Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Televizyon



İhsan Varol'la Kelime Oyunu fenomene dönüştü
"Döner koltuklar sayesinde..."
İhsan Varol'la Kelime Oyunu fenomene dönüştü       İhsan Varol, ekranların kendi halindeki yarışma programı Kelime Oyunu’nun mütevazı sunucusu olarak tanımlıyor kendini. Oysa hem Bloomberg HT’de yayınlanan programı hem de kendi çoktan takipçisi bol bir fenomene dönüşmüş durumda...

      Pek çoğumuz onu efendi, samimi ve güvenilir buluyor. Hani, “Atla bir şey olmaz” dese, insan kendini Boğaz Köprüsü’nden aşağı bırakır. Öyle bir etkisi var. 15 yıldır televizyon sektöründe çalışıyor. Birçok yarışma programında editörlük ve metin yazarlığı yapmış. Sunuculuğa geçişi ise tamamen tesadüf. Çalıştığı şirket birçok ülkede yayınlanmış bir formatı, bildiğimiz ismiyle Kelime Oyunu’nu satın alıyor. Soruları şimdiki gibi İhsan Varol hazırlıyor. Deneme çekiminde yarışmanın nasıl işlediğini göstermek için sunucu oluyor, ekipteki arkadaşları da yarışmacı. İki gün sonra “Sunucumuz ol” diyorlar. Varol başta tereddüt ediyor ama yarışmanın bu kadar uzun süreceğini tahmin etmediği için teklifi kabul ediyor. Zira Kelime Oyunu yurtdışında en fazla 30 bölüm yayınlanmış, bizde 700’ü geçti. Ünlü sunucuyla bu başarının sırrını konuştuk.

      Tesadüfen sunucu olmuşsunuz. Bu işte beğenildiğinizi gördükten sonra hiç “Ben neymişim” dediğiniz oldu mu?
      Hayır. Samimiyetimle söylüyorum: Yaptığım şeyin çok önemli bir iş olduğunu düşünmüyorum. Bugün çıkıp gitsem, benim yerime işi kıvırmayı becerebilen bir sürü kişi bulunur. Bu işin en zor kısmı, her gün 70 tane soru hazırlamak. Beni gururlandıran nokta da bunu başarabilmek.

      Yarışmada sık sık komik olaylar yaşanıyor. Bunun sebebi nedir sizce?
      Tanıdığım en zeki kişi bile yarışmaya gelse heyecanlanıp aynı gariplikleri yapabilir. Yarışmada en düşük puan eksi 3200 oldu. Onu da 6 dil bilen, mimar bir hanımefendi aldı. O hanım, bu işin entelektüel birikimle bir alakası olmadığının en bariz göstergesidir. İş öyle kolay değil. Bazen yarışmacının basireti bağlanabiliyor. Bir de bizim yarışmacılarımız diğer yarışma programlarına katılanlardan biraz farklı.

      Nasıl yani?
      Bizim yarışmacılarımız “Öyle bir para kazanacağım ki hayatım değişecek” diye düşünerek gelmiyor buraya. Kimseye hayatını değiştirecek bir para vermiyoruz zaten. Onlar “Günümü güzel geçireyim” diye geliyorlar. Kazanan da kaybeden de program bitiminde öpüşüp ayrılıyor.

      Yarışmada kime “İyi gidiyorsun” deseniz saniyesinde tepe taklak oluyor. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?
      Bunun gizemini ben de çözemedim. Genelde son 4 soruya geldiğimizde araya giriyorum. O zaman da söz dizilerine geçiyoruz. Soru yapısı değiştiği için takıldıkları halde, beni uğursuz buluyor olabilirler.

      Bir de en çok kazanamayacak gibi olanlara yardım ediyorsunuz sanki. Çok düşük puanla bitirirse eşine dostuna ne diyecek?
      Kendimi onun yerine koyuyorum ve en azından alabileceği en yüksek puanla ayrılsın diye uğraşıyorum.

      Sizi en çok kimler izliyor?
      Bulmaca çözmeyi sevenler. Gençler Kelime Oyunu’nu izlerken çok çabuk sıkılıyor. Yarışmayı sonuna kadar takip eden kemik izleyicimiz, genelde yaşlılar.

      Çoğu kişinin üzerinize yakıştırdığı beyefendi duruş, günlük hayatta hareketlerinizi kısıtlıyor mu?
      “İnsanlar ne der” gibi bir rahatsızlığım yok. Eğer öyle olacaksa, lanet olsun kazandığım para da, yaptığım iş de. O gün bırakır, başka bir işe girişirim. Bahçeli bir evim, iki köpeğim, bir kedim ve eşim var. Asıl evimdeki hayatım ve huzurum önemli.

      Peki bu imajdan sıkıldığınız oluyor mu?
      Yoo, güzel bir şey o. Kim sıkılır ki? Kaldı ki tam tersini düşünenler de var. Mesela top sakalımı kestiğimde bir Allah’ın kulu tanıyamaz beni, ki yazın kesiyorum. O zaman girdiğim bir dükkânda televizyonda bizim yarışma açıkken, suratıma bakıp “Çok uyuz adam” diyen de oldu.

      Hiç küfreder misiniz?
      Ederim. Hayatımın bazı dönemlerimde nokta virgül gibi küfrettiğim de oldu. Özellikle Erzurum’da, Özel Harekât’ta askerlik yaptığım dönemde...

      Yaptığınız en büyük çılgınlık neydi?
      Tek başıma karayolu ile Hindistan’a gittim. Bir sırt çantam vardı. Önce İran’a, ardından Pakistan, sonra da Hindistan’a. Toplam 50 gün sürdü. Başıma birçok olay geldi. Pakistan’da bir kavgaya karıştım, az kalsın öldürülüyordum.

"Televizyonda hiçbir program ‘Yararlı olsun’ diye yapılmıyor"
      Programda kadın yarışmacının uçan memeli sorusuna “Hostes” diye yanıt vermesi olay oldu. Hatta Okan Bayülgen sizi reyting almak için o bölümü yayından çıkarmamakla suçladı. Siz ne düşünüyorsunuz?
      Açık söyleyeyim; öyle bir şey yaşadıktan sonra yayınlamayacak televizyoncu tanımıyorum. Neticede bu işi izlensin diye yapıyoruz. Bize Türkçeyi koruyoruz diye teşekkür ediyorlar ama “Bu işe Türk dilini koruyalım, insanlar güzel Türkçe öğrensin” diye başlamadık. Televizyonda hiçbir program yararlı olsun diye yapılmıyor. Karşı tarafın izzetinefsine zarar verecek bir durum olmadığı sürece, esprili olaylar her zaman yayınlanır. Yayın esnasında, durumun sıcaklığı ile hanımefendi “Bunu montajda kaldırabilir miyiz?” diye sordu ama program bitiminde kendisinin de onayını alıp yayınladık.

"Döner koltuklar sayesinde sevgili oldular "
      Dekorda kullandığımız koltuklar çok dönüyor. Öyle ki altlarına bir dinamo bağlasanız sonsuz enerji kaynağı olur. Yarışmacılar sabit durabilmek için halay ekibi gibi birbirlerine tutunmak zorunda kalıyor. Önce birbirlerinin dizlerine tutunuyorlar, sonra sohbet... Yayın öncesinde tanışıp evlenenler de oldu. Bir yarışmacımızı da televizyonda görüp beğenen bir hanım Facebook’tan bulmuş. Onlar da bahara evleniyor.

Kaynak: Habertürk




Google