Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Spor



İsimler yazıldı lakaplar tarih oldu
      Eskiden futbolcuların ilginç lakapları, sıfatları vardı. Onlar adı ve soyadından çok lakaplarıyla anılır ve sevilirdi. Maç anlatan spikerler, futbolculara adlarıyla değil lakaplarıyla hitap ederdi.

Futbolcuyu adıyla değil lakabıyla tanırdık
Turkcell Süper Lig Takımlarının Başarıları, İstatistik Bilgileri       Baba Hakkı, Taçsız Kral Metin, Berlin Panteri Turgay, Mehmetçik Basri, Leblebi Mehmet, Paytak Mehmet, Ayı Gökmen, Katil Reha, Ordinaryüs Lefter, Kaynana Erdoğan, İmam Tayyip... Eskiden bunlar gibi nice ilginç lakaplı futbolcu vardı yeşil sahalarımızda top koşturan. Adı ve soyadından çok lakaplarıyla anılır ve sevilirdi bu yıldızlar. Televizyonlardan naklen yayınlanmayan maçlarda oyuncuların yaptığı hareketler dilden dile anlatılarak adeta birer şehir efsanesi haline gelirdi. Eskiden sanat gibi icra edilen futbol artık günümüzde endüstri haline gelmeye başladı. Birçok futbol değeri kurumsallaşma kimliği altında yeşil sahalardan çekildi gitti. Geçmiş zamanda insanların diline doladığı lakapların yerini şimdi oyuncuların adı ve soyadı aldı: Tuncay Şanlı, Hakan Şükür, İlhan Mansız, Okan Buruk, Alpay Özalan, Ümit Davala...

      Süper Lig’de 2007-2008 sezonunun perdesi bu hafta sonu açılıyor. 1959’da başlayan ligde şimdiye kadar birçok değişim yaşandı. Türk futbolu, 1980’lerin başında uygulanmaya başlayan liberal ekonomiye paralel kendini geliştirdi. Kulüpler, yayıncı kuruluşlardan gelen parayla yeni tesisler yaptı, statları büyüttü. Futbolcular artık forma aşkına değil, dolarların ışıltısına bakar oldu. Yeşil sahalar yeni bir endüstri kapısına dönüştü. Kurumsallaşan kulüpler, artık her şeyi para görmeye başlayınca forma aşkı da bitti.

      Bu baş döndürücü ilerleme, bazı değerlerin de sonunu getirdi. Rakip taraftarlar arasında tribün kavgaları baş gösterdi. Statlarda adam bile öldürüldü. Ve sonunda lakaplar da tükendi. Türk insanının mizahi anlayışına uygun birçok değişik lakap bir dönem futbolculara takılırdı. 1950’lerden 1980’lere kadar birçok futbolcu, adı ve soyadıyla değil, ilginç lakaplarıyla tanınırdı. Futbolun sanat, futbolcunun sanatkâr olarak görüldüğü o yıllarda insanlar sadece statlarda izleyebildiği oyuncular için değişik sıfatlar türetiyordu. 1951’de Berlin’de Batı Almanya’ya karşı yaptığı kurtarışlar sonunda “Berlin Panteri” lakabı takılan kaleci Turgay Şeren uzun yıllar bu unvanla tanındı. Şeren’in o tarihî maçta yaptığı kurtarışlar o zamanlar televizyon olmadığı için sinemalarda gösterilmiş, G.Saraylı kaleci adeta ulusal bir kahraman olmuştu. Yine aynı dönemde F.Bahçe’de forma giyen Basri Dirimli için ise, bir maçta kafası, gözü yarıldığı halde başı sargılı olarak oynadığı için, “Mehmetçik Basri” yakıştırması yapılmıştı. Dirimli, futbolculuğu bıraktıktan sonra Kıbrıs’a gitmiş ve orada teknik direktörlük yaparken, kendisine “Türk futbolunun Mehmetçiği” denilmişti. 1954 yılında futbolu bırakan G.Saraylı Reha Eken de hiç kimsenin istemeyeceği bir yakıştırmayla “Katil Reha” olarak çağrıldı. Turgay Şeren’in takım arkadaşı olan Eken, Beyoğlu barlarından birinde içkili olarak çıktığı sırada bir kişiye yumruk atmış ve ölümüne sebep olmuştu. Bu yüzden 8 ay hapis yatan Reha, yaşadığı bu talihsiz olay yüzünden rakip taraftarların tacizine uğramış ve “Katil Reha” lakabı takılmıştı.

