Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Televizyon



Yaprak dökümü: Oyuncular, röportajlar, bilinmeyenler
Yaprak dökümü: Oyuncular, röportajlar, bilinmeyenler       Bütün hayatını beş çocuğuna iyi fikirler ve temiz ahlak vermeye adayan Ali Rıza Bey, bir haksızlığa göz yumması istenince kaymakamlık görevinden istifa eder. Kızı Necla da İstanbul’da üniversiteyi kazanınca, ailece İstanbul’a yerleşmeye karar verirler.

      Aileden kalma eski evin tadilatı, Leyla’nın üniversiteye hazırlık kursu, Necla ve Ayşe’nin okul masrafları derken Ali Rıza Bey’in emekli ikramiyesi erimeye başlar. Ali Rıza Bey yeniden çalışmaya başlar. Yeni işinde de ilkelerinden ödün vermesi istenince yine istifa eder.

      Şartlar artık daha zor olduğu için, Hayriye Hanım bu kararını desteklemez ve evde huzursuzluklar başlar. Askerden dönen Şevket bir bankada çalışmaya başlayınca Ali Rıza Bey’in yükü hafifler. Ama Şevket gönlünü evli bir kadına kaptırınca işler değişir. Ferhunde kısa zamanda dizginleri ele alır. Evin bütün düzenini değiştirir.

      Ferhunde’nin bitmek tükenmek bilmeyen istekleri, Leyla ve Necla’nın hesapsız harcamaları aileyi zor duruma düşürür. Ali Rıza Bey dirense de karşı koyacak gücü yoktur. Ekonomik gücüyle birlikte otoritesini de kaybetmiştir. Rüzgar sert esmekte, ağacın yaprakları birer birer dökülmektedir.

Yaprak dökümü: Halil Ergün(Ali Rıza Bey) Oyuncular
Halil Ergün(Ali Rıza Bey)
Gerçek Adı : Halil İbrahim
Doğum Yeri : Bursa
Doğum Tarihi : 08 Eylül 1946
Eğitimi : Lisans

      İznik''te doğdu. İlk ve ortaokulu İznik''te okudu. Haydarpaşa Pertevniyal Lisesinden sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesinde okudu. Halk oyuncularında "Teneke" adlı oyunla profesyonel oldu. Vasıf Öngören, Mustafa Alabora, Erdoğan Akduman ile "Ankara Birlik Sahnesi"ni kurdu. 1974 yılında Yılmaz Güney''in senaryosu olan "İzin" filmiyle sinemaya başladı.

2006 - Yaprak Dökümü : Ali Rıza
2004 - Büyük Yalan : Ethem
2002 - Pembe Patikler : Cihangir
1999 - Baba Evi : Mahmut

Yaprak dökümü: Güven Hokna (Hayriye Hanım) Güven Hokna (Hayriye Hanım)
Güven Hokna
2006 - Yaprak Dökümü : Hayriye
2003 - Kurtlar Vadisi : Nergiz Karahanlı
2002 - Zerda : Sultan Hanım
2002 - Havada Bulut : Gülizar
2002 - Kumsaldaki İzler : Nimet
1998 - İkinci Bahar : Neriman

Yaprak dökümü: Bennu Yıldırımlar (Fikret) Bennu Yıldırımlar (Fikret)
Eğitimi: Lisans
2006 - Yaprak Dökümü : Fikret
2005 - Maki : Iraz
2004 - Aynalar : Gül
2003 - Şapkadan Babam Çıktı
2002 - Bir Tatlı Huzur
2002 - Üzgünüm Leyla
2001 - Tek Celse
2000 - Hiç Yoktan Aşk : Nurgül

Yaprak dökümü: Caner Kurtaran (Şevket) Caner Kurtaran (Şevket)
2006 - Yaprak Dökümü : Şevket
2005 - Kırık Kanatlar : Öğretmen


Yaprak dökümü: Deniz Çakır (Ferhunde) Deniz Çakır (Ferhunde)
Eğitimi: Lisans
2006 - İşte Benim
2006 - Yaprak Dökümü : Ferhunde
2005 - İki Arada Aşk : Gizem
2004 - Kadın İsterse : Alev

