Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Televizyon



Ekranların en uzun bayan spikeri Özge Uzun
Ekrana mini etekle çıktığımda usturuplu oturuyorum
Ekranların en uzun bayan spikeri Özge Uzun       İnternet sitelerindeki görüntüleri “seksi” bulunan ve bu nedenle çok konuşulan 29 yaşındaki spiker Özge Uzun, kendisine neden böyle bir yakıştırma yapıldığını anlamadığını söylüyor: “Bende dekolte yok, mini etek var. CNN International ve FOX’un Amerika’daki kanallarına baktığınızda, oradaki spikerleri de etekle görürsünüz. Haber sandalyesinde oturuyorum. Bir kadın etek giydiğinde nasıl hanım hanımcık bir şekilde bacak bacak üstüne atarsa, ben de öyle yapıyorum.”

      Ekran yolu size nasıl açıldı?
      Çocukluğumdan beri sürekli sesimi kaydederdim. 1992 yılında Ankara’da özel radyolar açılınca orada çalışan arkadaşlarıma ses kayıtlarımı bıraktım. 1998’de İstanbul’a gelerek Alem FM’de bir şiir programı sundum. Bir spiker abim “alto” bir sesim olduğunu ve mutlaka haberi denemem gerektiğini söyledi. Önce NTV’de haber seslendirmesi yaptım. Bana ekran yolunu açan ve “anchor”lık yolunda teşvik eden isim ise Oğuz Haksever oldu. 2001’de NTV’de haber sunmaya başladım. Bu işin sadece okulla olmayacağına inananlardanım. Ben turizm-otelcilik okudum ama şu anda Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerine ders veriyorum. Çocuklara kendi kariyer gelişimimi de anlatıyorum. Ben çirkin ördek yavrusundan kuğuya dönüşmüş gibiyim... .

DEĞİŞİM BİR ANDA OLMADI
      Nasıl oldu bu değişim?
      NTV’ye ilk başladığımda, 21-22 yaşlarında, saçları belinde, yuvarlak kırmızı çerçeveli gözlükler takan, biraz “hippivari” giyinen bir kızdım. Ama zamanla kendimi geliştirdim. “Ugly Betty” filmindeki gibi, sihirli bir değneğin değmesiyle bir anda çirkin kızdan güzele dönüşmedim. TRT nasıl bir okulsa, NTV de benim için öyle bir okuldu. Orada büyüdüm ve olgunlaştım, orada ilk evliliğimi yaptım, boşandım. Geçen sene de, FOX TV’den teklif aldım.

      Güzel olduğunuzu, ekrana yakıştığınızı söyleyenlerin sayısı had safhada...
      Güzellik çok göreceli bir kavram. Bence ekranda olmak için dünya güzeli olmaya gerek yok. Ekrandaki ışığınız, kameranın sizi sevmesi önemli. Farklı bir karizmanız, farklı bir tadınız varsa, insanlar ekranda bunu anlar. Ama en önemlisi, benim ekranda doğru haber okumam ve sesimle o duyguyu verebilmemdir. Ben 29 yaşındayım, işimi de iyi yaptığıma inanıyorum. 2001 yılından bu yana Türkiye’de ekrana çıkıyorum. Ama son zamanlarda bu ilgi artıyorsa, bunu da anne olmama bağlıyorum. Anne olduktan sonra, her anlamda çok değiştim.

Muzur haberleri sunmayı seviyorum
      Hangi haberleri sunmak size keyif verir?
      Kadın-erkek ilişkileri ile ilgili “muzur” haberler beni çok keyiflendiriyor. Normalde, neşeli, keyifli ve hafif muzur bir insanımdır. Severim muzurluk yapmayı. Kendi içimde “şımarık” da bir kadınım. Aslında şımarıklık yapmayı da seviyorum. İyi haberler vermek beni çok mutlu ediyor.

      Sizin içinizde nasıl bir muzurluk var peki?
      Benim içimde hakikaten de hiç büyümeyen ve şımarık bir kız çocuğu var. İnsanlar benimle ilk tanıştıklarında beni çok soğuk buluyor. Belki de çok beyaz tenli ve sarışın olduğumdan sert bir görüntüm var. Ama yakın çevremde çok neşeli, komik ve eğlenceli bir kadınım.

      Ekranlara sizin gibi “dekolteli” çıkan bir haber spikeri pek yok, değil mi?
      Bu olay neden bir anda tırmandı, hiç bilmiyorum. Bende dekolte yok, mini etek var. CNN International ve FOX’un Amerika’daki kanallarına baktığınızda, oradaki spikerleri de etekle görürsünüz. Şimdiye kadar bizde hep spikerlerin “belden yukarısı” görülüyordu. Yazları sıcaktan üstünde ceket, altında şortla haber sunan arkadaşlarımız da oluyordu ama kimse bilmiyor. Bizim kanalda biraz daha farklı bir çekim açısı var. Ve bu üst açı sadece “Fox Türkiye” için geçerli değil, Fox’un ABD’deki kanallarında da böyle... Ben ekrana mini etekle çıktığımda, gayet usturuplu bir şekilde oturuyorum.

