Takımı'ndan g.a.g.'a kadar pek çok televizyon programının kamera arkasında çalışmış. Yıllardır televizyon sektörünün içinde olan genç oyuncunun hedefi ise yönetici olmak ve patronluğun nasıl yapıldığını herkese göstermek.

    Kameranın arkasındayken önüne geçişiniz nasıl oldu?
          - Bir iki tane reklam filminde oynamıştım sonra Mustafa Altıoklar beni "Lise Defteri"ne aldı. Zaten ailem oyuncu; Altan Erbulak dedem, Sevinç Erbulak teyzem, hep kulislerde büyüdüm. Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'nda oynayan her oyunu yüz elli kere izlemişimdir herhalde. Yani zaten bu işin içindeydim. Ama oyuncu olayım diye bir çabam yoktu, bir gün Yazı Tura'nın seçmelerine gittim, Uğur Yücel beni orada cast'a aldı. O iş olmadı ama sonra Hırsız-Polis için tekrar çağırdılar ve diziye alındım.

    KASIRGA GİBİ ADAM - Uğur Yücel'le oynamak nasıl?
          - Ukalalık gibi algılanmasın ama bu dizi gerçekten çok farklı. Bir kere Uğur Yücel'le oynuyorsunuz, sesli çekiyoruz. Yani çok güzel parametreleri var. Lise Defteri'nden sonra insanın "Allah'ım teşekkür ederim" diyesi geliyor. Bence Hırsız- Polis kilometre taşı dizilerden bir tanesi olacak, hatta benim gözümde oldu bile.

    - Uğur Yücel'le karşılıklı oynamak nasıl?
          - Aslında rahat diyebilirim. Adam zaten bir kasırga, hortum gibi önünüzde duruyor. Oynarken de ister istemez sizi içine alıyor. O duyguyu yakalamamak için özel çaba harcamanız lazım.

    - S'nek TV'de yaptığınız Over Game de çok ilgi görüyor...
          - Over Game bir arkadaşımla birlikte yarattığımız bir iş. Kendimizi çekip, oyunların içine enjekte ederek başladık. Yani oyunların içine interaktif olarak giriyorduk. Televizyonda ise her hafta ünlü bir konukla ev ortamı içinde oyun oynuyoruz. Kısa olmasına rağmen çok eğlenceli bir program, ben bile izleyip kendime gülüyorum.

    - Play Station'a daha çok erkekler meraklıdır ama sizin programda kızlar da çok eğleniyor...
          - Ben işte bu görüşü kırıyorum. Mesela bir oyunu tanıtırken "Bu oyun kız arkadaşınızla olan ilişkinizi kurtaracak" diyorum. Genelde kız oyun oynamaz ve erkek bir şekilde onu oyuna adapte etmek ister. Ben de "Böyle oyunları bu tip insanlar oynamalı, şöyle bir insansanız bu oyunu çok seversiniz" gibi çözümler getiriyorum. Ama bu program başlayalı oyun oyun olmaktan çıktı ve iş oldu. Aslında ben çocukluğumdan beri oyuna meraklıyım. Dedem küçükken beni bilgisayarın başına koyardı ve "Bu seviyeyi geçemezsen sana yemek yok" derdi.

    OYUNU İŞE ÇEVİRDİM

    - Peki kız arkadaşınız oyunlarla bu kadar haşır neşir olmanıza bir şey demiyor mu?
          - Şu an kız arkadaşım yok. Ama olduğunda evet, öyleydi. Dengeyi kurmak gerekiyor işte. Ama annemin "Oğlum o makineyi dışarıya atacağım" diye bana çok bağırdığını hatırlıyorum. "Sinemaya git, kızlarla gez, bir şey yap ama Allah kahretsin oyun oynama" diye çok bağırmıştır. Ama işte o özelliğimden bir şey üretmeyi başardım. Oyun da oynasanız onu işe çevirebilirsiniz yani.

    - Programda yaptığınız talk show nedeniyle ileride başarılı bir şovmen olacağınızı düşünenler de var. Böyle bir hedefiniz var mı?
          - Yok, o çok zor bir yol. Ben küçükken, çocukluk saflığıyla sevdiğim, o zaman başımı okşayan birçok abi vardı. Ben büyüdüm, onlar da bir yere geldi. Şimdi onlara "Nasılsınız?" dersin, o size "Merhaba canım" der. Siz de "Aaa..." diye bakar üzülürsünüz, "Bu adama ne olmuş" diye düşünürsünüz. Çünkü o arada bir şey olmuş adama. İşte öyle olmamak lazım. Büyük komedyen olursunuz, şahane olursunuz ama öyle olduktan sonra hiçbir anlamı yok.

