Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Televizyon



Bilinmeyenler, merak edilenler ve sırlarla Lost
Lost: Bilinmeyenler, oyuncular ve ropörtajlar
FISILTILAR KİME AİT?
      Ada, doğal bir mineral (Black Rock). Alvar Hanso’nun dedesi Magnus Hanso’nun niyeti, köleleriyle birlikte bu efsanevi “Black Rock”ı patlatıp elde edeceği madeni satmaktı. Bir fırtınaya yakalanarak karaya vurdular. “Magnus” kurtuldu, köleler öldü. Adayı terk etmek için bir sal inşa etti. Kölelerin çığlıkları kulaklarındaydı. Aslında onları gerçekten duyuyordu. “Black rock” elektromanyetik aktiviteyi, sesi, düşünceyi, hafızayı kaydediyordu. Aynı zamanda ona geleceğiyle ilgili sezgisel bir fikir de veriyordu. Bir gemi yapıp eve döndü. Gemisiyle adaya makul bir mesafede seyrederek meditasyon halinde, taşın ona gelecekle ilgili anlattıklarını telakki etti. Bunları ticaret hayatında kullanarak adanın sırrıyla birlikte varisi “Alvar Hanso”ya bırakabilecek kadar muazzam bir servete sahip olacaktı.

GİZEMLİ SAYILAR
      “Valenzetti” adlı matematikçi, dünyanın sonuna dair “4,8,15,16,23,42” sayılarını içeren bir formül hesaplamıştı. Bu sayıların her yerde olduklarını ve dünyanın sonunun tahmininde önemli olduğunu iddia ediyordu. “Alvar”, formülü öğrendi ve adanın kendisine verdiği bilgiyle alakalı bularak “Valenzetti” ile “Dharma Girişimini”ni oluşturdu. Amaç bu sayıları değiştirerek dünyayı öngörülen korkunç sondan kurtarmaktı. “Alvar”, insanlığın iyiliği için adayı bazı kalifiye insanlarla paylaşması gerektiğini biliyordu. Bu yüzden bilim adamlarını ve psişik sınırlara dayanan güçlere sahip, özel çocukları adaya getirdi.

ADADAKİ İSTASYONLAR
      Adada kurulan istasyonlarda kaderin değiştirilemezliği teorisini sınayan deneyler yapıldı. Bu deneylerden biri Swan’dı. Aslında test edilen şey, görevlerine olan inançlarının, kaderi yerinden bir milimetre oynatıp oynatamayacağıydı. İşe yaramadı. Sorunlu kaderin, adada hapsedilmesine karar verildi.

MERAK EDİLEN JACOB KİM?
      Çocukların en özeli “Jacob”, zihniyle objeleri oynatabiliyordu. Madem “Black Rock” hafızayı depolayabiliyordu, “Jacob” da kayanın gücünün yoğun olduğu yere yerleştirildi ve bir bilim adamı ordusunun gözlemi altında kayadan kaderi emmeye çalıştı. Daha sonra “incident”(olay) olarak bahsedilecek patlama gerçekleşti. “Jacob”, bu patlamayla cismani formunu kaybedip, “Black Rock” tarafından emildi. Ama nesneleri hala oynatabiliyordu. Kendini taş halinde hareket ettirebiliyordu. Siyah bir toz bulutu halinde hareket edip, çeşitli şekillere bürünebiliyordu.

KADERİ DEĞİŞTİREMEDİLER
      Patlama, enerjinin serbest bırakılmasını gerekli kılmıştı. Yoğunlaşan enerji bilim adamlarının kader üzerindeki araştırmalarının sürmesini sağlıyor, enerjinin periyodik olarak boşaltılması ise başka felaketleri önlemeye yarıyordu. “Swan”ın artık gerçek bir amacı vardı. Elektromanyetik enerjinin, “her 108 dakikada bir” yakındaki bir başka uyduya aktarılması gerekiyordu. Bu iş için, “Radzinsky ve Kelvin İnman” atandı. Fakat onlar, kaderin değişmeyeceğini düşündüler. Bununla birlikte “incident”(olay), dünyanın felaketine yol açacak olan bir anomali yaratmıştı.

ADAYA ANOMALİYİ ÇEKTİ
      Bakunin’e, bu anomalinin dünya üzerinde yarattığı etkiyi takip etme ve etkileyebileceği insanların profilini çıkarma görevi verildi. O da, “Flame İstasyonu” vasıtasıyla bu insanları buldu. Her biri bir şekilde düşen uçakla ya da birbiriyle bağlantılıydı. Anomali büyük dalgalar halinde büyüyecekti. Sonunda bir şekilde bütün bu insanlar aynı gün aynı saatte aynı uçağa bindirilerek adaya getirildiler. “Dharma”, kaderin rotasının tamirinde (course-correcting) ona yardımcı oluyordu.

Yeni lost teorisi
UFUK TEORİSİ
Bilinmeyenler, merak edilenler ve sırlarla Lost       Jakop 19.yy.da ölümsüzlüğün sırrını bulmak üzere çalışmalar yapan bir bilim adamıdır. Çalışmalarını yürütmek ve başkalarının bu sırrı ele geçirmesini engellemek için kendisine inanan bazı arkadaşlarıyla birlikte uzak ve ıssız bir adaya yerleşir. Elektromanyetizma üzerine yaptığı çalışmalar sonucunda ölümsüzlüğe ulaşır ve arkadaşlarını da ölümsüz yapar. Ancak yaptığı deneylerin bir yan etkisi olarak Jacop'un fizyolojisi değişir. Jakop bir gaz haline gelir ve istese de artık tam olarak bedenlenemez. Ayrıca elektromanyetik güç adaya da yayılır ve adada değişik güçler ortaya çıkar.

