Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Seyahat



İstanbul'da mavi tur keyfi
İstanbul'da mavi tur keyfi       Param yetmedi, vaktim yoktu, şehirden ayrılamadım, mavi tura çıkamadım demeyin. İstanbul’da mavi turlar başladı: Tıpkı Ege ve Akdeniz turlarındaki gibi, gulet teknelerle güzel yerlere gidiliyor, güneşlenilip yüzülüyor. Öğlen teknede mangal keyfi ve sabah Boğaz’da açık büfe kahvaltısı da cabası.

      İstanbul’da günübirlik yüzme turları yapan birçok firma ve tekne var. Sizi şehir merkezinde bir noktadan alıyorlar, tıpkı mavi turda olduğu gibi, kahvaltı servisi yapıp, güzel yerleri gezdirip, yüzdürüyorlar. Hatta bir tanesi, adını İstanbul’da Mavi Tur koymuş.

      Mavi turda gün erken başlıyor. Sabah saat 09.00 dedi mi, teknenizin kalkacağı yerde hazır olmalısınız. Kalkış yerleri her tur için farklı, kimi Kabataş’tan, kimi Arnavutköy’den kalkıyor. Bütün yolcular bindikten sonra gulet Boğaz’dan Karadeniz’e doğru hareket ediyor.

      Yolculuk yaklaşık bir buçuk, iki saat sürüyor. Bu süre kahvaltıya ayrılmış. Açık büfe kahvaltıdan peynirlerinizi, reçellerinizi, bal, salam, kaşar peyniri gibi kahvaltılıklarınızı alıp taze demlenmiş çayınızla Boğaz’ın güzelliklerini seyrediyorsunuz.

      Gidiş, ağırlıklı olarak Avrupa yakası sahilinden yapılıyor. Tekne ilerledikçe Bebek, Anadolu ve Rumeli hisarları, sarayları, yalıları, tarihi binaları görülüyor. İstanbul’la aşk tazeliyorsunuz. Siz kahvaltıyı bitirip de güverteye güneşlenmeye çıkana kadar tekneniz Karadeniz sularına ulaşmış oluyor. Rüzgár püfür püfür, en ufak bir sıcak, darlanma hissetmiyorsunuz. Şehir merkezinden uzaklaştıkça sessiz kıyıları, küçük patikaları, şirin sahil lokantalarını görüp sonra tekrar gelmek için yer beğeniyorsunuz.

      Sizle beraber teknedeki diğer yolcular da kahvaltılarını bitirmiş, güverteye çıkıp güneş yağlarını sürmeye başlamış oluyor. 60 kişilik teknede çiftler çoğunlukta ama çocuklular az. Yaş ortalaması 25-40. DJ müzik yapıyor, çoğunlukla yazlık, neşeli yabancı pop çalınıyor.

      Yüzme noktası olan Poyrazköy’e varıldığında saat öğleye yaklaşmış oluyor. Tam karşısı Altınkum. Tekne limana yakın bir yerde demir atıyor, merdivenler suya indiriliyor. Tekneden atlamak yasak, arka taraftaki merdivenleri kullanmak zorundasınız. Yine de kaptanlara çaktırmadan kendini serin sulara yüksekten bırakanlar yok değil.

      Siz günün ilk kulaçlarını atarken, mangala da kömürler doldurulmaya başlanıyor. Güney’deki mavi turların vazgeçilmezi ızgara tavuk ve köfteler burada da var. Ama siz siz olun, yola çıkmadan yanınıza atıştıracak bir şeyler mutlaka alın. Kahvaltıyla arası az olmasına rağmen, deniz havasından mıdır nedir çok acıkıyorsunuz, öğle yemeği gelmeden kazınmaya, guruldamaya başlıyorsunuz.

KÖFTELERE HÜCUM
      Poyrazköy’de denizanası, yosun yok, su temiz. Ne çok sıcak, ne de çok soğuk bir suyu var. Öğle güneşi kemiklerinize kadar işledikçe, durup durup denize atlamak istiyorsunuz. Çevrenize demirlemiş başka tekneler de var. Pazar günleri normal günlere oranla daha yoğun oluyor.

      Nihayet öğle yemeği... Anonsla birlikte teknedeki herkes açık büfenin başına üşüşüyor. Aman çabuk davranın. Eğer tepsideki tavuklar, köfteler biterse, yenisinin pişmesi zaman alıyor. Geç kaldınızsa çare yok, salata ile idare edeceksiniz. Ama aşçıya kendinizi acındırırsanız, son gülen iyi gülüyor, en güzel pişmiş yemekler size kalıyor. Meşrubatlar ikram ediliyor, isteyen ekstra ödemek koşuluyla alkollü içkisini yudumluyor. Öğle yemeği için ayrılan bu süre aynı zamanda sosyalleşme zamanı. Diğer yolcularla tanışmak, gezi ya da etrafın güzelliği hakkında konuşmak için bol bol konu buluyorsunuz.

      Yemekten hemen sonra denize girmemekte fayda var. Ama birçok kişi dayanamıyor, son birkaç saat içinde mümkün mertebe fazla yüzmek istiyor. Zaten suyun içinde yediğinizi yarım saatte yakıp tekrar acıkıyorsunuz. Kaptanlardan rica ederseniz sahildeki su sporlarından yararlanmak imkanı var. Deniz bisikletine binebilir, su kayağında dengede kalmaya çalışabilirsiniz. Tabii bunların dakikalarına göre ayrı fiyatları var.

      Boğaz’daki mavi turların normal Boğaz turlarından farkı, bangır bangır müzik çalmamaları. İsterseniz tabii ki kalkıp dansınızı edersiniz, bir Allah’ın kulu da dönüp ne yapıyorsun diye bakmaz. Ama dinlendirici müzikler çalmayı, kendilerini patırtılı gürültülü Boğaz turlarından ayırt etmenin bir yolu olarak görüyorlar.

DEMİR ALMA VAKTİ
      Her güzelliğin bir sonu var. Saat akşamüstü beşe yaklaştığında etrafınıza bakıp manzarayı hafızanıza kazımanın vakti, çünkü demir alma zamanı bu limandan. Kaptanların ısrarlı uyarılarına rağmen yolcular denizden çıkmak istemiyor, özellikle çocuklar biraz daha biraz daha diye kaptanı oyalamaya çalışıyorlar.

      Şu uzun zamandır okumak istediğiniz kitaba başlamak için harika fırsat. Ama dikkatli olun, kitap kapağı açan her iki yolcudan biri olduğu yerde uykuya dalıyor, dönüş güzergahının güzelliklerini kaçırmak istemezsiniz.

      Dönüş bu kez ağırlıklı olarak Anadolu yakasından. Teknenin yanaştığı yer ilk kalktığı yer olacak, farklı bir yerde inmek isterseniz onu en başından konuşmanız gerekiyor. Beykoz, Kandilli, Çengelköy derken kendinizi yine şehrin keşmekeşinin içinde buluyorsunuz. En güzel yanı da bu ya: Gerçek bir mavi tura çıksanız, bu kadar çabuk evde olacak mısınız?

Kaynak: Hürriyet




Google