Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Sağlıklı Yaşam
- Cinsellik
- Zayıflama-Diyet



Dilara Koçak'tan beslenme ve diyet önerileri - 2
Detoks yanlış anlaşılmasın
Dilara Koçak'tan beslenme ve diyet önerileri       Detoks diyetleri gerçekten kilo vermenize ve daha sağlıklı olmanıza yardımcı olur mu? Birçok araştırma ve akademik örgüte göre cevap kocaman bir “hayır”.

      Bir detoks programında bir kaç gün geçirmenin muhtemelen bir zararı olmayacaktır ama bu kısıtlayıcı diyetlere uzun süre bağlanmanın yarardan çok zararı olabilir. Detoks diyetleri gerçekten kilo vermenize ve daha sağlıklı olmanıza yardımcı olur mu? Birçok araştırma ve akademik örgüte göre cevap kocaman bir “hayır”. Bir detoks programında bir kaç gün geçirmenin muhtemelen bir zararı olmayacaktır ama bu kısıtlayıcı diyetlere uzun süre bağlanmanın yarardan çok zararı olabilir. Bu tür aşırı kısıtlayıcı ve günlük hayattan uzun süre kopmaya sebep olan diyetler potansiyel olarak tehlikelidir, verilen kilo daha fazlasıyla geri alınabilir üstelik zaman ve para kaybı da unutulmamalıdır.

      Çok moda olan çeşitli “detoks” diyet programları var. Neredeyse her gün vücudumuzu hem temizleyen hem de mucizevi şekilde kilo verdirdiğini iddia eden ürün ve rejimler ortaya çıkıyor.

      Peki ama vücudumuz acaba bu besinsel “zehirlerden” kendini temizleyemiyor mu? Kolonunuzun, karaciğerinizin ve lenf bezlerinizin gerçekten arınmaya ihtiyacı var mı? Kilo kaybı ve optimal vücut performansı için bu detoks diyet planlarından birini denemeli misiniz? Bunun için aşağıda yazılanları dikkatle inceleyip daha sonra karar vermenizi öneririm.

Detoks diyeti nedir?
      Detoks diyetleri sadece lenf, böbrekler ve karaciğere detoks sürecinde yardımcı olması beklenen işlenmemiş bitkisel besinlere izin verecek şekilde kısıtlayıcıdır. Genelde izin verilen işlenmemiş gıdalaradır, temeli doğal beslenmeye ve arınmaya dayanır. Kahve, çay, alkol, işlenmiş besinler ve hayvansal ürünler detoks diyet programlarının bir parçası değildir. Bir ölçüde baklagil, balık ve sebze meyve ağırlıklı bu beslenme tipi kabul edilebilir ancak sadece sıvılar litrelerce su veya otlarla hazırlanan özel formüller son derece tehlikeli olabilir. 10 gün boyunca hiç katı yiyecek yemeden sadece sıvı alınan programlar var.

      Bitkisel bazlı ve dengeli protein içeren bir diyetle beslenmek sağlıklıdır ancak çoğu detoks diyeti aşırıya kaçmaktadır. Kısıtlı yiyecek ve içecek çeşitliliği ve minimum kalori düzeyi endişe vericidir. Çünkü böylesine katı diyetlerle sağlıklı olmak için ihtiyacınız olan besin ve enerjinin tamamını almak zordur.

Detoks neden çekicidir?
      Detoks diyetlerinin vaat ettiği kısa sürede bütünsel temizlik, hızlı kilo kaybı ve kamp hayatı birçok kişiye cazip gelebiliyor. Özellikle geçmiş diyet denemelerinde hayal kırıklığına uğramış kişiler başarısızlığı programa yükleyip her yeni programda sihirli bir yol arama çözümüne daha sıcak bakabilirler. Oysa gerçekçi olmayan bir diyet programına başlamaktansa kişinin sağlıksız davranışa yol açan sorunları belirlemek için kendiyle yüzleşmesi beslenme hatalarını kabul edip uzun süreli ve kalıcı çözümler araması çok daha doğru.

