Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Spor



Halit Kıvanç'la Dünya Kupası anılarına yolculuk
Halit Kıvanç'la Dünya Kupası anılarına yolculuk       Türkiye’nin ilk TV spikeri olan Halit Kıvanç, aynı zamanda ilk günlük spor gazetesini çıkartarak Türk spor basınının efsanelerinden biri oldu. Türkiye, bir dünya kupası maçını ilk kez onun sesinden dinledi. 84 yaşındaki Kıvanç, Pele, Gerd Müller, Puşkaş gibi zamanının en önemli yıldızlarıyla yakın arkadaşlıklar kurdu. 10 dünya kupasını radyo ve TV’den kendine has üslubuyla anlatan duayen spikerle dünya kupasının en unutulmaz anlarına doğru nostaljik bir yolculuğa çıktık.

      İnsanoğlu en güzeli bulmak için güzellik yarışması icat etmiş. Bizim sevgilimiz futbolsa, dünya kupası da futbolun güzellik yarışmasıdır. O yüzden orada her şey güzel olmalı... İşte bu sözlerle futbolun en üst düzey vitrini olan dünya kupasını bir güzellik yarışmasına benzetiyor Türk futbolunun yaşayan en eski spikerlerinden, usta gazeteci, yazar ve sunucu Halit Kıvanç... 1930’da başlayan ve ilk kupayı Uruguay’ın müzesine götürdüğü Dünya Kupaları serüveni İkinci Dünya Savaşı nedeniyle tam 12 yıl sekteye uğruyor. 1950’de dünya kupası yeniden başladığında çiçeği burnunda bir spor yazarı olan Kıvanç, 1954 yılında dünya kupasını izleyen ilk Türk gazeteci unvanını kazanıyor. Sadece 1962’de Şili’deki Kupa’ya gidemeyen Kıvanç, 1966 ve 1970 kupa finallerini radyoda, 1974, 1978, 1982 ve 1986 kupalarının finallerinde TV’de futbolun bu en büyük heyecanını Türk futbolseverlere ulaştıran spiker oldu. Kıvanç, kupa izlenimlerini Vatan okurlarıyla paylaştı.

İlk dünya kupasının kravatlı hakemi
      1930’da düzenlenen ilk dünya kupasını ev sahibi Uruguay müzesine götürdü. İlk kupada dünya kupasına gelen Avrupalı takımlardan ancak Yugoslavya ilk turun ötesine gidebildi. Ancak belki de hâlâ unutulmayan olay, finali yöneten kravatlı ve pantolonlu Belçikalı hakem Langenus’un kıyafeti oldu.

1950 kupasında hem 7 attık, hem de 7 yedik
      1950 yılında Türkiye ilk kez bir dünya kupası finaline gitme şansı yakalayan Türkiye, maddi imkansızlıklar ve “Uruguay, Arjantin, Brezilya gibi takımlar bizi rezil eder’ korkusuyla finallere gitmemişti. 4 yıl sonra dünya kupası elemelerinde bu kez Türkiye’nin rakibi ünlü İspanya’ydı. İlk maçı Madrid’de 4-1 yitiren Türkiye, rövanşta mucizevi bir şekilde 1-0 galip geliyor. Ve üçüncü maç tarafsız sahada 2-2 beraber neticeleniyordu. O sırada penaltılar olmadığından “Franco” isminde bir çocuk kuraya çağrılıyordu. Kıvanç şöyle anlatıyor: “Turgay çocuğun kulağına fısıldıyıp ‘yazı de’ diyor. Çocuk da ‘yazı’ diyor. Hakem parayı havaya atıyor. Ve gerçekten de ‘yazı’ düşüyor, İspanya eleniyor. İlk kez bir dünya kupasına katılan takımımız Almanya önünde önce 4-1, sonra da 7-2 yenilerek elendi. Tek tesellimiz ise, G.Kore karşısında alınan 7-0’lık galibiyetti.”

