Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Seyahat



Türkiye'deki saklı cennetler - 4
      Burdur'daki göller keşfedilmeyi bekliyor
Burdur - Salda Gölü       Burdur'da mağaralar, göller, kuş gözlem alanları ve yaylalar turizm sektörü tarafından keşfedilmeyi bekliyor.

      Burdur'un en çok tanınan turistik değerinin başında İnsuyu Mağarası bulunuyor. Toplam 597 metre uzunluğunda yatay bir yapıya sahip olan İnsuyu Mağarası, Burdur-Antalya karayolunun 13'üncü kilometresinde yoldan 900 metre içeride Mandıra köyünde bulunuyor.

      Ulaşımı kolay olduğundan Türkiye'de turizme açılan ilk mağaralardan birisi olarak bilinen İnsuyu'ndaki dehlizlerde, irili ufaklı 9 göl yer alıyor.

      Kapalı bir havzada yer alan Burdur Gölü, bölgenin en çok bilinen yeri. Bazı bölgelerde 100 metreyi bulan derinliğiyle Türkiye'nin en derin göllerinden birisi olan Burdur Gölü, oldukça tuzlu suyuyla biliniyor.Göldeki su seviyesinin son yıllardaki aşırı düşüşüne, gölü besleyen dere ve çaylar üzerinde yapılan barajlar ve son yıllarda bölgede yaşanan aşırı kuraklığın neden olduğu sanılıyor.

      Yapılan araştırmalar, besin maddeleri yönünden çok zengin olmadığını gösteriyor. Buna karşılık gölün yüze yakın kuş türüne ve yaklaşık olarak 300 bine yakın su kuşuna ve özellikle nesli tükenmekte olan ''Dikkuyruk'' ördeklerinin yüzde 70'ine ev sahipliği yapıyor. Endemik kuş türlerinin barınma alanı olan Burdur Gölü, uluslararası öneme sahip bir sulak alan olarak 85 kuş türüne ev sahipliği yapıyor.

      Burdur'un Yeşilova ilçesi yakınlarındaki Salda Gölü, Antalya-Pamukkale tur güzergahı üzerinde yer alıyor. Denizden yüksekliği 1193 metre olan gölün güney cephesindeki Sultan Pınar Suyu mevkisi, burayı bir mesire yeri haline getirdi. Göl, 1989 yılında birinci derece doğal sit alanı olarak tescil edilerek koruma altına alındı.

      Burdur-Karamanlı yolu üzerindeki Karataş, Yeşilova civarındaki Varışlı, Gölhisar ilçesindeki Gölhisar gölü de göl turizmi için keşfedilmeyi bekleyen bakir alanlar olarak gösteriliyor.

      Antalya-Isparta kara yolu güzergahında, Aksu çayı üzerindeki Karacaören Barajı kıyısındaki lokantalar da Antalya'dan Anadolu turuna çıkan turistlere hizmet veriyor. Ancak baraj, olta balıkçılığı başta olmak üzere, turizmin çeşitli olanaklarından daha fazla yararlanılmasına uygun görünüyor.

      Burdur'da turizm için değerlendirilebilecek alanlar arasında kuş gözlem alanları ve yaylalar bulunuyor. Çorak Gölü Kuş Alanı, Solda Gölü Kuş Alanı, Karataş Gölü Kuş Alanı, Varışlı Gölü Kuş Alanı ve Burdur Gölü Kuş Alanı Burdur sınırları içinde yer alıyor.

      Burdur'da yükseklikleri bin 200 ile 2 bin 200 metre arasında değişen birçok yayla da turizm için cazip olanaklar sunuyor. Bu yaylalarda yaşamayı sürdüren Yörüklerin yaşam tarzları da turistlerin ilgisini çekiyor. Yaz aylarında, Ağlasun Akdağ Yaylası, Altınyayla Kırkpınar Yaylası, Bucak Kestel ve Kumar Yaylaları, Kemer Akpınar Yaylası, Gölhisar Koca Yayla ve Böğrüdelik Yaylası ile Yusufça Yaylası, Yeşilova Eşeler Yaylası ve merkez Aziziye Yaylası bölge insanları için önemli yaylalar olarak, önemini sürdürüyor.

