Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Spor



Atletizmde madalyalar dönemi
Atletizmde madalyalar dönemi Devşirmelerin açtığı yoldan Türkler geliyor
      Yıllarca devşirmelerle yürüttüğümüz atletizm, bugün Anadolu'da yetişen gençlerin başarılarıyla süsleniyor.

      -Türkiye, atletizmde yıllarca, Ruhi Sarıalp'in 1948 Yaz Olimpiyatları'nda üç adım atlamada aldığı bronz madalya ile yetindi. 52 yıl aradan sonra onun atletizmdeki tacını, 2002 Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda 1500 metrede altın madalyayla Süreyya Ayhan aldı. Onu, 2004 yılında Atina'daki Yaz Olimpiyatları'nda çekiç atmada bronz madalya alan Eşref Apak takip etti. Bu isimlerle birlikte Türkiye sevinç gösterilerine sahne oldu, uluslararası başarının tadına vardı; ama daha sonra bu sevinçler de durgunlaştı. Birkaç yıldır süren bu sessizlik, 2010 Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda alınan 3 altın bir gümüş madalya ile bozuldu. 'Kırmızı-Beyazlılar' organizasyona katılan 50 ülke arasından beşinci sırayı aldı. Türkiye böylece, atletizmde tarihi bir döneme kapı araladı.

      Süreyya Ayhan, Eşref Apak'tan sonra Anadolu'dan yetişmiş birçok genç bu yarışmalara katıldı. Bu isimlerden en önemlisi ise 100 metre engellide altın madalyayı alan Nevin Yanıt'tı. Yine, herkesin gözünden kaçırdığı bir isim ise Aslı Çakır. 1500 metreyi beşincilikle tamamladı. Çoğu kişiye göre Aslı Çakır'ın başarısı, gözden kaçırılmayacak kadar büyük. Çünkü 1500 metreyi 5. olarak bitiren bir atlet, performansıyla bir sonraki şampiyonada gelecek olan altın madalyanın habercisiydi. Yüksek atlama dalında, finalde yarışan daha 20 yaşındaki Burcu Ayhan ise gelecek vaat eden atletler arasında. Başarılarıyla göz dolduran bu isimler, Türk atletizm tarihi açısından birçok soruyu da beraberinde getirdi. Peki bu gençlere kapıyı kim araladı, bize onların başarılarını sağlayan neydi? Tarih boyunca bir iki çıkışın dışında süreklilik göstermeyen başarılar, neden daha önce değil de bugün, insanların göğsünü kabarttı? Tüm dünyanın madalyaya doyduğu sırada Türkiye'nin aklını başına getiren şey neydi?
      Bu soruların cevabı herkese göre değişiyor. Fakat Türki-ye'nin atletizmdeki çıkışını, devşirmeler sayesinde yakaladığı kimse reddetmiyor. Birçok kişi, başta Etiyopya asıllı Elvan Abeylegesse, sonra Alemitu Bekele sayesinde bir yükseliş yaşandığını; onlarla yetenek sahibi gençlere atletizm vitrini sunulabildiğini itiraf ediyor. Bu yüzden atletizm camiasına devşirme sporcuların, Türk atletizmdeki etkisini ve atletizmdeki geleceğimizi sorduk.

      Nevin Yanıt ve Burcu Ayhan'ın antrenörü Cüneyt Yüksel, Türklerin atletizmi geniş kitlelere yayamadığını, dışarıdan gelenlerin 'Türk atletizmini' tanıttığını söylüyor. "Devşirmeler büyük başarılarla kamuoyunda yer aldılar. Atletizm çoğu zaman onların adıyla anıldı. Haliyle bir vitrin oluştu. Böylece vitrini gören gençler, atletizmde başarıya koştu." diyor. Peki, başarı için devşirmeler gerekli mi, içimizden birileri yetişmiyor mu?
      Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Terzi, başarıların hırsla geldiği ifade ediyor ve: "Lokomotif sporcular, her zaman yerli sporcuları teşvik eder." Eski Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Yurdadön ise, devşirmelerle Türk atletizminde yeni bir dönemin başladığına, onlarla rekabet ortamının doğduğuna değiniyor. Ve 'beklemek gerek' diyor: 'Tohumlar yeni atıldı, olgunlaşması lazım'.