Neden fazla yiyoruz?
      Farkındalık eksikliği mi, kötü kararlar vermek mi, şuursuzca yemek mi, başka ihtiyaçları karşılamak için yemeğe yönelmek mi? Duygusal açlık mı? Yeme alışkanlıklarınızı değerlendirin ve devam ettirebileceğiniz küçük, yavaş değişiklikler yapın. Bazı besinleri ömür boyu kendinize yasaklamaktansa sağlıklı yiyeceklere odaklanmaya çalışın ve hareketinizi artırın.

Doğal yoldan detoks
      Detoks yapmanın en iyi yolu dengeli beslenip mevsiminde en doğal besinleri sunarak yeterli su içerek vücudunuza yardım etmek. Tıbbi bir sorununuz olmadığı sürece vücudunuz kendine zaten oldukça iyi bakar. Karaciğer ve böbrek vücuttan toksinleri atan silahlardır. Eğer diyetinizde sizi endişelendiren belirli şeyler varsa yeterli su içmiyor, sigara ve alkolü yoğun tüketip işlenmiş rafine edilmiş yağlı ve şekerli bir beslenme tipiniz varsa hızlı ve geçici çözümler yerine beslenmenizi temelden değiştirmeyi deneyin.

Detoks diyetlerinin potansiyel tehlikeleri
      Yüksek miktarda sıvı kaybı hassas sıvı ve elektrolit dengelerini alt üst ederek gastrointestinal sıkıntı, baş ağrısı, yorgunluk ve asabiyete yol açabilir ani kasılmalar, titremeler ve kramplar oluşabilir. Barsaklarınızı temizlemek için tıbbi bir operayona girmeyecekseniz lavmana (barsağın yıkanması boşaltılması) gerek yoktur. Bu tür boşaltım vücudun doğal sıvı ve elekrolit dengesini bozarak enfeksiyona, düzensizliğe ve dehidrasyona yol açabilir. Bunun yerine barsaklarınızın iyiliği için lif açısından zengin bir diyet daha doğrudur.

Yoğurtsuz olmaz
Dilara Koçak'tan beslenme ve diyet önerileri       Yoğurt, sabahtan akşama kadar günün her saatinde yenebilecek harika bir besindir. Yoğurt da aynı süt gibi protein, kalsiyum, fosfor, B2 vitamini, konjuge linoleik asit (CLA) yönünden zengindir.

      Uygulanan fermantasyon işlemi sonucunda folik asit ve bazı B vitaminleri ornlarında süte göre artış olur. Süt yoğurda kıyasla daha fazla laktik asit, galaktoz, folik asit, kolin, serbest yağ asitleri ve serbest amino asitler içerir. Sabah yenilen yoğurt, sindirimi kolaylaştırıp, barsakların çalışmasına yardım eder, yapılan çalışmalar yoğurttaki proteinlerin süt proteinlerine göre daha kolay sindirilebildiğini göstermiştir.

Kalsiyum çok önemlidir
  • Yoğurtta bulunan kalsiyum emilebilme özelliğinin yüksek olması nedeniyle önemlidir. Kalsiyumun en önemli işlevi kemik ve diş sağlığını korumak ve gelişimlerini sağlamaktır. Kalsiyum gereksinimi de yaşlara göre değişiklik göstermektedir. Özellikle büyümenin hızlı olduğu dönemde, hamilelikte ve emzirme döneminde kalsiyuma ihtiyaç daha da artış göstermektedir. Bu nedenle her yaş döneminde kalsiyum alımına dikkat edilmelidir.
  • Yoğurt fosfor yönünden de zengindir. Fosfor hücrelerde enerji üretimine yardımcı etki gösterir. Vücutta hücre yenilenmesinde ve çoğalmasında etkili olan DNA ve RNA’nın temel parçalarındandır.
  • Yoğurtta süt ve diğer süt grubu besinleri gibi riboflavinin iyi kaynaklarındandır. Riboflavin, büyüme, doku yenilenmesi ve enerji metabolizmasında görevlidir.
  • Yoğurt tüketimi osteoporozun önlenmesinde de büyük önem taşır.
  • Yarım yağlı veya yağsız yoğurt tüketimi ise kronik hastalıkların önlenmesinde önemlidir.

