Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Spor



Elvan Abeylegesse hayatında hiç süslenmemiş
Elvan Abeylegesse: Hayatımda hiç etek giymedim hiç makyaj yapmadım       Elvan Abeylegesse (26), 9 yıl önce Etiyopya’da yedi çocuklu bir ailenin altıncı çocuğu olarak yaşayıp gidiyordu. 18 yaşında Türk vatandaşlığına geçti, Türkiye adına yarışmaya başladı. O sıralar ürkek bir genç kızdı. Enka Kulübü tarafından transfer edilen Elvan, sadece iki yıl sonra üç ayrı dalda Avrupa Gençler Şampiyonu oldu. 2003 Dünya Atletizm Şampiyonası’nda 5 bin metrede sekizinci olarak "Sıkı durun geliyorum" mesajını verdi.

      Bir yıl sonra dünya rekoru kırarak birinci olduğunda, ekran başında hepimiz sevinçten çığlıklar atıyorduk. O da sevimli tavşan dişleriyle, elinde Türk bayrağını sallıyordu. En son 2008 Pekin Olimpiyatları’nda başımızı önümüze düşüren diğer sporcularımızın aksine, 5 bin ve 10 bin metrede iki gümüş madalya alarak gururumuz oldu.

      Elvan’ın spor başarıları herkesin malumu. Ama öyle sessiz, öyle içe kapanık, öyle ser verip sır vermeyen bir genç kız ki, özel hayatıyla ilgili hiçbir şey bilinmiyor. Ağzından zorla laf alarak, neredeyse tek cümlelik cevaplarla Elvan’ın bilinmeyen taraflarını öğrenmeye çalıştım. Röportaja giderken, onu hiç görmediğimiz haliyle, topuklu ayakkabılar ve güzel elbiseler içinde fotoğraflamayı hayal ediyordum. Ama avcumu yaladım. Elvan, bugüne kadar hayatında hiç etek giymediğini ve asla giymeyeceğini söyledi, Nuh dedi Peygamber demedi.

      Baklava böreğin insanı bu kadar baştan çıkardığı bir ülkede nasıl çöp gibi kalabiliyorsunuz? Kaç kilosunuz?
      - 9 yıl önce Türkiye’ye geldiğimde 35 kiloydum. Şimdi 40 kiloyum. Tatlıyı pek sevmiyorum. Bir tek kahvaltıda ekmek yiyorum. Formumu korumak için değil, canım yemek istemediği için yemiyorum. Meyve yiyorum ama abur cubur hiç yemiyorum. Çikolata dondurma yemem. .

      Yarışırken zayıf olmak sizin için bir avantaj mı dezavantaj mı? Bir haberde, yarış sırasında rüzgarın sizi savurduğunu ve tökezlediğinizi okumuştum. Doğru mu?
      - Her insan kendi gücünü kullanıyor. Zayıflık benim için normal. Rüzgar beni savurmaz hatta rüzgara karşı koşmakta hep daha iyiyimdir.

      Günde kaç saat antrenman yapıyorsunuz?
      - Günde 2,5 saat çalışıyorum. Haftada 150 kilometre koşuyorum.

      Ağırlık kaldırıyor musunuz mesela?
      - Evet tabii, 30 kiloya yakın ağırlık kaldırıyorum.

      Zaten siz 40 kilosunuz!
      - Otuzda biraz zorlanıyorum ama 25 kiloda rahatım.

      Etiyopya’da ailenizin dışında en özlediğiniz şey ne?
      - Nişanlımı özlüyordum ama şu an o yanımda zaten. Etiyopya yemeklerini ve antrenman yerlerini özlüyorum. Orada çok yüksek rakım var. Türkiye’de bunun için Kars’a, Erzurum’a gitmek lazım. Rakım yüksek olunca çok daha rahat idman yapabilirim. O yüzden İstanbul çok zor.

ÇOCUĞUM OLMASINI ÇOK İSTİYORUM
      Sevgiliniz var mı diye soracaktım ama cevabımı aldım. Nişanlınızla nerede tanıştınız? Ne iş yapıyor?
      - Çocukluk arkadaşım. 2004 yılında nişanlandık, herşey yolunda gidiyor, bir gün evleneceğiz. Sık sık buraya geliyor. Türkçe de öğrenmeye başladı. Etiyopya’da inşaat mühendisi.

      Çocuk istiyor musunuz?
      - Çok.