      1970'li yıllarda aralarında Alvor Hanso, Penny'nin babası, Jack'in babası ve Sun'ın babasının da bulunduğu bir grup çok zengin ve güçlü kişi bu adayı ve adada yaşayan ölümsüz insanların varlığını keşfeder. Adanın sırrını çözebilmek için bilimsel araştırmalar adı altında çok önemli bazı bilim adamlarını adaya göndererek araştırmalar yaptırmaya başlarlar. Ayrıca onlara hizmet edip değişik işlerini yapacak insanları da adaya toplayarak Dharma girişimi kurarlar. Diğerlerinden ve duman halindeki Jakop'tan korunmak için koruyucu bir kalkan yaparlar. Adaya kutup ayıları getirerek ölüp ölmediklerini anlamaya çalışırlar. Adadaki elektromanyetizmanın farkına varıp ölümsüzlüğü verenin elektromanyetizma olduğunu anlayarak araştırmalar yaparlar. Ambar da Ayrıca adada çocuk doğmadığı da anlaşılmış ve bunun için adada doğum gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Ancak Dharma'nın elektromanyetizma üzerine yaptığı araştırmalar kontrolden çıkar. Ancak bilgisayara her 108 dakikada bir yazılan rakamlar yoluyla bir patlama engellenebilmektedir.

      Ancak Benjamin Linus özel yetenekleri sayesinde Jakop'u görebilmektedir. Jakop ve adadakiler Benjamin'i ayartarak Dharma'nın tüm üyelerini öldürüp adayı yeniden ele geçirirler. Dharma r16;nın teknolojilerini kullanarak adadaki tüm vericileri, pusulaları ve radarları bozan bir istasyon aracılığıyla adanın dış dünya tarafından bulunmasını engellerler. Ayrıca yine Dharma'nın teknolojisinden faydalanarak adada doğum gerçekleştirmeye ve sayılarını artırmaya çalışmaktadırlar.

      Ancak Dharma grubu da boş durmaz ve adanın yerini bulmak için çalışır. Adayı bulmak için değişik kişileri sürekli olarak o bölgelere göndermektedir. Fransız kadın Daniel'in ekibi de aslında Dharma'nın adaya gönderdiği bilim adamlarıdır. Adayı bulmayı başarırlar ancak Jakop hepsini öldürür. Çocuğunu aldıkları için yalnızca Daniel sağ bırakılır. Aynı şekilde adaya balonla gelmeyi başaran Henry Gale de Dharma üyesidir. Diğerlerinin ambardan haberi olmadığı için ambardaki bilim adamı sağ kalmıştır. Sonradan adaya ulaşmayı başaran her Dharma elemanı ambara gitmekte ve orada büyük patlamayı engellemeye çalışmaktadır. Kelvin de bunlardan biridir ve Desmond'un adaya geleceğini bilmekte ve onu beklemektedir. Çünkü Penny'nin babası onun yat yarışına gitmesini sağlamıştır ama asıl amaç Desmond'un adaya düşmesini sağlamaktır. Çünkü Dharma anesi veya babası bir şekilde Dharma'nın içinde yer almış bazı insanları eskiden beri izlemekte ve onları adaya düşürerek diğerlerinin tasfiye etmelerini sağlamaya çalışmaktadır. Aralarında katillerin, dolandırıcıların, işkencecilerin, doktorların, hamilelerin olduğu ve aileleri Dharma ile ilişkili bir grup insan birbirinden habersiz biçimde Avustralya'da toplanır ve hepsi aynı uçağa bindirilir. Uçağın kalktığı saatlerde Kelvin de adada bir karantina olmadığını Desmond'un fark etmesini sağlar. Amaç Kelvin adadan kaçarken Desmond'un onu takip etmesi böylece rakamları yazmasının gecikmesi ve meydana gelen sarsıntıda uçağın Pasifik üzerinde bir yerlerde düşmesidir. Böylece uçaktakilerin adaya düşme ihtimali olacaktır. Plan tutar. Bu insanların çoğu kurtularak adaya düşerler. Artık onların adada yaşayan diğerlerini tasfiye etmesi ve Dharma'nın adayı arayan gemilerinin adaya ulaşmasını sağlamalarıdır. Adaya düşenlerin böyle bir plandan haberi yoktur, ancak John Locke'un Benjamin gibi özel yetenekleri vardır ve Jakop onu adayı ve kendini kurtarması için kullanmaktadır. Bu arada helikopterle adaya düşen Naomi de Dharma'nın adamı olduğu ve bu kişilerin adaya gönderilmiş olduklarını bildiği için onları planın amacına ulaşması için yönlendirmekte öte yandan da 815 sayılı uçağın enkazının bulunduğu ve çoğu kişinin cesetlerinin bulunduğu şeklinde bir yalan söylemiştir.

Lost yapımcılarından Damon Lindelof ile ropörtaj
Bilinmeyenler, merak edilenler ve sırlarla Lost       Lost yapımcılarından Damon Lindelof, en son yapılan basın toplantısında verdiği röportajda; Lost’un gerçekte anlattığı hikaye nedir, dizi ne zaman bitecek, neden diziye yeni karakterler hazırlıksız eklenirken ana karakterler ansızın diziden ayrılıyor ve Lost izleyicilerini ilerleyen bölümlerde neler bekliyor gibi diziye ait birçok soruya cevap verdi. Diziye tartışmalı bir şekilde dahil olan Paulo karakterinin Lost izleyicileri tarafından sevilmediğini söylendiğinde, Lindelof şöyle açıklıyor:

      Evet ne yazık ki dizideki diğer karakterlerde de olduğu gibi izleyiciler karakterler hakkında henüz birşey öğrenmemişken o karakteri sevemiyorlar. Ya da bunun tam tersi şekilde karakter hakkında birşeyler öğrendikçe ondan daha da nefret edebiliyorlar.

      Dizinin henüz başlarında ABC ve Touchstone’un Sawyer karakteri için yaptığı bir anket var. Anket sonuçlarına göre izleyiciler Sawyer’dan nefret ettiklerini belirtti. Ek olarak, Sawyer’ın kavgacı ve diziyle uyumsuz bir karakter olduğunu söylediler. Fakat Sawyer’ın geçmişine ait bölümler yayınlanmaya başladığında izleyicilerin fikirleri değişmeye başladı ve Sawyer dizi karakterleri arasında en çok hayranı olanlar arasına yerleşti.

