Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Televizyon



80'lerin unutulmaz dizileri - 2
      80’lerin kült dizileri dosyasının ilkini hazırlarken hisli dakikalar yaşamıştık. Aynı duygu seli yine bizi bekliyor. İlk bölümden ne kaldıysa buraya sakladık, gözyaşlarımızdan fırsat kalırsa hepsini yazacağız.

Kara Şimşek – Knight Rider       Kara Şimşek – Knight Rider (1982): Öldürüldü sanılan genç dedektif, aslında hayata döndürülür, yüzü estetik ameliyatla tamamen değiştirilir ve Michael Knight adıyla tekrar görev başına döndürülür. Bu işin arkasındaki kişi de hayatta pek fazla zamanı kalmamış milyoner Wilton Knight’dır. KITT adlı, muhabbet etmek, 500 KM hız yapmak, roketlerden etkilenmemek ve uçmak da dahil her türlü (ama her türlü) beceriye sahip bir araba da altına verilince suç dünyasına karşı verilen savaşta Michael’ı artık kimse tutamaz. Evet, arabanın içine girdiği kamyon içerden göründüğünden çok daha küçüktü, evet sık sık KITT’in siyah camları arkasında olmaması gereken birilerini görüyorduk falan filan. Kara Şimşek’in 1982’de çekilmeye başlandığını düşünürsek bunlar görmezden gelinebilir. Esprili diyalogları, akılda kalıcı karakterleri ve eğlendirici macerasıyla 80’lerde iyi dizi nasıl yapılır göstersen, pırıl pırıl bir örnekti Kara Şimşek.

Güzel ve Çirkin – Beauty and the Beast       Güzel ve Çirkin – Beauty and the Beast (1987): Ah aslan adam Vincent ahh... Senin neyine güzeller güzeli Catherine’e aşık olmak? Vincent, yer altında, sosyal hayattan dışlanmış bir grubun oluşturduğu ütopik dünyada sevgi içinde yaşayan yarı insan yarı aslan bir yaratık idi. New York savcı yardımcısı Catherine ile aralarındaki duygusal bağ sayesinde başı ne zaman belaya girse yardımına koşuyordu. Nasıl olsa tekrar izleme olanağımız çok çok düşük olduğuna göre söylemekte bir sakınca yok, Catherine de ona aşık oluyordu. Seyirci kitlesi tamamen dizideki romantizme kilitlenen kadınlardan oluşuyordu ve 3. sezonda diziye erkekleri de çekmek için şiddetin dozu arttı. Haliyle kadınlar diziden soğudu ve dizi iptal edildi. “Güzel ve Çirkin”in hak ettiği son olan bu olağan dışı çiftin öpüşmesini hiç göremedik.

Doogie Howser MD       Doogie Howser MD (1989): Bu harika dizinin Türkçe adını hatırlayan varsa lütfen bize de söylesin. Muhtemelen “Harika Çocuk” filan gibi uyduruk bir ismi olmalı. Douglas “Doogie” Howser, 16 yaşında bir gençti. Diğer 16 yaşında gençler gibi partilere gitmek, popüler olmak, kızlarla tanışmak dışında bir de doktorlukla uğraşmak zorundaydı. 14 yaşından beri doktorluk yapan bir dahi olmak, yaşıtlarının yaşadığı duygusal dönmedolaba binmeyeceği anlamına gelmiyordu tabii.

      Neil Patrick Haris, yaşından da genç gösteriyordu ve dizinin esprisi de buydu; bilekli spor ayakkabılar, buz mavisi jean’ler ve üstüne büyük gelen önlükler giyip hastane koridorlarında dolaşan bir ufaklık. Diziyi bitiren de aynı espri oldu, Neil birden büyüyüverdi. 2. sezonda Neil boy atmaya başladı, 3. sezonda ise kocaman adam olmuştu, artık stajyer bir doktordan farklı görünmüyordu ve diziyi izlemenin de bir zevki kalmamıştı. 4. bir sezon da olmadı zaten.

Cosby Ailesi – The Cosby Show       Cosby Ailesi – The Cosby Show (1984): Neden Cosby ailesi? Neden? Neden??? Bunu asla bilemeyeceğiz. Doktor Heathcliff Huxtable, sevgi dolu eşi Claire ve başa bela beş adet çocuktan oluşan ailenin maceraları, beyaz hayatı yaşayan zenciler gösteriliyor ve ırkçılık yapıyor diye topa tutulmaya çalışılmıştı bir ara.

      Çocukların büyümesini, evlenmesini, evin giderek kalabalıklaşmasını, Bay Huxtable’ın gittikçe çaresiz hale gelişini, her seferinde daha fazla eğlenerek izliyorduk. Çaresiz dememize kanmayın, her zaman sevgi dolu, anlayışlı, pamuk gibi bir babaydı kendisi. Sadece çocuklar zaman zaman bundan faydalanıyordu gibi gelirdi. bize. Yakınlarda yeniden bir seyrettik, hakikaten de faydalanıyorlarmış.