Beleş Hayri, kale önünde beklerdi
      Kasımpaşa’nın golcüsü Hayri ise hep kale önünde son toplara dokunduğu için adı “Beleş Hayri”ye çıkmış ve hep öyle bilinmişti. Türk futbolunda ilginçtir “Baba” lakabı alan dört futbolcunun üçü Beşiktaş’tan çıkmış. Baba Hakkı, Baba Hüsnü, Baba Recep, Siyah-Beyazlı taraftarların hâlâ unutmadığı isimler arasında yer alıyor. Diğer ‘baba’ ise G.Saray’ın efsanevi oyuncusu “Baba Gündüz” lakaplı Gündüz Kılıç’tı… Recep Tayyip Erdoğan’a da 1970’li yıllarda İETT Spor’da forma giyerken “İmam Tayyip” ve oyun stilinden dolayı da ünlü Alman futbolu Beckenbauer’e benzediği için, “Beckenbauer Tayyip” deniliyordu. Son zamanlarda aklımızda kalanlar ise Kova Yaşar, Deli Bahtiyar, Takoz Recep, Atom Karınca Rıza, Şeytan Rıdvan, İmparator Oğuz ve Şifo Mehmet... 1990’lı yılların ortalarından itibaren ise kombine biletler, sayıları hızla artan yabancılar, forma satışları hesabı üzerine yapılan transferler derken lakapların da sonu geldi.

Futbolcuya lakap takmada üstümüze yokmuş!
      Galatasaray: Aslan Nihat, Leblebi Memet, Baba Gündüz, Taçsız Kral Metin, Berlin Panteri Turgay, Arap Samim, Artist Suat (Mamat), Sementha Fatih, Çilli Memet, (Büyük) Paytak Memet, Torik Necmi, Kova Osman, Sarı Muzaffer, Katil Reha, Ayı Gökmen, Papaz Erhan, İgor Haydar.

      Fenerbahçe: Üstat Zeki Rıza, Yavuz İsmet, (Çarli-Jilet) Yılmaz, Sinyor Bartu (Can), Donanma Kamil, Maymun Selahattin, Lastik Şükrü, Manda Özcan, Sobacı Hazım, Ordinaryüs Lefter, Taka Naci, Sarı Naci, Bego Ahmet, Mehmetçik Basri, Canavar Burhan, Mikro Mustafa, Puşkaş Ergün, Hans Levent, Lavton Suphi, Kepçe Abdullah, Şeytan Rıdvan, Gonzales Aydın, Çingene Engin, Arap İsmail, Kova Yaşar, Paşa Hüseyin, Deli Bahtiyar.

      Beşiktaş: Türko Şükrü, Baba Recep, Baba Hakkı, Çengel Hüseyin, Kör Tuğrul, Sanlı Kaptan, Arap İhsan, Arap Yusuf, Takoz Recep, Tavşan Sami, Şifo Mehmet, Sarı Fırtına Metin, Kibar Feyzo, Kedi Kaleci Varol.

      Diyarbakırspor: Deli Vehbi.

      Altınordu: Mamako Saim, Kasap Nehir.

      Trabzonspor: Takoz Cemil, Dobi Hasan, Çaycı Ahmet.

      İstanbulspor: Tringoz Kamil, Sol Yüksel, Çakal Güngör, Arap Yılmaz, Kaynana Aydemir, Kel İhsan, Canti (Artis) Yalçın.

      Eskişehirspor: Koko Burhan, Tarkan Bilal, Kuşçu Nuri, Koca Usta, Pır Pır Hüdai, Köfte Burhan, (Kaptan) Çengel Fethi.

      Samsunspor: Uçan Manda Erdoğan, Kasap Erdoğan, Gozgoz Yılmaz, Çolak Ömer, Deli Hakkı, Ayı Naim.