      Sizce Lost ne zaman sonlanmalı?
      Şahsi fikrim dizinin 90-100 bölüm sonunda tamamlanması yönünde. Hepimizin bildiği gibi ilk sezon açıklama ve başlangıç bilgilerini içeriyordu, ikinci sezon hatch’e giriş ve hatch’de neler olduğu hakkındaydı, üçüncü sezon ise diğerleri (others) hakkında olacak. Dördüncü sezonun ne hakkında olacağını söylemek istemiyorum. Dördüncü sezonun sonunda dizide 93 saatlik bir yayın yapmış olacağız sanırım bu da sona oldukça yaklaşmış olacak.

      Mr. Eko’nun ani ölümü üzerine sorulan soruya yanıt olarak Damon Lindelof dizinin anlatımını karakterlere göre değiştirdiklerini söylüyor:
      Mr. Eko karakteri için Adewale ile konuştuğumuzda Adewale sadece bir sezon bizimle çalışmak istediğini söyledi. Bizlerde ona hemen karar vermemesini belki ilerleyen günlerde fikrinin değişebileceğini söyledik. Fakat sezon tamamlandığında Adewale bize dizide mutlu olmadığını, daha fazla dizide görev almak istemediğini söyledi. Ayrıca Adewale Hawaii’de yaşamak istemiyor, karısının yanına İngiltereye dönmek ve bir film aktörü olmak istiyordu. Bu durum karşısında sadece haklısın diyebildik. Kendisinden sadece bize altı bölüm daha müsade etmesini istedik. Çünkü sezon finalinde gerçekleşen patlama sonrasında Mr. Eko karakterini öldürmek istemedik. Eğer Mr. Eko gibi sevilen bir karakteri, diziden böyle bir kurgu ile ayrılsaydı bütün Lost izleyicileri bu durumdan rahatsız olacak belki de diziden nefret edeceklerdi.

      Bernard’ın kuyruk kısmından (tailsection) kurtulanlardan tek kalan kişi. Bu sonuca göre geçen sezon kuyruk kısmındakiler (tailies) için fazla özen gösterilmediği söylediğinde, Damon şöyle cevaplıyor:
      Hayır. Çünkü dizide anlatılan tüm hikayeler farklı zaman aralıklarında dizinin ana karakterlerine bağlanıyor. Örneğin Micheal kuyruk kısmından kurtulanlardan Ana Lucia ve Libby’yi öldürmeseydi Micheal ve Walt’ın adadan ayrıldığı sahneleri göremeyecektik. Micheal ve Walt’un adadan ayrılması dizinin en önemli noktalarından biri. İkinci önemli nokta ise düğmeye basılmaması sonrası oluşan patlama. Bu noktada Ana Lucia ve Libby’ye hikayeyi anlatabilmemiz için ihtiyaç duyuyoruz.

      Bazen de karakterler bir başka karakteri desteklemek için kullanıyor. Örneğin Boone karakteri Locke’un destekleyici karakteri. Boone ölmesine rağmen Locke karakterini destekliyor. Yani bazı karakterler daha iyi hikayeleri desteklemek için ölüyorlar.

      Jack, Sawyer ve Kate’i diğerlerinin (others) onları tuttukları yere yürüyerek geldiklerini gördük, bu yer nasıl oluyorda farklı bir adada olabiliyor?
      Aslında yüreyerek gelmediler. Sezon sonunda Jack, Sawyer ve Kate’i başlarına geçirilen çuvallarla limanda gördük. Üçüncü sezonda ise yeni adada uyandılar.

      Röportajın en önemli kısımlarından biri olarak Lindelof Lost’un gerçekte neler anlattığını özetliyor.
      Bu dizi gerçek yaşamlarında mecazi olarak kayıp (lost) insanların bir uçak kazası sonrasında ıssız bir adaya düşerek gerçek anlamda kayıp (lost) olmaları hakkında. Bu insanlar kendilerini gerçek yaşamlarında mecazi olarak bulduklarında aynı zamanda kendilerini gerçek dünyada da bulacaklar.

      Bu cevap karşısında ilk sorulan soru; “Walt ve Micheal’ın kendilerini buldukları için mi adadan ayrılmalarına izin verildi?” oluyor. Damon Lindelof şöyle cevaplıyor:
      Micheal hakkındaki ilginç olan şey, Micheal’ın 815 numaralı uçuşta kötü bir nedenle bulunmayan karakterlerden biri olması. Micheal sadece oğlunu alıp geri dönmek için uçakta bulunuyor. Fakat adaya düştüğünde Micheal’ın kötü birşeyler yapıyor. Ana Lucia ve Libby’yi öldürmesiyle beraber kaçış hikayesi başlıyor.

Entertainment Weekly Dergisi'nin Lost yapımcıları ile yaptığı ropörtaj
      Sizin sorularınız var, onların da cevapları. Entertainment Weekly Dergisi, kendi okuyucularından gelen 2 bin soruyu eleyerek, en çarpıcı olanlarını Lost yapımcılarına yöneltmiş. Ortaya harika bir röportaj çıkmış.Direkt olarak Lost yapımcıları Damon Lindelof ve Carlton Cuse’un ağzından yanıtlanmış sorular...

MICHEAL ve WALT’A NE OLDU?
      Carlton Cuse:
Bu sezonluk Michael ve Walt’un hikayesini biraz durdurduk ama bu hikayenin bittiği anlamına gelmiyor. Hiçbir bilgi vermeden Michael ve Walt’u tekneyle yollamak çok garip olurdu. Eğer Lost’a daha geniş açıdan bakarsanız hikayenin çözülmesi bir döngü şeklinde ve bu hesaplanmış bir yaklaşım. Evet Michael ve Walt’un hikayesine geri döneceğiz ama bu yüksek ihtimalle dördüncü senenin hikayesi olacak.

      Damon Lindelof: Michael ve Walt adadan ilk “ayrılan” kişiler. Ancak asıl soru şu: Adadan “ayrılmak” ile anladığımız ne?

