Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Sağlıklı Yaşam
- Cinsellik
- Zayıflama-Diyet



Dilara Koçak'tan beslenme ve diyet önerileri
Dilara Koçak'tan beslenme ve diyet önerileri Yemek masasından stresi kaldırın
      Bazıları için “akşam yemeği” internette sörf yaparken veya e-postalara cevap yazarken TV karşısında yalnız yenen bir öğün. Veya eşlerin birbirine “merhaba” ve “Neler oldu bugün?” demesine ancak vakit bırakacak şekilde aceleyle oturulup yenilip kalkılan bir yemek.

      Belki de mutfağınız aile üyelerinin işleri arasında girip bir lokma bir şey atıştırıp çıktığı bir fast-food restoranına dönüşmüş durumda. Dizi seyrederken tepside hızlıca bir şeyler yemek ve masaya oturmamak da en büyük keyfiniz olabilir. Ancak akşam yemeğini sadece karın doyurmak olarak düşünmeyin.

Sindirim sistemi için de daha iyi
Dilara Koçak'tan beslenme ve diyet önerileri       Bazı evlerde akşam yemeğini en az günün geri kalanı kadar stresli hale gelebiliyor. Bunun sorun olmadığını düşünüyorsanız bir daha düşünün çünkü araştırmalara göre akşam yemeği düzeni ve sakinliği psikoloji üzerinde etkili.

      Kolombiya Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, ailesiyle düzenli yemek yiyen çocukların alkol ve madde kullanma oranının daha az olduğunu ve okulda daha başarılı olduklarını ortaya koydu. Gençlerin sigara ve alkol kullanma, genç yaşta seks yapma, kavgaya karışma veya intihara teşebbüs etme oranının aileyle geçirilen yemek zamanları sayesinde azaldığını göstermekte.

      Huzurlu bir yemekten fayda gören sadece çocuklar değil. Uzmanlar bekarların da çiftlerin de öğün zamanı huzurlu geçtiğinde bundan faydalandıklarını söylüyorlar.

      Yemeğinizi sessiz ve yavaşça yemek, sadece ruhunuz için değil sindiriminiz için de daha iyi.

Akşam yemeği masasını stresten arındırmanın 6 yolu
Dilara Koçak'tan beslenme ve diyet önerileri 1. Gürültüyü azaltın
      Hiçbir şey çevrenizdeki sesi kısmak kadar stres seviyesini azaltamaz. Bu, cep telefonlarının, televizyonun ve radyonun sesinin kapalı olması ve yemek sırasında telefona cevap verilmemesi anlamına geliyor. Arka fondaki yumuşak, rahatlatıcı bir müzik stresi anında azaltır.

2. Keyifli ve renkli bir masada yemek yiyin
      Her öğünde en iyi yemek takımınızı kullanmak istemeseniz de güzel renkli bir masa örtüsü, özel bir görüntü sağlamanın kolay bir yoludur. Masayı rahatlatıcı bir görüntüye bürümenin yolu bir buket taze çiçekten geçer.

3. Yumuşak bir ışık açın
      Odanın ışığını kısarak masaya birkaç mum eklemek, herkesin stres seviyesini azaltacaktır. Küçük çocuğunuz varsa düşmeyeceğine emin olduğunuz şekilde ağır bir tabanı olan büyükçe bir mum seçin.

4. Sohbeti kontrol edin
      Çoğu zaman aile yemeklerini şikâyetlerimizi dile getirmek için bir fırsat olarak görürüz. Bu, özellikle akşam yemeğini, çocuklarının dikkatini çekebildikleri tek yer olarak görüp bunu bir disiplin zamanına dönüştürmek isteyen ebeveynler için geçerlidir. Olumlu olun ve olumsuz yorumları başka bir zamana erteleyin. Azarlamaktan kaçının ve bunun yerine iyi davranışları ödüllendirin. Yemek zamanını eşinizin istediklerinin listenizi yapmak, tıbbi sorunlarınızı tartışmak için kullanmayın. Bunun yerine günün iyi yönlerinden bahsedin.

