Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Spor



Futboldan alınabilecek hayat dersleri
Futboldan alınabilecek hayat dersleri

      Futbol sahası iktisatçılar açısından çok popüler bir laboratuvara dönüşmüş durumda.

Genel kuralları boşverip öylece durmak bazen daha iyidir...
      İngiltere kupası dördüncü tur maçında Tottenham Hotspur kalecisi Radek Cerny dikkat kesilmiş, koruduğu kaleye penaltı atışı hazırlığındaki Manchester United'ın büyük oyuncusu Christiano Ronaldo'ya bakıyordu. Ronaldo vuruş yapmak üzere ayağını geriye attığında, kaleci Cerny sol tarafa keskin bir atlayış yaptı çünkü topun oraya geleceğini tahmin etmişti.

      Oysa Ronaldo topu sağ alt köşeye gönderdi: Gol!

Futboldan alınabilecek hayat dersleri       'Ne yapacağınıza karar verme anı geldiğinde bazen en iyi hareket tarzı hiçbir şey yapmamaktır.'
      Ofer Azar'ın açısından bakacak olursak bu gol kesinlikle kaleci Cerny'nin hatasıydı: Ortada hareketsiz durarak kendisine doğru gelen topu engelleme şansı daha yüksek olduğu halde, kenarlardan birine atlayış yapmıştı.

      Azar bir teknik direktör veya kaleci değil. Aslına bakacak olursanız futbol oynamıyor bile. Kendisi İsrail'deki Ben Gurion Üniversitesi'nde işletme fakültesi öğretim üyesi. Ofer Azar'ın asıl ilgilendiği nokta ise karar verme süreci. Ve penaltı atışı yapılmadan hemen önceki saniyenin belki de yüzde birindeki süreçte kalecilerin karar verme refleksi, gerçek hayata uygulanabilecek bir test olarak mükemmel bir örnek oluşturuyor. Çünkü o anlık zaman dilimlerinde insanlar gerçekten de irrasyonel kararlar verebiliyorlar.

KLASİK İKTİSAT TEORİLERİ VE FUTBOL MODELİ
      Klasik iktisatçılar ekonomik karar alma süreçlerinde duyguların rolünü ele alan teorileri hep eleştirirler çünkü duygular işe karıştırılırsa sonuçların çok belirsizlik içereceğini düşünürler. Profesyonel futbolcuların davranışlarını inceleyerek oluşturulan bir teori ise ekonomik anlamdaki karar alma süreçlerini incelemede işe yarar bir model olarak ele alınabilir.

      'The Journal of Economic Psychology' dergisinde yayınladıkları makalede Azar ve meslektaşları şöyle bir tez ileri sürüyorlar: Kaleciler çok sıklıkla penaltı atışlarıyla başetmek zorundadırlar. Bu nedenle karar vermenin ne anlama geldiğini çok iyi bilirler ve bu konuda çok da tecrübelidirler."

      Araştırmacılar İngiliz Premier Ligine girip de ince gözlemler yapacak değiller. Ama işaret ettikleri "harekete geçme ikilemi" her türlü ekonomik tercihte belirgin bir rol oynayabiliyor.

      Ekonomik gidişat olumsuz sinyaller verdiğinde resmi yetkililer (ekonomiden sorumlu bakanlar ve bürokratlar) "bir şeyler yapma" konusunda üstlerinde bir baskı hissederler. Hatta alınacak kararların muhtemel kazançlar karşısındaki risk değerini hesaplamaya girişirler. Eğer işler umdukları sonucu vermezse en azından bir şeyler denemiş olduklarını söyleceklerdir. Ama onlar hiçbir şey yapmazlar ve ekonomik gidişat kötü seyrine devam ederse (veya daha kötüleşirse) 'hiç bir şey yapmamış olmaktan' dolayı eleştiriye uğrayacakları kesindir.

      Aynı düşünce tarzı işletmelerdeki yöneticilerin, firmanın mevcut stratejilerini devam ettirme veya değişik bir strateji deneme konusunda bir seçim yapmaları söz konusu olduğunda da geçerlidir.

YEŞİL SAHA EKONOMİ LABORATUVARI OLUR MU?
      Anlaşıldığı üzere, futbol sahası iktisatçılar açısından çok popüler bir laboratuvara dönüşmüş durumda.

      Bir penaltı atışını kurtarmak, spor dünyasındaki en zorlu işlerden biri olarak kabul edilir. Ceza sahasındaki dokuz kusurlu hareketten birinin sonucu olarak gelen penaltı, bazen de şampiyonun belli olacağı bir final maçınıın en kritik olayına dönüşür ve nihayetinde bir oyuncuyla kalecinin başbaşa kaldığı zorlu bir sınava dönüşür.

      Ofer Azar; spor psikologu Michael Bar-Eli, bir diğer psikolog Ilana Ritov ve iki master öğrencisiyle birlikte gerçekleştirdiği çalışmasında dünyanın en önde gelen liglerinde gerçekleşmiş 311 penaltı atışı hakkında topladıkları verileri taradı. Bu ekip, farklı (sola, sağa veya ortaya) penaltı atışlarını (sola veya sağa atlayarak veya ortada durarak) kurtarma olasıklıklarını hesapladı. Böylece kalecinin "topu kurtarma şansını maksimize edecek" hareketi saptamayı planladılar.