''KAYACIK VADİSİ''
      Mersin'in Erdemli ilçesine bağlı Limonlu beldesine 10 kilometrelik mesafede, sarp yoldan Toroslar'a doğru gidilerek ulaşılan Kayacık Vadisi, sık ağaç yapısı ve buz gibi akan çayı, ''saklı cennet''i andırıyor.

      Eşsiz doğa güzelliği ile büyüleyen vadi, kendisini keşfedebilen tatilcilere doğa ile iç içe kuş sesleri arasında dinlenme olanağı sunuyor.

      Mersin merkezden 45 kilometre uzaklıktaki Limonlu beldesinden sonra Toros Dağları'na doğru 10 kilometrelik sarp yoldan gidilerek ulaşılan Kayacık Vadisi, Lamas Çayı'nın üzerini neredeyse kapatan sık ağaç yapısı ve çevredeki yüksek kayalıklarla adeta kendini gizliyor. Suya ve kayalara sık ağaçların arasından süzülerek yansıyan güneş ışınlarının da eklenmesiyle gizemli bir hale bürünen vadi, kendisini keşfedenlere ise doğa ile iç içe, kuş sesleri arasında dinlenme ve şehir yaşamının stresinden uzaklaşma olanağı sunuyor.

      Özellikle hafta sonlarında yoğunluk yaşanan vadide, tatilciler bir yandan suya ayaklarını uzatarak serinlerken diğer yandan da ''mangal'' keyfi yapıyorlar. Ziyaretçiler eşsiz manzarayı izlerken macera arayanlar ise ağaç kütüklerinden yapılan köprüleri kullanarak vadiyi keşfe çıkıyorlar.

      Bu arada, tatilcilerin uğurlu olduğuna inanılan kayalıklar üzerindeki ağacın yanına gelerek dilek tuttuktan sonra vadiden ayrıldıkları gözleniyor.

MERSİN'DE DENİZ, YAYLA, KIŞ, İNANÇ VE KÜLTÜR TURİZMİ
      Mersin'in Silifke ilçesinde, iç içe geçmiş ve birbirinden değişik güzelliklere sahip koylardan oluşan Narlıkuyu, adını sahilindeki eski bir su kuyusundan alıyor.

      Deniz suyu sıcaklığı, yılın en sıcak ayları olarak bilinen temmuz-ağustos aylarında bile serin olan Narlıkuyu'da yüzmek isteyenler, üste soğuk altta ise normal sıcaklıktaki suyla karşılaşıyor.

      Denize karışan tatlı suyun, hemen arkasındaki tepelerde yer alan Cennet Çöküğü'ndeki yer altı deresinden geldiği belirtilen Narlıkuyu'da, ayrıca koylardaki her türlü balığın bulunabileceği balık restoranları bulunuyor.

      Deniz, yayla, kış, inanç ve kültür turizmi açısından son derece önem taşıyan Tarsus ilçesine bağlı Karboğazı'ndaki Karboğazı Turizm Merkezi de bölgenin ekonomik ve sosyal gelişimine önemli katkı sunmaya aday yerlerden biri olarak görülüyor. Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen ''Mersin-Tarsus-Gülek-Karboğazı Turizm Merkezi'' projesi kapsamında, ''Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi'' ilan edilen Karboğazı'nın, yazın deniz, yayla, kış aylarında ise kültür turizmi açısından büyük önem taşıyacağı belirtiliyor.

Aydın'ın bilinmeyen antik kentleri
Aydın - Tralles Antik Kenti       Türkiye'de en fazla ören yerine sahip illerinden biri olan Aydın'da, yerli ve yabancı turistler tarafından bilinmeyen 6 antik kent bulunuyor.

      Geçmişi MÖ 6. yüzyıla uzanan Aydın, tapınakları, 21 ören yeri, müzeleri ve turistik ilçeleriyle Türkiye'nin turizmde parlayan yıldızı olarak görülüyor.