Ekranların en uzun bayan spikeri Özge Uzun

      Seksi gözükmeniz kanalın bilinçli bir seçimi mi?
      Hayır, kanalın seçimi değil. Belki de, insanlar bizim kamera açılarımız yüzünden böyle düşünüyor. Bence ortada “sakil” ya da “kötü” duran hiçbir şey yok. Üzerimde gayet şık bir etek, ceket ve takım var. Bir haber sandalyesinde oturuyorum. Bir kadın etek giydiğinde nasıl hanım hanımcık bir şekilde bacak bacak üstüne atarsa, ben de öyle yapıyorum. Ama benim vurgulamak istediğim nokta çok farklı...

      Neyi vurgulamak istiyorsunuz?
      35 dakikalık haber bülteninde kameraların beni gösterdiği 5 saniye, eğer beni 30 yaşında haberin taş bebeğine dönüştürdüyse, ne mutlu bana... Bundan gurur duyarım. Demek ki, 5-10 saniyelik kamera hareketi ile görülen kısım bazılarının aklında kalıyormuş. Ancak, “seksi” olsam bile, fiziğimin haberin önüne geçmesini istemem. Görsellik tabii ki önemli. Uyumlu kıyafetler giymek, küpenize kadar özen göstermek durumundasınız. Saçınızdan sürdüğünüz ruja kadar detaylar önemlidir. Ama unutmayın, insanlar kanalı açtıklarında önce sizi görür, daha sonra da ne söylediğinize bakarlar.

      Ekranların en uzun spikeri olduğunuz doğru mu?
      Gerçekten de ekranın en uzunuyum. Boyum 1.80 metre... Ben 12 yıl profesyonel olarak yüzdüm. Lisanslı yüzücüyüm. Ama boyumun uzunluğu ailemin mirası. Dikkat ederseniz, soyadım da “Uzun”. Biz uzun bir aileyiz. Kardeşim 1.98, babam 1.90, 15 yaşındaki kardeşim 1.80 boyunda. Yayındayken bazen elimi kolumu koyacak yeri bulmakta zorlanıyorum. Çünkü spiker masaları çoğu zaman bana çok kısa kalıyor. Rahat hareket edebilmek için sandalyemi indiriyorum. Uçaklarda da yolculuk ederken koltuklara bacaklarımı zor sığdırıyorum.

Oğlumu yoğun bakımda bırakıp haber okudum
      Doğum izninden hemen sonra ekrana dönmek kolay olmasa gerek...
      Çocuğum şu anda 13 aylık. Ben doğumdan sadece iki ay sonra ekrana döndüm ve dokuz aydır da ekrandayım. 1 yıl içerisinde, aldığım 30 kiloyu verdim. Güzel de oldu, bu halimden gayet memnunum. Ama ne yazık ki, oğlumun sağlık problemleri var.

      Nasıl sağlık problemleri?
      Oğlum, 1 milyonda 1 görülen ”FG“ sendromu ile doğdu. Kalça çıkığı var, parmakları yapışık. Doğuştan gelen bir de kalp problemi yaşıyor. Ayrıca, ”Eklem gevşekliği“ denilen bir durumu var. Doğduğunda ayakları bileğine yapışıktı, boynunda da bir başka problem var. 3 ameliyat geçirdi. Ayakları 4 buçuk ay alçıda kaldı. Ekim’de bir kalp ameliyatı geçirdi. Yakında da parmaklarından ameliyat olacak. Gelişim geriliği de var. Haftada iki gün düzenli fizik tedavi görüyor. Sabahları onu tedaviye götürüp, sonra televizyona geliyorum.

      Bu süreç hayli yıpratıcı olsa gerek...
      Oğlum Dağhan Ankara’da kalp ameliyatı oldu, ertesi akşam oğlumu bırakıp yayın için İstanbul’a geldim. Perişan bir haldeydim. Çünkü ameliyatta komplikasyonlar gerçekleşmişti ve oğlum yoğun bakımdaydı. TV’ye geldiğimde ağlamaktan gözlerimin altı mosmordu. Ama ekranda hiç kimse bir şey anlamadı. Çünkü benim oğlumla ilgili yaşadıklarım izleyiciyi hiç ilgilendirmiyor. Ben eskiden hüzünleri, sevinçleri, kıskançlıkları, hırsları olan bir insandım. Aşık, tutkulu, bazen biraz tehlikeli, ”kedi“ gibi bir kadındım. Ama artık bir anneyim ve çok değiştim. Anneliğim, habere bakış açımı da değiştirdi. Artık çocuk istismarı, cinsel şiddet gibi haberlerde kendimi zor tutuyorum. Bazen dışarıda kendimi Dağhan’la akran başka çocuklara bakarken yakalıyorum. Sonra da, bakışlarımı kaçırıyorum. Onları kıskandığımı düşünmeyin, sadece içimden ”Anneler, çocuklarının yaptığı en basit hareketin bile ne kadar büyük nimet olduğunun farkına varsınlar“ diye dua ediyorum.

Kaynak: Vatan




Google