İsviçreliler bize dövmek ister gibi bakıyorlardı
      1954’de Türkiye ilk dünya kupasına giderken Halit Kıvanç da ülkesinin katıldığı ilk kupayı yazmak için İsviçre yoluna çıktı: “Orta halli bir pansiyon bulduk. Gazeteye haberlerimi ancak mektupla yolluyordum. Telefonda ancak ‘Maç 2-1 bitti, golü Ahmet attı’ deyip kapatıyorsun. Çok pahalı... Mektup da iki günde gidiyor. Bu arada, İsviçre’de bir mağazaya giriyorsun, satıcılar sana dövmek ister gibi bakıyor. Çünkü Türkiye’nin karşısına elemede çıkan İspanya çok büyük bir takım o zaman. Ve biz Madrid’e gidip 4 gol yiyince, İsviçreliler ‘Türkiye gelemez’ diye İspanyol turistler için hediyelik eşyalar hazırlamış. Türkiye gelince hediyelik eşyaları değiştirip zarar etmişler.”

Pele eskiden bana ’Senyor İstanbul’ derdi
      Halit Kıvanç, Brezilyalı Pele’yle tanışmasını unutamıyor: “İsveç’te Bromo Oteli’nin balo salonundayız. Bir Brezilyalı gelip dedi ki, ‘Bir çocuk getirdim. Daha 17 yaşında. Şimdilik yedek. Ama yarın muhteşem bir oyun oynayacak.’ Fakat çocuğa hiçbir gazeteci yüz vermedi. Corriera Dello Sport’taki arkadaşım İtalyan Alto bile ilgilenmedi. Ben gidip Pele’yle konuştum. Ertesi gün Pele takıma girdi, golü attı. O günden sonra Pele beni her yerde hep hatırladı. 1970 Dünya Kupası’nda Brezilya şampiyon olduğunda Pele’yle tekrar karşılaştım. Kimseye röportaj vermiyordu. Ben de 1958’de Pele’yle konuştuğum fotoğraflı röportajımı gösterdim. Pele, benimle özel röportaj yaptı ve ‘Dünya basınına duyuruyorum, ben milli formayı ilk giydiğim maçtan önce benimle konuşan tek kişi, ismi çok zor, söyleyemiyorum, Senyor İstanbul’du’ dedi.”

Radyodan ilk canlı yayını telefondan yaptım
      1966’da İngiltere’deki dünya kupası Halit Kıvanç’ın Türkiye’ye canlı anlattığı ilk yayın oldu. Ancak bir akreditasyon sorunu yüzünden bütün yayın kabinleri doluydu: “Bana 4 yıl önceden bütün kabinler doldu dediler. ‘Peki telefon koyabilir misiniz yerime’ dedim. O zaman bana gülüp ‘Yoksa siz telefonla mı anlatacaksınız maçı’ dediler. Ben de ‘Deneriz’ dedim. Gülüşmeler oldu. Ama ertesi gün Türkiye’nin maçı telefonla dinlediğini öğrenince şaşırdılar. Onlara ders verdim ‘Telefonun içindeki şeyin adı da mikrofon değil mi?”

Kimsenin bulamadığı Puşkaş’ı tuvalette buldum
      1966 dünya kupasında Kıvanç’ın bir başka anısı da “Puşkaş” adlı meşhur Macar futbolcuyu bulmasıydı: “Macarlar ona tapardı. Ama İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Puşkaş kaçıp İspanyol vatandaşlığına geçti. Dünya kupasında herkes Puşkaş’ı arıyor ama onunla da tek ben konuştum. Beşiktaşlı rahmetli Şükrü Gülesin de gazeteci olarak yanımdaydı. Beraber devre arasında çıkıp VIP tuvaletine girdik. Ben pisuvarın başında hayatımda sağıma soluma bakmam. Şeytan dürttü. Bir döndüm, sağımdaki tuvalette bütün dünya medyasının aradığı Puşkaş işiyor. Arkada da Şükrü sıra bekliyor. Bana dönüp ‘Allah’ım herifin şansa bak, bütün dünya arıyor. Kenefe geldi, orada bile Puşkaş’ı buldu. Tabii konuştuk ama fotoğraf makinemiz yoktu.”

