Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Spor



Erkek pilotlara taş çıkarıyorlar
Burcu Çetinkaya ve Çiçek Güney erkek pilotlara taş çıkarıyorlar       Burcu Çetinkaya ve Çiçek Güney, Dünya Ralli Şampiyonası Fiesta Trophy’den ikincilikle döndü...

      Castrol Ford Team Türkiye’nin ralli pilotu Burcu Çetinkaya Boston’da Babson College’de işletme okudu, co-pilot Çiçek Güney ise dünyanın sayılı okullarından London School of Economics mezunu. İkisi de güzel, ikisi de sarışın... Halleri vakitleri yerinde ailelerde büyüdüler ama ojeli ve makyajlı hemcinslerinden farklı olarak hız dünyasını meslek seçtiler. Erkeklerin arenası sayılan pistlerde “benim” diyen erkek sürücülere taş çıkartırcasına yarışıyorlar.

Burcu Çetinkaya:
‘Kız gibi gider’ diyenler aldanır
      Ralli, bir kadının yapması hayal edilebilecek bir iş değil. Siz nasıl ralli pilotu oldunuz?
      Babam İlhan Çetinkaya uzun yıllar Doğuş Otomotiv’in Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yaptı. Ben de otomobillerin içinde büyüdüm. Küçükken babamla yarışları izlemeye giderdim. İlk kez 1993’te Emre Yerlici’nin yarışından çok etkilendim. O dönem “rallici” olma hayali kurdum. “Ralli kadınlara göre değil” anlayışı, bence yanlış bir zihniyet. Ama itiraf etmek gerekir ki, ralli kadınların doğasına daha ters bir spor.

      Erkeklerin dünyasında kadın olmayı özlüyor musunuz?
      Yarıştan sonra, kendimizi kuaföre atıyoruz. Tekrar normal hayatımıza geri dönmek istiyoruz. Çünkü sonuçta kadın daha narin bir varlık. Yarışta toz toprak içinde kalıyorsunuz. Biz co-pilotum Çiçek’le “sporcu” bir ruha sahibiz. Ralli dışında ikimiz de “snowboard” yapıyoruz. Snowboard’ta da uzun yıllar birbirimize karşı yarıştık. Ralliye geçince ben snowboard’u bıraktım. Ama Çiçek hâlâ devam ediyor. Dolayısıyla, o mücadele olunca her şeyi unutuyorsunuz. Bir atletizm yarışında teorik olarak bir kadının bir erkeği geçmesi mümkün değil. Ama bir otomobil yarışında, bir erkeği geçmek mümkün. Bizim yaptığımız da bu. Dünya Şampiyonası’nda ünlü kadın pilot Michel Buton, genel klasmanda birçok yarışı kazanmış bir kadın. Bu yüzden, “Ralli kadınlara göre değil” diyemem.

      Dünya Ralli Şampiyonası Ford Fiesta Sporting Trophy’de Dünya ikincisi oldunuz. Bu herhalde dünyada ve Türkiye’de kadınların alışık olduğu bir başarı değil...
      Evet, bu yıl sadece Dünya Şampiyonası değil, Türkiye’de de ilk kez erkeklerle karışık bir genel klasman şampiyonluğu kazandık. Hem bayanlar birincisi olduk, hem de Türkiye’deki Fiesta Cup’ı kazandık. Dünya Şampiyonası’nı da ikinci sırada bitirdik.

      Yurt dışında daha fazla mı tanınıyorsunuz?
      Bu sene bayanlarda üçüncü kez Türkiye Şampiyonu olduk. Ama Beyaz’la birlikte arabayla takla atınca adımızı Türkiye’ye daha fazla duyurduk. Yurt dışındaki başarımız ise yeni. Çünkü ilk kez bu yıl Dünya Şampiyonası’nda yarıştık. İspanya’da çok ciddi ilgi gördük. Orada Dünya Şampiyonası’nı genel klasmanda ikinci sırada bitiren Mikko Hirvonen’le birlikte haberlerimiz çıktı. Dünya Şampiyonası’nda dünyada hem bir Türk takımı olarak orada boy gösterdiğimiz için, hem de kadın olduğumuz için çok ilgi çektik. İngiltere’deki son yarışta bazı Finlandiyalı yarışseverler karınlarına imza bile attırdılar. Antalya’daki “Ford Fiesta Türkiye Rallisi”ni kazanınca, yabancı basının da ilgisi çok fazla oldu. Çünkü üç yıldır süren Dünya Şampiyonası’nda Fiesta Cup’ta ilk kez bir kadın sürücü yarışı kazandı.

      Beyaz’la birlikte yaptığınız test sürüşünde “hava atayım” derken attığınız bir takla var. Bu bilinçli mi yapıldı?
      Kesinlikle bilinçli değil. Her şey “hava atma” aşamasında oldu. Çünkü Beyaz’ın ekibi onu korkutmam için çok gaz verdi. Beyaz da, tabii ki ilk başta çok korkuyordu. Ama zaman geçince o da alışmaya başladı. Alıştıkça o da eğlendi. Tabii insan o zaman daha da çok korkutmak istiyor. İnsanlar da gaz verince, ben de biraz ayarı kaçırdım ve takla attık.