Yaprak dökümü: Gökçe Bahadır (Leyla) Gökçe Bahadır (Leyla)
Doğum Yeri : İstanbul
Doğum Tarihi : 09 Kasım 1981
Eğitimi : Akademi

2006 - Yaprak Dökümü : Leyla
2003 - Hayat Bilgisi : Törpü Yeliz
2003 - Mühürlü Güller
2002 - Beşik Kertmesi : Teoman Bey
2001 - Tatlı Hayat

Yaprak dökümü: Fahriye Evcen (Necla) Fahriye Evcen (Necla)
2006 - Hasret : Songül
2006 - Yaprak Dökümü : Necla


Yaprak dökümü: Tolga Karel (Oğuz) Tolga Karel (Oğuz)
Eğitimi: Lisans

2006 - Yaprak Dökümü : Sansar/Oğuz
2005 - Ödünç Hayat : Renan
2000 - Evdeki Yabancı

Yaprak Dökümü Ropörtaj


Çilekeş Fikret
Yaprak dökümü: Oyuncular, röportajlar, bilinmeyenler       "Yaprak Dökümü"nün çilekeş kadını Fikret'i canlandıran Bennu Yıldırımlar, Fikret'i zor günlerin beklediğini söyledi.

      Çarşamba geceleri tüm Türkiye'yi ekrana bağlayan "Yaprak Dökümü" dizisinin öne çıkan ismi Bennu Yıldırımlar, "Fikret'e rahat yüzü yok, onu çok daha zor günler bekliyor. Kaynana Cevriye, Fikret'e hayatı zindan etmeye devam edecek. Ne de olsa kötülere bir şey olmaz" diyor.

      "Yaprak Dökümü", çarşamba geceleri seyirciyi ekrana bağlıyor. Böylesine büyük bir başarıyı bekliyor muydunuz?
      - Benim "Yaprak Dökümü" serüvenim tiyatroyla başladı. 400 küsür oyunda rol aldım ve her zaman bu ilgiyi gördüm. Halkımız bu öyküyü çok seviyor ve kendilerinde çok şey buluyor. Ben bu dizinin tutacağını biliyordum, yanılmadığım için çok mutluyum.

      Eski bir tiyatro oyuncususunuz. Tiyatroda seyirciyle birebir oynadınız. Dizi çekimlerinde bu duyguyu yakalamak zor olmuyor mu?
      - Bu bir deneyim meselesi. Ben 1990 yılında mezun oldum. Kamera serüvenim yeni başlamadı. Bu işe başladığımdan beri zamanımı hiç boşa harcamadım. Kamerayı ve o ortamın matematiğini çözdüğünüz zaman işiniz daha da kolaylaşıyor.

      Aslında biz sizi ilk olarak "Süper Baba" dizisindeki vurdum duymaz Elif karakteriyle tanıdık. Şimdi ise Fikret karakterinde tam tersi bir psikolojiyi yansıtıyorsunuz. Hangi karakteri canlandırmak sizi daha mutlu ediyor?
      - Ben rollerimi birbirinden ayıramam. Özellikle birbirine benzemeyen karakterleri canlandırmaktan mutluluk duyuyorum. Her karaktere kendimden bir şeyler katıyorum. Fikret bana çok yakın bir karakter değil tabii ki...

      Peki, ileriki bölümlerde Fikret’i neler bekliyor?
      - Fikret’e rahat yüzü yok, onu çok daha zor günler bekliyor.Kaynana Cevriye, Fikret’e hayatı zindan etmeye devam edecek. Ne de olsa kötülere bir şey olmaz.

      Dışarı çıktığınız zaman nasıl tepkiler alıyorsunuz?
      - Fikret karakteri olumlu bir karakter olduğu için insanlar beni seviyorlar. Tabii ki, evlenmeme karşılar ama romanı takip etmemiz gerekiyor.

      Fikret karakterinin bundan sonra size gelecek teklifleri etkileyeceğini düşünüyor musunuz?
      - Bunu zaman gösterir ama ben kendi açımdan zaten onun elemesini yapacağım. Aynı şekilde gitmek istemiyorum. Seçim sizin elinizdedir. Ömrünüz boyunca yapabileceğiniz şeyleri deneme şansınız var.

