Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Seyahat



Tatilini köyde geçirmek isteyenlere öneriler
Tatilini köyde geçirmek isteyenlere       Sözünü ettiğim tatil köyü değil tabii. Bildiğin hakiki köy...

      Sokakları Arnavut kaldırımı, ortalıkta tavukların gezindiği, annelerin asla anlayamayacağımız bir dilde çocuklarını sokaktan çağırdığı, bir yerlerden tatlı bir gübre kokusunun geldiği köyler. En güzeli İzmir’in Selçuk ilçesine bağlı “Şirince” köyü.

      İki numaradaki Bursa’ya bağlı “Cumalıkızık”. Üç numaradaki güzel köy Muğla’nın Yatağan ilçesine bağlı “Bozüyük”. Dördüncü güzel köy de İzmir’in ilçesi Söke’ye bağlı “Eski Doğanbey” köyü. Dördü de içine beton gitmemiş, geleneksel mimarinin devam ettiği, ruhu olan köyler. Biri hariç hepsinde de kalacak yer var.

Şirince ve Nişanyan Evleri
      Son beş on yılın en büyük keşfi Şirince oldu. Daha önce daha çok İzmirlilerin bilip şeftali almaya gittikleri köy, şimdi İstanbul, Bodrum arasındaki en sevilen duraklama noktası oldu.

      Köy hakikaten güzel bir köy. Selçuk’tan 8 km yukarıda, yeşil iki vadi arasında, 200 yıl önceki gibi kalmış bir köy. Evlerin büyük bir çoğunluğu bakımlı, temiz. Köylüler de aynı şekilde güzel ve sevimli insanlar. Hafta sonları tam bir panayır yerine dönüyor. Ahududu, mürdüm eriği gibi tuhaf tuhaf şaraplar satılıyor ki bunları gerçek sananlara kötü bir haberim var: Bildiğimiz ucuz Kapadokya şarabına esans katılarak yapılmış şeyler onlar. Hoşunuza gidiyorsa lafım yok elbette ama bilmekte fayda var.

      Nişanyan Evleri, köye tepeden bakan bir nokta, nefis bir manzaraya hakim bir otel. Daha doğrusu bir kompleks. Zira üç tip konaklama imkanı sunuyor. Birinci seçenek “Köşk” dedikleri ana binadaki odalar. İkinci seçenek köy içinde tam teşekküllü, iki katlı çok güzel döşenmiş evler. Üçüncü de köyün bir arkasındaki vadide inşa ettikleri ve İlyastepe adını verdikleri mini köydeki 5 ev. Üçü de güzel, üçü de keyifli. Köşk ve evler daha rafine, klasik müzik falan çalıyor, İlyastepe daha köylü, daha doğa içinde.

      Çok güzel bir kahvaltı çıkarıyorlar. Ama beni bitiren bonfileleri. Rüya gibi. Bir de varsa mutlaka keçiboynuzlu parfelerini deneyin. Köy yerinde gurme mutfak mı olurmuş demeyin. Oluyor.

Mudurnu ve Hacı Şakirler Konağı
      Mudurnu için köy demek ayıp tabii. Bolu’ya bağlı koskoca bir ilçe merkezi. Ve lakin bende bıraktığı intiba güzel bir köy şeklinde. Lütfen kimse alınmasın.

      Mudurnu, harikulade bir vadi içinde müthiş bir atmosferi olan bir yer. Abant tarafından bir yolu var, sırf bu nedenle bile gitmeye değer. Türkiye’nin en güzel peysajı diyebilirim. Yeşil çayırlar, aralarında otlayan mutlu inekler... Ama kasaba da insanı hayal kırıklığına uğratmıyor. Canlı bir meydan, meydan etrafından birbirinden güzel eski zaman konaklarının yer aldığı güzel Arnavut kaldırımlı sokaklar. Çarşısı bile bir başka güzel.