5. Mutfakta telaş etmeyin
      Masa harika olabilir, müzik enfes olabilir, yemek müthiş kokabilir ancak aşçı cinnet geçiriyorsa masadakiler de aynı durumda olacaktır. Eve gittiğinizde mutfağa girmeden önce derin bir nefes alın ve birkaç dakikayı kendinize gelmeye ayırın. Eti sabahtan sosa yatırın, makarnayı veya patatesleri önceki akşamdan haşlayın. Yemek sırasında ne kadar az yapmanız gereken şey olursa siz de o kadar rahat edersiniz, aileniz de.

6. Gerçekçi olun ve plan yapın
      Bazı koşullar yüzünden aile yemekleri her gece olamayabilir o zaman bu rahatlatıcı yemekleri gerçekçi hale getirmek için takvimde günleri belirleyin. Ayrıca unutmayın ki akşam yemeği ailece yemek yiyebileceğiniz tek öğün değil. Eğer kahvaltı programı yapmak akşam yemeği planlamaktan daha kolaysa o zaman haftada birkaç kez sabahları toplanmak üzere anlaşın.

Çikolatasız olmaz!
Dilara Koçak'tan beslenme ve diyet önerileri       Yeni dünyanın başlangıcında çikolata yorgunluğu gidermek için kullanılırdı. Tarih boyunca çikolataya sadece tadı güzel bir yiyecek olarak değil anjin ve dolaşım sorunları gibi farklı hastalıkların çaresi olarak bakıldı. Çikolata ile ne zaman tanıştım hatırlamıyorum, ama hafızamı zorlayınca aklıma hep dayılarım geliyor... İlk hatırladığım dayı Özcan Dayı, yani annemin dayısı. Bakkal dükkânları vardı, ayda 1-2 kez görüşürdük ve benim çekmeceli çikolata dediklerimden getirirdi. Diğeri ise Suphi dayım, annemin küçük kardeşi... Onun da bakkal dükkânı vardı, arada sürprizler yapardı. O zaman hiç aklıma gelmezdi tabii büyüdüğümde beslenme uzmanı olacağım ve her şeyi olduğu gibi çikolatayı bir disiplin ve düzen içinde yiyeceğim.

Sağlığa zararlı mı?
      Yeni dünyanın başlangıcında çikolata yorgunluğu gidermek için kullanılırdı. Tarih boyunca çikolataya sadece tadı güzel bir yiyecek olarak değil anjin ve dolaşım sorunları gibi farklı hastalıkların çaresi olarak bakıldı. Çikolatayla sağlık arasındaki bu olumlu bağlantı, çikolatanın üretiminin endüstriyelleşmesi ve şekerle doldurulmuş çok az kakao içeren şekerlemelerin (ve dolayısıyla daha az polifenol) üretilmeye başlamasıyla 19. yüzyılın sonlarında kayboldu. Çikolata sağlığa zararlı bir madde olarak algılanmaya başlandı.

Yağlı abur cubur yerine bitter çikolata
      Kakaonun kardiyovasküler sisteme olan faydalarının antioksidan aktivitesine bağlı olabileceği bildiriliyor. Orta miktarda kakao tüketimi, kanın antioksidan kapasitesinin artmasına ve böylece kan damarlarının içine yerleşerek kan akışını bloke eden plakların oluşumundan sorumlu proteinlerin oksitlenmesinin azalmasına eden oluyor. Meyve ve sebzelerin içerdiği birçok anti-kanser unsur arasında en önemlisi fitokimyasallardır. Laboratuvar araştırmaları bu bileşenlerin kanser gelişimini engellemede şaşırtıcı bir becerileri olduğunu gösteriyor. Her gün yüksek miktarda fitokimyasal tüketmek kanseri önlemede çok önemli.

