Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Televizyon



Burcu Esmersoy: Benim işim spor programı
“20.30’da futbol konuşup 21.30’da ‘aşık kadın’ olamam”
Burcu Esmersoy: Benim işim spor programı       NTV‘de sunduğu “Spor Servisi” programı ile prime time’a “terfi eden” Burcu Esmersoy gelen tekliflere rağmen dizi oyunculuğunu düşünmediğini söylüyor: “20.30‘da futbol konuşup 21.30’da ‘aşık kadın’ rolü yapamam”.

      Hem futboldan anlayan hem de güzellik yarışmalarında dereceye girecek kadar güzel bir kadına rastlamak zordur. Hadi rastladınız diyelim, “burnu kalkık” olmayanını hiç bulamazsınız. En azından Burcu Esmersoy’la karşılaşana kadar ben öyle sanıyordum. Esmersoy 1997’de Türkiye dördüncü güzeli seçilmiş, futboldan bahsetmeyi seviyor, maç seyrederken heyecanlanıyor ve en önemlisi de sahada olan biteni anlayıp yorum dahi yapıyor. Üstüne üstlük bu gerçekleri yüzüne vurduğunuzda utançtan kızarıp “yok canım o kadar da değil yahu” diyecek kadar da mütevazı.

      Artık NTV’de prime time’da yayımlanan bir programınız var. Kariyeriniz açısından öngördüğünüz yerde misiniz?
      Evet, kesinlikle öyleyim. Asla hırslı biri olmadım ama işimi o kadar çok severek yapıyorum ki ister istemez bu durum başarıma yansıyor. İki sene önce en büyük hayalim NTV’de bir programımın olmasıydı ve bu sene bu hayalimi gerçekleştiriyorum.

      Prime time’da olmak sizi zaman zaman korkutuyor mu?
      Hayır, hiç korkutmuyor. Ben bu işi 10 senedir yapıyorum. Programımın 20.30’a alınması bana onur veriyor çünkü bence bu işi iyi yaptığımın düşünüldüğünün en büyük ispatı bu saat değişimi.

      Programınıza katılanlardan nasıl tepkiler alıyorsunuz?
      İnsanlar samimi tavrımı hissettikleri anda rahatlıyor. Zaten programıma ilk kez gelenlerin bana “O kadar rahatsınız ki beni de rahatlattınız, çok samimi bir programdı” demeleri benim için büyük hediye.

“Sinan Çetin’e hayır demem. Onunla çalışmak isterdim”
      Futbolda favori yorumcularınız kimler?
      Rıdvan Dilmen’in Süper Lig yorumlarını çok güçlü buluyorum. Saatlerce konuşsa sıkılmadan dinlerim. Ayrıca Sergen Yalçın’ı da kim üzülür kim küser diye kendini sansürlemediği için beğeniyorum. Bence Sergen’in yorumculuğu futbolculuğuna benziyor. Hakan Ünsal’a gelince onu çok iyi bir araştırmacı olduğu için beğeniyorum. İyi bir yorumcu dünya liglerini, takımları ve oyuncuları yakından takip etmeli.

      Televizyonculuk dışında bir mesleği düşünmediniz mi?
      Televizyonda çalışmayı sahne tozu yutmaya benzetiyorum. Hani “Bir kez sahneye çıkarsan bir daha inmek istemezsin” derler ya, aynen öyle bir durum. O nedenle başka bir meslek aklımdan geçmiyor. Televizyonculuk için doğmuşum.

      Televizyonu bu kadar sevmenize rağmen nasıl oluyor da oyunculuk yapmıyorsunuz?
      Bilemiyorum hem şu an yaptığım işi düşününce de bir dizide oynamamın garipseneceğini düşünüyorum. Düşünsene akşam 20.30’da spor bültenlerini sunup değerli yorumcularla futbol tartışıyorum ve bir saat sonra bir dizide esas çocuğa aşık kadını oynuyorum, ne kadar inandırıcı olabilir ki?

      İnandırıcı olmasa da ilgi çekici olacağı kesin. Sinemaya ne dersiniz?
      O başka bir mesele. Sinema teklifleri de geliyor ama ben biraz korkak davranıyor ve kaçıyorum. Mesela sırf aklım kalır diye bile görüşmelere gitmediğim oluyor. Ekip konusunda çok seçiciyim, kimlerle çalışacağım yapacağım iş kadar önemli. Herkese evet demem.

      Kimin teklifine hayır demezsiniz?
      Sinan Çetin’in! Sinema yapmak isteyen kimsenin ona hayır diyeceğini sanmıyorum.

Burcu Esmersoy: Benim işim spor programı
“Otomobilden anlarım ve iyi otomobil kullanırım”
      Otomobil dergilerinde de yazı yazıyorsunuz değil mi?
      Evet, EVO dergisinde amatör olarak yazı yazıyorum. Profesyonel anlamda motorsporları ile bir alakam olmasa da bir otomobile biner binmez onun özelliklerini anlarım, iyi otomobil kullanırım ve güzel otomobilden hoşlanırım.

      Nasıl bir çocuktunuz?
      Öyle fırfırlı elbiseleri olan çıtkırıldım bir kız çocuğu olamadım hiç. Çocukken de dizlerim kollarım yara bere içinde topun peşinde koşardım, futbol oynardım oğlanlarla.

      Sizin çocuğunuzda öyle olacak galiba...
      Hani insan 30’una gelince fikirleri değişir, şöyle bir sarsılır ya, onu yaşadım. Anne olmayı şimdilik düşünmüyorum, işim benim çocuğum.

      Başka neler değişti 30’a gelince?
      Mesela ben 1997 yılında Japonya’da düzenlenen Miss International Yarışması’nda “Miss Friendship” seçilmiştim. Dostluk Güzeli yani. O dönem bu ödülün “Sen güzel değilsin ama şirinsin” anlamına geldiğini düşünürdüm. Güzellik yarışmalarında verilen ödüller hep fiziksel kriterlere göre verilir ya, bu ödül karakterime verilmiş olduğu için bence o yarışmanın en baba ödülüymüş! Bunu aradan zaman geçince anladım.

“Dokuz yıldır dövüşüyorum”
      Dokuz yıldır dövüş sporlarıyla ilgileniyorum. Etiler’deki Bujin Fight Club’da başladım. Bir yıldır ara vermiş durumdayım ama kesinlikle yeniden başlamayı planlıyorum. Dövüş sporlarını forma girmek için yapmaya başladım çünkü bu tip sporlar inanılmaz fit olmazını sağlıyor yoksa öyle sokakta kendimi koruyayım gibi bir derdim olmadı.

      Maç seyrederken yerimde duramam resmen. Uğurlarım vardır, mesela mutfağa gitmem çünkü ne zaman gitsem gol olur. Ayrıca takım tutmadığım içinde kim gol atarsa atsın heyecanlanır, havaya sıçrarım.

Kaynak: Sabah




Google