      O esnada attığınız çığlık da meşhur oldu...
      O çığlığı korktuğum için değil, “Direktörümüz Serdar Bostancı’nın suratına nasıl bakacağım” diye attım. Çünkü bir hafta sonra yarış vardı. Otomobile bir şey olursa yarışa hazırlamak için çok az zaman kalıyordu.

      Bu şekilde bugüne kadar kaç araba harcadınız?
      “Harcadık” diye düşünmeyin. Bu otomobiller çok sağlam. Zaten Beyaz’la yaptığımız kazada da taklayı attıktan sonra arabayı düz çevirip tekrar yola devam ettik. Ciddi bir kaza olması için Allah korusun, otomobilin yanması lazım. Benim şimdiye kadar kullanılmaz hale getirdiğim hiç araba yok. Sadece, 2006’da çok kaza yaptık. O yıl en az 3-4 kez takla attık. Yine de, son iki senede toplamda 30’un üzerinde yarış yapmamıza karşın, sadece iki kazamız var.

      Güzelliğinize mi yoksa yarışçılığınıza mı övgü daha fazla?
      Her ikisine de övgü geliyor. Başarı gelmeden önce, tabii ki güzelliğe geliyor. Çünkü önce ona bakıyorlar. Sanki “Güzel ve başarılı olunamaz” gibi bir olgu var. Bizi güzel ve bakımlı görünce, “Nasılsa bunlar yarışta kız gibi gider” diye düşünüyorlar. Sonra da, arkasından başarı gelince, tabii ilgi iki katına çıkıyor. Tabii ben rallicilik dışında Kanal 24’te “Araba Sevdası” adlı otomobil programını sunuyorum. Ayrıca, “Car” dergisinde yazı yazıyorum.

      Haftada kaç antrenmanınız oluyor?
      Haftada 4 kere çalışıyoruz. Hoca ile birlikte Avrupa’dan gelen “Kinesis” adlı aletle çalışıyorum. Dengeyi geliştirmek üzere çalışmalar yapıyoruz. Klasik ağırlık çalışması değil de, iplerin gerilmesi üzerine kurulmuş, tamamen bedensel egzersize dayalı bir sistem. Test sürüşleri masraflı olduğundan, sadece toprak yarıştan iki hafta önce test yapabiliyoruz.

ÇİÇEK GÜNEY:
Beni sıkıştırmak isteyenlere gülüyorum
      Ralliye nasıl başladınız?
      Burcu’yu snowboard yarışlarından tanıyorum. 2005 senesinde Burcu ralliye başladı. 2007’nin başında da bana “Keşke biz beraber bir ekip olsak ne iyi olurdu” dedi. Ben de kabul edince, Burcu ile beraber İngiltere Galler’deki motor sporları test alanı Sweetlamp’e gittik. Oradaki testle ralliye başladım.

      Ailenizin tepkisi ne oldu?
      Zaten ailenin asi kızıydım. 12 yaşından beri snowboard yapıyorum. 6-7 tane Türkiye Şampiyonluğum var. Hâlâ Milli Takım’dayım. Herhalde rallici olmam başlangıçta onlara hiç şaşırtıcı gelmedi. İçimde küçüklüğümden gelen bir otomobil tutkusu olduğunu biliyorlardı. Bozhane’de bir tırmanma yarışına pilot olarak katılmıştım. Yarışı izlemeye gelen annem her etap sonunda servise geldiğimizde, illa ki benden “Tamam, üçüncü etabı geçtik iyiyim, 2 etap kaldı, merak etme” gibi sözleri duymayı bekledi. Ben de molalarda annemi arayıp içini ferahlattım.

      Ralli tehlikeli bir spor mu?
      Kesinlikle trafikten daha tehlikeli değil. Ben eskiden trafikte çok süratli araba kullanırdım. Ama ralliye başladıktan sonra, ciddi anlamda daha sakin kullanıyorum. Çünkü bizim ralli otomobillerimiz çok güvenli. Otomobilin içindeki “roll cage” adı verilen demir barlar, herhangi bir takla ya da çarpma durumunda otomobilin kasasının bozulmamasını sağlıyor. Kemerleriniz çok sıkı bağlıysa, size fazla bir şey olmuyor.

      Trafiğe çıktığınızda, erkek sürücüler sizi sıkıştırıyor mu?
      Yolda giderken rallici olduğumu hissettirmiyorum ama beni hiç sıkıştıramıyorlar. Çünkü benim otomobilin içerisinde bir hakimiyet korkum yok. “Beni sıkıştırırsa, kenara vururum” gibi bir endişem de yok. Buna teşebbüs edenlerin yüz halini bir sonraki ışıklarda görmek beni güldürüyor. Yanlarından süratli bir şekilde çıktığınız zaman, “Allah Allah, bu da neymiş ya?” diye şaşkın şaşkın bakıyorlar.
Kaynak: Vatan




Google