Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Spor



Kadınlara göre futbolu kurtarmanın yolları
Kadınlara göre futbolu kurtarmanın yolları       El kol hareketi, küfür, yumruklaşma, kavga... Bütün bunlar sadece mahalle kavgasında olabilirmiş gibi görünse de tam adres futbol

      Futbol anlayışımız son zamanlarda neredeyse bundan ibaret oldu. Üstelik bunu yapanlar tribündekiler değil; teknik direktörler, futbolcular ve spor yorumcuları. Hıncal Uluç’un Emre Belözoğlu için yaptığı yorumlar, Emre’nin Gökdeniz’le kavgası, Fatih Terim ve Osman Tanburacı arasındaki tartışma ise bu durumun en son örnekleri. Peki ne yapmalı? Erkekler senelerdir kendi hegemonyalarındaki futbolun, böylesine ürkünç boyutlara ulaşmasını engelleyemedi, çözüm üretemedi. Biz de çözümü kadınlarda aradık...

Şebnem Ö. Seçkiner (Madam Figaro Dergisi Yazı İşleri Müdürü)
“Paylaşmayı öğrenirlerse kimse kavga etmez”
      Futbol bir “Show Business” ve şov dünyasındaki herkes eleştirilir. Ama Türkiye’de bazen gazeteciler kendilerini bu Show Business’in bir parçası sanıyor. Bence paylaşılamayan şey bu noktada başlıyor. Paylaşmayı öğrenirlerse kimse kavga etmez ve biri diğerine “kötü” dedi diye o kötü olmaz.

Nilüfer Narlı (Sosyolog)
“Bu kadar büyük paralar harcanmasın”
Futbol spordan ziyade tüm dünyada büyük paralar harcanan endüstriyel bir yapı haline geldi. Nezaketin yerini kabalık aldı. Eğer saldırgan tavırlar sergileyen kişi spor kulüplerinin öncülerindense, fanatik izleyicilerin sergileyeceği tavırlar bu örneklemelere göre olur.

Kadınlara göre futbolu kurtarmanın yolları Ebru Cündübeyoğlu (Oyuncu)
“Herkes yorum yapmasın”
      Futbolu spor olgusundan uzak tutan şey, işin içine maddi ve ticari kaygının girmesidir. Futbol, sadece spor ruhuyla oynanmalı. Kavgalar, küfürler, bağırışlar bence sporun ruhuna yakışmıyor. Ayrıca futbol konusunda herkes yorum yapmamalı. İnsanlar arasında kavgalar çıkıyor ve bunlar sahalara yansıyor. Her şey saha içerisinde yaşanmalı.
Kadınlara göre futbolu kurtarmanın yolları Ece Gürsel (Manken)
Kişilik dersi verilmeli”
      Bence iş teknik direktörde bitiyor. Teknik direktörlerin oyuncuları eğitmesi, futbolun dışında kişilik dersleri de vermesi gerekiyor. Bu konuyla ilgili çeşitli seminerler düzenlenebilir.
Kadınlara göre futbolu kurtarmanın yolları Pelin Batu (Oyuncu)
“Futbola çeki-düzen şart”
      Bu olaylar sadece futbol dünyasında olmuyor. Başbakanımızdan tutun gazetedeki karikatüristlerimize kadar herkesin kendine çeki düzen vermesi gerekiyor. İnsanlar kendilerine yapılmalarını istemedikleri şeyleri başkalarına da yapmamalı. Bir futbolcuya küfür asla yakışmıyor. Bu futbolcular kendilerinden küçüklere örnek olmalı. Terbiye sınırlarının aşılmaması lazım.
Kadınlara göre futbolu kurtarmanın yolları İpek Tuzcuoğlu (Oyuncu)
“Cem Uzan’a verilen ceza futbolculara da verilmeli”
      İnsanların iyi eğitimli zihinlere sahip olması gerekiyor. Böyle tabloları gördükçe kişisel gelişimin şart olduğunu fark ediyoruz. Cem Uzan’ın aldığı ceza, bu konuda adı geçenlere de verilmeli. Öfkelerini kontrol altına alabilmenin yollarını bulmak zorundalar, yoksa şehri eşkıyalar basmış gibi olur.
Işıl Tez (Modacı)
“Herkes kendi işine baksın”
      Hıncal Uluç spor yazarı olabilir ama yapmış olduğu yorumlar bir futbolcunun kampı terk etmesini gerektirmez. Biri gazeteci biri futbolcu. Futbolcu futbolculuğunu, gazeteci gazeteciliğini yapmalı sadece.