DİĞERLERİNİN (OTHERS) HİKAYESİNİ BİR SEFERDE Mİ GÖRECEĞİZ, YOKSA BU ZAMANA MI YAYILACAK?
      Lindelof:
Aslında Diğerleri’nin (Others) hikayesi şimdiden çözülmeye başladı bile. Belli başlı karakterlerin Diğerleri’ne nasıl katıldıklarını öğrenmeye başlayacağız. 7. bölümde Juliet’in adada doğmadığını, adaya dışardan geldiğini ve Diğerleri’ne katıldığını öğreniyoruz. Bu da demek oluyor ki Diğerleri’nden bazıları adada doğmuş, bazıları ise dışardan gelip adadakilere katılmış. Ama ne oldukları ve ne yaptıkları, onları oraya kimin ve ne için koyduğundan daha önce açıklanacak.

      Cuse: Diğerleri ve Dharma arasındaki bağ 11. bölümde açıklığa kavuşacak.

TEKRAR NE ZAMAN LIBBY’İ GÖRECEĞİZ? HURLEY’İN OLDUĞU AKIL HASTANESİNE NASIL GİTTİĞİNİ ÖĞRENEBİLECEK MİYİZ?
      Cuse:
Şimdilik verebileceğimiz tüm bilgiyi verdik. Bu da 4. senede çözülecek gizemlerden bir diğeri.

      Lindelof: Libby’nin hikayesinde bir tane belirgin eksik parça var. Geçen sene sezon finalinde Desmond ile karşılaştığını, ona teknesini verdiğini ve Libby’nin kocasının öldüğünü öğreniyoruz. Bunun yanında Hurley ile aynı akıl hastanesinde bir süre kaldığını da öğreniyoruz. İzleyicilerin cevaplanmasını istediği soru ise şu: “Libby A noktasından B noktasına yani Desmond’dan akıl hastanesine nasıl gitti?” Biz bu sorunun cevabını biliyoruz ama bu cevabı açıklamanın tek yolu, sahil sakinlerinden olmayan birinin geçmişine ait görüntüleri (flashback) göstermek olacak.

KATE’İN GÖRDÜĞÜ ATIN ANLAMI/ÖNEMİ NEDİR?
      Cuse:
İzleyiciler bu atla ilgili çok şaşırmış görünüyorlar. Şöyle diyebiliriz: Kate’in atından Jack’in babasının görünmesine kadar, adada pek çok olay meydana geldi. Bu sezon içerisinde bunları daha iyi anlayacaksınız.

      Lindelof: Bu görüntülerin doğası nedir? Tanım olarak görüntüler gidip dokunabileceğiniz ya da diğer insanların görebileceği şeyler değillerdir. Ancak Kate’in atı gerçek. Fiziksel dünyamızda yaşıyor. Sawyer görüyor, Kate gidip dokunuyor. Peki bu at Kate’in kaçışında rol oynayan ata kesin bir benzerlik gösteriyor mu ya da aynı at mı? İşte asıl soru bu. Dizinin tamamına baktığımızda Christian Shepherd’ı (Jack’in babası), Yemi’yi (Mr. Eko’nun kardeşi), atı ve Walt’u (önce Shannon’a sonra Sayid ve Shannon’a tersten konuşurken) görüyoruz. Peki bunların hepsi aynı şekilde görüntüler mi? Yoksa hepsi birbirinden farklılar mı?

      Cuse: Bunları aynı zamanda “Kate’in Atı ve Sayid’in Kedisi” adlı yan ürünümüz olan canlandırılmış hayvanlar bulunan komedi dizisi için kullanıyoruz.

      Lindelof: Evet bu doğru. Sayid’in kedisi 11. bölümde karşınıza çıkacak. Şaka yapmıyoruz.

      Cuse: Canlandırılmış hayvanlı komedi dizisi şaka tabi.

1. SEZONDA JACK VE KATE’İN MAĞARADA BULDUĞU İKİ İSKELETİN ANLAMI/ÖNEMİ NEDİR?
      Cuse:
Bu sorunun cevabı adanın zaman akışında saklı. Bunun hakkında çok fazla konuşmak istemiyoruz ama 7 Şubat’ta yayınlanan bölümde birkaç tane ipucu bulunuyor. Bunlardan biri bir anagram. Bu anagram iskeletlere ışık tutuyor ve sezonun ilerleyen haftalarında çözülecek olan daha büyük bir gizemin çözülmesinde önemli bir ipucu görevi üstleniyor.

      Lindelof: Bazı şeyleri en başından beri biliyoruz. Ne zaman biteceğini bilmediğimiz zaman bile nasıl biteceğini biliyorduk ve bunun hazırlıkları ilk sezondan yapmaya başladık. Bunu yapmasaydık izleyiciler senaryoyu diziyle paralel kurduğumuzu düşünebilirlerdi. İskeletler bunun canlı (ya da yavaşça çürüyen) kanıtı. Herşey bittiğinde insanlar iskeletleri gösterip “Bu en baştan beri kanıttı. Bunu yapacaklarını en başından beri biliyorlardı” diyecekler.

CHRISTIAN SHEPHERD VE BİR KADIN ARASINDA CHRISTIAN’IN KIZINI GÖRMEK İSTEMESİ ÜZERİNE BİR TARTIŞMAYA TANIK OLDUK. DİZİNİN HAYRANLARININ SORUSU ŞU: JACK CLAIRE’İN ÜVEY KARDEŞİ Mİ?
      Cuse:
Bu soruyu yanıtlamayacağız. Önümüzdeki altı bölümde bu soru cevaplanacak.