Gerçek anne kavramına uyduğumu düşünmüyorum
      Bu yoğun temponun içinde ailenize yeteri kadar vakit ayırabiliyor musunuz?
      - Gerçek anne kavramına uyduğumu düşünmüyorum. Çünkü sabahtan akşama kadar evde oturan veya belli saatler içinde çalışıp evine giden bir kadın değilim. Doğal olarak aile içindeki sistemimiz daha farklı gelişiyor.

      Peki, Ada’nın "Anne seni çok özlüyorum" dediği zamanlar oluyor mu?
      - Özlediğini direk söylediği de oluyor ama Ada duygularını daha çok içine atan bir çocuk.

Kalıcı yapımlarda oynamak isterim
      1998 yılından beri sinemayla ilgili hiçbir projede yer almadınız. Şu sıralar gelen teklifler var mı?
      - Evet, birçok proje için teklif alıyorum. Tabii illa bir sinema filmim olsun diye de her gelen teklifi kabul edemem. Akılda kalıcı projelerde yer almak istiyorum.

      Bir projeyi seçerken öncelikle nelere dikkat edersiniz?
      - Senaryonun ayaklarının yere basması benim için çok önemli. Ben insanlara güvenmeyi severim ama ne kadar güvenilir bir ortamdayız bilmiyorum. Onun için daha dikkatli olmalıyız.

Hayal ettiğim bir rol yok
      İçinizde hep olan, canlandırmayı hayal ettiğiniz bir rol var mı?
      - Öyle bir rol yok inanın. Ben ayakları yere basan, tüm boyutlarıyla insan olan karakterleri oynamayı isterim. Karakter demek insan demektir, bunu söylerken yan rol demek istemiyorum. Bizde karakter yan rol olarak algılanır.

      Neden böyle bir ayrım yapılır sizce?
      - Bilmem, bilgisizlikten herhalde...

Leyla'nın hüznü yüzüme yansıyor
Yaprak dökümü: Oyuncular, röportajlar, bilinmeyenler Gökçe Bahadır için kariyerinin asıl dönüm noktası "Yaprak Dökümü" oldu.

      Daha önce "Hayat Bilgisi" dizisinde rol almıştı, ama Gökçe Bahadır için kariyerinin asıl dönüm noktası "Yaprak Dökümü" oldu. Dizide eşini kız kardeşine kaptıran Leyla adlı melankolik bir kadını canlandıran Bahadır, nasıl bu kadar inandırıcı oynayabildiğini "Leyla’nın yaşadıklarını düşündüğüm zaman, ister istemez o hüzün yüzüme çöküyor" sözleriyle açıklıyor.

      Sizi neredeyse herkes "Yaprak Dökümü" dizisiyle tanıdı. Öte yandan yakaladığınız şöhrete rağmen basında pek yer almıyorsunuz. Öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
      - 1981-İstanbul doğumluyum. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde oyunculuk eğitimi aldım. Daha sonra da bir ajansa kaydoldum ve oyunculuğa başladım.

      Nasıl başladı peki oyunculuk maceranız?
      - Ajansa kaydolduktan kısa süre sonra "Hayat Bilgisi" için teklif geldi. Birden kendimi oyunculuğun içinde buldum diyebilirim

      "Yaprak Dökümü" için teklif geldiğinde tedirginlik yaşadınız mı?
      - Fazlasıyla... Açıkçası bu rolün altından nasıl kalkacağım diye çok düşündüm. Zor olduğunu biliyordum ama başarmalıydım. Her şeyden önce dizinin bir romandan uyarlanmış olması ve sonunun bilinmesi dezavantajdı. Her şeye rağmen üstesinden geldiğime, başardığıma inanıyor ve başarmanın verdiği hazzı yaşıyorum.

      Dizinin ilk sezonunda kendi içinde problemleri olan birini canlandırıyordunuz. İkinci sezonda ise bu sorunlar dışarıya da yansıdı. Herkes rolünüzün hakkını verdiğinizi düşünüyor. Siz ne diyeceksiniz?
      - Bunun için elimden geleni yaptım. Beğenildiyse ne mutlu bana... Asıl senaristlerimize çok teşekkür ediyorum, çünkü ikinci sezonda bana çok güzel bir rol yüklediler.

