Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Televizyon



Çocuklar Duymasın'la yeniden
Çocuklar Duymasın'la yeniden 10 yıllık değişimin tanığı Çocuklar Duymasın
      Çocuklar Duymasın ekrana "Merhaba," dediğinde tarih 2001'di. Dizi neredeyse 10 yılı devirdi ve şimdi yeniden atv ekranında izleyicisiyle buluştu. Peki bu 10 yıllık zaman zarfında neler değişti? Dizi, bir toplumsal fenomen olarak nelere temas etti?

Krizde umut oldu
      Malum; Birol Güven Çocuklar Duymasın'ın bir nevi modellemesini, uzun süre TRT 1'de yayınlanan Ayrılsak da Beraberiz'de yapmış, daha sonra 2001 yılının eylül ayında Çocuklar Duymasın ekrana "Merhaba," demişti. Çocuklar Duymasın'la yeniden Özel bir kanalda 13 bölüm olarak ekrana gelen Çocuklar Duymasın, ivedilikle atv tarafından keşfedilmiş ve kanal bünyesine 2002'den itibaren dahil edilmişti. Zaten dizinin efsaneleştiği kanal da atv olacaktı. 2002 yılının ocak ayında atv ekranlarından izleyiciye ulaşan ve milyonları ekrana kitleyen Çocuklar Duymasın, Cumhuriyet tarihinin en büyük krizlerinden birinin patlak verdiği 2001 yılının ertesinde ekrana gelmiş ve izleyiciyi sarmalamıştı. İnsanların en basitinden umuda, gülmeye, dertlerini unutmaya ihtiyacı vardı. Dizi böyle bir ortamda yükseldi, böyle bir ortamda izleyiciye kendisini sevdirmeyi bildi. Özellikle ekrana geldiği ilk iki yıl, izleyicinin gündelik dertlerinden nemalanmadı, "Ne kadar feci şeyler oluyor," diyerek, popülizmle prim yapmaya çalışmadı, izleyicinin gündelik dertlerine mizahla, uzlaşmayla yaklaşmayı denedi.

Köprünün altından çok su aktı
Çocuklar Duymasın'la yeniden       Dizi 2002'nin ocak ayında atv'de yayınlanmaya başladığında, sadece Türkiye değil Arjantin de krizle boğuşuyordu. Toparlanmaları neredeyse dizinin yayınlandığı süre kadar zaman aldı. Ayrıca Türkiye'nin ve dünyanın magazin gündemi de günümüzden epey farklıydı. Örneğin Tom Cruise ve Nicole Kidman hâlâ birlikte anılıyordu, Laettetia Casta evlenmemişti ve çok popülerdi. Tarkan, kendisini 72 ülkeye tanıtan yurtdışı atılımını gerçekleştirmişti. Sabah Şekerleri furyası hâlâ sürüyordu, Özlem Yıldız, Melike Öcalan, Murat Başoğlu gibi isimler halihazırda gündemdeydi. Bu dönemde de, şimdilerde de popülerliğinden zerre kaybetmeyen isimler de vardı elbet. Misal Demet Akalın o günlerde aşk meseleleriyle yine gündemdeydi, Oprah Winfrey halihazırda en çok kazanan şöhretli isimdi, ayrıca en çok haberi yapılan kişiydi. Dizi devam ettiği süre içinde Türkiye'nin gündeminden inmeyen bir diğer popüler olay da 'evlilik' yarışmalarıydı. Evlilik yarışmalarının yanı sıra Popstar ve benzeri ses yarışmaları da Çocuklar Duymasın'la birlikte televizyon dünyasında boy gösteren ve ses getiren yapımlardı. Şimdi esamesi bile okunmayan bu yarışmaların yarattığı tantanayı ve ortaya çıkardığı isimlere ne olduğunu takip etmem pek mümkün değil. Çocuklar Duymasın'ın en önemli rakiplerinden biri, yine bir komedi dizisi olan Avrupa Yakası'ydı. Çocuklar Duymasın'dan daha sonra başlayıp, en az onun kadar önemli bir hale gelen Avupa Yakası ile birlikte, Zerda, Aliye gibi diziler de o dönem çok konuşulan yapımlar arasındaydı. Tatlı Hayat, Hayat Bilgisi, Kurtlar Vadisi, Asmalı Konak, Biz Size Aşık Olduk gibi diziler de hemen hemen aynı dönemde revaçtaydı. Televizyon programları arasında bugün sessizce ekranlardan çekilmiş olan Süheyl ve Behzat Uygur kardeşlerin hafta sonu şovu, çok izleniyor, çok konuşuluyordu. Sinema filmlerindense örneğin G.O.R.A beyaz perdedeki yerini alacak, o döneme kadarki en yüksek gişe rakamını elde edecekti. Çocuklar Duymasın'ın zirvede olduğu yıllarda Serdar Ortaç Zembille, Beni Unut gibi hitlere imza atacaktı, 2004 yılındaysa Gülşen "Of of" diyerek pop listelerini altüst edecekti (Gülşen de Demet Akalın gibi o dönemden beri hayatımızdan çıkmayan bir isim). Yine aynı dönemde, 2003'te Everyway That I Can'le Sertab Erener'in Eurovision başarısı gelmişti. Müzikten devam edelim, Havuç'u da çok etkileyen hiphop açılımı, Ceza, Fuat, Sagopa Kajmer gibi isimlerle gerçekleşmiş, Cartel'le memlekete giren fakat ardını getiremeyen hiphop bu kez fırtına gibi esmeye başlamıştı...