Müller’in pis golüyle Almanlar şampiyon oldu
      “TV’den ilk canlı anlattığım maç 1974’deki Almanya-Hollanda finaliydi. Beckenbauer ve Müller’li Alman takımı müthişti. Hollanda’da da o devrin yıldızı Cruyff vardı. İlk yarı Cruyff ve Brightner’ın karşılıklı penaltılarıyla 1-1 bitti. Almanlar’ın gol kralı olan Gerd Müller, o maçta nasıl kötü top oynuyor bilemezsiniz. Bir ara Müller topa o kadar kötü vurdu ki, daha kötü vurulamazdı. Kaleci de ‘bu top nasılsa şimdi elime gelir’ dedi ama top direğin yanından yavaşça içeri girdi. Dünya kupasını kazandıran gol oldu o... Çünkü ondan sonra ikinci devre hiç gol olmadı.”

Zoff’a kim gol atacak diye bahisler açıldı
      “1974 kupasının en enteresan yanı İtalyan kalecisi Zoff’du. Zoff, 1143 dakika gol yemedi. Ve bu bir dünya rekoruydu. Sonunda ‘Zoff’a kim gol atacak?’ bahisleri açıldı. Krallar, şeyhler, golü atacak futbolcuya dünyanın en pahalı arabasını hediye edeceğini söyledi. Sonunda golü atmak bir Haitili’ye kısmet oldu. Futbolcu da ismini ilk defa duyduğumuz Zanon’du. Zoff, ilk kez kalesinden çıkarak geldi Zanon’u tebrik etti.”

Türk hakemliğinin kırmızı kartlı tek finali
      “1974’de Almanya’da yapılan dünya şampiyonası, bir Türk hakeminin finallerde maç yönettiği ilk kupa oldu. Doğan Babacan’ın Türkiye’deki en önemli özelliği kırmızı kartı çok sevmesiydi. ‘Sen yine verirsin’ dedik. ‘Deli misin’ dedi. Ama öyle bir insana gösterdi ki herkes şaştı kaldı. Almanya-Şili maçında Carlszelli adlı futbolcuyu attı. Carlszelli çıkmak istemedi. Olay oldu.”

Toni Schumacher’le Maradona anısı
      “1986’da Arjantin’in Almanya’yı Maradona’nın elle attığı ve sonra ‘Tanrı’nın eliydi, benim değil’ dediği maç en keyifli maçlardan biriydi. 1986’da Almanya’nın kalesini Toni Schumacher koruyordu. Fenerbahçe’de de forma giyen Schumacher, bana Maradona ile bir anısını şöyle anlattı:

      ‘Öyle sempatik adam ki, golü elle mi attın, diyorsun sana bakıp gülüyor.“

Şeyh takımını sahadan çekince gol iptal edildi
      “1982 İspanya’daki Kuveyt-Fransa karşılaşmasında maç 3-1 Fransa’nın galibiyetinde giderken bir düdük sesi duyuldu ve Kuveytli oyuncular durakladı. Bu sırada, Fransızlar 4’üncü golü atınca, Kuveytliler Sovyet hakeme tepki gösterdi. Kuveyt futbol federasyonu başkanı Şeyh Ahmet bir el işaretiyle, takımı sahadan çekmekle tehdit etti. Ortalığın karıştığını gören hakemler de golü iptal etti.”

Dünya kupasında da şike oldu
      Halit Kıvanç hayatında ilk kez 1978 Arjantin’deki dünya kupasında şikeye rastlamış: “Eğer Arjantin Peru’yu 6-0 yenerse, o gruptan çıkıyor. Peru da tur atlıyor. Aksi halde, Brezilya tur atlıyordu. Ama maç 6-0 bitti. Herkes kahkahalarla gülüyor. Şikenin de bahanesi şuydu: Peru’da bir doğal felaket olmuştu. Arjantin halkı da bu felakette Peru’ya büyük yardımda bulunmuştu. Bu yüzden de Peru, Arjantin’e borcunu ödeyerek 6 gol yedi.”

Kaynak: Vatan




Google