Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Sağlıklı Yaşam
- Cinsellik
- Zayıflama-Diyet



Bel ağrısı ve bel fıtığıyla ilgili herşey
Bel ağrısı ve bel fıtığı
Bel ağrılarından kurtulma yöntemleri
      Uzmanlar, bel ağrılarından şikayetçi olanları uyarıyor: Önce ilaç tedavisini, istirahati, fizik tedavi ve egzersiz programlarını deneyin. Sonuç alamazsanız ameliyat olun!

      Bugünlerde herkes bel fıtığı nedeniyle ameliyat masasına yatıyor. Beyin Cerrahı Doç. Dr. Kemal Yücesoy, ameliyatın bel fıtığının tedavisinde son çare olması gerektiğini söylüyor ve başarısız ameliyat sayısının gün geçtikçe arttığına dikkat çekiyor.

GEREKSİZ YERE BEL FITIĞI AMELİYATLARI YAPILIYOR!
Bel ağrısı ve bel fıtığı       Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirurji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kemal Yücesoy, bel fıtığının tedavisinde yanlış yöntemlerin arttığını söyledi ve bu hastalıkla ilgili sorularımızı yanıtladı:

Neden bel fıtığı sorunu bu kadar artıyor?
      Fıtık olan kıkırdaklar 18 yaşına kadar çok iyi kanlanıyor. O yüzden 18 yaşın altında çok büyük bir kaza olmazsa, bel fıtığı ortaya çıkmıyor. Ancak yerçekimi yüküne karşı desteği sağlayan kıkırdaklar 30 yaşından sonra bozulmaya başlıyor. 50 yaşından sonra ise, bütün kıkırdaklarda bozulma kaçınılmaz hale geliyor. Kıkırdağın bozulması suyunu kaybetmesi ve yüke karşı koyamamasıdır. Dolayısıyla çok küçük yüklenmelerde bile yırtıklar oluşur ve kıkırdağın kırılganlığı artar. Omurgaya yılda 5 milyon kez yüklenme olur. Hastanın hareketini kısıtlayıp, bundan kurtulmak mümkün değildir. Eğilme, kalkma, çömelme hepsi yüklenme anlamına gelir. Yatma dışındaki tüm hareketlerde omurgaya yükleniriz. Bu yüzden de 70-80 yaşındaki insanlarda bel fıtığına rastlanması kaçınılmazdır.

AĞRI SÜRÜYOR
      Bel fıtığı yalnızca orta yaş hastalığı değil, gençlerde de görülüyor. Neden?
      Burada değerlendirme hatası var. Oluşan bel problemlerinin yaklaşık yarısında kıkırdağın sert kısmı yırtılıyor ve içindeki yumuşak kısım çıkıp oradaki sinirlere baskı yapıyor. Bel fıtığı ilaç tedavisi ve istirahat tedavisi gibi yöntemlere cevap vermiyorsa, ameliyat gerekiyor. Bunlara klasik bel fıtığı ameliyatı yapılması gerekiyor. 50 yaşın altında genellikle karşılaştığımız durum budur. İkinci problem ise, diskin bozulması sonucu ortaya çıkan ağrılardır. Burada kıkıkırdak yapısı bozulduğu için biraz yayılır ve sinire basar. Bu maalesef bel fıtığı olarak değerlendiriliyor ve bel fıtığı diye ameliyat ediliyor. Olan kıkırdak da çıkartılınca hastanın şikayetleri azalacağına artarak devam ediyor. Ameliyata rağmen ağrılar devam ettiği için, bel fıtığı tedavisi, hastayı mutsuz eden bir tedavi olarak değerlendiriliyor.

      Aslında bunların ameliyat edilmemesi mi lazım?
      Bu hastalarda öncelikle hayat koşullarının düzeltilmesi, omurgaya daha az yük getirecek tedbirler alınması, ağır kaldırmama, belin altına bir yastık koymak gibi önlemler alınması lazım. Eğer bunlarla fayda göremiyorsa ve bir türlü normal yaşama dönemiyorsa o zaman bel fıtığı değil füzyon ameliyatı yapılmalı.

ESKİ HEKİMLER BİLMİYOR
      Peki neden füzyon yerine fıtık ameliyatı yapılıyor?
      Hastaya, fıtık ameliyatı mı yoksa füzyon ameliyatı mı yapılması gerektiği, aslında MR'da açık açık görülür. Ama füzyon için yani vidalama için gereken aletler pahalı ve bu ameliyatın uygulaması zor. Herkes bu ameliyatı yapamıyor, bu tekniği bilmiyor. Eski hekimlerce vidalama yöntemi hala kabul görmüyor çünkü bu tekniği bilmiyorlar. Bu son 10-15 senedir yapılan bir ameliyat. Hastaya çok iyi bilinen ve kolay olan klasik bel fıtığı ameliyatı yapıldığı zaman, sonuç başarısız oluyor.

      Kemik bozulması olan birine fıtık ameliyatı yapıp, başarılı sonuç alınabilir mi?
      Sonuçtan başarı elde etme şansı çok düşüktür. Bu nedenle bel fıtığı ameliyatı olmuş ve mutlu olamamış hastaların durumlarının yeniden değerlendirilmesi gerekir.

      Bir hekim MR'da açık açık gördüğü halde, hastasına neden ona yarar sağlamayacak bir ameliyat yapar?
      Sadece o ameliyatı biliyor, sadece onu uyguluyorsa veya bu konuda kendini geliştirmiyorsa o zaman bilmeden hata yapmak durumunda kalır. Yani ameliyatı isteyerek değil, bilgi yetersizliğinden ve mecburiyetten yapar. O nedenle ben son iki yıldır 25-30 kişilik kurslar düzenliyorum. Mardin ve Tarsus'ta kurslar veriyorum.