Sütle birlikte yemeyin
      Kakao bitkisinde tanelerin yüzde 50-57’si yağdan oluşur. Ancak çikolatanın sağlığa yararları içindeki yağ ve şekerden kaynaklanmaz. Çikolatada bol miktarda polifenol bulunur. Küçük bir parça bitter çikolatada bir bardak kırmızı şarabın iki katı kadar veya bir fincan yeşil çaydaki kadar polifenol vardır. Bir araştırmaya göre çikolata sütle yenildiğinde bu etki polifenol emilimindeki dramatik değişimden dolayı kayboluyor. Çikolatanın kardiyovasküler sisteme yararlı bir başka etkisi de zararlı kan plateletlerindeki (pıhtı hücresi) azalmadır, bu da pıhtı oluşumu riskini düşürüyor. Kakaodaki bazı maddelerin belli kanserlerin, özellikle akciğer kanserinin gelişimini yavaşlattığı da gözlenmiş. Çikolatanın anti kanser potansiyelinin anlaşılması için daha fazla araştırma yapılması gerekiyor ama mevcut bulgular çok olumlu ve kesinlikle çikolatanın son birkaç yıldır kazandığı kötü şöhreti doğrulamıyor.

Günde 40 gram bitter çikolata
      Günde 40 gram bitter çikolata tüketimi vücuda önemli miktarda polifenol sağlayabilir ve böylece kadiyovasküler hastalıklar ve kanserin önlenmesine yardımcı olabilir. Önleyici etki eğer bitter çikolata tüketimi şekerli ve yağ dolu yiyeceklerin yerini alırsa daha da artacaktır. Çünkü bu abur cubur-larda hiçbir anti kanser bileşen yoktur ve bunların yenmesi kan kolesterol seviyelerinin yükselmesine ve kilo alınmasına neden olur. Şekerin insanların beslenme alışkanlıklarının her zaman bir parçası olacağını kabul edersek, bu alışkanlığın hiçbir besin değeri olmayan abur cubur yerine bitter çikolatayla değiştirilmesi kronik hastalıkların önlenmesine önemli ölçüde katkıda bulunabilir. Sağlıklı beslenmenin keyifli olamayacağını kim söylemiş ki?

PİZZA sipariş listesinin vazgeçilmezi
Dilara Koçak'tan beslenme ve diyet önerileri       Türk halkının yaz aylarında en çok pizza ve İtalyan mutfağını tercih etmesi Akdeniz beslenme tipi açısından aslında beklenen bir sonuç.

Yaz sıcağında acıkınca ilk aklıma gelen meyve veya zeytinyağlı sebze yemek olur bir de cacıktan vazgeçemem. Çünkü bunaltıcı bir havada sıcak ve yağlı bir yemek vücudumu daha fazla yoracak diye düşünürüm. Danışanlarıma da yazın daha hafif beslenmelerini bol meyve ve sebze tüketmelerini öneririm.

Tabii sıvı alımı da çok önemli; su, ayran, maden suyu, az şekerli limonata yaz aylarının favori içecekleri bana göre. Ben böyle düşünürken e-mailime gönderilen bir istatistik sonucu beni çok şaşırttı doğrusu. Yemek sepeti, dokuz lokasyonu baz alarak bir araştırma yapmış ve yaz aylarında EN ÇOK SİPARİŞ EDİLEN yemekleri saptamış. Buna göre pizza ve İtalyan mutfağı, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Eskişehir ve Kocaeli’de ilk sırada yer alıyor. En fazla fast-food siparişi veren şehir ise kebaplarıyla ünlü olan Gaziantep. Kıbrıs’taki kullanıcıların ilk tercihi dünya mutfağından yana olurken, Bursalılar kebap ve Türk mutfağından kesinlikle vazgeçmiyormuş.

Seçiminiz sebzeliyse iyi
      Türk halkının yaz aylarında en çok pizza ve İtalyan mutfağını tercih etmesi Akdeniz beslenme tipi açısından aslında beklenen bir sonuç. Yazın galibi olan pizza, İstanbul ve Ankara’da yüzde 31, İzmir’de yüzde 39, Antalya’da yüzde 54 ve Eskişehir’de yüzde 39 ile ilk sırada yer alıyormuş. Pizza, içinde birçok besin öğesini aynı anda içermesi açısından dengeli bir seçim olarak düşünülebilir. Çünkü hammadde olarak ekmek ve peynir içermesi iki besin grubunu sağlamış oluyor.