DESMOND’IN DÜĞMEYE BASMAMASI GERÇEKTEN UÇAĞIN DÜŞMESİNE SEBEP OLDU MU, YOKSA BU HİKAYENİN BİR DEVAMI VAR MI?
      Lindelof:
Net bir şekilde Desmond düğmeye bassaydı uçak düşmezdi. Ancak burada daha ruhani, daha kaderci bir sebep yüzünden mi bu insanlar Desmond düğmeye basmadığı sırada bu uçaktaydılar? Eğer Desmond stadyumda Jack’e rastlamasaydı, hayatında aldığı kararların yine aynılarını mı alırdı? Herkesin bir diğerinin hayatında büyük etkisi var. O insanların uçakta olması ve Desmond’ın uçağın düşmesine sebep olması, herkesin birbiri ile ilişkili olmasıyla alakalı. Dizi bitince bütün bu insanların neden birbirleriyle bağlantılı olduğu hakkında somut bir cevaba sahip olamayacaksınız. Neden bu insanlar da başkaları değil? Bunun cevabı “çünkü öyle”. Bütün dizi tüm bileşenlerini insanların oluşturduğu çok büyük bir Rube Goldberg cihazı.

DESMOND’DAN ÖNCE AMBARDA KALANLARIN ÇİZDİKLERİ DHARMA HARİTASINA GERİ DÖNECEK MİYİZ?
      Cuse:
Yakında başka bir Dharma istasyonunu ziyaret edeceğiz. Yeni istasyona ulaştığımızda Dharma insanlarının nerelerde yaşadıkları ve istasyonların nerelerde olduğu hakkında yeni bilgiler edineceğimiz için Dharma haritasının önemi azalacak.

PENELOPE ÖNEMLİ BİR KARAKTER OLACAK MI? EK OLARAK 2. SEZON SONUNDA ELEKTROMANYETİK PATLAMANIN TESPİT EDİLDİĞİ SAHNENİN DEVAMINI NE ZAMAN GÖRECEĞİZ?
      Cuse:
Penelope’nin hikayesi 14 Şubatta yayınlanacak olan 8. Bölümde Desmond’ın geçmişine ait görüntülerde (flashback) anlatılmaya devam edilecek. Bu sahneyi sezon sonuna koymamızın anagramda olduğu gibi bir sebebi var. İkisi de daha büyük bir yanıtın parçaları. Bu sahneyi neden 2. sezonun sonuna koyduğumuzu 3. sezonun sonunda öğreneceksiniz.

ADADAKİ ZAMAN ADA DIŞINDAKİ ZAMANDAN DAHA MI FARKLI AKIYOR?
      Lindelof:
Bu gerçekten zekice bir soru. Diğerleri’nin (others) Red Sox’ın 2004′teki World Series şampiyonluğunu kayadettiklerini biliyoruz yani adadaki ve ada dışındaki zaman eşit hızda akıyor. Ancak aynı zamanda gökyüzü mora döndüğünde ve yer sarsıldığında… Ahh bekleyin bir dakika. Carlton ensemi sıkıştırıyor.

      Cuse: Evet zaman adada çok yavaş akıyor çünkü American Idol izleyemiyorlar.

MR. EKO’NUN ÖLDÜĞÜ BÖLÜMDE, EKO’NUN KARDEŞİNİ GÖRÜNCE CANAVARIN (MONSTER) İNSAN FORMUNA GİREBİLDİĞİNİ DÜŞÜNDÜM. BÖYLE DÜŞÜNDÜĞÜM İÇİN DELİ MİYİM? BU SEZON CANAVARIN KÖKENİ HAKKINDA BİRŞEYLER ÖĞRENEBİLECEK MİYİZ?
      Lindelof:
Deli değilsin. Bu sezon yeniden Canavarı göreceksiniz. Kökenleri hakkında biraz daha beklemeniz gerekecek.

      Cuse: Daha fazla öğrenmeniz, sizin konu hakkında ne kadar saplantılı olduğunuza göre değişir. Eğer diziyi kaydedip tek tek kareleri incelerseniz, evet bilgi edinebilirsiniz. Ancak bu sağlıklı mı?

HİÇBİR ZAMAN ÇÖZMEYECEĞİNİZ BİR GİZEM OLACAK MI?
      Lindelof:
Pek de meşhur olmayan ip köprünün yapımına dizide hiç yer vermeyeceğiz.

      Cuse: Ve gerçekten asla Fransız hatunun neden Yugoslav aksanına sahip olduğunu asla söylemeyeceğiz.

Lost’un Yapımcısı “Damon Lindelof” ile Kristin Tarafından Yapılan Röportaj
      Kristin, Damon Lindelof ile “Charlie neden öldü ve daha fazla bilgi elde etmek için bir görüşme yaptık…

      Lost 3. Sezon sona erdi; cevaplanması gereken soruları da arkasında bırakarak…
      Evet…Hepimiz izledik. (İzlemediyseniz, bu yazıyı okumamalısınız). Lost, heyecan verici bir sezon ile sona erdi. “Posta kutusundaki çıngıraklı yılan” açığa çıktı. Dizi, heyecanı yüksek bir şekilde dönüş yaptı ve yapımcılar, “adada olmaya” alışılmışın dışında bir anlam getirdiler, “ada dışında” olmak… Heyecan verici. Süperdi…. Bu bölümün, dizinin tamamını düşünecek olursak “en iyisi” olduğunu söyleyebilir miyiz?
      Kate ve Jack, adadan ayrılmışlar fakat, bunun bir “hata” olduğunu öğrendik!!! “Olamaz”, dedik. Jack, ümitsizce geri dönmek istiyor. Bir daha, “Olamaz” diyoruz. Kate, Los Angeles’ın batısında, kodu 310 olan bölgede yaşıyor ve bir “Volvo” kullanıyor.. Burada iyice hayret ediyoruz. Sonuçta, gelecekte neler olduğunu öğrenmek için Şubat’a kadar beklemek zorundayız. Ne kadar zalimce!!