İKİNCİ GÖRÜŞ ÖNEMLİDİR
      Bel fıtığı ameliyatını, bir ortopedist mi yoksa bir beyin cerrahı mı yapmalıdır?
      Eskiden beyin cerrahları beyinle, ortopedistler kemikle uğraşıyordu. Zamanla beyin cerrahları omurgayı, ortopedistler de sinirleri öğrendi. İki branştan da olabilir ama omurga konusunda uzman olmaları gerekir.

      Bel fıtığı ya da füzyon ameliyatı olmak için, bir hasta kaç doktordan görüş almalıdır?
      İkinci görüş her zaman çok önemli. Bizde Türk usulü, Diyarbakır'dan başlayıp İzmir'e kadar 20 doktor geziliyor. Öncelikle bir doktora inanmaları çok önemli. Burada olması gereken hastanın doktor doktor gezip ikinci görüş araması değil, doktorun ikinci görüş sormasıdır. Üniversite hastanelerinde bu mümkün. Onların birbirine danışması, yaşanacak problemlerin azalmasını sağlar. Hekimin ikinci görüş alması, her zaman çok daha yararlı.

12 kez yanlış ameliyat olan hastalar var
Bel ağrısı ve bel fıtığı       Bu tip ameliyatlarda hedef; 'normal yaşama dönüştür'. Eğer hasta normal yaşamına bir türlü dönemiyorsa, mutlaka teşhiste veya tedavide bir eksiklik vardır. O yüzden, hastanın durumu yeniden değerlendirilmeli. Hasta, yapılacak ikinci bir ameliyatla normal yaşama dönebilir. Eğer füzyon ameliyatı yerine bel fıtığı ameliyatı yapılmışsa, füzyon ameliyatı yapılarak hasta iyileştirilebilir. İkinci ameliyatlar her zaman daha zor ameliyatlardır. Bu teşhislerle ikinci, üçünçü ve 12. kez ameliyat olan hastalar var. 'Fıtık tekrarı' olarak nitelendirilen hastalar bulunuyor. Fıtık ameliyatı hekimlerin kolayına gelen bir ameliyattır, yarım saatte biter. Füzyon ameliyatı ise bir saat, bazen iki saat sürer. Kanlı bir ameliyattır.

      Ameliyat kararı ne zaman verilebilir?
      Öncelikle kişiye ilaç tedavisi uygulanır ve istirahat verilir. Ardından fizik tedavi ve egzersiz programları uygulanır. Eğer hasta tüm bunlara rağmen normal yaşamına dönemiyorsa, ameliyat olması gerekebilir. 30 yaşında bir hastadan beklediğimizle, 60 yaşındaki hastadan beklediğimiz çok farklıdır. Hastanın sinirlerinin geçtiği kanallar tamamen tıkanmışsa ona fizik tedavi, ilaç ya da istirahat fayda etmez. O zaman atılması gereken ilk adım ameliyattır. Cerrahide iki önemli kriter var. Bunlardan bir tanesi ilerleyici kuvvet kaybı olmadır. İkincisi de idrar ve büyük abdest tutamama. Bunlar varsa mutlaka cerrahi müdahale gerektirir. Tüm dünyada yapılan ameliyatların yüzde 95'i ağrı nedeniyle yapılıyor. Sadece yüzde 4'ü kuvvet kaybı, yüzde biri de idrar tutamama nedeniyle yapılır.

Felç riski var mı?
      Bel bölgesinde omurilik yok. Omurilik insanın birinci bel omuru hizasında biter. Dolayısıyla bunların hem oluşmasında, hem de ameliyatlarında bir felç ya da yatalak olma riski yoktur. Buradan çıkan sinirlerin herbirinin ayrı bir fonksiyonu var. Kimi kalçayı, kimi dizi, kimi de kalçanın hareketlerini kontrol ediyor. Bu sinirlerden herhangi birinin bozulması, fonksiyon yaptığı yerde sorun yaratıyor. Örneğin kişinin ayağında ya da dizini tutmasında bir sorun olabilir. Ameliyata bağlı bu sorunun oluşma riski yüzde birin altındadır ve geri dönüşü vardır.

2 ameliyat birbirine karışıyor
Bel fıtığı ameliyatı kârlı
Bel ağrısı ve bel fıtığı       Bel fıtığı ameliyatları yarım saatle, bir saat arasında sürer. Kan kullanılmaz, anestezi yapılır. Dünyanın her yerinde bel fıtığı ameliyatları mikro cerrahi ile yapılır. O yüzden, o ayrı bir teknik değildir. Hasta aynı akşam ayağa kalkar, ertesi gün evine gider. 15-20 gün süren sonra aktif yaşamına döner. Kârlı ameliyatlardır.

Füzyon ameliyatı zordur
      Füzyon ameliyatı bir ile üç saat arasında sürer ve daha zordur. Anestezi ile yapılır. Füzyon olan hasta ertesi gün ayağa kalkıp, öğleden sonra evine gider. Bir ay boyunca korse takması önerilir. Bir aylık bir dinlenme sürecinden sonra, normal yaşamına döner. Dinlenmek yatmak değildir, yatmak problemi artırır.

