Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Spor



Zinedine Zidane'ın ilginç yaşam öyküsü
Zinedine Zidane'ın ilginç yaşam öyküsü       Maradona için sık sık kullanılan bir kalıp vardır. Derler ki: “Maradona alkolikti, bir futbolcu gibi yaşamıyordu, mafyayla bağlantıları vardı ama iyi bir gününde topla yapamayacağı hiçbir şey yoktu.”

      Konu Pele olduğundaysa, nasıl bütünüyle bir futbolcu olduğu, sahanın her yerinde oynadığı ve 1970 Dünya Kupası’nda ortalığı ateşe verdiği anlatılır. Pele öyle bir oyuncudur ki Brezilya liginde kalecilerinin atıldığı 3 maçta kaleye geçmiş ve gol yemeden tamamlamıştır maçları.

      Bu iki isim hiç kuşkusuz ki gelmiş geçmiş en iyi oyuncu listelerinde listeyi yapanın futbol zevkine göre birinci veya ikinci sırayı paylaşmaktadır. Yazımızın konusuysa bu ikisinin çağımıza olan bir yansıması, belki daha alçakgönüllü ama hiç kuşku yok ki günümüzün en izlemeye değer futbolcusu. Evet, Zinedine Zidane’dan nam-ı diğer Zizou’dan bahsedeceğiz.

      Futbol severlerin çoğu Zidane’ı Fransa’nın ev sahipliği yaptığı ve kazandığı 98 Dünya Kupası’ndan hatırlayacaktır. Futbolla biraz daha ilgili olanlarsa Bordeaux’yu Inter-Toto Kupası’ndan alıp UEFA Kupası finaline taşıyan oyuncu olarak tanırlar onu. Gerçi onu anlatmak için bu saydıklarımızın yeterli olamayacağı da kesin. Başarıyla dolu Juventus macerasından sonra ileride torunlarımıza anlatmamız olası görünen günümüzün efsanesi Real Madrid’le yollarını birleştiren Zidane’ın geçmişiyle başlayalım önce. Bugüne doğru gelirken olan biten her şeyin üstünden geçeceğiz nasıl olsa.

Zinedine Zidane'ın ilginç yaşam öyküsü       1972’de Berberi asıllı Cezayir göçmeni bir ailenin oğlu olarak Marsilya’da doğan Zidane futbol kariyerine US Saint – Henri Club’da başladı. Profesyonel futbola geçişiyse 16 yaşındayken Cannes’a transferiyle gerçekleşti. 17’sinde birinci ligdeki ilk resmi golünü attı ve hayatında kazandığı ilk profesyonel başarı, Cannes kulüp başkanının hediye ettiği bir Renault Clio’yla taçlandı. Cannes yıllarında gösterdiği performans birçok büyük kulübün ilgisini çekmişti. Hızlı davranan taraf Bordeaux oldu. Marsilya’dan önce Zidane’a imza attırmayı başaran kulüp geleceğini de sağlama almış oluyordu. Zizou’nun Bordeaux macerası ilk zamanlar pek parıltılı değildi doğrusu ama bir kere alışınca da onu durdurabilen çıkmadı. Bordeaux’daki son senesinde takımı bütün futbol çevrelerince hor görülen Inter–Toto Kupası’ndan alan Zidane, takım arkadaşlarıyla beraber UEFA Kupası finaline kadar önlerine çıkan herkesi tek tek elemeyi başardı. Finalde Bayern Munih’e yenildiler ama bütün Avrupa onları izlemiş ve takdir etmişti.