  • Yoğurtla yaratıcılığınızı birleştirin Yoğurda robottan geçirilmiş dereotu veya maydanoz ekleyerek yeşil ayran yapabilirsiniz.
  • Ayran yaparken maden suyu ekleyerek elektrolit ve mineral içeriğini zenginleştirebilirsiniz.
  • Yoğurt içine haşlanmış bulgur, mısır, bol su ve buz ekleyerek sıcak havalarda bol bol soğuk çorba yapabilirsiniz.
  • Yoğurtla jöleyi karıştırıp taze meyvelerle beraber dondurarak hafif bir tatlı yaratabilirsiniz.
  • Meyve salatasının üzerine tatlandırıcı veya bala çırpılmış yoğurdu sos olarak ekleyebilirsiniz.

    Kilo vermek için yerken yavaşlayın!
          Hayatta yapacaklarımızı yetişebilmek için hep hızlı olmak zorundayız. Ancak söz konusu yemek olunca hızlı davranmak yapılacak en kötü davranışlardan biridir. İşte yemeğin zevkini çıkarmanızı ve kilo vermenizi sağlayacak 10 ipucu:

  • Yiyecekleri yutmadan önce en az 20 kere çiğneyin. Çiğneme işlemi, yiyeceklerin daha küçük parçalara ayrılmasını sağlar ve içinde bulunan besin öğelerinden daha iyi yararlanırız. Ayrıca ne kadar uzun sürede ve çiğneyerek yemek yersek, aşırı yemek yeme durumu da engellenir.
  • Yediğiniz her lokma sonrası çatalınızı elinizden bırakın. Hızı kesmeniz hem yiyeceklerin tadına varmanızı hem de ne kadar yediğinizi fark etmenizi sağlar.
  • Isırıklar arasında birkaç yudum su için. Günümüzde hâlâ birçok kişi yeterli su tüketmiyor. Bu nedenle aralarda su içmek yararlı olacaktır. Böylece su yudumlayarak, yiyeceklerden alacağınız lokma sayısını da azaltmış olursunuz.
  • Yemekte mutlaka yanınızda bir partneriniz olsun ve yemek boyunca sohbet edin. Böylece konuşma, siz fark etmeden hızınızın kesilmesini sağlayacaktır.
  • Televizyon seyrederken yemek yememelisiniz. Dikkatiniz tabağınızda-kilerde değil TV’deki olduğu için yediğiniz miktarın farkına varamazsınız.
  • Yemeğinize hafif yiyeceklerle başlamalısınız. Çünkü beynimiz ancak 20 dakika sonra yeterli yemek yediğimiz sinyalini alır.
  • Yemek yerken yumuşak müzikler dinlemeye özen gösterin. Müziğin yavaş ritmi sizi de ister istemez yavaşlatacaktır.yumuşak müzikler rahatlamanıza yardımcı olup yemeklerden aldığınız zevki de arttıracaktır.
  • Yemeği az kullandığınız elinizle yeyin. Örneğin; normalde hep sağ elinizle yemek yiyorsanız, çatalınızı sol elinize alın böylece daha yavaş yiyeceksiniz.
  • İkinci bir yiyecek sipariş etmeden önce 10 dakika bekleyin. Böylece daha fazla yemek istemediğinizi göreceksiniz.
  • Koku duyumuz, genelde iştahımızı yönetir. Yemeklerin kokusunu almak için kendinize zaman tanıyın ve kokusuyla tatları uyuşuyor mu diye küçük bir parça denedikten sonra yemeğe devam edin.

    Peyniri nasıl bilirsiniz?
    Dilara Koçak'tan beslenme ve diyet önerileri       Peynir, birçok biçimde hayatımızda yer alan çok yönlü yiyeceklerden biridir. Peki, peynir hakkında başka neler bilmeliyiz?

          Peynir, birçok biçimde hayatımızda yer alan çok yönlü yiyeceklerden biridir. İştah açıcılarda, böreklerde, tatlılarda, ana yemeklerde, çorba ve makarnada kahvaltıda birçok şekilde kullanılır. Peynir, neredeyse her hayvanın inek, koyun, keçi, deve ve manda sütünden yapılabilen çok eski bir yiyecektir.

          Sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi olan peynirin bence en iyi arkadaşlarından birisi de simittir. Yarım simit ile az yağlı peynir iyi bir kahvaltı olabileceği gibi öğleden sonra çay saatinde de keyifli bir seçim olabilir. Kahvaltı yetişkinler için önemli ama çocuklar için kesinlikle atlanmaması gereken bir öğündür. Güne sağlıklı başlamak 8 - 12 saatlik açlık sonrası vücuda ihtiyacı olan enerjiyi vermek kahvaltının en önemli amacıdır ve peynir kahvaltı için iyi bir protein kaynağıdır.

    Faydaları
  • Protein ve kalsiyum açısından zengindir.
  • İyi bir B12 vitamini ve fosfor kaynağıdır.

    Dikkat edilmesi gerekenler
  • Çoğu doymuş yağ ve sodyum açısından zengin olabilir.
  • Bazı peynirler hassasiyeti olan kişilerde migrenleri veya alerjik tepkileri tetikleyebilir.
  • Peynir yapımında genellikle peynir mayası olarak bilinen bir enzim karışımı süte eklenir ve sütün kesmesiyle peynir yapılır. Ortalama olarak yarım kilo sert peynir yapmak için dört litre süt gerekir.
  • Laktoz intoleransı olan bireyler süt ile yapılmasına rağmen peynir yiyebilirler, çünkü peynirin yapımında kullanılan enzimler ve bakteriler aynı zamanda sütteki laktozun da bir kısmını parçalarlar.
  • Peynir hem kalsiyum, hem protein açısından zengin olduğu için vejetaryenler için bir kurtarıcıdır.
  • Çocuklarına yeterli protein yediremediğini düşünen anneler için de iyi bir protein kaynağıdır.
  • Peynir faydalıdır ancak yağ, kolesterol ve sodyum açısından da zengin olduğundan bazı bireylerin dikkatli tüketmesi gerekir.
  • Kilo veya kolesterol sorunu olanlar peynirin az yağlı olanı tercih etmeliler. Kalp hastalığı, böbrek hastalığı veya yüksek tansiyonu olan hastaların da tükettikleri peynir miktarına ve cinsine dikkat etmeleri önemlidir. Çoğu peynir doymuş yağ oranı yüksek olduğundan damarların tıkanma riskini artırabilir. İçerdiği sodyum da yüksek tansiyonu olan kişilere zararlı olabilir.
  • Yağsız beyaz peynir veya lor en az kalori ve yağa sahip olduğundan riskli gruptakiler için tercih sebebi olabilir, su oranı yüksek yağı az sürme peynirler de tercih edilebilir. Yağlı krem peynir kalori ve yağ açısından sert peynirlere benzer ancak daha az kalsiyum içerir.
  • Olgunlaşmış / yıllanmış peynirler hassas kişilerde migreni tetikleyebilir. Penisiline alerjisi olan kişiler rokfora ve penisilin kullanarak yapılan diğer yumuşak peynirlere tepki gösterebilir.
  • Yağ peynire o zengin dokusunu ve harika tadını verir ancak aynı zamanda kalori ve kolesterolünü artırır. Peynirin kalorisinin yaklaşık yüzde 70-80’i yağdan gelir. Az yağlı sütten yapılan taze peynirler çok daha az yağ içerir.

    Peynirin içeriğindeki vitamin ve minerallerin fonksiyonları
    Kalsiyum
  • Peynir de süt gibi iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Süt sevmeyenler için peynir kalsiyuma iyi bir kaynak olabilir.
  • Kalsiyum kemik ve diş sağlığı için önemli bir mineraldir.
  • Tüm hücrelerin çalışmasında görev alır.
  • Güçlü kemik ve diş oluşumu ve korunması kalsiyumun en önemli görevidir.
  • Sinir sistemi çalışması, kalp kası dahil kasların kasılmasında ve kanın pıhtılaşmasında görev alır.

    Fosfor
  • Fosfor vücudumuz için büyük önem taşıyan minerallerden biridir. Vücudumuzdaki fosforun yaklaşık yüzde 75- 80’i kemik ve dişlerdedir. Süt özellikle fosfordan yana zengin bir besindir. Bu nedenle peynir de fosfor için iyi bir kaynak oluşturabilir.
  • Fosfor kemik ve dişlerin oluşumunda kalsiyumla birlikte görev alır.
  • Doku tamirinde, protein sentezinde fosfor gereklidir.
  • Enerjinin etkin şekilde kullanılması içinde fosfor önemli bir göreve sahiptir.
  • Böbreklerin fonksiyonu, kas ve sinir aktivitesi için fosfor mutlaka alınmalıdır.
  • Kalsiyum ve fosfor beraber çalışarak vücut fonksiyonlarında etkinlik gösterirler. Bu nedenle bu iki mineralin birlikte olduğu peynir beslenmede iyi bir seçimdir.

