Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Televizyon



Yavuz'un minibüsünde Seçkin sohbetler
Levent Kırca’dan sonra ben geliyorum
      Yavuz Seçkin... Radyoda yaptığı “Yavuz’un Minübüsü” programıyla ünlendi
Yavuz'un minibüsünde Seçkin sohbetler       Avrupa Yakası’nda canlandırdığı “Sertaç” karakteriyle televizyona adım attı. Şimdi ise, TV8’deki “Comedya” programında yaptığı taklitlerle 7’den 77’ye herkes tarafından konuşuluyor. Sadece onu ekran başında gülerek seyreden izleyiciler değil, Ahmet Çakar ve Mehmet Ali Birand gibi başarıyla canlandırdığı ünlüler de şovunun bağımlısı olmuş. Hatta bizzat kendisini arayıp tebrik eden, “Beni daha genç göster” diye öneri de bulunan ünlüler dahi var. Yavuz Seçkin, ünlü taklidi konusunda Türkiye’de alternatifi olmadığını iddia ediyor: “Bir karakteri 10 dakikada da çıkardığım oluyor, bir haftada da... İnsanlarla konuşurken çaktırmadan onları beynime kopyalıyorum. Şu anda konuşurken seni bile kopyalıyor olabilirim. Belki de bir sonraki röportajda, sen olarak senle konuşabilirim.”

      Nasıl bir ailede büyüdünüz?
      Havuzda saz çalabilecek kadar şen şakrak bir babam vardı. 4 erkek kardeşiz. Hepimiz fırlamayız ama “komedyen” olan bir tek ben varım. Aslında 18-19 yaşlarında sanatçı olmak çok istedim ama bunu babama anlatamazdım.

      Arkadaşlarınız arasında komik olduğunuzu düşünen yok muydu?
      Askerde komik skeçler yapardım. Beni “muzip” bir çocuk olarak görürlerdi. Ama biraz içine kapanıktım. Kendi içimdeydi muzipliğim. Önceleri esnaftım. Gültepe’deki 6 metrekare bir dükkanımda hediyelik eşya satıyordum. 12 sene o dükkanda çalıştım. Orayı “sıfırdan” kurdum. Hırslı biriyim aslında... Elimi attığım her şeyi başarabileceğimi biliyordum. Çok iyi bir ikna yeteneğimin olduğunu biliyorum. Esnafken müşteriyi ikna ediyordum, burada da izleyiciyi ikna ediyorum.

      Nasıl oldu da 28 yaşından sonra şov dünyasına girdiniz?
      28 yaşından sonra fark ettim içimdeki cevheri. O zamanlar hayata bakış açım da, yaşadığım ortam da farklıydı. Evlenip çoluk çocuğa karışma derdindeydik. Bir gün arkadaşlarımın gazıyla Boran Kaya’nın “İner misin Çıkar mısın” yarışmasına katıldım ve birinci oldum. O dönemin ünlüleri Süleyman Demirel, Elvir Boliç, Bülent Ecevit’i başarıyla canlandırınca, kendimi bir anda “şov dünyasında” buldum. Bir süre sonra Kadir Çöpdemir sayesinde “radyoculuğa” başladım.

Sokaktaki en meşhur kel benim
      Avrupa Yakası’nda yer almanız nasıl oldu?
      Bir gün telefonda Sinan Çetin’i işlettim. Beni davet etti. Sonra da Gülse Birsel’le oturduk. “Benim ‘Sertaç’ diye üçkağıtçı, dolandırıcı bir karakterim var, oynar mısın” dedi. “Sertaç” karakterine kendi ruhumu verdim. Biraz da içine çok büyük hayranı olduğum Öztürk Serengil’in mimiklerini koydum.