11 Eylül, Dünya Kupası, reyting rekoru
Çocuklar Duymasın'la yeniden       Çocuklar Duymasın'lı yıllarda, dünya 11 Eylül'ü atlatmakla cebelleşti, Türkiye bir kriz atlattı, 2002 Dünya Kupası'nda üçüncülük elde etti (Gerçi bu kupanın en önemli maçlarından Brezilya- Türkiye maçının reytinglerini, Çocuklar Duymasın sonradan geride bırakacaktı). Ayrıca 2002 yılında AKP tek başına iktidara geldi. Koalisyonlar dönemi bitti. Dizi öyle bir fenomen haline gelmişti ki, Tayyip Erdoğan seçim zaferi ardından Siyaset Meydanı'nda tebrikleri kabul ederken onunla ilk konuşanlardan biri de Havuç'u canlandıran Furkan Kızılay olmuştu! Magazin gündeminde 'light erkek', 'metroseksüel erkek' tartışması başladı, dizi buna Selami karakteri üzerinden dahil oldu. Dizinin oyuncuları da, başarılarının ardından gelen büyük şöhret nedeniyle zaman zaman zor dönemler geçirdiler, ancak durum hiçbir zaman kendi markalarına ve Çocuklar Duymasın'a halel getirecek bir vaziyet almadı. Dizide Havuç, ezelden bu yana istediği cep telefonuna ve güzel bir kız arkadaşa kavuşamadı. Ayşecan Tatari'nin canlandırdığı ailenin kızı Duygu'nun da bir erkek arkadaşı olamadı. Bu biçimde dizi, 2005 yılında 'tadında bırakma' kararı aldı.

Yaşar Usta, Fiko sonra da Haluk
Çocuklar Duymasın'la yeniden       Peki Birol Güven'in karakterlerinin kökleri nerelere dayanıyordu? Çocuklar Duymasın, Haluk ve Meltem adlı birbirini çok da iyi tanımadan evlenen, iki çocuk sahibi olan, iki zıt karakterin öyküsünü anlatıyordu temelde. Bu iki karakterin dostları ve ailesi de dizinin yan unsurlarını oluşturmaktaydı. Terminolojiye 'Taş fırın erkeği' kelamını sokan Haluk, nispeten muhafazakâr bakış açısıyla, bir nevi klasik Türk erkeğini, anne Meltem'se çağdaş bakış açısıyla, modern Türk kadınını temsil ediyordu. Aslında Birol Güven, Türk izleyicisinin çok sevdiği bir yapıyı, günümüz şartlarında modellemişti. Türk izleyicisi aile ilişkilerini, aile modellerini izlemeyi, iyi-kötü bir 'aile evi ortamında' geçen hikâyeleri ekranda görmeyi yazlık sinemalardan bu yana seviyordu. Örneğin Haluk, 70'lerde Neşeli Günler'in, Gülen Gözler'in Münir Özkul tarafından canlandırılan Yaşar Ustası'ndan da izler taşıyordu, Yeşilçam'ın Hulusi Kentmen, Nubar Terziyan tarafından canlandırılan tatlı-sert babalarından da. Hatta 90'ların fenomen dizisi Süper Baba'nın Fiko'sundan bile kimi izler gelip Haluk'a eklenmişti. Tüm bu karakterlerin etkisinde ama kendine özgü, 80'lerde genç olmuş bir baba figürüydü Haluk. Meltem'se benzer filmlerdeki Adile Teyze'lerin, Aliye Rona'ların epey ilerisinde bir figürdü. Bu iki zıt karakterin atışmaları genelde Haluk ekseninde tıkandığı için (En basitinden Meltem belgesel izlmek istiyorsa, Haluk maç izlemek isterdi...), temelde dizinin 'Haluk'un, ailesiyle uzlaşması, ailesinin Haluk'un haklı olduğu noktaları kabullenmesi' düzleminde ilerlediğini söylemek mümkün.