93 yaşında bile ameliyat olur
      İleri yaşlarda hastalar 50 metre yürüyemez hale geliyorlar. Geceleri uyutmayan ağrıları ve idrar şikayetleri oluyor. Bu, kadınlarda tutamama, erkeklerde ise yapamama şeklinde ortaya çıkıyor. Kaç yaşında olursa olsun, aktif yaşamın içindeki bir hastaya füzyon ameliyatı yapılabilir. Ben bir keresinde, 93 yaşında bir hasta ameliyat ettim.

Bel fıtığını önlemek için sık sık gerinin
Bel ağrısından kurtulmak için ne yapılmalı       Günümüzde birçok insan bel ağrılarından şikayetçi. Bu şikayetlerin sonu felce kadar varabiliyor. Omuriliğin korunması için ilk şart, dik durarak ve bol bol gerinerek duruş bozukluklarını düzeltmek

      Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirurji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kemal Yücesoy, bel fıtığı ve omurilik felciyle ilgili sorularımızı yanıtladı ve bu hastalıklarla mücadele etmenin yollarını anlattı:

      Felç olma tehlikesinden korunmak mümkün müdür?
      Denize balıklama atlamama, emniyet kemeri kullanımı, arabaların baş yastıklarının ve hava yastıklarının sürücülerin boyuna göre ayarlanması gibi basit önlemler bile, felç olma riskini azaltabilir. Ege Bölgesi'nde felce yol açan nedenlerin başında denize atlama geliyor. Türkiye'nin genelinin büyük problemi ise trafik kazaları. Amerika'da ikincil omurilik yaralanması oranı yüzde 20'lerde seyrediyor. Yani kazalardan sonra yapılan yanlış müdahaleler, orada da çok yaygın. Türkiye'de de yanlış müdahale var. Mesela Aydın Menderes'in boynu kırıkken, başını çevirip öpüyorlar. Beli kırıldığında ikiye katlanarak bir itfaiyecinin kucağında taşınan Fatma Girik'in felç olmaması da çok büyük şanstır. Bütün bu korkunç görüntüleri, ders olsun diye öğrencilere seyrettiriyoruz. Kaza anlarında ilk müdahalenin bilinçli kişiler tarafından yapılması çok önemlidir. Kazaya uğrayan kişiyi hiç kıpırdatmamak ve sert zemine uzatmak gerekir. Boyundan alınmış bir darbe varsa, ilk andan itibaren boyunluk takılmalıdır. Bu nedenle, sürücüler arabaların arkasında bir boyunluk bulundurmalıdır. Trafik kazalarında aksi ispat edilenene kadar her hastaya omurga yaralanması varmış gibi davranmak gerekir. Omurilik 35 gramdır. Yani o kadar hassas bir yapıdır ki, yanlış bir müdahalenin geri dönüşü olmaz.

DİK DURMAK ŞART!
      Omuriliği korumak için neler yapmak gerekir?
      Omuriliği koruyan şey omurgalardır. Dolayısıyla kemik yapısının korunması çok önemli. Öncelikle duruş düzenlenmeli. Duruş bozukluklarının önlenmesi çok önemli. Yerçekimine karşı, omurilik sinirlerini koruyan en önemli faktör vücudun 'S' şeklinde olmasıdır. Duruşunuz kronik problemlerin ortaya çıkmasında ve bel fıtıklarının oluşmasında çok önemli bir rol oynar. Gerinmek, duruşu düzeltmek adına yapılabilecek çok önemli bir omurga antrenmanıdır. Esneyin, gerinin ve her zaman dik durmayı alışkanlık haline getirin. Çocuklukta oluşan duruş bozuklukları ileride çok önemli problemlere neden olur. Özelikle okul çağı çocuklarında ağır çantaların asimetrik olarak taşınması, ileride büyük sorunlar yaratabilmektedir. Çoçuğunuzun sırt çantasını tek omzuna alarak taşımasını mutlaka önleyin. Otururken belin altının bir yastıkla desteklenmesi, çalışırken masanın yüksek tutulması, eğilerek çalışmanın engellenmesi, araba kullanırken belin altına bir yastık konulması da alınabilecek önlemler arasındadır. Arabalarda ergonomik koltukların, yatak odalarında ortopedik yataklar tercih edilmelidir.

      Omurilikle ilgili sorunlara kök hücre yöntemiyle çözüm bulunabilir mi?
      Kök hücreler son dönemde gündeme geldi. Dünyada birçok merkezde çok büyük paralar harcanarak, çok yoğun bir biçimde çalışılıyor. Ancak bugün gelinmiş olan noktada insana uygulanabilir hale getirilmiş bir model yok. Burada kök hücre dediğimiz şey kemik, kıkırdak ya da sinir yapacak bir hücre yapısı verilip bunun sinir yapmasının beklenmesidir. Diyelim ki şansınız yaver gitti ve yöntem sinir oluşumunu sağladı. Ancak bu kez de bunu durduracak bir faktör bulunamıyor. Durmadığı zaman da büyümeye devam edip, tümör oluşumuna yol açıyor. Bununla ilgili dünyada en büyük araştırmayı Tator diye Kanadalı bir profesör yaptı. Araştırmaya 50 yıllık emek veren dünyaca ünlü profesör, "Hastalarım yapılabilecek her şey için hazır ama ben hazır değilim. Çünkü hastalarımı inciltmekten korkuyorum" diyor. O yüzden de şu anda birçok yerde kök hücre yönteminin uygulandığı sanılsa da, aslında bunların hepsi tıbbi, bilimsel ve objektif verilere dayanmayan ameliyatlar. Ortada çok aldatıcı bir tablo var. Tam felç olmayanlarda, sadece kuvvet kaybı olanlarda zamanla zaten bir düzelme bekliyoruz. Bazı hekimler bu tip hastaları, 'Biz kök hücre verdik, onlar da iyileşti" diye lanse ediliyor. Halbuki bu iyileşme zaten normal bir süreç. Tam felç olanlar için ise henüz uygulanabilecek bir tedavi yöntemi yok maalesef.

