Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Seyahat



İstanbul ve çevresinden plajlar
İstanbullu denizi yeniden keşfetti
İstanbul ve çevresinden plajlar       Eskiden kirlilik yüzünden denize girmek çılgınlıktı şimdi ise çılgınca bir hücum var. Kimse “Bu Marmara Denizi ne zaman temizlendi yav?” diye sormuyor, meşrebine ve cüzdanına göre bir yerlerden denize giriyor. Kültür Başkentimiz bir plajlar kentine dönüşmek üzere! 5 yıl önce “40 yıl sonra yeniden” sloganıyla Caddebostan Plajı açıldı, bu yıl da bir zamanların efsane plajı “Florya Güneş” Plajı! “Halk” mutlu, “Vatandaş” memnun, deniz karışık...

      Halk plajlara akın etti, vatandaş denize başka yerden giriyor
      Lafın esası şu: “Halk plajlara akın etti, vatandaş denize giremiyor!”
      1950’lerin sıcak yaz günlerinde, milletin Sirkeci’den kalkan banliyö trenine doluşup büyük kalabalıklar halinde Florya plajlarına gelmesi üzerine, o dönem İstanbul’un hem valisi hem belediye başkanı olan Fahrettin Kerim Gökay’ın ettiği söylenilen bir lafıdır. (Cumhuriyet Gazetesinin başlığıydı diyenler de var...)
      Cumhuriyet elitlerinin halka bakışını mükemmelen özetler. Vali sözü veya gazete manşeti, o gün milletimiz “halk” ve “vatandaş”ın ayrı kitleler olduğunu öğrendi. “Vatandaş” yüzü batıya dönük, Avrupai, okumuş, işi gücü olan, geliri ortanın üzerinde ve birkaç göbektir İstanbullu olan kişilerdi; “halk” ise bunun tam tersi olanlar: Yüzü doğuya dönük, okumamış, mesleksiz, işi bir gün var bir gün yok, fakir veya fakire yakın ama en önemlisi “Anadolulu...”
      Yıl 2010. Değişen bir şey var mı? Ayrımda yok. Bu günlerin deyimlerine çevirecek olursak: “Beyaz Türk”e karşı “Göbeğini Kaşıyan Adam.” 60 yıl öncesi daha mı kibarmış yoksa daha mı acımasızmış karar veremedim. Şimdi hiç olmazsa kimse vatandaş dışılıktan söz etmiyor.
      Geçen hafta, söz konusu “halk tarafından akına uğrayıp vatandaşın giremediği” Florya plajlarındaydık. “Halk” bildiğin “göbeğini kaşıyan adam”, fakat “vatandaş” artık eski “mağdur” vatandaş değil. Halk, Menekşe olsun Küçükçekmece olsun, Çiroz ve Tuzla olsun bedava (ve pis) plajlardan girerken, vatandaş İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, sezon başında düzenleyip açtığı paralı (15 TL) ama temiz Güneş Plajı’ndan ve ayrıca Kilyos’taki, Rumelifeneri’ndeki bilumum girişi 20 TL “biiiç”lerden, en vatandaşlar ise bittabi kotralarına atlayıp Poyrazköy açıklarından giriyor.
      2010, çok şükür herkes yerini biliyor... “Vatandaş” yine rahatsız ayrı...