      Şimdi programınızda, dizideki “sarı bıyıklı” halinizden eser yok...
      Sarı bıyıklı bir Mehmet Ali Birand olmuyor tabii... Programımda “makyaj”la uyumlu değil, o yüzden Avrupa Yakası’nda takma bıyık takacağım. Aslında “Yavuz” ve “Sertaç” çok zıt ama sarı bıyıklarla ikisi de bütünleşti. Sokaktakiler yeni yeni alışıyor bıyıksız halime. Sokaktaki en meşhur kel benim esasında. Kel erkekler çok seksidir, bunu biliyorsunuz. Bu da aslında bir züğürt tesellisidir.

      Saç ektirmeyi düşünüyor musunuz?
      Şu anda iş gereği haftanın 6 günü saçlıyım. Peruk takıyorlar çekimlerde... O ezikliği de artık üzerimden attım.

      “Comedya” programı nasıl doğdu?
      Hep hayalimde bu iş vardı. Ama “marka” olacaksınız ki, bir şeyler yapacaksınız. Bizim piyasamızdaki yapım şirketleri, eğer isim değilsen seni abuk sabuk yerlerde kullanıyor. “Sen hele burada bir maymunluk yap, sonra nasılsa birkaç jüriyle atışırsın. O zaman bir şeyler yaparız” bakışı var. Bu mantıktan nefret ediyorum. Çünkü yeteneğimi biliyorum. On yıldır çalışıyorum.

Şu anda geldiğim noktadan memnunum
Yavuz Seçkin - radyo programı Yavuz'un minibüsünde       En çok keyif aldığınız karakter kim?
      En çok Mahsun’u çok seviyorum.

      Canlandırdığınız karakterlerin size geri dönüşü nasıl oluyor?
      Ben bu işi 10 senedir yapıyorum. Ve tamamını da düzgün yaptığıma inanıyorum. Onları “onore” edecek şekilde yapıyorum. Arada olumsuzluklarla karşılaştığımız da oluyor.

      Peki Mehmet Ali Birand’ın tepkisi ne oldu?
      Mehmet Ali Birand’ın sekreteri, programın ilk bölümü yayınlandığı zaman beni aradı. Mail adresimi istedi. Ben de verdim. Heyecanla şirkete gidip mail adresimi açtığımda, karşıma çok güzel bir yazı çıktı. “Yavuzcuğum, ellerine sağlık. Yanaklarından öpüyorum. Çok başarılı buldum, çok güldüm ve eğlendim. Bu iş sana çok yakışmış. İnşallah çok başarılı olacaksın” diyordu. O anda mutluluktan havalara uçtum. Sonra Ahmet Çakar ile konuştuk. Ben kendim aradım. Merak ettim nasıl bulduğunu.

      Çakar size ne dedi?
      “Bak dalgana” dedi. “Devam et, çok güzel oluyor, başarılısın.” İlk bölümde şakayla karşılık bile verdi, “Sevgili Yavuz, her şey çok güzel ama benim saçlarım o kadar beyaz mı?” (Sesini taklit ediyor). Biraz beyazlattığımı düşündü saçlarını. Arto, çok fazla sevmez böyle şeyleri, ama benim yüreğimi iyi bilen bir insan. Ben kötü niyetli bir insan değilim. Bir tek “Pana Film” bana böyle bir iddianame göndermiş. Biz zaten çok da meraklı değiliz. O kadar da ortalığı velveleye verecek bir şey değil.

      Taklit işinin Türkiye’deki piri Levent Kırca. Kendisi şovunuzu izledi mi?
      Levent Abi eminim ki, bu yolda başarıyla gitmemi istiyordur. Çünkü piyasada bu işleri yapan birileri olmalı. Türkiye’de bir “Komedyen sıkıntısı” ve “Komik adam spazmı” var. Türkiye’de çok az komedyen var ve biri çıktığı zaman, içinde ruh varsa yürüyor gidiyor. Diğerleri de şans bulamıyor. Ben şu anda geldiğim noktadan memnunum. Ama benden sonrakileri de bu noktaya taşımak istiyorum.

      Hangi noktada görüyorsunuz kendinizi?
      Ben bu “Plastip ünlü tiplemesi” konusunda Türkiye’de Levent Kırca’dan sonra geliyorum. Şu anda da bu konuda alternatifim olmadığını düşünüyorum.