      SEÇTİĞİNİZ PİZZA sebzeli olarak seçilmişse iyi, ancak doymuş yağ ve kalori oranı yüksek şarküteri ürünü ağırlıklı ise yaz ayları için biraz tehlikeli. Yanında tercih edilen içecek de önemli. Şekerli bir içecek yerine ayran, maden suyu veya su yaz ayları için iyi bir seçim olur. Bu verilere göre fast food ve sandviçi en çok tercih eden illerin başında Gaziantep geliyor. Gaziantep’te yüzde 35 ile fast food ve sandviçin ilk sırada olması dikkat çekiyor. Daha önce yapılan bir çalışmada Gaziantep halkının yüzde 40’ının normal kilosundan fazla olduğu ortaya konmuştu, bu yüzden bu sonuç hiç şaşırtıcı değil. Bu konuda Gaziantep halkının bence acilen yardıma ve beslenme bilincinin artırılmasına ihtiyaç var. Özellikle gençler ve çocuklar için egzersiz özendirici çalışmalar yapılması, temel beslenme bilgilerinin öğretilmesi.

Gençler hazır yemek
      Dokuz şehrin ortalamasına bakıldığında yaz aylarında sipariş verenlerin yüzde 42’si 23 -28 yaş grubundaymış. Bu yaş grubunu yüzde 25 ile 18 -22 yaş arasındaki gençler izliyor. 29 -35 yaşları arasındakler ise sipariş verenlerin yüzde 20’sini oluşturarak üçüncü sırada bulunuyor. Yazın sıcak günlerinde yemek siparişleri saat 19.00 - 24.00 saatleri arasında yoğunlaşıyormuş. Yani geç saatte yemek yiyenlerin oranı yüzde 41. Bu oran hiç de az değil oysa akşam yemeğini ne kadar erken yerseniz midenize, rahat bir uyku için bedeninize ve metabolik hız açısından da kendinize iyilik yapmış olursunuz.

Sürekli dışarıdan yemek siparişi verenlere öneriler
1. Mutlaka yeme günlüğü tutun, her gün yediklerinizi kaydedin. Bu şekilde hep aynı seçimleri yapmak ve tek yönlü beslenme tehdidine karşı farkındalık yaratabilirsiniz.
2. Dışarıdan yemek istiyorum diye markete gitmekten vazgeçmeyin, alışverişe düzenli gidin ve mutlaka evde taze meyve, sebze ve yoğurt, süt bulundurun.
3. Siparişlerinizi önceden planlayın, mümkünse her hafta için yedi günlük plan yapın. Bunu yaparken:
2 gün sebze veya baklagile yer verin, yanına evden yoğurt veya ayran ekleyin.
2 gün ızgara balık veya ton balığı veya füme balıkla salata tercih edin, yanında kepek ekmek sipariş edin.
2 gün ızgara tavuk veya et olan bir seçim yapın, salata soslarına dikkat edin. Sossuz isteyip evde kendiniz zeytinyağ ve limon ekleyin.
Garnitür olarak patates veya pilavı sadece haftada 1 gün tercih edin, diğer zamanlarda sebze isteyin.
1 gün pizza veya makarna veya noodle veya sandwich gibi daha yüksek karbonhidratlı bir seçim yapın.
4. Yemek saatini geciktirmemeye çalışın ve yemek sonrası ara öğün olarak mutlaka taze meyve tüketin.
5. Öğle yemeğinizdeki seçim ile akşam yemeğinizin aynı olmamasına dikkat edin.
6. Akşam yemeklerinde doyma problemi yaşıyorsanız sabah kahvaltısı, öğle yemeği ve öğleden sonra ara öğünü düzenli tüketin böylece akşam daha az acıkırsınız.

Obezitenin nedeni
Dilara Koçak'tan beslenme ve diyet önerileri       Obezite dünyada en hızlı yayılan hastalıklardan birisi; sigaranın neden olduğu ölümlerin ardından ikinci sırada yer alıyor. Her yıl 300 bin insan obezite nedeniyle hayatını kaybediyor. Bütün ülkeler, sağlık harcamalarının yüzde 10-12’sini, obezite ve obezitenin neden olduğu hastalıklara harcıyor.