    Doğru beslenmeyle damarlar rahatlar
    Dilara Koçak'tan beslenme ve diyet önerileri       Dolaşım sistemi ve damar bozukluklarının büyük bir çoğunluğunun nedeni yüksek kan basıncı ve aterosklerozdur. Dolaşım-la ilgili diğer bozukluklar ise anevrizma, klodikasyon intermitant, flebit ve Raynaud hastalığı olarak sıralanabilir.

          Bu hastalıklarda diyet tedavisinin etkisinden pek bahsedilmez ancak Mezura Kliniğimizden Dyt. Gamze Şanlı bu konuda araştırmalar yaptı ve pratik bilgiler hazırladı. Bugün Sevgili Gamze’nin notlarını sizlerle paylaşmak istedim.

    Damar torbalanması - Anevrizma
          Bu balon benzeri şişlikler direk kalpten çıkan damarların, özellikle aortun zayıflamış kısımlarında oluşurlar. Spesifik bir diyet tedavisi bulunmamaktadır, fakat düşük yağlı ve az tuzlu bir beslenme şekli, ateroskleroz ve yüksek kan basıncı için koruyucu niteliktedir. Bol miktarda taze meyve ve sebze tüketimi de kan damarlarını destekleyici ve damarların sağlıklı kalmasına yardımcı olan C vitaminini sağlamaktadır.

    Ayakta ağrı, topallama - Klodikasyon intermitant
          Yürümenin sebep olduğu ciddi bacak ağrıları ve krampları klodikasyon intermitantın (bir süre yürüdükten sonra çeşitli nedenlerden ileri gelen topallama) belirtisi olabilir. Oksijen yokluğunda yetersiz kan akışına bağlı olarak ağrılar meydana gelebilir. Genelde klodikasyon intermitantın nedeni aterosklerozdur diğer nedenleri arasında diyabet de gösterilebilir. Çok düşük yağlı bir diyet ve egzersiz programları ağrıları geçirmekte işe yarar. Özellikle diyette soğan ve sarımsak tüketimi kan akışını artırır.

    Toplardamar yangısı - Flebit
          Damarlarda oluşan herhangi bir enfeksiyon flebiti işaret eder. En çok da alt bacaklarda (baldır) bulunan büyük, yüzeysel damarlar etkilenir. Flebit de ağrılıdır ancak yüzeysel flebit ayakta bulunan daha derin damarlarda oluşan enfeksiyon kadar zararlı değildir. Bu süreçte gelişen tromboflebit çok daha önemlidir. Flebitte uygulanacak diyette mutlaka haftada 2-3 kez omega-3 içeriği yüksek yağlı balıklar ile diğer deniz ürünleri yer almalıdır. Ayrıca E vitamininden zengin yeşil yapraklı sebzeler, yağlı tohumlar, fındık, ceviz, tahıl taneleri, kurubaklagiller, enfeksiyon ve pıhtı oluşumunu azaltmaktadır.

    Parmak kangreni - Raynaud hastalığı
          Genelde el ve ayak parmaklarında hissizlik, karıncalanma ve ağrı ile karakterize bir hastalıktır. Kanı, kol ve bacaklara taşıyan küçük atardamarlarda spazm ve daralma sonucu oluşur. Tipik olarak Raynaud Hastalığı, soğuğa maruz kalındığında kendini gösterir. Bazı kişilerde ise stres de bu atakları tetikler. Henüz nedeni bilinmese de bu hastalığa yakalanan her üç kişiden ikisi kadındır. Sigara kullanımının buna neden olmasa da durumu daha da kötüleştirdiği bir gerçektir. Burada da aynı flebitte olduğu gibi omega-3 ve E vitamini alımı çok fayda sağlamaktadır. Elleri ve ayakları soğuk havalardan korumak da bir önlem olabilir veya atakları azaltabilir.