ÖTENAZİ İSTEMEK HATA!
      Bu hastaların ötenazi istemesi sizce normal mi?
      Çok kabul edilebilir bir şey değil. Bu hastaların çoğu genç yaşta denize atlama, trafik kazası geçirme ya da yüksekten düşme gibi nedenlerden omuriliklerini zedeliyor. Bunların önünde uzun bir ömür var. Bu kadar yoğun çalışma ile umuyoruz ki bir süre sonra onlar için yapılabilecek bir şeyler bulunabilir. Pes etmesinler. Erken dönemde omurgayı düzeltici ameliyatların yapılması hiçbir kazanç getirmiyor gibi görülse de, hastanın yatay pozisyondan oturur pozisyona geçmesi ya da elinin iki parmağını fazladan kullanabilmesi, erken dönemde rehabilitasyona başlayabilmesi aslında onun hayat konforlarına katkıda bulunuyor. Bu nedenle hasta felç diye bırakılmamalı. Cerrahi anlamda yapılabilecek ne varsa yapılmalı.

Eğilmekten kaçının!
Bel ağrısı ve bel fıtığına karşı neler yapılabilir       Omurganızın zarar görmesini ve kalıcı hasarlara maruz kalmasını istemiyorsanız bunlara dikkat etmelisiniz:

      Son bir yıldır sırta masaj yapan ve ortası hareketli özel yataklar üretildi. Bunlar omurgaya çok zararlı. Böyle bir yatak gerçekten olsaydı, zaten hastanelerin fizik tedavi bölümlerinde bulunurdu.

      Bizim berberlerimizin 'boyun kütürdetme' diye bir alışkanlıkları var. Berbere gittiğinizde berber kalfası ya da çırağı omzunuzu ovmaya başlar. Bunların hepsi kıkırdakları ve eklemleri zorlayan ve kireçlenmeyi hızlandırıcı faktörlerdir. Böyle bir şeye ihtiyaç hissediyorsanız, kütürdetme yerine, omuzlarınızı ve boynunuzu sıcak suyla gevşetmeyi deneyin.

AĞIRLIK KALDIRMAYIN
      Masaj, uygulamayı bilmeyen bilinçsiz ellerde çok zararlıdır. Hamamlardaki hareketler boynunuzun kırılmasına yol açabilir. Masaj, sertifikalı masörler tarafından yapılmalıdır.

      Eğilerek değil, oturarak iş yapma alışkanlığı edinmek gerekir. Çamaşır makinesini eğilirek değil, oturarak boşaltın. Mutfakta tezgahın altına eğilmeyin. Çocukları kucağınıza alırken bile eğilmeyin.

      Beş kiloluk bir karpuzu eğilerek kaldırmanız büyük problemlere yol açabilir. Bir kiloluk bir cismi bile eğilerek kaldırmayın. Bir bardak kırıldığında, cam kırıklarını oturarak süpürün. Bu küçük ayrıntılar ileride ameliyat olmanızı gerektirecek durumlara yol açabilir.

YÜZÜN YA DA KOŞUN
      Fazla spor sağlığa zararlıdır. Özellikle gün boyu spor salonlarında ağırlıklarla ileri derecede çalışanlarda, genç yaşlarda büyük omurga problemleri oluştuğunu görüyoruz.

      40'lı yaşlardan sonra üç spor öneriyoruz. Bunlar yürüyüş, hafif koşma ve yüzme. Yüzme bilmeyenler için suda yürüme de etkili bir spordur. Omzunuza kadar olan suda yürüyün. Bu kaslarınızı çalıştırır ve omurgaya çok faydalıdır.

      Omurga soğuğu sevmez. Kışın havaların soğuması, yazın ise klimalı ortamlarda kalmak kaslarda spazma neden olabilir.

      Ağrı olduğu dönemlerde de sıcak bir küvet ağrıyı geçirmede çok etkilidir. Sıcak su boyun, sırt ve omuz ağrılarına ilaç gibi gelmektedir.

Bilimsel bir tedavi yöntemi ya da ilacı yok
      Yapılan tüm çalışmalara rağmen, hala omurilik felcinin tedavisi için yüzde yüz etkili bir yöntem bulunamadı.
Bel ağrısı ve bel fıtığı       Omurilik felçli hastaların hayatları bitme noktasına geliyor. Geçtiğimiz günlerde omurilik felçli bir hasta ötenazi talebinde bulunarak, bir gazeteye manşet oldu. Bu hastalar için umut var mı?
      Şu anda tüm dünya üzerinde omurilik felçli hastalar için kabul görmüş, bilimsel olarak ispatlanmış bir tedavi yöntemi yok. Hastalık ilk oluştuğu anda bir şey yapılabilir mi diye büyük çalışmalar yapılıyor. NASCIS diye bir çalışma var. Dünyanın en büyük omurilik çalışması. Bu çalışma üç kez yapıldı. İlkinde tedavi için verilecek hiçbir ilacın olmadığı söylendi. İkincisinde ilk 24 saat içinde verilecek kortizonun faydalı olduğu anlaşıldı ve bu tüm dünyada bu uygulanır hale geldi. Ancak üçüncü çalışma bunun bir faydası olmadığını gösterdi. O yüzden dünya üzerinde omurilik yaralanmalarında yapılacak hiçbir şeyin olmadığı görülüyor. Biz hala kortizon veriyoruz çünkü verecek başka bir şey yok. Cerrahi açıdan müdahalenin erken ya da geç yapılması arasında da bir fark bulunamadı. Ama ben yine de erken cerrahi yapıp, kortizon veriyorum çünkü elimizde başka hiçbir şey yok.