      Sorularıma cevap almak için bir deneme yapmak istiyorum (Jack’i eczanede gördüğümde allak bullak oldum), benim düşünceme göre en zekice planlanan sahnelerden biriydi (Trump’a söylemeyin)…Fanatikler bir çok soru için “doğru”, “yanlış”, “kahretsin hayır” ya da “bunu söyleyemem” şeklindeki cevaplarınızı almamızı istiyor. “Charlie’nin neden öldüğü” konusundaki önemli ip uçları gibi…
      Ama önce, bu görüşmenin nedenini açıklayalım, önümüzdeki aylarda çok nadir bir şey karşımıza çıkacak, Lost patronları, onların adlandırmasına göre tam anlamıyla bir “sessizliğe” bürünecek…

      Damon, ilk olarak, bilmeni isterim ki geçen hafta, kendimden ve bir web sitesinde yayınlanan “flashforward” hakkındaki “spoiler”dan dolayı da bazı insanlardan nefret ettim. Senaryoyu korumak için, ne kadar çaba sarf ettiğinizi biliyorum.
      “Talihsizlikti”. İnsanların daima kitabın son sayfasını çevirmek istediklerini düşünüyorum, ama bu tamamı için geçerli değil, bazı insanlar bunları okuduğu için mutsuz oldu. Bunları yaşamak zorundasınız ve açıkçası bu benim için hayal kırıklığı idi, insanlar, onlara izin verildiği kadarıyla yetinip, dizinin bütünlüğüne saygı göstermediler ve her şeyi göz önüne serdiler. İzleyicilerin ilgisini çekmek ile her şeyi onlara vermek arasında ince bir çizgi var. Bu çizginin, bu sene sezon finalinde geçildiğini hissettim ve bu gerçekten hayal kırıklığıydı. Ben buraya geldiysem ve bütün bunları konuşabiliyorsak, sorumluluğunuzu yerine getireceğinizi çizginin geçilmeyeceğini biliyorum ve bunun için geldim.

      Spoiler’ların dışarı sızmasını nasıl önlüyorsunuz/önleyeceksiniz?
      Carlton ve ben, 4. sezon hakkında bazı kararlar aldık, bunlardan bahsedeceğim.Biliyorum, bu bir çok insanı hayal kırıklığına uğratacak ama sezon sonunda ortaya çıkan spoiler’lar için, önceden koşullarda biraz farklılık yapmış olsaydık, bu konuda daha fazla konuşma yapıyor olabilirdik. Biz, şimdi biraz “sertiz”. (Gülüşmeler). Hayır, aslında bu suskunluğun sebebi, dizide önümüzdeki yıl neler olacağını seyircilere söylemek istememizden kaynaklanıyor. . Sanırım, izleyiciler “Pilot” bölümü gördüklerinde ne kadar kaliteli bir yaratıcılık olduğunu düşünmüşlerdi, kafalarında böyle bir imaj oluştu.

      Bu, kazazedeler hakkında soracaklarıma cevap vermeyeceğiniz anlamına mı geliyor?
      Sorabilirsiniz fakat, hiçbir şey için garanti veremem.

      Yeterince açık… Zararsız, küçük bir oyun olan, “Yanlış, Doğru ya da Kahretsin Hayır, Size Söyleyemem” oyununu oynamaya ne dersiniz?
      Hadi başlayalım…

      Lost “Şubat” ayında başlayacak.
      Doğru.

      Lost, Çarşamba akşamları yayınlanacak.
      Cevap vereceğim kategoride değil.

      Finaldeki beklenmedik değişiklik, “flashforward”, uzun süredir, başından beri planladığınız bir şeydi.
      Evet, kesinlikle.

      Bundan sonra dizide, “flashforward” olacak ve bu noktalarda da “flashback”ler yer alacak.
      Kahretsin hayır, Bunu söyleyemem.

      Önümüzdeki sezonu çekmek için Hawai’de olacaksınız.
      Evet, çoğunlukla..

      Kate, hamile.
      Hayır, bunu size söyleyemem.

      Jacob’un rolü, değiştirildi.
      Yanlış.

      Yanlış? Tamam, ilginç. İnsanlar, onun neye benzediği konusunda farklı yorumlar yaptılar.
      Bir adam gördünüz… Ama, hala benim taklidim olduğu söyleniyor.

      Canavar (the monster), ölüleri tekrar canlandırabiliyor.
      Kahretsin hayır, bunu söyleyemem.

      “Diğerleri”, büyük bir tehlike altında.
      Doğru.

      Ada’nın gizemleri, bilim ile tam olarak açıklanabilir.
      Bilim ile tam olarak?

      Tam olarak.
      Kahretsin hayır, bunu size söyleyemem.

      Aşk üçgeni, en sonunda açıklık kazanacak.
      Doğru.

      “Michael” hala, okyanusta bir yerlerde.
      Kahretsin hayır, bunu size söyleyemem.

      Tom, “gay” olan kişiydi.
      Bunu yorumlayanlara bırakıyorum.

      Benjamin, iyi bir baba.
      Doğru. [Gülüşmeler] Bu arada, bu sadece benim düşüncem.

      Alex, Ben’in “biyolojik kızı”.
      Yanlış.

      4. sezon, “Harabeler”e (The Ruins) odaklı olacak.
      Yanlış.

      Charlie’iyi “alışılmamış bir şekilde” öldürdünüz.
      Doğru.

      Bunun hakkında konuşabilir miyiz? Neden böyle yaptığınızı bilmek istiyoruz.
      Pekala; Dominic, Carlton ve ben, bütün yazarlar, geçen sene Charlie, Meryem Ana heykellerini suya fırlattığında eroin bağımlılığının sona erdiğini biliyorduk…Bu konuyu bir daha gözden geçirmedik ve yani onun “ayık ya da ya da eroin bağımlısı” olmasını… Charlie’nin, gerçekte savaş vereceği yeni konuları bulmak için çalışmalar yaptık. Karakteri, nasıl değiştirecektik, nasıl geliştirecektik?

      Aynı zamanda, ikinci sezonun sonunda Desmond’un “güvenlik anahtarını” çevirmesinden sonra ortaya nasıl etkiler çıkacağı da çalışmalarımız arasındaydı. Desmond’un ölmesini istemiyorduk. “”Güvenlik anahtarı” vardı ve bundan yararlanmamız, aynı zamanda da Desmond’un güvenlik anahtarını çevirmesinin bir sonuca bağlanması gerekiyordu. Desmond’un bu hareketinin sonucunun, havada kalmasını istemedik. Bir şekilde “zamanda yolculuk” ile bağlantı kurduk.

