Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Sağlıklı Yaşam
- Cinsellik
- Zayıflama-Diyet



Uzun yaşamanın sırları
Uzun Yaşamak İçin       Şişmanlık, şeker ve kalp hastalıkları üzerine uzun yıllardır araştırmalar yapan Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, insanların uzun yaşamasının formülünün “egzersiz” olduğunu bildirdi.

      Prof. Dr. Hotamışlıgil, şişmanlığın tüm dünyada hızla yayıldığını ve “çağın hastalığı” olarak adlandırıldığını dile getirerek, şişmanlıkla beraber gelen şeker, kalp hastalıkları, astım, karaciğer ve kemik hastalıklarının oranının da arttığını vurguladı.

      Şişmanlığın özellikle hızlı değişim içindeki olan toplumlarda ve çoğunlukla Asya ülkelerinde arttığına dikkat çeken Hotamışlıgil, “Batı ülkelerinde olduğu kadar şişmanlamak da gerekmiyor. Kilodaki hafif değişikliklerle diyabet, kalp hastalığı, astım, karaciğer, kemik ve alzheimer gibi hastalıklar da hızla yayılıyor. İnsanlığın, önümüzdeki 20 yıl içinde en çok ihtiyacı olan şey, bu hastalıkların önüne geçmek ya da gelişen hastalıkları fazla ilerlemeden tedavi edecek yeni yöntemlerin ortaya çıkmasıdır” diye konuştu.

      Dünya Sağlık Örgütü'nün istatistiklerine bakıldığında, dünyanın bir numaralı sağlık probleminin şişmanlık ve beraberinde gelen hastalıklar olduğunu kaydeden Hotamışlıgil, şunları söyledi:

      “İnsanlar bunu küçümsüyor. (Biraz şişmanlasak ne olur? Şekerimiz yükselse ne olur?) diyor. Bunun ülke ekonomilerine getirdiği negatif etki inanılmaz boyutlarda. Yoksulluğun, salgın hastalıkların ötesine geçmiş durumda. Türkiye ise şişmanlık ve buna bağlı hastalıklarda istatiksel olarak arada kalmış durumda. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde bu patlama yapacak.

      Şişmanlık oranı Türkiye'de 10 yıl önce yüzde 10'lardaydı, şimdi ise yüzde 25'lerde. 5-10 yıl içinde problemler görülmeye başlayacak. Türkiye risk olarak, yüksek risk grubunda. Türkiye'de şişmanlık ve buna bağlı olarak erken dönemde diyabet, kalp hastalığı ve solunum sistemi gibi hastalıklar hızla artıyor ve ağır seyrediyor. Özellikle kalp hastalıkları bizim ülkemizde ve Türkiye'den doğuya doğru gidildiğinde çok ağır seyrediyor. Çok şişman olmak gerekmiyor. Azıcık bir kilo toplandığı zaman, özellikle vücut içi yağlarındaki artışlar hemen hastalığı tetikleyebiliyor. Genetik yatkınlık var bu kuşakta.”

      Türkiye'de bazı hastalıkların artık daha erken yaşlarda görülmeye başladığını dile getiren Hotamışlıgil, “Diyabet erken yaşta görülmeye başladı. Eskiden 50'i yaşlarda başlayan diyabet, 35-40'lı yaşlara inmeye başladı. Karaciğer yağlanması 20'li yaşlarda görülmeye başlıyor. Türkiye'de bu durum sağlık sistemi açısından saatli bomba gibi. Nüfusumuz çok genç. Genç kuşak, orta yaş grubuna girdiği zaman yani 15 yıl sonra bu hastalıkların Türkiye'nin sağlık sistemine olan yükü 3-4 misline çıkacak. Buna hazırlanan bir yapı da görülmüyor” dedi.

     Her Öğün Sebze ve Meyve Tüketin
      Bir modernleşme hastalığı olan şişmanlığın ve beraberinde gelen hastalıkların önüne geçilemediğini, yaşam tarzının, yeme alışkanlıklarının değiştiğini, aile sofralarının yavaş yavaş yok olduğunu, çocukların erken yaştan itibaren sağlıksız bir beslenme kültürüyle büyüdüğünü ifade eden Hotamışlıgil, kendi evinde uyguladıklarını da şöyle anlattı:

      “Biz kendi ailemizde çok basit şeyler uyguluyoruz. Yediğimiz ceviz, fındık, kayısıları saymıyoruz, her şeyin kalorisini hesaplamıyoruz, formüle dayalı bir yöntem kullanmıyoruz. Çok basit prensipler var, onların daha etkili olacağını düşünüyorum. Benim evimde beslenmedeki tek şart, her gün, her öğünde taze meyve ve sebze tüketmek.

      Karbonhidratlardan uzak kalıyoruz. Pilav ve makarna gibi gıdaları daha az tüketiyor, ekmeğimizi tahıldan zengin olandan seçiyoruz. Hayvansal gıdaları haftada 1-2 kere tüketiyoruz. Pizza ve hamburger, meyve suyu ve kola evimize girmiyor. Bir kutu gazozda 150 kalori var. 10 kutuda 1500 kalori. Bunu yakmak için maraton koşmak lazım. Buzdolabında varsa, çocuklar bunu içiyor. Olmazsa su içiyorlar. Ben ve ailem hepimiz spor yapıyoruz. İnsanların uzun yaşamasının ilacının adı; egzersiz. İnsanlara egzersizden daha yararlı bir şey düşünemiyorum. Uzun yaşam ve hastalıklardan korunmanın yolu egzersizden geçiyor.”

      Yaşam tarzının değiştirilmesinin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, hiçbir ilacın mucizevi olmadığını, yeterli çabanın da gösterilmesi gerektiğini anlattı.

Kaynak: Hürriyet




Google