OMURİLİK FELÇLİLERİ ÇOCUKLARI UYARIYOR
      Felç olmak anlık bir olay. Bu yüzden dünyada 'think first' diye bir hareket başladı. Özellikle okul çağı çocuklarına yönelik bu çalışmada, omurilik yaralanmalarını engelleyici tedbirler anlatılıyor. Çalışmaları düzenleyen omurilik felçlilerinin başlarından geçenleri anlatmaları, doktorların uyarılarından daha etkili oluyor.

Çimento yöntemi kemik ağrılarını ortadan kaldırıyor
Bel ağrısı ve çimento yöntemi       Omurgasındaki ve kemiklerindeki ağrılardan şikayetçi olanların imdadına artık 'çimento yöntemi' yetişiyor. Kemiklere iğne aracılığıyla enjekte edilen çimento, kanserden kaynaklanan ağrılara da iyi geliyor. Üstelik bu işlem sadece beş dakika sürüyor

      Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirurji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kemal Yücesoy, Türkiye'de yeni uygulanmaya başlanan çimento tedavisiyle ilgili sorularımızı yanıtladı:

      Omurgaya çimento uygulaması ne anlama geliyor?
      Bizim çimento ya da 'metin metakrilat' dediğimiz bir madde var. Bu madde, bugüne kadar kalça veya dizdeki eklem ameliyatlarında ve beyin cerrahisinde kafatasının yeniden onarılmasında kullanılıyordu. Son yıllarda omurgada da kullanmaya başladık. Önce Fransa'da kullanıldı, ardından Amerika'da kanserli hastalarda tatbik edildi. Şimdi artık Türkiye'de de kullanılıyor.

RİSK ORANI YÜZDE BİR
      Bu yöntem nasıl uygulanıyor?
      Çimento uygulaması toplam beş dakika sürüyor. Bu uygulamaya 'Vertebro Plasti' deniliyor. İşlem, ameliyathane koşullarında yapılıyor. Seyyar röntgen cihazı eşliğinde kırık omurgayı görerek, içine bir iğne ile giriyoruz. Bu iğnenin içinden sıvı halindeki çimentoyu omurların içine enjekte ediyoruz. Verdiğimiz miktarı ve verdiğimiz sıvının nerelere gittiğini, seyyar röntgen aletinden kontrol ediyoruz. Kırık kemiğin içine verdiğimiz sıvının kırık aralarından sağa sola sızma riski var. Ön tarafa doğru sızarsa, bir problem yaratmıyor. Ancak özellikle sırt bölgesinde omuriliğe doğru bir kaçak olursa, omuriliğe basarak sertleşme dönemindeki yüksek ısı nedeniyle felçlere neden olabiliyor. Bu, yüzde birlik bir risk. Ancak işlemden en geç beş dakika sonra müdahale edilip sızan sıvı temizlenirse, bu risk tamamen ortadan kalkıyor. Bu yüzden işlemi ameliyathane koşullarında gerçekleştirmek şart. Bu işlemden sonra hastayı servise yolluyor, yarım saat içinde de ayağa kaldırıyoruz. Gün içinde kontrol filmlerini çektikten sonra ise evine yolluyoruz. Belki yüzde birlik bir felç riski var ama ileri yaşlardaki kanser hastalarında açık ameliyatın risklerini düşünürsek, bunun çok kolay gözardı edilebilecek bir risk oranı olduğunu anlayabiliriz. 70-80 yaşında bir hastaya açık omurga ameliyatı yaptığınızda, hastayı kaybetme riski anestezinin ve ameliyatın getirdiği ek komplikasyonlara bağlı olarak yaklaşık yüzde 20'dir. Ayrıca bu yöntem, açık ameliyatın 30'da hatta 40'ta biri bir paraya mal olmaktadır. Yani daha ekonomiktir.

SONUÇ YÜZ GÜLDÜRÜYOR
      Hemen sonuç alınıyor mu?
      Sonuç çok yüz güldürücü. Burada hedeflenen sonuç ağrının giderilmesi ve hastanın hareketlendirilebilmesidir. Ameliyat masasından kalktıktan itibaren hastanın ağrısı geçiyor. Hasta bağıra bağıra yattığı ameliyat masasından yürüyerek ayrılıyor.

      Bu işlem sadece yaşlılara mı uygulanıyor?
      Bu, kazalara bağlı olarak oluşan kırıklarda da uygulanabilir bir yöntem. Eğer omuriliğe baskı yoksa, yine aynı şekilde bir iğne ile ciltten girilip omurganın içinde bir balon şişiriliyor ve balonun açtığı boşluk yani çöken omurga dolduruluyor. Bu çökme uzun yıllar sonra bir şekil bozukluğu yapabilir, İşlemle bunun önüne geçiliyor. Balon pahalı olduğu için yaşlılarda bu yöntemi çok tercih etmiyoruz.

HASTA ACI ÇEKMİYOR
      İşlem yapılırken ne kadar çimento kullanıyorsunuz?
      Kemik erimeli hastalara genellikle bir ay korse veriyoruz. Bunun sebebi dondurulmuş kemiğin normalden daha sert olması ve komşu kemikleri kırma riskinin bulunması. Eğer zaman içinde komşu kemikte ya da başka bir kemikte bir problem olursa, işlemi tekrar yapma şansımız var. Bu yöntem boyna, sırta, bele ve bütün omurgalara uygulanabiliyor. Boyna genelde iki, sırta üç bele ise dört cc sıvı vermek yeterli.