      Leyla pembe paltoyla birlikte çok şeyi üzerinden sıyırıp atmış gibi görünüyor. Gerçekten öyle mi? Yoksa Ali Rıza Bey’in "Leyla ellerimin arasından kayıp gidiyor" sözünden etkilendiği için rol mü yapıyor?
      - Leyla ile babasının arasındaki bağ inanılmaz... Paltoyu çıkarmasında da babasının çok büyük payı var, çünkü babasına çok üzülüyordu... Ama bana kalırsa Leyla düzelmez.

      Bu karakterde yakaladığınız başarıyı neye bağlıyorsunuz?
      - Leyla’yı düşünüyorum. Doğuştan gelen bir şey olsa gerek, düşündüklerim yüzüme vurur benim... Üzüldüğüm zaman saklayamam mesela... Leyla’nın yaşadıklarını düşündüğüm zaman da ister istemez o hüzün yüzüme çöküyor.

      "Hayat Bilgisi"nde Perran Kutman, "Yaprak Dökümü"nde ise Halil Ergün ve Güven Hokna gibi usta isimlerle rol aldınız. Onlardan neler öğrendiniz?
      - Çok şey... Oyunculuğumun bu kadar ilerlemesini özellikle Perran Kutman’a borçluyum. "Hayat Bilgisi"nde hep onu takip ettim, birçok açıdan kendime örnek aldım. Halil Ergün ve Güven Hokna’dan da çok şey öğrendim.

      Bir röportajınızda "Hayat Bilgisi’nden sonra daha iyi projelerde yer almak istiyorum" demişsiniz. "Yaprak Dökümü"nden daha iyisi olamazdı herhalde, değil mi?
      - Evet, aynen öyle. Bundan sonra işim daha da zorlaştı. Çünkü insanlar sizi hep daha da iyilerinde izlemek istiyorlar.

      Verdiğiniz tüm röportajlarda aykırı tipler canlandırmak istediğinizi söylemişsiniz. Neden böyle bir şey istiyorsunuz?
      - Ben hayatın içinden insanları oynamayı seviyorum. Mesela bir eroinmanın veya şizofrenin duygularını merak ederim ve onları canlandırmayı isterim.

Bana duyulan nefret her gün biraz daha artıyor
Yaprak dökümü: Oyuncular, röportajlar, bilinmeyenler       Yaprak Dökümü'nün Necla'sı Fahriye Evcen, Tempo dergisine konuştu.

      Dizide kız kardeşinin kocasıyla kaçan Necla'yı canlandıran Fahriye Evcen, insanlarda yarattığı nefret duygusunun artık günlük yaşamda da kendini hissettirmeye başladığını söyledi."Beni daha önce de yolda durduruyorlardı. Ama dizide oynadığım Necla karakteri eniştesiyle kaçınca, bu nefret daha da arttı. İzleyiciler yolda kolumdan tutup, 'Ablaya böyle yapılır mı?' diye kızıyorlar. Demek ki çok kaptırıyorlar kendilerini. Aslında İnsanların beni bu kadar tanıyacaklarını hiç hayal etmemiştim. Eve gittiğimde, hâlâ bunlar olmamış gibi hissediyorum. Bir türlü alışamadım."

      Eniştesiyle kaçan bir kızı oynadığınız için yolda sizi durdurup kızanlar oluyor mu?
      Tabii canım. Kaçmadan önce de yolda durduruyorlardı. Ama dizide oynadığım Necla karakteri eniştesiyle kaçınca, bu nefret daha da arttı. İzleyiciler yolda kolumdan tutup, "Ablaya böyle yapılır mı?" diye kızıyorlar. Demek ki çok etkileniyorlar diziden, kaptırıyorlar kendilerini.

      Bu arada ilk sinema filminizi çektiniz. Bu nasıl bir duygu?
      - Daha önce "Araf"ı çeken Biray Dalkıran’ın "Cennet" adlı filminde oynadım. Biz filmi çektik, bitirdik. Çok güzel oldu. İlk sinema filmim olduğu için çok heyecanlıydım ama çekimler çok rahat geçti. Teklif geldiğinde panik olmuş, "Nasıl olacak?", "Yapabilecek miyim?" diye düşünmüştüm.