Bir de Devlet baba var
      Buradan yola çıkarak dizinin 'çıpasının', yani tüm karakterleri belli eksenlere çeken, onlara yön veren karakterin Haluk olduğunu söylemek mümkün. Haluk'un temelleriniyse Yeşilçam'da, 90'ların önemli dizilerinde bulabileceğimizi daha önce söylemiştik. İşte burada şöyle bir parantez açmamız gerekiyor... Saymış olduğumuz Yeşilçam figürleri de, yakın dönemdeki birçok baba figürü de, bir biçimde toplumun demokratik seçimlerine hep müdahil olmuş 'devlet baba'nın birer yansıması esasen. Her biri dogmatik bir şekilde korumacı, dediğim dedik. Filmlerdeki konumlarıysa Haluk'un Çocuklar Duymasın'daki konumundan farksız. Münir Babamızı da bir şeylere razı etmeye, uzlaşmaya çağırmaya çalışırdı, Adile Teyzemizle çocukları. Hulusi Babamız da önce evladının görüşüne karşı çıkar, hayatına müdahale eder, sonradan yumuşardı. Hepsi aile içindeki iktidar dengesine, aile içindeki seçimlere müdahale etmeye meyilli bir güçten temelleniyordu: 'Devlet baba'dan (Zati bazısı ya komiser olurdu, yahut asker). Birol Güven'in müthiş bir biçimde kurguladığı Haluk, Tamer Karadağlı'nın şahane çalışmasıyla televizyonların marka karakterlerinden biri olmasının yanında, 'devlet baba' figüründen de ister istemez etkilenen bir Türk erkeği aynı zamanda. O döneme dek Türkiye'deki toplumsal seçimlere müdahale eden, bir şekilde gölgesini bu tercihlerin üzerinde hep hissettiğimiz bir baba figürü bu! Tıpkı Haluk'un sürekli olarak ailesiyle ilgili kararlarda uzlaşmaya davet edilmesi ve genelde de bu konuda başarılı olunması gibi, uzlaşmaya zaman zaman davet edilen ancak Haluk'un aksine bir uzlaşma mecburiyeti olmayan devlet baba...

Artık 'Haluk' da demokrasiye tabi
Çocuklar Duymasın'la yeniden       Günümüze gelindiğindeyse, ülkenin demokratik yaşamındaki gelişmeler, dizinin baba figüründe de gözlemleniyor artık. Çünkü değişiklikler artık topluma nüfuz etmiş vaziyette... Dizide artık çocuklar birer ergen olduklarından, genel bir demokrasi havası hakim. Ailevi mevzular her zaman mutfağa kapanıp konuşulmuyor, bir nevi aile meclisinde konuşuluyor. Yani 'baba', çocuklarının, 'ev milletinin' seçimlerine o kadar da müdahale edemiyor. 10 yılda ülkedeki değişimlerden irili ufaklı bir biçimde nasibini alan dizide, örneğin çocukluğunda hiphopa merak saran Havuç, şimdilerde gitarıyla ve uzun saçıyla daha çok bir rock sevdalısı gibi görünüyor. Yine Havuç'un isteği artık sadece bir cep telefonu değil, son model bir cep telefonu ve araba.

Kaynak: Sabah




Google