Ece Baban (Araştırma Görevlisi)
“Anti-depresan alsınlar”
      Futbolu tüm kültürlerin ortak noktası olarak görüyorum. Futbolun oyun olarak algılandığı günler çok eskilerde kaldı. Bence sıkı cezalara tabii tutulmaları gerekiyor. Ya kafalarını dinleyecek vakitleri bulamadıkları için sakinleşemiyorlar ya da gerçekten söylediklerini kulakları duymuyor. Sahaya anti-depresan alıp çıksınlar.

Taraftar Kadınların Yükselişi
Kadınlara göre futbolu kurtarmanın yolları       Hayatımın en enteresan tecrübelerinden biri, benimle röportaj yapılması oldu. Soru soran taraftan cevap veren tarafa geçmek hem şaşırtıcı hem de eğlenceliydi. Seninle dergisi için Güneş Kaluç‘un hazırladığı ve bir kısmını da benim röportajımın oluşturduğu “Taraftar Kadınların Yükselişi” dosyası aşağıda…

      Futbolsever kadınların oranı gittikçe artıyor…

      Yıllardır erkeklerin fanatik spor dalı olarak algılanan futbol, kadınlar için de vazgeçilmez bir hobi haline dönüştü.

      Futbol, erkeklerin en yaygın, neredeyse biricik hobisi masumane bir bakışla. Bir spor olmanın ötesinde ise, zamanın güzel geçirileceği 90 dakikalık bir aktiviteden çok daha fazla anlamlar taşıyor kuşkusuz. İnsanlar üzerinde yarattığı sevinç, üzüntü ve öfke durumlarını düşünürsek hiç de azımsanmayacak bir psikolojik uyarıcı çıkıyor karşımıza. Yeri geliyor hüngür hüngür ağlatıyor, yeri geliyor sevince boğuyor, yeri geliyor öfkeden çılgına çeviriyor. Bu duygu durumları gelip geçici de olmuyor üstelik, kişinin hayatının bir parçası haline gelen taraftarlık, bir kimliğe dönüşüyor neredeyse.

      İşte bu kitleleri peşinden sürükleyen, hayatın olağan akışı içinde kendine sağlam bir yer edinen futbola, kadınların ilgisindeki artışı incelemek istedik bu sayımızda. Zira son yıllarda bu eril spor, yoğun bir kadın ilgisi görüyor. Bu ilgi, kimisine göre küreselleşmeyle beraber gelen sektörel bir büyümenin doğal sonucu, kimisine göre kadın ve erkeğin ortak “zaman geçirme” araçlarından biri.

      Erkeğin futbol, futbolun erkek üzerindeki tahakkümü yıkılmış değil elbette, ancak tribünlerdeki kadın taraftarların, medyadaki kadın spor sunucularının ve yorumcuların sayısındaki artış bunu tartışmaya açmamızı sağlıyor. Maçları süreç ve sonuçlarıyla, haber ve yorumlarıyla izleyen, üç futbolsever kadınla yaptığımız söyleşi de, bize bir zamanların futboldan hoşlanmayan, “anlamayan” kadın tipinin nasıl değiştiğini gösteriyor.

AYSUN BAŞARAN
Kadınlara göre futbolu kurtarmanın yolları Mahalle maçlarıyla başlayan futbol sevgisi
      Engin TV’de web koordinatörü olarak çalışan Beşiktaşlı Aysun Hanım aynı zamanda www.berezilya.com adlı internet sitesinde futbolla ilgili yorumlar yazıyor. Ayrıca bugünlerde çok popüler olan facebook’ta “futbol asla sadece futbol değildir” adı altında futbolsever grupları da var.

“Futbol erkeğe has bir alan değil”
      “Futbol erkeklere ait bir spor dalıymış gibi göründüğü için, kadın, erkeklere ait bir alana giriyormuş gibi gözüküyor. Ama futbol erkeğe has bir alan değil.”

      Geçmişte hentbol oynayan, yelken yapan Aysun Başaran’a göre sporun her dalı çok keyifli ancak futbol hepsinden özel bir yere sahip. Futbola olan bu özel ilginin nasıl oluştuğunu soruyoruz kendisine. “Evde herkes Beşiktaşlıdır. Ama fanatik bir babam veya erkek kardeşim yoktur. Bizim çocukluğumuz tek kanallı devirlerle başlıyor, TV’de maç varsa evde herkes maç izli-yordu. Neresinden beni sardı yakaladı bilmiyorum ama babamla oturup o maçları izlerdim. Bunun yanında biz mahallede kızlı erkekli karışık takımlar halinde maçlar yapardık.” Aysun Hanım’ın çocukluğunda yaşadığı bu pratik, onun futbolu bilerek izlemesinde olumlu bir etki yapmış anlaşılan. “Bir erkek arkadaşımın, ‘Kadınlar futboldan anlamaz çünkü onlar futbol oynamanın ne demek olduğunu, gol atmanın keyfini bilmezler, bunları yaşamadıkları için de bizim aldığımız keyfi alamazlar’ diye bir iddiası var. Oysa ki ben oynadım, biliyorum ve anlıyorum” diyor Aysun Hanım.