      Fakat, “geleneksel zamanda yolculuk” yerine, bazı paradokslar yarattık ve elimizdeki tüm malzemelerle “Flashes Before Your Eyes” bölümünü çektik. Bu serüven sona erdiğinde, Desmond’un geleceği görebilme yeteneği olacaktı ve Desmond’un öngörülerinde bir şekilde Charlie ve Charlie’nin ölümü olacaktı, tabi ki bunu yapmak için en az 50 tane farklı, bu olaya karşıt olabilecek konuyu gözden geçirdik. Charlie’nin öleceği ya da ölmeyeceği ortaya çıkacak ve Charlie de, bununla mücadele edecekti.

      Neden Charlie?
      Bunun Desmond için gerçekten ilginç bir hikaye olacağını düşündük ama, bu hikaye bizi aynı zamanda, Charlie’nin bundan nasıl etkileneceği konusunda da heyecanlandırmıştı. Charlie, büyük bir kahraman olabilirdi… Charlie, izleyiciler tarafından sevilen bir karakter ve dizi boyunca gerçek kahramanlık konusunda görüntülerde de yer aldı. “Örneğin, Ethan’ı öldürdüğü zaman…” Üçüncü sezonun sonunda, bir karakter kazazedelerin hayatı için kendini feda edecek olursa, hepsi kurtulabilirdi ve bu karakter Charlie olmalıydı. Önceleri, Charlie’nin öleceği ya da ölmeyeceğine tam olarak karar veremedik.

      Tam olarak ne zaman Charlie’nin ölmesine karar verdiniz?
      Üzerinde yıl boyunca uzun süre çalıştıktan sonra, hikayeyi hayata geçirmeye başladık ve gerçekten de bu konuda çok çalışıldı. Aslında demek istediğim şu, “Charlie” karakterini yazarken, onu çok sevdik. Ian (Cusick) ile birlikte Dominic’in dizide oynadığı bir çok sahne yazıldı ve Dominic’i de çok sevdik tabiki. Hatta Hurley’nin daha eğlenceli olan hikayesini yazarken, Charlie’nin etkileyici ölümü bize bazı yeni fikirler verdi.

      Charlie’nin öleceği ile ilgili ip uçları verecek miydik, bu bize ne kazandıracaktı?
      “The Brig” bölümünü yazarken, tüm yazarlarla bir arada oturmuş, konuşuyorduk ve Charlie yaşayacaksa bunun için bir yöntem bulmamız gerekiyordu, bu konuşmada bir bakış açısı yakaladık. “Bu, kesinlikle basit olmamalıydı”, Charlie ölmek zorundaysa, bunun için büyük bir hikaye yazmalıydık. “Kendisi ölümünü kabul edecek olursa, ölmeliydi…” Aksi taktirde bu hikayeyi yazmamızın bir anlamı olmazdı. Onun, asılarak ölmesi ve aramızdan ayrılmasına izin veremezdik. O, ölmek zorundaydı.

      Dominic’e bu haberi nasıl verdiniz?
      Bilirsiniz, biz “Flashes Before Your Eyes” bölümünü yazmadan hemen önce onunla konuşmaya başladık ve aslında, neler olacağını biliyordu. “Charlie” karakterine ne olacağını, ona açıkça anlattık, ilk öğrenen kişi oydu. Son kararımızı verdiğimizde, onu aradık ve aramızda çok makul bir konuşma geçti. Çok anlayışlı bir şekilde, olayı kabullendi.

      Kişisel düşüncenize göre, Charlie’nin ölmesine karar vermek zor muydu?
      Aşırı derecede zordu… “Pilot” bölümüne dönüp bakacak olursanız, gerçekten Jack, Kate ve Charlie’nin hikayesi olduğunu görürsünüz. Kazayla adaya gelen üç kişi. Bence, Dominic, Jorge ile birlikte gerçekten dizinin merkeziydi.Charlie olmadan nasıl devam edecek diye düşündük… Fakat gerçeklere dönecek olursak, Lost’un 72 saatinden sonra izleyiciler için korunmasız olmanın sadece Shannon, Boone, Paulo, Nikki, Eko ya da Ana Lucia için değil, herkes için geçerli olduğunu göstermek istedik. Hepsi, bu yolculuğun sonuna kadar dayanamayacaktır. Sanırım, bu önemli bir bakış açısı…

      Fanatiklerin bu konu için bir tepki göstereceğini düşünüyor musunuz?
      Aslında evet… İzleyiciler, “Yaptığınızdan memnun kaldık” derse, “bunun anlamı, aslında bizim iyi bir iş yapmadığımız”dır…, “izleyicilerin duygularına hitap edememiş olmamızdır”. Charlie ve onun kendini kurban etmesi, gerçekten trajik ve çok üzücü. Ama Dom’un çalışması olağanüstüydü ve son iki bölümde reytingleri birden arttırdı. “Bir yapımcı, bir aktörün diziden ayrılmasını denerken, sadece cömert olmaz!!!”. Kanıt, bu çok bilinen, meşhur bir ata sözünde!!! Bütün yaz boyunca umarım insanlar bunu söylediğim için bana gülmezler. Çünkü, bu atasözü bir anlam ifade ediyor…

      Bir çok kişinin aynı şekilde, “olanları öğrenmek için Şubat ayına kadar nasıl bekleyeceğiz” dediğini duymuşsunuzdur. Kış uykusuna yatmayı kim ister?

Karakter isimlerinin anlamları, atıfta bulunulan kişiler ve isimler arasındaki tesadüfler:
John Locke:
      Aynı adlı İngiliz filozof, aydınlanma felsefesinin öncüsü, modern demokrasinin kurucusu. (abartı olmasın)

Jack Shephard:
      Jack Shepherd, 1702 1724 yillari arasinda yaşamış İngiliz hırsız. Yaptığı hırsızlıklardan dolayı idama mahkum edilmiş, fakat yattığı hapishaneden dört kez kaçmayı başarmıştır. Bu da onu halk arasında bir kahraman haline getirmiştir.