Büyükçekmece Plajı
Yosun içinde yüzebilmek
İstanbul ve çevresinden plajlar       En cana yakın sayfiye esasen Büyükçekmece. Yolun altı plaj, üstü çeşit çeşit kafe, restoran, bahçe. Denize bakan binalar ve yollar düzgün. Fakat şimdiye kadar hayatımda gördüğüm en bulanık, en yosunlu, açıkçası en iğrenç denizdi. Çakma Eda Taşpınar fotoları uğruna ayağımı soktum ama normal şartlar altında öldür Allah girmem. O güne has bir durum muydu bilmiyorum (muhtemelen) fakat şaşırtıcı olan insanımızın kendine o pis denizi layık bulması, hiç gocunmaması... Gelmiş, girecek. Çok az ilerisi nispeten daha temiz, daha az bulanık ve daha az çöplü. Ama hayır! Yürümüyor. Oradan giriyor. Denizden yeşiller içinde bir uzaylı gibi çıkıyor, torbaların arasında yüzüyor ama az ileriye yürümüyor. Fotoğrafçı arkadaşım Gamze ile şunu düşündük: “Bütün mesele bu mu acaba? Kendine layık görebilmek veya görememek.” (Plaj felsefesi no:4)
      Demografi: Her kesimden. Açık beyaz Türkler, kara ama ehlileşmiş Türkler, yalnız açık orta yaşlı kadınlar, kuma gömülüp bırakılmış kapalı yaşlı kadınlar (ölecekler yav!) grup gençler, genç kız ikilileri... Bikini yaygın, bakışlar mütecaviz değil.

• Yeme içme: 2 tost, 1 ayran, 1 çay, 2 su: 11 TL. Fakat sahil boyunca her zevke uygun yer mevcut.
• Aktivite: Gezici dövmeciye geçici kına dövmesi yaptırmak.
• Alışveriş: Tokyo, şort, deniz gözlüğü hepsi 3’er lira.
• Can kurtaran: Görmedik.
• Duş: Görmedik.
• Yüzme bilme oranı: Yüzde 30
• İnternet: Kimi kafelerde.

Menekşe Plajı
Öz hakiki halk burada
İstanbul ve çevresinden plajlar       Tabelada şu yazıyor: “İç çamaşırı ve elbiseyle denize girmek yasaktır.” Kadıncağız ne yapmış? Tişort giymiş, şort giymiş üzerine de bir güzel mayosunu geçirmiş. İtirazı olan? Mersi.
      Nasıl yorumlamak lazım bilemedim. Başı açık ama çıplak da olmak istemiyor.
• Duş, WC, soyunma kabini: 50 kuruş
• Can kurtaran: Kimi denizdeki botlarda olmak üzere en az on kişilik bir ekip vızır vızır çalışıyor.
• Yeme içme: Evden ne getirirsen. Ekseri mangal.
• Aktivite: Dipten kum çıkarıp birbirine atmak. Yüzmeyip denizde yürümek. Mangal yellemek. Kızların bacaklara dikiz atmak. Tuvalet duş kuyruğunda beklemek.
• Giyim kuşam: Yetişkin kadınlarda bikini/mayo az. Deniz kıyafetini genç kızlar ve kız çocukları giyiyor sadece. Fakat içte bikini/mayo olsa da üstte illa ki şort olacak, denize falan şortla girilecek. Haşema yaygın değilse de hiç yok değil. (Kovboy şapkalısı en şahanesiydi.) Gerisi çarşaftan başlıyor, manto, türban, uzun kollu tişört ve şort tişört üzeri mayoya kadar gidiyor.
• Yüzme bilme oranı: Yüzde 5
• İnternet: Yok artık!

İstanbul ve çevresindeki plajlar
İstanbul ve çevresinden plajlar • Güneş Plajı: Florya sahili
• Çiroz Halk Plajı: Yeşilköy sahili
• Caddebostan Plajı: Caddebostan sahili
• Poyrazköy Plajı: Poyrazköy sahili
• Adalar: Büyük Ada’da ve Kınalı Ada’da plaj bulabilirsiniz.
• Altınkum Kadınlar Plajı: Sarıyer sahili
• Kilyos Plajı: Kilyos sahili
• Küçüksu Plajı
• Ağva Halk Plajı
• Menekşe sahili, Bakırköy
• Dodo Beach: Tuzla sahili
• Büyükçekmece sahili
• Karacaköy Yalıköy Plajı