      Hacı Şakirler, kasabanın dış yamacında kalan bir konak. Çok güzel restore edilmiş. Ruhunu bozmadan tamir edilmiş demek daha doğru. Temizlenmiş paklanmış ama zamanın bıraktığı temiz izler yok edilmemiş. Güzelliği veren de işte bu olmuş. Mış gibi yapmıyor, hakiki. Yüz yıl öncesine, yapıldığı güne gidiveriyorsunuz. Yorganlar bildiğimiz yorgancı yorganı. Duvarlar samanla karışık kaba sıva. Bahçe anneanne bahçesi. Çim değil domates, biber, patlıcan. İşe yarar şeyler yani.

      Bir de başında dünya şekeri bir Mudurnulu yok mu! Var: Mehmet Bey. Sabaha kadar sohbet edebileceğiniz gerçek bir Anadolu aydını. Cevizli “keş”li erişteyi de atlamamak lazım tabii. Mutlaka deneyin.

Bozüyük ve Hacı Şükrü Evi
      Bozüyük, Yatağan’a çok yakın, zamanın durduğu dünya şirini bir yer. Aydın’dan Muğla’ya 24 km kala. Ulaşımı son derece kolay.

      Bir zamanlar Aydın Muğla yolu buradan geçermiş. Hanlar, hamamlar, camiler, ulu çınarlı meydanlar o devirden kalma. Yol başka yerden geçince burası da “uyuyan güzel” atmosferine bürünmüş.

      Hacı Şükrü evi de bir zengin evi imiş. Muğla Valiliği bünyesinde onarılıp “butik” otel olarak ihaleye çıkarılmış. İstanbul’da reklamcılık, fotoğrafçılık yapan Celal Erciyes de kendi deyimi ile “Bizans’ı terk edip”, CD’lerini alıp buraya yerleşmiş.

      Ev köy tarzı. Dantelli, sedirli, saten kaplı yün yorganlı. Celal Bey’in katkısıyla o köy atmosferi hoş bir şehirli tadı almış. Çok yakın bir zamanda nefis yemekler de yapacak, zira aylardır gelmiş geçmiş en iyi küçük otel aşçısı olan ablası Kamar Hanım’dan (ondan da söz edeceğim bir gün) ders alıyor. Belki başlamıştır bile. Evet tekrar ediyorum. “Köy yerinde gurme yemek olur mu?” demeyin. Bu da ikincisi.

Küçük Oteller Kitabı piyasada
      Sonunda bitti! 2 aydır hakikaten manyak bir tempo ile çalıştım, gözüme uyku girmedi, ne sevgilimi, ne arkadaşlarımı görebildim ama sonunda bitti ve çok güzel bir kitap oldu.

      Küçük Oteller Kitabı tam 12 yıldır çıkıyor. Türkiye gibi devamlığın hayli zayıf olduğu bir ülkede 12. yılını dolduran bir rehber kitap çok bulunur bir şey değil. Sağlam olduğu ve iyi hazırlandığı için her yıl da gayet güzel satıyor.

      Bu yıl ablam Müjde Tönbekici ile beraber hazırladık. Adından da anlayabileceğiniz gibi kitap, Türkiye’nin en güzel küçük otellerini kapsıyor. Altı haftadır bu köşede okuduğunuz otellerin fazlası ve devamı işte bu kitapta.

      Bu yıl 270 otel koyduk kitaba. Bunların 60’ı yeni. Butik, hip, vip gibi bir takıntımız yok. Güzelse, arkadaşlarımıza gönül rahatlığıyla tavsiye edebiliyorsak ister “eks eks eksklusiv” olsun ister pansiyon olsun koyuyoruz. Oteller hakkında yaptığımız yorumlar her zamanki gibi özgür ve gerçekçi. Sonuçta hepsi içimize sinen oteller ama varsa ufak tefek kusurları onları da söylemeden etmedik.

      Buyrun tepe tepe kullanın. Seyahatiniz ve muhabbetiniz bol olsun.

Kaynak: Vatan




Google