    BOL MİKTARDA TÜKETİN
  • Özellikle somon, sardalye gibi omega 3, içeriği yüksek yağlı balıklarla diğer deniz ürünleri
  • C vitamini için narenciye ve diğer taze meyveler ile sarımsak, soğan ve diğer taze sebzeler
  • Tam tahıllı kahvaltılık gevrekler, ekmek ve kepekli makarna, kuru baklagil, buğday

    TÜKETİMİNİ AZALTIN
          Yağlı et ve kümes hayvanlarının derileri, işlenmiş etler ve tam yağlı süt ürünleri

    TÜKETİMİNDEN KAÇININ
    Alkol, kafein ve sigara

    Araştırma sonuçları
          Bir araştırmada 30 normal kilolu üniversite öğrencisine iki kere öğle yemeği için laboratuvara gelmeleri söylendi. Her iki seferde de önlerine domates soslu makarna dolu kocaman bir tabak ve bir bardak su kondu. Gruba kendilerini tok hissedene kadar yemeleri söylendi. Bir seferinde olabildiğince hızlı yemeleri söylenirken ikinci seferde yavaş yavaş yemeleri, lokmaların arasında çatalı masaya bırakmaları söylendi. Yemek öncesi ve sonrası tabakların tartılması sonucunda grup hızlı yemek yediğinde 9 dakikada 646 kalori almış oldukları ve daha az su içtikleri, yavaş yediklerinde ise 29 dakikada 579 kalori aldıkları ve daha çok su içtikleri görüldü. Yani yavaş yemenin daha doğru olduğu kanıtlandı.

          Bir araştırmada gruptaki en çok balık tüketen kişilerde zihinsel gerileme olma ihtimalinin diğerlerinden yüzde 50 az olduğu belirlendi. Balık tüketim miktarı bunamaya engel olabilir balık tüketim sıklığını artırın.

          Çocukluklarında düzenli olarak soya yiyen kişilerin meme kanseri olma ihtimali düşük. Haftada birkaç kez balık yiyen erkek-lerin de kolon kanseri olma ihtimali azalıyor. Hipokrat’ın “ilaçlar gıdanız değil, gıdalar ilacınız olsun” sözü bir kez daha doğrulandı.

    Organik ürünle toksik etkiyi en aza indirin!
    Dilara Koçak'tan beslenme ve diyet önerileri       Bir besine organik denilebilmesi için o yiyecek veya içeceğin bağımsız bir kurum tarafından sertifikalı olması gerekir. Organik besin satın almak yiyeceklerdeki tarım ilacı kalıntılarını en aza indirgemenin bir yoludur.

          Şu anda beslenmemizdeki tarım ilaçları ile insanlardaki sağlık sorunlarını bağdaştıran çok az kanıt vardır ancak hayvanlardaki sağlık sorunlarıyla ilgili pek çok kanıt vardır.Hayat boyu tarım ilacı kalıntısı yemenin bize ne gibi bir toksik etkisi olabileceğini veya çeşitli tarım ilacı kalıntılarının nasıl karışıp bir kokteyl etkisi yaratacağını tam olarak bilmiyoruz. Eğer tarım ilacı tüketiminizi azaltmak istiyorsanız o zaman organik besinleri tercih edin. Standart meyve ve sebze yemenin sağlığımız için önemi çok büyük sakın onları diyetinizden çıkarmayın. Çünkü meyve ve sebze yememenin riskleri tarım ilacı kalıntılarına maruz kalmanın muhtemel risklerinden çok daha fazladır.

    Organik besinlerde katkı maddeleri var mıdır?
          Alerjik reaksiyonlarla ilişkisi olanlar dahil olmak üzere bir çok potansiyel olarak zararlı olan katkı maddesinin organik besin üretiminde kullanımı yasaktır. Normal besinlerin işlenmesinde yüzlerce katkı maddesinin kullanımına izin verilirken organik yiyecek ve içeceklerde çok sınırlı olarak izin verilir ve üretici bunları ancak ürünlerinin bu madde olmadan üretilemeyeceğini veya muhafaza edilemeyeceğini kanıtlarsa kullanabilir.