Cheers       Cheers (1982): Cheers sevenler ikiye ayrılır, Shelley Long’lu zamanları sevenler ve Kirstie Alley’li zamanları sevenler. Bu iki zamanı da sevene rastlamadık, birini seven ötekinden nefret eder genellikle, biz Shelley’cilerdeniz. Bir bar ve müdavimlerinden oluşan kadro o kadar eğlenir ve birbirine o kadar bağlıdır ki hâlâ böyle dadanıp da müdavimi olduğumuz tesisler aratır bize. Bir sitcom olmasına rağmen duygusal anları da boldur, jenerik müziği gözlerden yaş getirir. Fraiser, bu diziden çıkma bir spinoff’dur.

Yıldız Savaşları - Star Trek       Yıldız Savaşları - Star Trek: The Next Generation (1987): 1966’da başlayan orijinal Star Trek’ten, bunu izleyen kuşağın haberi bile yoktu. 90’ların başında, televizyon izleme alışkanlıklarının yeni kanallar ile allak bullak olduğu, eğlence programları ve talk show’ların hayatımıza girdiği zamanlarda yayınlanmaya başlamıştı, o sıralarda kimse dizi izlemediği için “Star Trek: Original Series”in hayranı olan anne babalarımız bu diziden habersizdi. Biz de önceki jenerasyonun efsanesinden habersizdik. Oysa izlemeye başlasalardı, Kaptan Picard’ın Kaptan Kirk’den çok daha karizmatik olduğunu, yeni jenerasyonun çok daha karanlık ve heyecanlı maceralar içinde sürüklendiklerini göreceklerdi. Biz izledik, izlemeyen büyükler için de üzgün filan değiliz.

Gümüş Kaşıklar - Silver Spoons       Gümüş Kaşıklar - Silver Spoons (1982): Oyuncaklarla dolu, içinde kendi treni bile olan bir evde 12 yaşında bir oğlan çocuğu gibi yaşayan Edward Strantton III, 12 yaşında bir oğlu olduğunu öğrenir ve birlikte yaşamaya başlarlar. Ricky, babasından daha olgun bir çocuk olarak bir yandan babasının çocukça hareketlerini idare etmeye çalışır, bir yandan da sekreteri Kate ile arasını yapmaya çalışır. Dizi, Rick Schroder’i zamanında epey ünlü yaptı. Sharon Stone, Matthew Perry gibi konuk oyuncuları da unutmayalım.

Mork ve Mindy – Mork and Mindy       Mork ve Mindy – Mork and Mindy (1978): Mork, Ork gezegeninden dünyaya yumurta içinde gönderilen, amacı dünyalıları incelemek olan bir uzaylıydı. Mindy McConnell tarafından bulunup sahiplenildi. Tabii Mork dünyalı olmayı öğrenirken başına açılmadık iş kalmayacağını bilmiyordu. Ne yazık ki dizinin en komik yanı olan türlü türlü ses çıkaran Robin Williams faktörü, dublaj sayesinde kaybolup gidiyordu. Bizde kısa bir süre yayınlanıp ortadan kayboldu bu dizi. Bu ikisi evlendiler, bir de çocukları oldu sonra, o kısımları göremedik elbette.

Magnum – Magnum PI       Magnum – Magnum PI (1980): Vietnam’da görev yapmış denizci Thomas Magnum, bu kadar ciddi iş yeter deyip Hawaii’de özel dedektif olmaya karar verir. Robin Masters adlı zengin bir yazar tarafından Hawaii’deki mülkünü korumak için işe alınır. Magnum beyefendi Robin Masters’ın evinde yaşayıp, onun Ferrari’sini kullanıp gayet şahane bir hayat yaşar, bir yandan dostlarıyla da maceradan maceraya koşar. Robin Masters’ın başka bir çalışanı Jonathan Quayle Higgins III’ü de unutmamak gerekir. Ne yazık ki dublaj meseleleri sebebiyle kendisinin İngiliz aksanını tecrübe edemedik.

The Fresh Prince of Bell Air       The Fresh Prince of Bell Air (1990): Will Smith’in Bell Air’deki akrabalarının yanına yerleşmesi ile ortalığın dağılması konulu bir sitcom idi. Amcasının ailesi, aristokrat olmak için yırtınıyordu ve Harlem’den gelen bu zibidi akrabayı kabul etmekte epey zorlanacaklardı. Aslında dizi, sadece bu ailenin maceralarını konu alan ve tutmamış bir sitcom’un tutması için yaratılmış bir ikinci deneme idi. Peki tuttu mu, 6 yıl sürdüğüne göre tuttu denebilir.



Kaynak: istegenc.com.tr




Google