      Bu ilaç tatbik edilirken hasta acı çekiyor mu?
      İlaç, lokal anestezi ile veriliyor. Hastalar yan yatar pozisyonda oluyor. İlacı hastayı rahatlatarak verdiğimiz için çok fazla acı çekilmiyor.

      Hastanın başka bir hastalığı varsa, tedavi sırasında ona bu maddeden verilebiliyor mu?
      Kişi kanser tedavisi görüyorsa ve kendisine radyoterapi yapılıyorsa, bu ilaç ona belirli aralıklarla verilebiliyor. Bu noktada çok bilinçli davranmak gerekiyor çünkü verilen ilaçlar kanama riskini arttırabiliyor. Ancak vücuda sıvı yani ilaç girişi bir iğne aracılığıyla yapıldığı için ilacın enjeksiyonu risk teşkil etmiyor.

KAMBURLUKLA VEDALAŞMANIZI SAĞLIYOR
Bel ağrısı ve kamburluk       Yaşlandıkça insanlar kamburlaşıp, küçülüyor. Bu, tamamen kemik erimesine bağlı bir problem. Kemik erimesine bağlı olarak, insanların omurgalarında kemik yoğunluğu ve sertliği azalıyor. Vücut çökmeye başlıyor. Vücut çöktükçe insanlar hem boy olarak kısalıyor, hem de öne doğru bükülüyor. Eğer bu durum çok ileri boyutlarda değilse, kısmen çöken kemiklerin balonla şişirilip içine kemik çimentosu doldurulmasıyla hissedilir bir düzelme sağlanıyor. Ama kaçak riskinin gözardı edilmemesi lazım. Her önüne gelen bu işlemi yapamaz. Ayrıca işlem, eriyen her kemiğe de uygulanamaz. Kortizon kullanan, romatizma ve böbrek hastalığı olan gençlerde kemik erimesi oluşursa, vakit kaybetmeden onlara bu yöntem uygulanmalıdır. İşlem, omurgasında çatlağı olanlara da yapılır.

Kanserli hastaların tedavisine katkısı var
Bel ağrısı ve bel fıtığı       İleri yaştaki hastalarda ortaya çıkan kemik erimesine bağlı kırıklar ve kanserli hastalarda tümörün yayılmasına bağlı olarak ortaya çıkan kırıklar, omurga ile uğraşan tüm hekimler için büyük problemdir. Bunlar çok ağrılı hastalardır. Onlara yapılacak ameliyatın açık ve büyük olması gerekir. Ameliyat büyük risk taşır. Bu hastalarda yaşın veya kanser hastalığının getirdiği ek riskler de vardır. O yüzden bu hastalarla ilgili bu tip kırıklarda, sadece lokal anestezi ile ciltten bir iğne ile omurganın içine girilmesi ve omurganın içine enjekte edilen sıvı çimentonun donması sonucunda, tıpkı diş dolgusu gibi omurganın çok sağlam bir yapıya kavuşması sağlanıyor. Günümüzde kanser tedavisinde geçmişe nazaran çok daha iyi sonuçlar elde ediliyor. Kanser hastalarının yaşama süreleri artıyor ancak kemik ağrıları çok canlarını yakıyor. Çimento yöntemi, omurga ağrılarının neredeyse tamamen yok olmasını sağlıyor. Bu yöntemde ilaç sıvı şeklinde veriliyor ve kemiğin içinde sertleşirken yüksek ısılara ulaşıyor. Bu yüksek ısı da kanserli bölgelerin lokal kontrolünü sağlıyor. Kanser metastasları yani yayılmalarında ve hemanjiyonlarda yani anormal damar genişlemelerinde, çimento yöntemi çok sık kullanıyoruz.

Masa başı işi yapanlar için duruş önerileri
Bel ağrısı ve bel fıtığı       Türk Böbrek Vakfı Hizmet Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Uzman Dr. Suna Mahmuti Roylas, işleri gereği ofiste uzun süre oturarak çalışanlara ve bilgisayar kullananlara önerilerde bulundu:
  • Sırt kambur, boyun öne doğru eğik vaziyette çalışmak yerine sırt dik, omuzlar geride, baş normal pozisyonda oturma alışkanlığını edinin. Kendinizi gevşek bırakmaya çalışın.
  • Oturulan koltuk mutlaka beli ve sırtı desteklemelidir. Ayrıca beli destekleyen ortopedik yastıklar kullanın.
  • Masadan uzakta durmayın. Yüksek sandalye nedeniyle masaya eğilmek zorunda kalmak yerine sandalyenizin boyunu masaya yaklaştırın. Masanın kenarının midenizin seviyesinde olmasını sağlayın.
  • Bilgisayar ekranının çapraz durması nedeniyle sürekli aynı tarafa bakmak zorunda kalmak, son derece tehlikelidir. Klavye ve bilgisayar ekranını başınız ile paralel hale getirin.
  • Masada oturma süreniz yarım saati geçmesin. Omurganızı esnetmeyin. Boyun ve sırt gevşetme egzersizleri yapın.
  • Telefonla sık sık konuşan insanların telefon kulaklığını baş ile omuz aralığına sıkıştırma alışkanlığını bırakmaları gerekir.
  • Çok ağır dosyaları veya objeleri tek seferde taşımaya kalkmayın. Hiçbir şeyi eğilerek kaldırmayın. Belinizin dik olmasına dikkat edin.
  • Aşırı gerginlik ve stresten uzak durmaya çalışın. İşyerinizde gevşemek için hafif müzik dinleyin. Aralıklarla gevşeme ve nefes egzersizleri yapın.