          Organik çiftçilikte standart çiftçilikte kullanılan antibiyotiklerin kullanımı yasaktır. Eğer bir hayvanı tedavi etmek için antibiyotik kullanılırsa o hayvanın eti için ne zaman kesilebileceği veya ne zaman süt verebileceği ile ilgili katı zaman kısıtlamaları vardır.

    Organik besinlerin tadı daha mı güzel?
          Elbette kendi doğal hızında, haftalar içerisinde besin açısından zengin toprakta yetişip güneşte olgunlaşan bir domatesle serada çok hızlı yetiştirilen bir domates arasında lezzet farkı olacaktır.

    Neden organik besinler pahalıdır?
          Organik besinler üretimine harcanan zaman, çaba ve yatırım çok fazla olduğundan dolayı her zaman organik olmayan besinlerden daha pahalı olacaktır ama organik besinlerin fiyatları zamanla düşmektedir. Bütçeye biraz dikkat edilmesi ve abur cubura daha az para harcanması ile organik besinlere yer açılabilir.

          Organik besinler daha pahalı olsalar da fiyatları zamanla düşüyor. İnsanlar daha fazla organik besin aldıkça daha ulaşılabilir olacaklar.

          İşlenmiş organik besinler genelde yağ ve şeker açısından zengin olmalarıyla eleştiriliyor. Bütün yiyecek içeceklerde olduğu gibi içeriği ve besin değerlerini gösteren etiketi inceleyin.

    Ekim ve dikim şartları
          Tohum; genetik olarak yapısı değiştirilmemiş, sentetik pestisitler, radyasyon görmemiş biyolojik özellikte olmalıdır.
          Fide; organik tohum veya ana bitkiden elde edilmiş, üretimi sırasında hormonların kullanılmadığı, toprak ve iklim koşullarına uygun olmalıdır.

    Sulama şartları
          Sanayi ve şehir atık suları ile drenaj sisteminden elde edilen drenaj suları organik tarımda kullanılamaz.
          Sulama suyu çevre kirliliğine toprak yapısında bozulmaya yol açmamalıdır.

    Hasat şartları
          Organik ürünlerin hasadında kullanılan teknik araç ve gereçlerin ekolojik tahribat ve kirlilik oluşturmaması gerekir.
          Toplama materyalleri hijyenik olmalıdır.
          Toplama alanı son iki yıl içinde yangın geçirmiş olmamalıdır.
          Toplama alanındaki doğal yaşam dengesinin ve türlerin korunması sağlanmalıdır.

    DİKKAT!
          Yönetmeliğe göre organik tarımsal ürün üreten ve satanlar; ambalajlarında logo kullanmak zorundadır. Bu logoları üzerinde bulundurmayan ürünler iç pazara sunulamaz. Alışveriş-lerinizde mutlaka bakanlık onaylı logolara dikkat ediniz

    Alışverişte ne kadar iyisiniz?
    Dilara Koçak'tan beslenme ve diyet önerileri       Market alışverişini siz de seviyor ve sağlığınıza da önem veriyorsanız işte bazı ipuçları:

          Market alışverişi yapmaya, tüm reyonları incelemeye, manav ve pazar dolaşmaya bayılırım. İstanbul koşuşturması içinde sürekli yapamasam da zamanım olduğunda alışverişe kendim gitmeyi tercih ediyorum. Ancak yurtdışındaysam mutlaka tatilin 2 -3 saatini bulursam pazar yeri veya market dolaşmaya ayırıyorum. Böylece hem gıda sektöründeki yenilikleri görüyorum hem de seyahati seven danışanlarım için farklı seçimler yaratabilme şansım oluyor. Market alışverişini siz de seviyor ve sağlığınıza da önem veriyorsanız işte bazı ipuçları:

          Alışveriş sepetini renklendirin. Mevsimlere göre tüm sebze ve meyvelerin rengarenk yelpazesinden yararlanın. Marketlerin sebze reyonundaki haftanın özel ürününe dikkat edin. Böylece hem daha taze hem de daha uygun fiyata alışveriş yapabilirsiniz. Renkli sebze ve meyveler sağlığınızı destekleyen ve kanser gibi hastalıkları engelleyen temel vitamin, mineral ve fitokimyasalları içerir. Kansere karşı kalkanlarınızı sağlamlaştırmak istiyorsanız sebze ve meyveden vazgeçmeyin.