Türk’ün akıllara durgunluk veren mangal tutkusu
      Menekşe Plajı’nda olsun, Florya Parkı’nda olsun yurdum insanı bol bol mangal keyfi yapmakta.
      Bu noktada Mine Kırıkkanat’ı (sitayişle veya sitemle, karar sizin) anmamak mümkün değil:
      “Atatürk Havalimanı’ndan Türkiye’ye giriş yapan insan, ‘sahil yolu’ndan geçmek gafletine düşerse, ne denizi görür, ne havasını alır, kendisini devasa bir mangalda bulur, pişmese bile tütsülenir... Türk’ün mangal tutkusuna, zaten Belgrad Ormanları, Çamlıca tepeleri ve daha pek çok yeşil alan feda edilmiştir... Don paça soyunmuş adamlar geviş getirerek yatarken, siyah çarşaflı ya da türbanlı, istisnasız hepsi tesettürlü kadınlar mangal yellemekte, çay demlemekte ve ayaklarında ve salıncakta bebe sallamaktadırlar. Her 10 metrekarede, bu manzara tekrarlanmakta, kara halkımız kıçını döndüğü deniz kenarında mutlaka et pişirip yemektedir...” diye buyurmuştu 20 Temmuz 2005 tarihli meşhur (ve meşum) yazısında.
      Nefret tonu kendisinin tasarrufu fakat sıcaklığın 40’lara dayandığı 2010 yazında, mangal yoğunluğu bakımından durumda değişen bir şey yok. Hatta artış var! Nasıl bir tutkudur bu anlamak lazım. Anadolu insanı açık havada neden mangalsız olamaz? Niye şöyle güzel bir Basri sandviçi veya zeytinyağlı biber dolma ve karpuz değil de ille mangal?
      Dikkat ettim: Hayır et değil pişirilen. Tavuk. Ve bilhassa kanat. “Fukarayız ama keyif de bizde güzelim” dercesine sıra sıra tavuk kanatları... Hepsinden bir kanat alsam tıka basa doyarım ki, verirler.
      Halk bunu seviyor kardeşim. Mangal belli ki bir ihtiyaç.
      Diyorum ısrar etmesek... Şehir parklarımızı, çayırlarımızı mangala göre düzenlesek, mangala yerler ayırsak, düzeni öyle oturtsak? Bu malzemeden piknik sepetli bir İngiliz çıkmayacak işte. Kabul etmek lazım.

Bebek kıyısı
Romanların şahane umursamazlığı
      İstanbul’un keyfini kim çıkartıyor? Romanlar. Şehrin en sıcak günü, “elit” kesim Bebek Parkı’na yayılmış, gebermek üzere, Romanlar, hiç kimseyi umursamadan, kız erkek cup cup Boğaz’ın serin sularında. Öyle olduğu gibi. Komple kıyafetle.
      Nasıl eğleniyorlar, nasıl komikler anlatamam. Yazık ki fotoğraf makinem yanımda değildi, çekemedim.
      Biz niye yapmıyoruz bunu dedim kendi kendime.. Salak olabilir miyiz?
• Yüzme bilme oranı: Yüzde 0

Kilyos Dalia Beach
Gözlerden uzak 20 liraya Karadeniz
      Araç varsa en iyisi Kilyos. Artık gitmesi de eskisi gibi meşakkatli değil. Dalia Beach, Demirciköy’den çok az sonra. Şezlong, şemşiye, dujjj, vece (görevli böyle diyor) 20 TL. “Pahalı değil mi?” dedik, “değil” dedi. “Sen verir misin?” dedik, gözlerini sessizce garbın afakına doğru kaydırdı. Fakat şimdi Menekşe Plajı ile falan kıyaslayınca hakikaten lüks kamara. Bir bölüm çim, bir bölüm ince kum, bir bölüm lokanta... Hafta içi gayet tenha, birkaç tatilci orta yaşlı Rus aile, birkaç emekli, birkaç bebekli Zekeriyaköy sakini...
• Manzara: Alargada yük gemileri, ufuk, dağ, bayır..
• Aktivite: Jetski, kitap, scrabble, dağda bayırda yürüyüş.
• Yeme içme: Lokantanın balıktan hamburgere zengin mönüsü var. Hiç fena değil.
• Alışveriş: Şort mayo yok tabii onun yerine organik gıdalar var. Fiyat: hiç sorma cins.
• İnternet: Bitabii.
• Yüzme bilen oranı: % 100

Kaynak: Sabah




Google