      Zidane’ı izleyenlerin arasında en ısrarcı çıkan kulüp Juventus oldu ve Torino’lular başarısızlık nedir bilmeyen “Büyük Berberi”yi kadrolarına kattılar. Juventus’da oynadığı süre boyunca 2 İtalya şampiyonluğu, 2 Şampiyonlar Ligi finali, 1 kıtalar arası şampiyonluğu, 1 Süper Kupa’ya ulaşan Fransız yıldız aynı başarısını futbolun mabedi olan Dünya Kupası’nda da tekrarlıyordu. 1998 Dünya Kupası’nda ev sahibi Fransa’nın kadrosunun güçlü olduğu biliniyordu bilinmesine ama hiç kimse onlardan final ya da şampiyonluk beklemiyordu. Turnuva başladığındaysa hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı belliydi artık. Fransa’da yeteneğini kanıtlayan, Juventus’la beraberse ham bir yetenek olmaktan olgun bir futbolcuya, daha doğrusu teknik bacaklara sahip bir futbol zekasına dönüşen Zidane oynuyor ve takımdaki herkesi kendisiyle beraber oynatıyordu. Maçı onlarca kamerayla izleyen maç yönetmenlerinin bile fark etmediği boşluklara paslar atıyor ve canı isterse topu bir sonraki bin yıla kadar saklayabilirmiş gibi görünüyordu. 98 tartışmasız olarak Zidane’ın yılıydı, final maçında Brezilya’ya karşı attığı 2 golden sonraysa dünya yeni bir yıldıza, futbolsa yeni bir eksene kavuşuyordu. Zidane Dünya Kupası’ndan önce de muhteşem bir futbolcu olarak biliniyordu tabii ama, aynı Maradona ya da Pele gibi o da rüştünü bütün dünya onu izlerken, futbolun en üst seviyesinde ispat etmişti artık.

      Bırakalım o anı Zidane anlatsın: “Hayatımın en duygusal anı kuşkusuz 98’de hakemin final düdüğünü çalışıydı. Kendi evimizde kupayı kazanmıştık. Bu bütün oyuncuların en büyük hayalidir.”

Zinedin Zidan'ın ilginç yaşam öyküsü       En büyük hayaline ulaşmış olsa bile rüya gibi başarılar kazanmaya devam ediyordu Zidane. 98’de Altın top ödülüne layık görülen Zizou, 98 ve 2000’de dünyada yılın futbolcusu seçilerek kariyerini cilalıyordu.

      Futbol kariyerine 2000 yılına kadar Juventus’da devam eden Fransız yıldız, tarihler 2001’i gösterdiğinde İspanya’da kurulmakta olan rüya takımın bir parçası olmaya karar veriyor ve Madrid’in ödediği 66 milyon dolarla gelmiş geçmiş en pahalı oyuncu rekorunu kırarak Raul, Roberto Carlos ve Figo’ya eşlik etmek üzere Santiago Barnebau stadına doğru yola çıkıyordu.

      Madrid’de geçirdiği ilk yıl Zidane’ın kariyerinin doruk noktalarından birini izleme fırsatı verdi futbol severlere. 98’de Dünya Kupası’nı 2000’deyse Euro 2000’i kazanan ve hayal edilebilecek her türlü finalde boy göstermiş olan Zidane eksik kalan tek parçayı da bu yılda tamamladı. Real Madrid kendi liginde şampiyonluğa ulaşamasa bile, takım Şampiyonlar Ligi’nde işi ciddiye alıyor ve gelene geçene 3-5 atarak finale ilerliyordu. Finaldeki rakipleri güzel takım oyunları ve büyüklerin arasından yaptıkları şık sıyrılışla “gönüllerin takımı” sıfatını alan Bayern Leverkusen oldu. Başa baş geçen mücadele, dakikalar 40’a yaklaşırken 1-1’de kilitlenmişti. İşte o anda Zidane sahneye çıktı ve attığı jenerik golüyle durumu 2-1’e getirdi. 2-1 maçın da skoru oluyor ve Madrid Zizou’nun büyük katkısıyla Şampiyonlar şampiyonu oluyordu.

      Eh neredeyse şimdiki zamana gelmek üzereyiz artık ama görüldüğü gibi Zidane’ın başarıları saymakla bitmiyor. Merak edenler için hemen söyleyelim Zizou inanılmaz formunu bu sene de koruyor. Bütün takımı da yanında götürerek 40 metreye verdiği enfes paslarla, Roberto Carlos ve Solari’nin de katkısıyla zaman zaman sol kanada kurdukları teşkilatla izleyenleri büyülemeye devam ediyor.

      Yazının başında Maradona ve Pele denince akıllara gelen şeylerden bazılarını yazmıştık, işte Zidane deyince de insanın aklına futbolun Kasparov’u tanımlaması geliyor. Zidane Kasparov’un satranç tahtasında yaptığını futbol sahasında yapıyor. Hamlesini yaparken bir sonraki hamlenin ne olacağını bilerek oynuyor ve futbol zekasının en önemli kanıtı olarak hala sahalarda boy gösteriyor.

      98 Dünya Kupası’nın ardından Eiffel kulesine “Merci Zizou” yazmıştı Fransızlar. Doğrusu bize de aynısını söylemek düşüyor. Teşekkürler Zidane, her şey için.

Kaynak: istegenc.com.tr




Google