      Balıkesirspor: Altın Kafa Mahmut, Pırpır Rıdvan, Uçan Çuval Necdet, Tango Niyazi, Sükse Nevzat, Çete Taner, Ayı İhsan, Arap Veli, Korsan Kamil, Sarı Fuat, Beton Fehmi, Takoz Kamil, Odun Ercan, Kelle Coşkun.

      Şekerspor: Arap Güngör.

      Kasımpaşa: Çolak Yılmaz, Arap Çetin, Beleş Hayri.

      Göztepe: Buldozer Fevzi, Fuji Memet, Kel Nihat, İmparator Sado.

      Gençlerbirliği: Allah’sız Sait, Rüzgârın Oğlu Zeynel.

      Altay: Kara İnci Vahap, Kılıbık Yılmaz, İzmirgülü Zinnur, Arap Faruk, Şeytan Aytekin, Üstat Ayfer, Çılgın Behzat, Deve Necdet.

      Vefa: Atom İsmet, Tahtabacak İsmet, Tenekeci Garbis.

      Beyoğluspor: Titrek Sabri (Dino), Keçi Mikail, Efendi Avram, Beton Corci, Topaç Kemal, Rüzgâr Panayot, Röveşata Mücahit.

      Sarıyer: Gudu Cevat, Kel Yakup, Cosmos Engin.

      Adana Demirspor: Füze Selami, Kartal Yaşar.

Tuğrul Akşar (Futbol ekonomisi uzmanı):
Formalara isim yazılınca lakap da kalktı
      Bu futbolun, sosyolojik ekonomik gelişiminin sonucu. 30’lu yıllardan 70’li yıllara kadar futbolun görsel yönü ön plandaydı. İşe endüstri kısmı eklenmemişti. O yıllarda insanlar maçları tribünlerde izliyordu. O zamanki futbolcu maddi çıkar olmaksızın mücadele ediyordu, ilişkiler daha sıcaktı. Futbolcuların ismi formanın arkasında yazmaya başlayınca lakap da kalktı. Endüstri üretim tarzı sonucunda futbolcuların ismi yazıldı. Böyle olunca sadece o isimdeki formalar satılmaya başlandı. Futbolun parasallaşması da bu lakapları götürdü. 90’lı yıllarda takımların başarısı ön plana çıkarıldı, total futbol anlayışı gelişti.

Turgay Şeren (Spor yazarı):
Keşke küfür etmeseler de lakap taksalar!
      Lakaplar genelde arkadaşları rahatsız etmezdi. Şimdi edilen küfürler daha kötü. Toplumun alt kesimi o dönemde işte bir hava olsun diye söylerdi böyle şeyleri. Sonra da yayılırdı. Tabii aralarında “ayı” gibi hayvan benzetmeleri olunca işin biraz suyu çıkardı. Genelde kötü lakapları rakip takımın taraftarları kızdırmak için söylerdi. Arkadaşım Reha bir kavgada katil oldu. F.Bahçeli ve G.Saraylı taraftarlar çok kızınca ona “Katil Reha” derlerdi o da Reha’yı üzerdi. Ama bu lakap uzun sürmedi unutuldu gitti. Benim ilk lakabım “Deli Turgay”dı. G.Saray Lisesi’nde okurken böyle tanınırdım. Daha sonra Berlin’deki o meşhur kurtarışlardan sonra “Berlin Panteri” oldum.

Doğan Koloğlu (Spor yazarı):
Millilikten uzaklaşınca böyle olduk
      Futbol, Türkiye’de milliyetçiliğin de elektriğiydi. Profesyonelleşmeyle şekil değiştirdi. Bugün bakın F.Bahçe’nin kaptanı G.Amerikalı, böyle bir şey olabilir mi? Eskiden G.Saray’da biz top oynarken para falan konuşmazdık. Hepimizde forma aşkı vardı. Şimdi ise şartlar değişti. Tuncay kalktı gitti İngiltere’ye. En çok F.Bahçeli olan oydu; ama o da isteyerek gitti. Çünkü futbolun yeni kurallarında para geçerli. Millilikten uzaklaştığımız için lakaplar da bitti. Eskiden halk, futbolculara kendine yakın gördüğü için böyle yakıştırmalar yapardı. Halkla futbolcu arasında sıcak bir samimiyet vardı. Ancak futbol profesyonelleşince bu değerleri kaybettik.

Kaynak: Zaman




Google