“Futbol yorumcuları objektif olmalı”
      Son yıllarda spor programlarındaki kadın yorumcuların artmasını da olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyor. Aysun Hanım: “Bu durum kadınların futboldan gayet iyi anladığını ve çok iyi eleştiriler getirebildiklerini gösteriyor. Dolayısıyla kadın sadece görselliğiyle değil bilgisi ve değerlendirmeleriyle ön plana çıkıyor.” Objektif yorumları takip etmeyi tercih eden Aysun Hanım, özellikle TRT’nin spor programlarını izlemekten keyif aldığını ve Beşiktaşlı yorumculardan en çok Kâzım Kanat’ı beğenip takip ettiğini söylüyor. Futbol programlarındaki yorumcuların eleştirilerinin yapıcı yönde olması gerektiğini söyleyen Aysun Hanım “Elbette taraftarlıkta yüzde 100 objektiflik mümkün olmayabilir, fakat eleştirmenlerin taraftar kitlelerini olumlu yönlendirmek gibi bir misyonu olmalı” diyerek sözlerini tamamlıyor.

“Futbol büyük bir pazar”
      Futbolun büyük bir endüstri olduğuna değinen Aysun Hanım, kadının bu en-düstri içinde önemli bir pazar payı oluşturduğuna işaret ediyor: “Futbola kadınların merakı tüm dünyada artıyor. Dünya kupası maçları sırasında yer alan reklamlarda sürekli ya araba reklamı ya jilet reklamı gibi hep erkeklere yönelik reklamlar görüyorduk. Ama son dünya kupası reklamlarında reklam verenler, kadınların futbolu sevmeye başlamasından dolayı ‘Reklamları yeniden planlamaya başlamalıyız’ diye düşünmeye başlamışlar. Öte yandan David Beckham gibi yaratılan yıldızlar var. Yakışıklı futbolcular var. İzleyen kadınların bir kısmı da bu magazin kısmına ilgi gösteriyor. Kadınlarda takımların tişörtleri, bereleri gibi çeşitli ürünlere ilgi artıyor. Bu da ticari açıdan çok önemli tabii.”

Stadyum ruhu bambaşka
      Maçları genellikle televizyondan izlemesine rağmen stadyumda olmanın farklı bir duygu yarattığını vurgulayan Aysun Hanım “Bir takımı bu kadar sevip destekleyince maça da gitmek istiyor insan. Oranın havası, ruhu, izleme keyfi başka” diyor. Stadyuma gitmek çok heyecan verici olsa da hala güvenlik konusunda endişeleri olduğunu ve henüz tek başına stadyuma gidip maç izleme cesaretini kendinde bulamadığını belirten Aysun Hanım, maç izlerken yaşadığı duyguları şöyle özetliyor: “O takımı hayatının bir parçası gibi hissetmeye başlıyorsun. Taraftar on ikinci adam derler ya, işte o misyonu kendi kendine yüklüyorsun. Tuttuğumuz takım bir parçamız ve onun başarısı bizi mutlu ediyor. Bu ruha girmek kendini onun bir parçası hissetmekle ilgili bir şey.”

“Futbolu fanatizme dönüştürmek tehlikeli”
      Taraftarlıkta hassas noktayı yakalamanın çok önemli olduğuna değinen Aysun Hanım, “Takım kaybetti, diye kahrolmak çok tatsız. Bunu abarttığında gerçekten çok olumsuz sonuçları olabilir. Futbolu fanatizm boyutunda yaşayanlar için gerçekten çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Bunun keyif işi olduğunu bilmek gerekiyor. Beşiktaş maçından sonra, Beşiktaş kaybetse de ben ‘bu maçı izledim ve çok keyif aldım’ diyorum. Çünkü çok güzel pozisyonlar yaşanmıştır o maçta, takım çok güzel oynamıştır, onu yakalamak lazım. Sonuç kazanmak olduğunda tabii ki mutlu oluyorsun, fakat tuttuğun takımın kazanmasının da ötesinde futboldan keyif almak lazım” diyerek düşüncelerini açıklıyor.

Kaynak: Vatan - allyays.com




Google