    Çocuğunuzun cildindeki izler kamburluk belirtisi olabilir!
    Bel ağrısı ve bel fıtığı       Günümüzde birçok insan kamburluktan dert yanıyor. Omurgadaki bu eğrilik, çocuk yaşta ortaya çıkıyor. Belirtileri arasında ciltte oluşan leke ve kıllanmalar başı çekiyor. Dr. Kemal Yücesoy, ailelere çocuklarının ciltlerini ve duruşlarını kontrol etmesini öneriyor

          Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirurji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kemal Yücesoy, omurilik problemleri, kemik erimeleri, omurga eğriliği ve duruş bozukluklarıyla ilgili sorularımızı yanıtladı:

          Şekil bozuklukları neye göre belirleniyor?
          Omurgada oluşan şekil bozukluklarının başında, 'skolyoz' adı verilen sağa ya da sola bükülmeler gelir. Bunların büyük bir çoğunluğunun altında, herhangi bir sebep bulunmuyor. Yüzde 5'i ise, doğumsal problemlerden kaynaklanıyor. Omurga eğriliği olan bir çocuğa mutlaka omurilik MR'ı çekilmesi ve durumunun görüntülenmesi gerekiyor. Bu eğriliğin altında yatan nedenin bulunması ve giderilmesi şart. Bu sayede çocukta ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek önemli problemlerin önüne geçilebilir. Eğer omurga eğriliğinin altında herhangi bir sebep yoksa, tedavi şekli eğriliğin derecesine göre belirleniyor. 20 derecenin altında bir eğrilik varsa, durumun belli aralıklarla izlenmesi gerekiyor. Bu tür bir sorunu olanlara çeşitli egzersizler öneriyoruz. Egzersiz, tedavi sürecine büyük katkı sağlıyor. Omurgada 20 ile 40 derece arasında bir eğrilik varsa, kişiyi daha yakından izlemek gerekiyor. Böyle durumdaki insanlara aktif egzersiz programları uyguluyoruz ve yatak korsesi kullanmalarını öneriyoruz. 40 derecenin üzerindeki eğriliklerde ise, hastanın duruşunu cerrahi müdahale ve ameliyatla düzeltiyoruz.

    KIZLARDA DAHA FAZLA
          Anne-babalar çocuklarının omurgasının eğri olduğunu kolayca anlayabilir mi?
          Dikkatli her anne-baba bunu rahatlıkla anlayabilir. Çocuğun omuzlarının yüksekliğinin eşit olmaması, pantolon giyerken belinin asimetrik durması, göğüslerinin aynı düzende olmaması, kürek kemiklerinden birinin ötekine göre daha belirgin olması, özellikle de öne doğru eğildiğinde sırtının bir tarafının kambur durması omurgadaki eğriliğin başlıca göstergeleridir. Omurga, sadece 20 derece bile eğik olsa, dikkatli bir anne-baba bunu hemen fark eder. Zaten eğrilik 40 dereceyi geçerse çocuk bükülür.

          Omurga eğriliği sadece çoçuklukta mı yaşanır, yoksa ergenlik döneminde de ortaya çıkabilir mi?
          Ergenlik döneminde bu problem artmaktadır. Özellikle kız çocuklarında belirgin olarak daha fazla görülür. Onların erkeklere göre daha kısa sürede ve daha hızlı büyümeleri bunda rol oynamaktadır. Aslında bu problem çocuklukta başlar ve zamanla ilerler. Ciltte, belde ve sırtta şarap lekesi gibi lekelerin olması, anormal kıllanmaların oluşması, omurganın üzerinde küçük deliklerin bulunması bu sorunun göstergeleri arasındadır. Sadece leke oluşumu bile, sorunu fark etmek için yeterlidir. Eğer omurgadaki eğrilik zamanında fark edilmezse, çocuk gün geçtikçe bükülmeye başlayacaktır. Çünkü omurilik sabit kalırken, omurga büyüyecektir. Bu yüzden çocuğun vücudundaki cilt izlerini ve lekeleri takip etmekte ve bunların oluşumu halinde hızla önlem almakta büyük yarar vardır. Aksi takdirde kemik eğriliğinin önüne geçmek mümkün olamayabilir.

    AKCİĞERİ ETKİLEYEBİLİR
          Bir çocukta kemik eğriliği oluştuğunda ne yapılmalıdır?
          Eğer eğrilik 20 dereceden fazlaysa ve ilerleme gösteriyorsa ya da 40 dereceden fazlaysa mutlaka düzeltici ameliyatlar yapılmalıdır. Bu olay başlangıçta kozmetik bir mesele gibi görülse de, ileri yaşlarda vücuttaki bükülmenin etkisiyle akciğer kapasitesinin bozulmasına, solunum problemlerinin ortaya çıkmasına, kıkırdakların yıpranmasına ve şiddetli ağrılara yol açabilir.

          Ağır çanta taşımak ya da eğilerek ders çalışmak gibi hatalı davranışlar, omurgasında doğuştan bir problem olmayan bir çocukta kamburluğa yol açabilir mi?
          Bu konuda yapılan çok çalışma ve araştırma var ama henüz ortada net bir sonuç yok. Tek söyleyebileceğim; çocuklara kazandırılan duruş alışkanlıklarının ileride oluşabilecek problemlerin engellemesinde çok önemli bir rol oynayacağıdır. Özellikle kız çocuklarının duruşları, ileride hamileliklerini ve doğumlarını bile etkileyebilmektedir. Tedaviler ne kadar erken ve doğru yapılırsa, alınan sonuçlar da o kadar başarılı olmaktadır.