Bu işi yapmak için uçuk olmalısınız
Yavuz Seçkin - Yavuz'un minibüsü       Neler kazandınız bu süre zarfında?
      Bir kere zengin bir adam değilim. Kazandığımı işime yatırıyorum. Bütün kullandığım malzemeleri, perukları, aksesuarları kendim alıyorum. Bir anlamda kendime yatırım yapıyorum.

      Sizin farkınız ne?
      Ben diğerlerinden başka bir iş yapıyorum. Çünkü ben herkesi taklit edebiliyorum. Ve bunu her gün evde oturup saatlerce çalışarak yapıyorum.

      Ahmet Çakar’ı nasıl çalışıyorsunuz?
      Ben önce mimikleri çalışırım. Bakışlarını, gözlerini... Tavırları çok önemlidir. El hareketlerini ve kafa hareketlerini çalışırım. Daha sonra, o kişinin sesinin daha önce benim yaptığım tiplemelerden hangisine yakın olduğunu bulurum. Diyelim ki Arto’nun taklidini yapıyorum. Çok tuhaf gelecek ama Arto’ya bir tutam Öztürk Serengil kattığım zaman, Mehmet Ali Erbil’in sesini buldum.

      Mehmet Ali Birand’ı nasıl çıkardınız?
      Bu işe başladığım zaman ilk onu taklit etmiştim. O yüzden Mehmet Ali Birand’ın ruhu bana direkt olarak giriyor. Ben onu yaparken ne yazılı metin, ne de başka bir şey görüyorum. Doğrudan doğaçlama yapıyorum. Çok seviyorum kendisini zaten. Mehmet Ali Birand’ın o durumu anlatma tarzı zamanla gelişiyor.

      Aynı kişiyi ne kadar süre çalışırsınız?
      Benim işim normal insanın yapacağı bir iş değil. Çok uçuk biri olmalısınız. Bu meslek gerçekten de birtakım psikolojik sorunları ortaya çıkarabiliyor. Ben çok “dengeli” bir kişi olduğumu düşünmüyorum.

Karakter çıkarırken artık hiç zorlanmıyorum
      Şovmenliğin gündelik hayata yansımalarından bahseder misiniz?
      Yalnız kalmayı seviyorum. Eğer yalnız kalamazsanız, bu işi yapamıyorsunuz. Evde çalışıyorum, arabada çalışıyorum, sürekli çalışıyorum.

      Bir karakteri çalışırken kendinizi bir hafta her şeye kapatır mısınız?
      Benim 10 dakikada da bir karakteri çıkardığım oluyor, bir haftada da... Ama artık hiç zorlanmıyorum. İnsanlarla konuşurken çaktırmadan onları kopyalıyorum beynime. Şu anda seni bile kopyalıyor olabilirim. O benim istemim dışında gelişiyor. Belki de bir sonraki röportajda, sen olarak senle konuşabilirim. (Kahkaha atıyor).

      Canlandırırken en zorlandığınız kişi kimdi?
      Çok zorlanmıyorum. Zaten elimde geniş bir kadro var. Ses olarak 50’ye yakın ünlü taklidim var. Yüzüm de çok çabuk ünlülere benziyor. Daha çok makyajı yapanlara sormak lazım. Makyajlarımızı yapan Polat ve Özdemir Egemen Hoca’mız bana “Lastik yüz” lakabını koydular. Bana dediler ki, “Plastik makyaj kullanmamıza gerek yok, çünkü senin yüzün ‘plastik.’ İstediğimiz yere çekip bırakıyoruz.”

      Makyajla yaşamak nasıl bir şey?
      Geçen hafta Cemil İpekçi makyajı yapmışlardı. Sokağa öyle çıkmışım. Bir saat, o makyajla Nişantaşı’nda o şekilde gezdim. Gözlerimde sürmeler vardı. Hoşuma da gitmedi değil... Galiba deliriyorum artık (Gülüyor).

Kaynak: Vatan




Google