    Meyveden vazgeçmeyin
  • Kalsiyum için sütü tercih edin: Marketteki birçok süt seçeneği var, yağlı, yağsız, yarım yağlı, laktoz içermeyen, omega 3 ile zenginleştirilmiş, kalsiyumu daha yüksek veya çocuk için. Bunlardan birisini mutlaka sepetinize alın.
  • Tam tahılları tercih edin: Tam tahıllılar rafine edilmiş yani beyazlaştırılmış akrabalarına göre daha fazla lif, vitamin ve mineral maddelerden sağlarlar. Bu yüzden tam buğday veya tam çavdar ürünlerini seçin, makarna ve pirinci de kepeği ayrıştırılmamış şekilde tercih edin.
  • Yüzde 100’ü arayın: Meyve suyu alırken etiketinde yüzde 100 ibaresini arayın, şeker ilaveli veya konsantre edilmiş meyve suyunu tercih etmeyin. Vücudunuza dışarıdan şeker yüklemeyin. Çocuklarınıza meyvenin kendisini yeme alışkanlığını yerleştirmeye çalışın.
  • Seyahat dostu seçenekler alın: Parka veya günü birlik gezilere gitmeyi planlarken paketlemesi kolay, besleyici yiyecekler alın.
  • Çocukların seçmesine izin verin ve öğretin: Çocuklarınızın haftalık alışveriş listenizi yapmanıza yardımcı olmalarına izin verin. Çocuklara besleyici yiyecekler yemeyi öğretmenin önemli bir kısmı onları yeni lezzetlerle tanıştırmaktır.
  • Alerjiniz varsa mutlaka etiketleri okuyun: Aşağıda alerjinin etken maddelerinin hangi besinlerde olabileceğine dair ipuçları bulacaksınız bu bölümü kesip alışverişe giderken yanınıza almanızda fayda var:
  • Süt ve süt ürünleri: Özellikle süt, peynir, yoğurt, dondurma, krema ve kremalı çorbalar.
  • Yumurta (özellikle beyazı): Kekler, beze, dondurma, mayonez, salata sosları, waffle.
  • Soya ve soyalı ürünler: Soya sütü, soya fasulyesi, tofu, soya sosu, bazı glutensiz ürünler.
  • Buğday ve buğday ürünleri: Un, ekmek, bisküvi, arpa, çavdar, bira, peksimet
  • Yağlı tohumlar: Yerfıstığı, fıstık ezmesi, ceviz, fındık ve fıstık içeren çikolatalar, bisküviler.

    ALERJİNİZ VARSA ETİKETE DİKKAT
          Süt alerjiniz varsa sadece sütten uzak durarak korunamazsınız. Bununla birlikte besinlerin içine eklenebilen ve sütün yapısında bulunan kazein, kazeinat, laktoalbumin gibi maddelerden de uzak durmalısınız. Aşağıdaki listede bazı alerjenler için etikette dikkat etmeniz gereken maddelerin isimlerini göreceksiniz.

    Süt Kazein
  • Kazeinat
  • Kazein hidrolizatı
  • Laktoalbumin
  • Laktat solidleri
  • Whey ve whey solidleri
  • Tatlandırılarak yoğunlaştırılan süt
  • Kurutulmuş süt solidler

    Yumurta Albumin
  • Kurutulmuş yumurta solidleri
  • Globulin
  • Ovomusin
  • Ovomukoid
  • Ovoglobulin
  • Livetin
  • Vitellin

    Mısır Mısır solidleri
  • Mısır nişastası
  • Mısır şurubu
  • Sebze nişastası
  • Dekstroz
  • Glukoz
  • Mısır yağı
  • Mısırdan elde alkol
  • Mısır şekeri
  • Uyarlanmış mısır nişastası

    Baklagiller Akasya gamı
  • Keçiboynuzu gamı
  • Guar gamları v.b.

    Soya Hidrolize edilmiş bitki tohumu
  • Konsantre edilmiş soya
  • Soya proteini
  • Soyu unu
  • Bitki kaynaklı protein konsantresi
  • Yapısallaştırılmış bitki proteini

    Kaynak: Milliyet




    Google