      Bu ekibin yaptığı hesaplamalara göre, sağa veya sola sıçramak yerine orta noktada kalan bir kalecinin penaltı atışını kurtarma olasılığı en yüksek oranda kalıyordu: Yüzde 33.3 (Sola sıçrayışlarda yüzde 14.2 ve sağa sıçrayışlarda yüzde 12.6 şeklinde penaltı kurtarma oranı saptadılar. Bu bilginin spor camiasına faydalı olacağını umuyorlar.)

      Ama kalecilerin bu penaltı atışları karşısında nasıl bir aksiyon aldıklarına bakıldığında görüldü ki, kaleciler kendilerine yönelik penaltı atışlarının yalnızca yüzde 6.3'ünde merkezde kalmayı tercih etmişlerdi.

      Azar'ın görüşüne göre bunun nedeni, kalecilerin topu kurtarmakta başarısız olduktan sonra içine düştükleri psikolojik durumla ilgili.

PENALTI ATIŞINDA BİR KALECİ, BORSA OYUNCUSU GİBİDİR
      Bu noktada Amos Tversky ve (Nobel ödülü adayı) Daniel Kahneman'ın "karar verme süreci" hakkında yürüttükleri çalışmaya göz atmak yerinde olacak. Kendi alanında çığır açan çalışmalarında bu iki psikolog şu bulguya ulaşmışlardı: Verdikleri bir yatırım değişikliği kararı nedeniyle 1.200 dolar kaybeden insanlar, yatırımlarını değiştirmeye karar vermedikleri için 1.200 dolar kaybeden insanlara kıyasla daha fazla üzüntü ve pişmanlık duymaktalar.

      Ofer Azar ve çalışma arkadaşlarının göstermek istedikleri şuydu ki, belli bazı durumlarda bu sonuçlar tersine döndürülebilir: Harekete geçmenin standart bir reaksiyon tarzına döndüğü durumda -mesela penaltı atışı sırasında bir tarafa doğru sıçrayan bir kaleci gibi- hiç harekete geçmemek daha derin bir duygusal travma yaratabiliyor. Bu nedenden ötürü de harekete geçmek konusunda bilinçsiz ikilem oluşuyor.

      Bu türden bir harekete geçme ikilemi, penaltı kurtarmaya hazırlanan kalecilerin etkilendiğine benzer şekilde, borsadaki bir düşüş sırasında eldeki portföylerini satmak isteyen (harekete geçme) veya portföylerini elde tutmak isteyen (harekete geçmeme) yatırımcıları da etkileyebiliyor.

      Hollanda'daki Tilburg Üniversitesi'nden sosyal psikolog Marcel Zeelenberg'in bulgularına göreyse, harekete geçme veya geçmeme konusundaki ikilem genellikle daha önceki sonuçların iyi veya kötü olmasına bağlıdır. Örnek vermek gerekirse, büyük bir yenilgiden sonra teknik direktörün ilk on birde değişiklik yapacağı beklenir ama galibiyet serisi devam ettiği sürece ilk on birde değişiklik yapılmaması normal bir düşünce tarzı olarak algılanır.

      Zeelenberg'in fikrine göre Ofer Azar'ın araştırması 'inandırıcı' olarak nitelenebilir "çünkü zaten var olan gerçek veriler, yeni geliştirilen bir teoriyi test etmek için kullanılmıştır."

PEKİ OYUNCULAR NE DÜŞÜNÜYOR?
      New York Red Bulls kalecisi Danny Cepero, hiçbir şey yapmamanın duygusal anlamda daha kötü olduğunu düşündüğünü söyledi. "Topun tam ortadan geleceğini düşünerek hareketsiz durduğunuz ve topu kaçırdığınız durumda tam bir aptal gibi görünürsünüz. Ama bir tarafı seçip o tarafa sıçradığınızda, gol yeseniz bile bu yaptığınız tercih mantıklı görünecektir."

      Gene de Cepero 'ortada durarak penaltı kurtarmanın' pek mantıklı olduğuna inanmadığını şu sözleriyle ifade ediyor: "Hiçbir hareket yapmadan ortada durduğu halde penaltı kurtaran bir kaleci görmedim ben."

      Ofer ve çalışma arkadaşlarının ortaya koyduğu makalede "ortada durmak gerektiği"nin bir kural olduğu söylenmiyor zaten. Eğer kaleciler orta noktada durmayı genel bir tarz olarak benimsemiş olsalardı, penaltı atışı kullanan oyuncular da kendi strateji ve hedeflerini de ona göre ayarlamış olacaklardı.

      Ama şu an için Azar'ın ekibi futbol oyuncularına ve politik konularda karar verme durumunda olan insanlara şu tavsiyede bulunmakta: "Ne yapacağınıza karar verme anı geldiğinde bazen en iyi hareket tarzı hiçbir şey yapmamaktır."

Kaynak: guncel.net




Google