      Çocuk olunca koşabilecek misiniz? Kaç yıl daha koşmayı planlıyorsunuz?
      - Çocuk olunca dinleniyoruz sonra tekrar başlıyoruz. Atletizmi bırakmam için en az 10 yıl var.

      Hayatınıza Türkiye’de mi devam edeceksiniz?
      - Evet benim evim burada. Çocuğumu da burada büyütmek istiyorum.

      Türkçe öğrenirken çok zorlandınız mı?
      - Hayır zorlanmadım. Kendi kendime Türkçe kitaplar alarak öğrendim, öğretmenim olmadı. Kamplarda arkadaşlarımla konuşarak öğrendim. Bir de çok televizyon izledim.

      Televizyonda neler izliyorsunuz? Diziler mi, yarışmalar mı?
      - İki kardeş var, hep suyun içinde bir yarışma yapıyorlar, çok eğlenceli, onu çok seviyorum. (Behzat-Süheyl Uygur kardeşleri kastediyor). Haberleri, bütün dizileri seyrediyorum. Asi diye bir dizi var nişanlımla birlikte izliyoruz. Yaprak Dökümü, Kurtlar Vadisi’ni de izliyorum.

      Dizi ya da reklam teklifleri geliyor mu?
      - Yok gelmedi. Gelse değerlendiririm.

      Türkiye’de yalnız bir hayat mı yaşıyorsunuz? Arkadaşlarınız var mı? Nasıl eğlenirsiniz?
      - Arkadaşlarım genellikle sporcular. Dışarıda kendimi hiç rahat hissetmiyorum. Sabah idman yapıyoruz, akşam idman yapıyoruz, insan sonra çıkmak istemiyor zaten yorgunluktan.

      Sortie’ye, Reina’ya gittiniz mi hiç mesela? Ya da Taksim’de kulüplere?
      - Hiç gitmedim. Sevmiyorum öyle yerleri. Kalabalığı sevmiyorum. Arada bir arkadaşlarla Taksim’e çıkıyoruz ama söylemem nerelere gittiğimizi. Ama bar değil, barlar bana göre değil. Gidiyoruz yemek yiyoruz, yürüyoruz, dönüyoruz. Bazen deniz kenarında yerlere gidiyoruz.

      Türk vatandaşı olduğunuz için Etiyopya’ya vizeyle mi giriyorsunuz şimdi? O sırada Etiyopya’dan tepki almış mıydınız?
      -Mecburen vize alıp giriyorum. Türk vatandaşı olarak ilk dünya rekorunu kırdığımda, bana biraz tepki gösterdiler. Niye biz bu kızı elimizde tutmadık, niye kaptırdık diyorlardı. Ama şimdi en büyük fanatiğim onlar.

NİŞANLIMLA HEP SU SAVAŞI YAPARIZ
      Sokakta sizi gördüklerinde ne tepkiler alıyorsunuz? Tanınıyor musunuz?
      - Evet herkes tanıyor. Hep imza istiyorlar, tebrik ediyorlar, aaa ufacıksın diyorlar.

      Türkiye’de h l alışamadığınız ne var?
      - Etiyopyalılar biraz utangaç, Türkler öyle değil. Herkes çok konuşkan. Ama mesela "Kaç yaşındasın, nereden geldin" diye soran insan yarın yine aynı soruları soruyor. Bunu hiç anlamıyordum, niye bana tekrar tekrar bu soruları soruyorlar diyordum. Ama şimdi ona da alıştım.

      Elvan ismini size kim koymuştu?
      - Benim ismim aslında Hewan. Havva demek yani. Türkiye’de Hewan demek zor olduğu için, beni Enka’ya getiren kişi ses benziyor diye Elvan koyalım dedi.

      Memnun musunuz isminizden?
      - Hayır, Elvan’dan çok memnunum. Çok alıştım.

      Hiç bir delilik, çılgınlık yaptığınız olmuş mudur sizin?
      - Delilik yapamam ama kardeşimle, nişanlımla hep su kavgası yaparız. Bayılıyorum, çok eğleniyorum o zaman.

AÇIK SAÇIK GİYİNMEM NİŞANLIM İZİN VERMİYOR
Elvan Abeylegesse ve nişanlısı       Kırmızı eşofman üstünüz, şortunuz, madalyalarınız, sürekli toplu saçlarınız ve spor hayatınız dışında hiçbir şey bilmiyoruz. Mesela nasıl bir evde yaşıyorsunuz?
      - Sade bir evde yaşıyorum. Süs püs sevmem. Abartılı hiçbir şeyi sevmiyorum. Herşeyin sadesi...