    HAMİLELİKTE RİSK ARTAR
          Omurgadaki eğrilikler tam olarak düzeltilebilir mi?
          Evet. Biz hastalara ameliyattan önce esneklik çalışmaları yapıyoruz. 120 derecelik bir eğriliği sıfıra getirirseniz, hastayı felç yaparsınız. 120 derecede hedef, eğriliği 60-70 dereceye indirebilmektir.

          Kadınlarda bel fıtığı oluşumu daha mı fazla?
          Hamile kalma kararı alan kadınlara tavsiyem, bu kararı aldıktan hemen sonra egzersize başlamalarıdır. Hamilelik döneminde karın kasları zayıflıyor. Kadından ideal olarak 11 kilo alması bekleniyor ve omurgaya 11 kiloluk bir ek yük geliyor. Doğumun kendi travması, bebeğin bakımı sırasında sürekli kucağa alınması ve emzirilmesi kadını çok büyük bir yükün altına sokuyor. Bu nedenle kadınların vücutlarının direncini arttırmaları şart. Özellikle karın ve sırt kaslarının mutlaka güçlendirilmesi gerekiyor. Bunu sağlamak için günde bir saat yüzülebilir ya da yarım mekik ve dönme hareketleri yapılabilir. Şu bir gerçektir ki; kadın ne kadar doğum yaparsa, bel fıtığına yakalanma riski de o kadar artar.

    PEKUYSAL VE IŞIKARA DİKLEŞEBİLİR
    Suna Pekuysal - Ahmet Mete Işıkara       Profesör Ahmet Mete Işıkara ve tiyatrocu Suna Pekuysal'ın da omurgaları eğri. Düzelmeleri mümkün mü?
          Onlarda Ankilozan Spondilit hastalığı var. Yani omurgalarının arasındaki kıkırdaklar kaybolmuş ve omurgaları birbirine kaynamış durumda. Bu, nedeni tam olarak bilinmeyen romatizmal bir hastalık. Omurganın arasıdaki kıkırdaklar kaybolup birleştiği için hasta öne doğru eğiliyor. Erken saptanırsa, egzersizlerle bu hastalık geciktiriliyor ancak durdurulması mümkün değil. Bu tür hastalara 2-3 yıldır ameliyat uyguluyoruz. Bel bölgesinden bir omurgayı kama şeklinde çıkartarak, omurgayı geriye doğru çöktürüyor ve gövdeyi arkaya doğru alıyoruz. Bu da hastanın öne değil, karşıya bakmasını sağlıyor. Ameliyat bel bölgesinden yapıldığı için felç riski taşımıyor ve hasta ertesi gün evine gidebiliyor. Bu ameliyatla, Işıkara'yı çok kolay dikleştirebiliriz. Suna Pekuysal çok büküldü ama bu işlem ona da uygulanabilir. Geçmişte bu tür ameliyatlar vidalarla yapıldığı için pek tercih edilmiyordu ama artık rahatlıkla uygulanabiliyor.

    Çok sigara içenlerde risk 4 kat fazla
    Siagara içenlerde bel ve boyun fıtığı       Sigara içenlerde bel ya da boyun fıtığına yakalanma riski, içmeyenlere göre 4 kat daha fazla. Sağlığa birçok olumsuz etkisi olan sigara, omurgayı özellikle de kıkırdakların beslenmesini derinden etkiliyor. Sigara içenlerde, bu beslenme çok yetersiz kalıyor.

    Ameliyat yapılmaz!
          Kıkırdaklar küçük damarlarla besleniyor. Sigara da daha çok küçük ve orta damarları etkiliyor. Sigara, ameliyatları da daha riskli hale getiriyor. Bir örnek verecek olursak; füzyon ameliyatı olan sigara tiryakilerinin kemiklerinin kaynama şansı bir hayli azalıyor. Amerika'da çok sigara içenlere füzyon ameliyatı yapılmıyor. Yapıldığı durumlarda ise, sigorta şirketleri bu ameliyatı olan tiryakilere ödeme yapmayı kabul etmiyor. Tüm dünyayla birlikte Türkiye'de de uzmanlar, bel ya da boyun fıtığı riskinin önüne geçmek isteyen yetişkinlere sigara içmemelerini, eğer içiyorlarsa hemen bırakmalarını tavsiye ediyor. Ayrıca anne- babaları, çocuklarını bu kötü alışkanlıktan uzak tutmaları konusunda uyarıyor. Omurgadaki eğriliğin ve duruş bozukluklarının giderilmesi için sigarayı bırakmanın yanı sıra bol bol egzersiz, özellikle de aerobik hareketler yapmak şart. Ayrıca oturuş şeklinize dikkat etmeli, dik durmaya özen göstermeli, çok ağır yük ve eşyalar kaldırmamalı, eğilirken çok dikkatli olmalısınız. Sık sık gerinmek de omurganın duruşunu düzeltici bir etki yaratmaktadır.

    EPİDURAL ANESTEZİ FITIĞA YOL AÇMAZ!
          Doğum anında omurgaya yapılan yüklenmeler, kadınlarda epidural anestezinin bel fıtığına yol açtığı düşüncesini doğuruyor. Ancak bunun aslı yok çünkü epidural anestezi iğnesi çok ince ve bu nedenle kıkırdağa ulaşamıyor.

    Kaynak: Sabah




    Google