      Başrolde misiniz?
      - Başrollerden biri. Birçok başrol var. Engin Altan Düzyatan, Mehmet Birkiye gibi oyuncular var.

      Ne zaman vizyona girecek?
      - Bir aksilik çıkmazsa 4 Ocak 2008’de...

      Rolünüzden bahseder misiniz?
      - 16 yaşlarında bir genç kızı canlandırıyorum. Hiçbir şekilde kadınsı tarafı yok, aksine çok çocuksu. Kızın zihinsel engelli bir arkadaşı var. Bu arada benim oynadığım kızın bir adı da yok. Filmde hiç adı geçmiyor. İsimsiz karakter. Benim oynadığım kız ile arkadaşının bağlantı noktası, gördükleri halüsinasyonlar.

      Sinemada nasıl bir isim bırakmak istiyorsunuz?
      - Sinema kariyerime, kimsenin kopyası olmadan, kendi tarzımda, yeni bir şeyler yaratarak devam etmek istiyorum. "Şunun gibi olayım" demiyorum hiç.

      İlkeleriniz nelerdir? Neyi yapıp, neyi yapmazsınız?
      - Oyunculuk adına yapmayacağım tek şey; disiplinsiz olmak ve profesyonelliğin dışına çıkmak. Sadece bu. Yoksa ne gibi bir ilken olabilir ki oyuncu olarak? Nasıl bir sınır koyabilirsin ki kendine "Şunu yapmam, bunu yapmam" diye... Türkiye’de, özellikle televizyonda çok fazla kalitesiz proje var. Ekip de profesyonel olmazsa; bu, işin kalitesini düşürür. İnsanın kendiyle ilgilenmesi, başka işlere burnunu sokmaması gerekir. Benim işim oyunculuk. İnsan kendine tabii güvenir, ama çok da güvenip "Tamam, bunun ötesi yok" dediğinde, işin heyecanını kaybedersin.

      "Amatör ruhla profesyonel davranmak" demek istiyorsunuz...
      - Evet. Kendi işinle ilgilenip, kendi işinde yapabileceğinin en iyisini yapmak... Hep, daha iyisini çıkarmak oldu amacım. Çok fazla iş yapmanın önemi yok. Az olsun ama öz olsun.

      İnsanlar artık sizi yolda durduruyor. Bunları hayal ediyor muydunuz?
      - Bunları hayal etmemiştim, şu anda olanları da realize etmiş değilim. Hálá insanlar beni yolda durduruyor; ama eve gittiğimde, sanki onlar olmamış gibi hissediyorum. Bir türlü alışamadım.

      Almanya doğumlusunuz; İngilizce ve İspanyolca biliyorsunuz. Avrupa sinemasında yer almak istiyor musunuz? Bu yönde bir girişiminiz var mı?
      - İstiyorum, çok istiyorum. Girişimim olacak zaten... Vatanım ne kadar Türkiye ise Almanya da öyle. Oranın kültürüne, diline ve insanına alışığım. Bu işi burada yapıyorsam, Almanya’da neden yapmayayım?

Starlık herkesin harcı değil
      "Star" kavramına bakışınız nedir?
      Hollywood’da oynuyorsan, orası dünya sinemasında uç nokta, o zaman star havasına bürünebilirsin. Kendimden örnek verecek olursam, şu an durduğum noktada star havasına bürünebilmem için, tam anlamıyla A’dan Z’ye star olmam gerekir. Her şeyinle, davranış biçiminle star olman gerekir. Herkesin harcı değil star olmak. Ama olur da Hollywood’da ya da en büyük hayalim olan Fatih Akın filminde oynarsam, belki o zaman biraz ruhumda star havası taşırım. Ama şu an asla öyle dolaşmam etrafta.

      Çok mütevazısınız...
      Bu, bütün oyuncular için geçerli. Daha öğreneceğimiz çok şey, star havasına bürünmek için de epey yolumuz var.

Kaynak: yaprakdokumu.net - Hürriyet




Google