Kim obezdir?
      Obezite kronik bir hastalıktır, genetik ve çevresel etkileşimleri vardır. Vücutta yağ dokusunun artması çok sayıda faktöre bağlıdır. Obeziteye koroner kalp hastalığı yüksek tansiyon, kan yağlarının yükselmesi, şeker hastalığı, gut hastalığı, eklemlerde kireçlenme, bazı kanserler, yemek borusu iltihabı, mide fıtığı, safrakesesi taşları, karaciğerde yağlanma, fiziksel aktivitede azalma, uyku apnesi, özgüven eksikliği sosyal yaşamdan uzaklaşma ve depresyon eşlik edebilir. Tüm bunları düşündüğümüzde, obez bireylerin tedavisi ciddi bir ekiple yürütülmelidir; hekim, diyetisyen, egzersiz uzmanı ve psikolog eşliğinde tedavi en doğru yoldur.

      Bir kişiye obez denilebilmesi için, beden kitle indeksinin 30’un üzerinde olması gereklidir. Beden kitle indeksi, kişinin ağırlığının boyunun metre cinsinden karesine bölünmesiyle elde edilen değerdir ve bu değer 18.5-24.9 olduğunda normal, 25-29.9 olduğunda kilolu, 30 ve üzeri olduğunda obez, 40 üzerinde morbid obez olarak gruplandırılır...

Sorunlar ve çözüm önerileri
1) Uykusuz kaldığınız için kilo alıyor olabilirsiniz.
      Vücut iyi dinlenmiş olduğu zaman metabolik işlevini daha iyi yerine getirir. Yeterince uyumadığınızda vücudunuz fizyolojik stres yaşar ve biyokimyasal olarak daha fazla yağ depolayabilirsiniz. Yorgun olduğunuz zaman stresle de başa çıkamazsınız ve yemeğe yönelebilirsiniz. Gece geç saatte atıştırıp fazla kalori alabilirsiniz. Her gece en az sekiz saat uyumaya çalışın ve uyumadan iki ssat önce yemeyi bırakın

2) Stresten dolayı kilo alıyor olabilirsiniz.
      Stres aynı zamanda duygularımızı da etkiliyor. Vücut stres altındayken yakıt depoluyor, metabolizma yavaşlıyor ve karın bölgesinde obeziteye yol açan kortizol, leptin ve diğer hormonlar gibi kimyasallar salgılanıyor. Pek çok insan stresi hafifletmek için yemeğe yöneliyor. Yemek geçici bir çözüm çünkü yemeyi tetikleyen asıl stres etkenlerini halletmiyor.

3) Kullandığınız ilaçlardan dolayı kilo alıyor olabilirsiniz.
      Depresyon, duygu durum bozuklukları, nöbetler, migren, tansiyon ve diyabet için kullanılan bazı reçeteli ilaçlar kilo aldırabilir. Bazı steroitler, hormon tedavileri ve doğum kontrol hapları da yavaş yavaş kilo almına neden olabilir. Eğer yaşam tarzınızda bir değişiklik olmamasına ve aynı yemenize rağmen bir ayda iki veya daha fazla kilo aldıysanız sürekli kullandığınız ilaçlarınızı hekiminize mutlaka danışın.

4) Hastalıktan ötürü kilo alabilirsiniz.
      Kilo alımına yol açan en yaygın tıbbi durum hipotiroittir. Tiroit hormonunun eksikliği metabolizmayı yavaşlatarak iştah kaybına ve kilo alımına neden olabilir. Ani açlık ve aşırı yemelerin sebebi insülin hormunu da olabilir. Cushing Sendromu kortisol hormonunun fazla olmasının yol açtığı bir hastalık da kilo alımıyla sonuçlanabilir. Bu konuda tereddütünüz var ise mutlaka endokrinoloji ve metabolizma uzmanına danışın.

5) Menopoz yüzünden kilo alıyor olabilirsiniz.
      Yaşla birlikte metabolizma da yavaşlar. Hormonal değişiklikler iştahı, depresyonu ve uykusuzluğu tetikleyebilir. Menopoz sırasında kalça ve bacaklarda kilo verilirken karın bölgesinden kilo alınır. Egzersizle sağlıklı, kalori açısından kontrol altında, kalsiyum ve D-vitamini açısından zengin bir bes-lenme kombinasyonu menopozda alınan kiloların çözümüdür.

Kaynak: Milliyet




Google