      Ünlü tarihçi Heredot'un ''en güzel gökyüzünün altı'' ve ''en güzel uygarlıklar vadisi'' olarak adlandırdığı Aydın'da, tarihi en iyi şekilde yansıtan Afrodisias, Milet, Alinda, Didim, Nysa, Prien, Magnesia gibi birçok ören yeri ve gün yüzüne çıkarılmış antik kent bulunuyor.

      Yerli ve yabancı turistler tarafından ilgi ile gezilen bu ören yerlerinin yanı sıra turistler tarafından bilinmeyen ve tur düzenlenmeyen Amyzon (Mazın), Gerga, Myus, Orthasia, Piginda ve Pygela gibi antik kentler, turistleri bekliyor.

KARYA KENTİNİN İLERİ KARAKOLU: AMYZON
      Koçarlı ilçesinin 30 kilometre güneyinde Gaffarlar köyünde bulunan ve 'Mazın Kalesi' olarak anılan Amyzon, Herakleia, Euromos ve Khalketor gibi üç büyük Karya kentinin ileri karakolu olarak biliniyor.

      Kenttte, kaynaklara göre Apollon ve Artemis'e adanmış olması gereken ve bugün tamamen yıkılmış olan tapınağa ait kalıntılar, Akropolünde tiyatro, agora ve çeşme kalıntıları ile MÖ 3. yüzyıla ait çok güzel taş işçiliği gösteren surları bulunuyor.

AGEMEMNON'UN ASKERLERİ TARAFINDAN KURULAN ŞEHİR: PYGELA
      Kuşadası ilçesinin kuzeyinde yer alan Pygela, efsaneye göre Agememnon'un askerleri tarafından kuruldu. Agememnon'un askerlerinin bir kısmı bir çeşit hastalıktan dolayı burada bırakıldı ve bunlar kentin ilk halkını meydana getirdi.

      Strabon'un bildirdiğine göre, Pygela'da Artemis Munykhia tapınağı bulunuyor. Pygela, aynı zamanda, Miken seramiği bulunan merkezler arasında gösteriliyor.

ADI 1 METRELİK HARFLERLE YAZILAN GERGA
      Gerga, Çine ilçesinde, eski yerleşim bölgesinin 6 kilometre güneydoğusundaki Ovacık köyünün kuzeyinde yer alan Gerga, Alabanda antik kentinin 13 kilometre kuzey batısında bulunuyor.

      Yaklaşık 1 metre yükseklikteki harflerle kayaya kazılmış 'Gerga' yazıtı ile işaretlenen yerleşim merkezinde, çevreye dağılmış pek çok yapı taşı, heykel, heykel kaidesi, anıt, mezar, tapınak ve duvar kalıntıları dikkat çekiyor.

      Tipik Karya sanatının arkaik özelliklerini gösteren bu kalıntılar arasında, kaidelerinden koparak düşmüş olan dev boyutlu insan heykellerine ait parçalar ve üzerinde 'Gerga' yazılı cepheleri olan açık kayadan yapılmış küçük yapılar göze çarpıyor.

      Halen ayakta olan ve tapınak olarak adlandırılabilecek özelliklere sahip, büyük kesme taşlardan yapılmış yapının hemen altında dev heykelin bereket tanrıçası Kybele'ye ait olabileceği düşünülüyor.

KYDRELOS TARAFINDAN KURULAN MYUS KENTİ
      Myus kenti, Söke ilçesinin 18 kilometre güneyinde, Bafa gölü kıyısında, Miletos'un 15 kilometre doğusunda, Avşar köyü yakınlarında bulunuyor.Strabon'a göre Myus, Atina kralı Kodros'un oğlu Kydrelos tarafından kurulmuş, Panionion birliğine ait önemli bir kıyı kentiydi.

      Yapılan kazılarda, antik kaynaklarda adı geçen ve beyaz mermerden yapıldığı bilinen Dionysos tapınağı ortaya çıkarıldı. Kent üzerinde bugün, Dionysos tapınağına ait parçalar, arkaik döneme ait sur duvarları ve Bizans kalesi kalıntıları bulunuyor.