      Shepherd'in sözlük anlamı: Çoban.(rehber/refakatçi olarak) (birini) getirmek/götürmek, (birine) refakat etmek.

Katherine Austen:
      Katherine Austin, 1864–1902 yılları arasında yaşamış Amerikalı gazeteci, avukat, anarşist, feminist. Dizide kullandığı diğer isimler, Katherine Ryan, Katherine Dodd, Joan Heart, Maggie Ryan, Annie, Lucy, Monica Callis.

James Sawyer:
Jasse James + Tom Sawyer,
      Tom Sawyer, Mark Twain'in unutulmaz karakteri, kaçma konusunda uzman, iflah olmaz bir hilebaz, üçkağıtçı. Jesse Woodson James, 1847 1882 yılları arasında yaşamış, ünlü hırsız, kanun kaçağı, James Younger çetesinin en bilinen üyesi.

Sayyid Jarrah:
      Ziad Samir Jarrah, 11 eylülde ikiz kulelere saldıran teröristlerden biri.

Hugo "Hurley" Reyes:
      Hugo De Los Reyes Chávez, Hugo Chavez'in babası. Neden Hugo yerine Hurley'i tercih ettigini bilmiyoruz. Zira Hugo ile Hurley arasında fonetik bir bağlantı yok.

Charlie Hieronymus Pace:
      Stephen King'in The Stand adlı romanındaki Larry Underwood karekterinden esinlenerek yaratılmıştır. Hieronymus antik yunancada kutsal isim anlamına gelmektedir.

Shannon Rutherford:
      Ernest Rutherford, nükleer fiziğin babası kabul edilen iskoç asıllı yeni zellandalı bilim adamı.

Desmond David Hume:
      David Hume, John Locke'un takipçilerinden aydınlanmacı, empirimist iskoç filozof.

Penolope Widmore:
      Penolope Homeros'un Odysses'inde Odysseus'un sadık karısıdır. Odysseus'u 20 yıl boyunca bekler ve bu yirmi yıl boyunca onunla evlenmek isteyen 108 adet erkeği geri çevirir. (bak, bak rakama bak!)

Benjamin "Ben" Linus:
      İbranicede Benjamin güneyin oğlu ve sağın oğlu anlamına gelir. Lostie'lere ilk olarak kendini Henry Gale adıyla tanıttı, Henry Gale Wizard Of Oz'da Dorothy'i balonla kaçırmaya çalışan amcasının ismidir.

Juliet Burke:
      Burke kelimesinin sözluk anlamı: boğmak, vücutta iz bırakmadan öldürmek; dolambaçlı bir davranışla bir şeyden sıyrılmak. (sinsi hatun)

Richard Alpert:
      Aynı adlı Harvard'da profesörlük yapmış psikolog. 1963 yılında insanlar üzerinde pshychadelic uyuşturucular üzerine deney yaptığı gerekçesiyle Harvard'tan atılmıştır. Daha sonra Hindistana giderek Neem Karoli Baba adlı gurunun öğrencilerinden biri olmuştur. İlerleyen yıllarda adını baba ram dass (tanrının hizmetçisi) olarak değiştirmiş ve 1971 yılında best seller olan Be Here Now adlı bir kitap yazmıştır. Ayrıca Richard isminin sözlük anlamı güçlü lider'dir.

Mikhail Bakunin:
      Mikhail Alexadrovich bakanın; rus filozof, devrimci, anarşist.

Ethan Rome:
      İsminin Other Man, The Roman, ve More Than gibi anagramları mevcut. (Biraz tırt bir bakış açısı ama yazmadan geçemedim.)

Daniel Faraday:
      Michael Faraday; 1791 - 1867 yılları arasında yaşamış İngiliz fizikçi. Elektromagnetizm üzerine yaptığı çalışmalar ve Faraday kafesi ile tanınır.

Charlotte Staples Lewis:
      Clive Staples Lewis, Narnia Günlükleri'nin yazarı, sosyolog ortaçağ ve ronesans profesörü.

Matthew Abaddon:
      Abbadon veya Abaddon, İncilde ölüm meleği, cehennem meleği olarak geçer.

      İsimlerin hepsinin atıfta bulunulduğu kişilerle bire bir örtüşen bir mana çıkarmak gereksiz. Bence senaristler bu isimleri çok titizlikle seçiyorlar fakat zannedildiğinden daha az önem yüklüyorlar bu isimlere.

The Blast Door Map:
      The Swan ambarında, güvenlik kapıları kapandığında karşımıza çıkan, sadece mor ışıkta görülebilen, Radzinsky tarafında bulaşık deterjanı ile çizilmiş, diğer istasyonların yerini gösteren harita. Kelvin Joe Inman, Radzinsky'nin basladığı bu haritayı, o intihar ettikten sonra çizmeye ve geliştirmeye devam etmiştir. Haritada adanın merkezini işaret eden 7 adet istasyon ve bunların tam ortasında da büyük bir soru işareti bulunmaktadır. Haritanın çeşitli yerlerine İngilizce ve Latince notlar ve bazı fizik-matematik problemleri yazılmıştır.

      Lost dizisi ve oyuncalarının masaüstü resimleri...
Lost dizisi - Masaüstü  Lost dizisinin - Masaüstü resimleri  Lost - wallpaper
     
Lost disisi - wallpaperlar - jack  Lost disizi oyuncuları - Masaüstü - claire  Lost Masaüstü - jhon locke
     
Lost disisi - wallpaperlar - dominic-monaghan  Lost oyuncularının masaüstü resimleri - kate  Lost desktop - shannon
     
Lost disisi - wallpaperlar - sawyer - josh holloway  Lost oyuncularının masaüstü resimleri - jin  Lost desktop - shannon

Kaynak: lostdizisi.net - merkezforum.biz




Google