          Ali Taran'ın McDonald's reklamları çekiliyordu, onda rol verdiler. Sonra 'Lise Defteri'nde Serhat diye karaktersiz bir karakteri oynadım. Orada sete gelemeyen oyuncuların rollerini bana verirlerdi. Yine de orada çok şey öğrendim. 27 bölümde rol aldım. Sonra kendi projem vardı benim, Overgame. O işi yapmaya başladım. Overgame, Digiturk S'nek gençlik kanalında yayımlanıyor. Bir konuk geliyor, biz onunla hem oyun oynuyoruz, hem talk show yapıyoruz. Ondan sonra da bu dizi işi çıktı. İnsan çalışınca kendine güveni geliyor, gidip oraya şakır şakır oynadım o güvenle, tak diye aldılar. 10 bölümdür devamlı karakterim. Manitam var dizide. Ona takılan yavşakların üzerine gidiyorum. Uğur abinin çetesinin en ufak adamıyım.

    Son yıllarda hırsızlık yükselen bir değer oldu. Sence neden bu duruma geldik?
          Geldik işte abi. Babam küçükken 'Oğlum hayatta iki şeyi yapmayacaksın. Bir, hırsız olmayacaksın; iki, eşcinsel' derdi hep. Ben de hep kendi kendime 'Asla hırsız olmayacağım, eşcinsel olmayacağım' derdim. Milleti tek başına, başıboş bırakırsan her şey oluyor abi tabii. Piramidin tepesindeki adam neyse altı da odur. Altındaki iki adama nasıl davranıyorsan, o altındaki iki adam da altındaki dört adama öyle davranır. Sizin öyle mükemmel davranmanız gerekir ki altınızdaki adam da götürebilsin. Hani kulaktan kulağa değişir ya abi, öyle bir durum.

    Kusura bakma ama hiç hırsızlık yaptın mı?
          Yaptım tabii. Bizim aile hep hırsızdı, mesela üvey anneannem Füsun Erbulak ananas çalarken yakalanmıştı. Ben de bayağı çalardım küçükken.

    Senin uzmanlık alanın neydi?
          Bakkaldan çiklet çalmak gibi ufak tefek hırsızlıklar yaptım küçükken. Ondan sonra hırsızlığın ne olduğunu anladım ve bir daha da hiç yapmadım. Kendini kandırıyorsun sonuçta.

    'Sana hırsızlık serbest, bugün istediğini çalabilirsin' deseler ne çalardın?
          Bir tane kotum var, hep onu giyerim. Bir sene gider, sonra başkasını alırım. Çalmakla filan bir şeyim yok. Abi benle röportaj yapma yahu. Ben dünyanın en normal insanıyım. Herkes o kadar acayip ki. Ben şöyleyim, ben böyleyim, ay ben bilmem neyim. Ben normalim. Hiçbir aşırılığım yoktur.

    Bütün kolunu saran dövmelere ne diyelim o zaman... Neyse, gelecek için neler düşünüyorsun?
          Televizyon kötü diyorlar ya, ben televizyonun şu an bir şey yapabilmek için tek araç olduğunu düşünüyorum maalesef. Birilerine ulaşmak istiyorsanız, bu ihtilal bile olsa, televizyonu kullanıyorsunuz. Metafiziksel ihtilal de olur, silahlarla da olur. Televizyonla birilerine ulaşmak istiyorum ama bu sömürü olarak değil. Dizi yapalım da, para kazanayım değil yani, bir şey yapayım, seviyeli bir şey yapayım. Çünkü yapılan işler hep düzensizlik üstüne. Gerçek Veli Göçer'ler o dizileri yapan insanlar. Malzemeden çok fazla çalıyorlar. Nasıl patron olunacağını göstermek için de yönetimde olmak istiyorum. İyi bir model olmak istiyorum. Gelecekte kendini nerede görmek istersin diyorsan, yönetim diyorum. Elimi oraya koymak istiyorum. O taşın altına.

    Kaynak: kavak-yelleri-fansitesi.blogspot.com - kavakyelleri.org




    Google