KARYALILARIN YAŞADIĞI ORTHASİA
      Orthasia, Aydın'ın Yenipazar ilçesinin 5 kilometre doğusunda, Donduran köyünde ortaya çıkarıldı. Yunanlı coğrafyacı ve tarihçi Strabon, Orthasia'dan Karya yerleşmesi olarak söz ediyor. M.Ö 7. yüzyılda Kimmerlerin saldırısına uğrayan kent, Lidya kralı Alyattes'in Kimmerleri yenmesi sonucu Lidyalıların eline geçmiş, M.Ö 6. yüzyılda ise İonya birliğine katılmış ve birçok Anadolu kenti gibi Perslerin egemenliğine girmişti.

      Kentteki önemli yapılar arasında yer alan tiyatro ve bir Bizans yapısı, bugünde ayakta duruyor. Nekropol üzerinde ise iyi korunmuş durumda lahitler ve oda mezarlar, kaliteli işçilik gösteriyor.

ZEUS TAPINAĞI'NIN YER ALDIĞI PİGİNDA
      Bozdoğan ilçesi, Çamlıdere köyünün yaklaşık 7 kilometre kuzeyinde küçük bir Karya yerleşmesi olan Piginda, üç Akropolden oluşuyor. Kent üzerindeki surlar bugün rahatlıkla görülebilmektedir.

      Tiyatro ve Heraion olarak adlandırılan kutsal yapısı önemli olan Piginda'da, ele geçen yazıttan, kent üzerinde Zeus Pigindenos (Pigindalı Zeus) kültü ve bu külte bağlı Zeus Tapınağı yer aldığı anlaşılmaktadır.

Zonguldak'taki ''Arboretum''un Büyüsü
Aydın - Tralles Antik Kenti       Zonguldak'ın Gökçebey ilçesine bağlı Bakacakkadı beldesindeki tatil köyünde, ağaçların ve odunsu bitkilerin yetiştiği bir tür botanik bahçesi olarak adlandırılan ''arboretum'' bölgedeki önemli tabiat alanlarından biri.

      Ziyaretçileri büyüleyen 194 dönümlük tatil köyünde, 82 yatak kapasiteli otel, 5 adet bungalov ev, 150 kişilik toplantı salonu, yüzme havuzu, spor tesisleri ve piknik alanları yer alıyor.

      Ankara ve İstanbul'a yakın tatil köyü, bakir doğal yapısıyla konuklarına yemyeşil ormanları arasında dinlenme imkanı sağlıyor.

      Topraklarının yarıdan fazlasını kaplayan yeşil doku, iğne ve yayvan yapraklı ağaçlarla çok çeşitli orman altı bitki örtüsünden oluşan Zonguldak, trekking, foto safari, olta balıkçılığı, av ve yaban hayatı gibi aktivitelere yanıt verebilecek potansiyelinin ilgi görmesini bekliyor.

      Alaplı ilçesinde 1637 metreyle kentin en yüksek tepesinde yer alan Bacaklı Yayla ve eteğindeki Bölüklü Yayla, bölgenin önemli turizm merkezlerinden birini oluşturuyor.

DOĞA HARİKASI ULUYAYLA
      Bartın'ın Ulus ilçesindeki doğa harikası Uluyayla, çevresini saran ağaçları, çiçekleri, pınarları, mağarası ve yaban hayvanlarıyla ilgi çekiyor.

      Ulus ilçesine bağlı Akçakese köyündeki 280 hektarlık, 7 kilometre uzunluğundaki Uluyayla, ortasında yer alan göleti, içinden yer altı nehirlerinin geçtiği mağarası ve çeşitli sporlara elverişli yamaçlarıyla görenleri adeta büyülüyor.

      Karaca ve geyik gibi çok sayıda yaban hayvanının da bir arada görülebileceği milli park görünümündeki Uluyayla, çevresindeki ormanlarıyla doğa yürüyüşleri için eşsiz bölgeler arasında gösteriliyor.

      Karabük'ün tarihi konaklarıyla ünlü Safranbolu ilçesine 50 kilometre mesafede olmasından dolayı ilçeye gelen turistlerin de ilgisi çeken Uluyayla'nın turizm potansiyelinin artırılmasına yönelik tanıtım faaliyetleri yapılıyor.