      Makyaj yapıyor musunuz hiç?
      - Yok yapmıyorum.

      Bugüne kadar bir ruj, bir rimel bile sürmediniz mi?
      - Hayır sürmedim. Yapmak kolay ama yapmayacağım, kendimi bozmayacağım. Yüzümü yıkıyorum dışarı çıkıyorum, doğal halim bu.

      Gelin olduğunuzda da makyaj yapmayacak mısınız yani?
      - Belki o zaman ilk ve son kez yaparım.

      Kılık kıyafette neyi tercih edersiniz? Topuklu ayakkabınız var mı mesela?
      - Açık saçık kıyafet giymem. Zaten nişanlım da izin vermiyor. Takım elbisenin altına az topuklu ayakkabı giyiyorum. Hangi kıyafetle rahat ediyorsam onu giyerim, başkası ne düşünecek diye bakmam.

      Etek giyer misiniz peki?
      - Bugüne kadar hiç eteğim olmadı, giymem. Birkaç kez ablalarımın eteklerini giyip denemiştim, kısa etek güzel durmuştu ama etek çok rahatsız bir şey, sevmiyorum hiç. Her insanın bir tarzı var. Pantolon ve gömlek benim tarzım.

      Saçlarınızı hep böyle arkadan mı topluyorsunuz? Hiç açmıyor musunuz? Ben mesela şimdi sizin açık saçlı halinizle fotoğrafınızı çekmek istiyorum. Açmaz mısınız?
      - Sabah akşam koşuyorum zaten, ha bire duş alıyorum, o yüzden saçımı açmıyorum. Bir de benim saçımı açıp şekil vermem zor. Bazen davetlere gittiğimde açıyorum. Şimdi de açıp şekil vermem zor olur, siz yine beni böyle çekin en iyisi...

BOŞVER BEŞİKTAŞ’I ONLAR SEKİZTAŞ OLDU
      Atletizmde dünya şampiyonu ve olimpiyatlarda derece almış bir atlete futbol sormaktan çekinmedim. İyi ki Türkiye’de tuttuğu bir futbol takımı var mı diye sormuşum, çok eğlenceli bir cevap aldım: "Olmaz mı? Galatasaray fanatiğiyim. Formam, atkım bile var." Fotoğrafçı arkadaşım Senih, bu cevap üzerine "Ben Beşiktaşlıyım" deyince Elvan espriyi patlattı: "Boşver Beşiktaş’ı onlar sekiztaş oldu."

Elvan Abeylegesse'nin evi İŞTE ELVAN’IN EVİ
      Aslında Elvan’ın Ataşehir’de bir evi var. Ama o Enka Spor Tesisleri’ndeki bu binada yaşamayı tercih ediyor. "Burası bir spor tesisi, idman yapmak daha kolay olduğu için burada oturuyorum. Trafiği de çekmiyorum" diyor.

BEN KENDİMİ BİLİRİM SÜREYYA’YI BİLMEM
      Süreyya Ayhan ve siz aynı zamanda hayatımıza girdiniz. Ama o şimdi doping yüzünden müsabakalardan men edildi, siz yolunuza devam ediyorsunuz. Süreyya ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
      - Süreyya kendi kararını kendi verdi. Süreyya Türkiye’nin yetiştirdiği en yetenekli, en iyi atletlerden biri. Herkesin kendi yolu var. Ben kendimi bilirim onu bilmem.

NELERİ SEVERİM NELERİ SEVMEM
      Uğura inanmam. Batıl inançlarım yoktur. Duamı ederim çıkarım.

      Klasik müzik ve spiritüel müzikleri tercih ediyorum. Ama Türkiye’de Tarkan, Ebru Gündeş, Sezen Aksu ve Zerrin Özer’i seviyorum.

      İstanbul’da hiç konsere gitmedim. Kalabalıkta duramıyorum, hemen oradan kaçmak istiyorum. Rahat hissetmiyorum, sıkıntı yaşıyorum.

      Türk yemeklerini kitaplardan bakıp yapmayı deniyorum. Kitapta ne malzeme söylüyorsa marketten gidip alıyorum.

      En sevdiğim yemek köfte.

Kaynak: Hürriyet




Google