AŞK ACISINI DİNDİREN ŞELALE
      Ulus ilçesinde, mitolojik hikayeye göre, aşk tanrısı Eros'un, eşi Hera kendisini artık sevmiyor diye intihar eden Selamnos'un bedenini dönüştürdüğü şelaleden su içen, mendil ıslatan ya da yüzünü yıkayanlar, yaşadıkları aşk acılarından arınıyorlar.

      İlçeye bağlı Ulukaya köyündeki Ulukaya Şelalesi, çevresindeki doğa güzelliklerinin yanı sıra efsanesiyle de yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

      Eşinin kendisini sevmemesine üzülen Selamnos, Ulukaya'nın zirvesine çıkarak Hera'nın ismini haykırıp, kendisini boşluğa bırakır. Aşk tanrısı Eros, aşk acısının böyle sonlanmasını istemediğinden Selamnos'un bedenini yere değer değmez şelaleye dönüştürerek suyu kutsar. Kim şelaleden su içerse, mendil ıslatırsa ya da yüzünü yıkarsa Selamnos'un acıları azalır, içinde yeni ya da geçmişten kalma aşk acısı yaşayanlar da bundan arınırlar.

      Ulukaya köyünde 20 metre yükseklikten yazları da dahil olmak üzere sürekli akan şelale, mitOlojik öyküsü ve çevresindeki doğal güzellikleriyle keşfedilmeyi bekleyen gizemli bir dünya sunuyor.

KARABÜK'ÜN BAKİR ALANLARI
      Karabük yaylaları, zengin ormanları, florası ve faunası, üstün peyzaj görüntüleri ve şifalı otları ile turizm cennetleri arasında yer alıyor.

      Bol oksijenli serin ve temiz havada sağlıklı yaşam için yürüyüş yapmak, köylerde yaşayan insanlarla kısa süre bir arada yaşamak, çadır kurmak, meydan ateşi çevresinde oturup sohbet etmek, yaban hayvanlarını yaşadıkları doğal ortamlarında izlemek, görüntülemek, bitki türlerini incelemek açısından bölgedeki bakir yaylalar giderek artan bir ilgi görüyor.

      Doğa gezileri, bisiklet turları, kır yürüyüşü gibi birçok aktivite yapmanın mümkün olduğu Avdan Yaylası, Sorgun Yaylası, Dede Yaylası, Büyük Düz Yaylası, Küçük Düz Yaylası, Çakırören Yaylası, Küçük Yayla, Bostancık Yaylası ve Arıcak Yaylası daha fazla kişi tarafından keşfedilmeyi bekliyor.

AĞAÇ MÜZESİ YENİCE
      Tropik bölgeler dışında dünyada pek az ormanda görülebilecek kadar çok sayıda ağaç türünü barındıran Yenice ilçesi ormanları, adeta ağaç müzesi görümüyle görenleri cezbediyor.

      Uludağ göknarı, doğu kayını, sarı çam, karaçam, camiyanı karaçamı, kızılçam, Istıranca meşesi, Virgiliana çınarı, ceviz, dişbudak, kızıl ağaç, fındık, porsuk, yabani kiraz, gümüş ıhlamur, adi ıhlamur, akağaç, kızılcık, şimşir, ahlat, kontus defnesi, kurt bağrı, erguvan ve jasminum gibi çeşitli ağaç türlerinin yanı sıra bazı ağaçların olağanüstü çap ve boya ulaşan örneklerinin oluşu, zengin yaban hayatı potansiyeliyle bölge eşsiz bir ekosistem özelliği gösteriyor.

      Ormanların oluşturduğu oksijen kuşağı, kent turizmi için önemli kaynak gösterilerek, turizm bölgesi olmaya yönelik projeler üretiliyor.

      Eskipazar ve Eflani ilçeleri de mesire alanları, yaylaları ve termal kaynaklarıyla turizmin keşfedilmeyi bekleyen cennetleri arasında yer alıyor.

Kaynak: Sabah




Google