      Antrenör Ertan Hatipoğlu ise bambaşka bir yerden bakıyor ve "Türkiye'deki gençler sınavlara girmekten başka bir şey düşünmüyor. Bu yüzden, gerek atletizmde gerek diğer dallarda bu boşluğu devşirmeler dolduruyor." diyor.

Atletizmde madalyalar dönemi
Artık Anadolu'da yetişen gençler madalya alacak
      Burcu Ayhan (Milli Atlet): Türkiye, Barcelona'daki şampiyonada Nevin Yanıt'ı, Aslı Çakır'ı, beni ve daha birçok isimi duydu. Önümüzde daha çok yıllar var. Belki de alınacak madalyalar... Ama burada önemli olan atletizmde, bizim gözümüzün gördüğü. Biz bu işe başladığımızda bir Süreyya Ayhan'ın ismini duyduk bir de devşirme arkadaşların. En çok da devşirmelerden etkilendik. Çünkü dışarıdan gelmelerine rağmen bu sporu bizim yerimize onlar tanıtıyordu dünyaya. Atletizm onların sporu olarak algılanıyordu. Ama öyle değil. Evet, Türkiye atletizme onlarla alıştı fakat onlarla devam etmeyecek.

Devşirmeler Türk Atletizminin vitrini
      Cüneyt Yüksel (Nevin Yanıt ve Burcu Ayhan'ın antrenörü): Türkiye olarak atletizmi geniş kitlelere ulaştıramıyoruz. Devşirme sporcular, Türkiye adına bunu başardılar. Uluslararası yapıda, Türkiye'nin varlığını kabul ettirip Türk halkının da atletizmle tanışmasını sağladılar. İnsanlar onlarla gururlandı. Haliyle gençlere örnek oldular. Devşirmelerin dışında, Süreyya Ayhan'ın atletizm devrimi ise gençlerimizi karşılaştırmaya itti. Bu duygu da Anadolu'da yetişen gençleri atağa geçirdi. Nevin, Burcu gibi isimler ortaya çıktı, daha çıkacaktır da...

Şampiyonada en başarılı Aslı, Burcu ve Nevin
      Süreyya Ayhan (Milli Atlet): Barcelona'daki başarı çok önemli. Fakat elde edilen bu başarı Türk atletizminde çıtanın yükseldiğini göstermiyor. Eğer, atletizmde yükseliş olsaydı Nevin'in, Aslı'nın, Burcu'nun adını daha önce de duyabilirdik. Düşünün, ben 2002'de birinci oldum, aradan tam 8 yıl geçti, öyle Nevin'in, Aslı'nın adlarını duyduk. Bu süre zarfında da hep devşirmeler yarıştı Türkiye için. Elvan ve Alemitu'nun başarıları tabii ki yadsınamaz. Fakat onlar bizim gibi yarışamaz; onlar başarıya biz bayrağa koşuyoruz. Sadece, Alemitu'nun, Elvan'ın aldığı madalyalar kamuoyunu meşgul ediyor. Bir Aslı Çakır'dan kimse söz etmiyor. Aslı, 1.500 metrede beşinci oldu. Aslı'nın bugün beşinci olması demek önümüzdeki yarışlarda altın madalyaya koşacağının kanıtıdır. Bence alınan madalyalardan çok bu gençleri konuşmalıyız.

Gençler sınava girmekten spora vakit ayıramıyor
      Ertan Hatipoğlu (Alemitu Bekele'nin antrenörü): Devşirme sporcular, atletizmde en çok yüzümüzü güldürenler arasında. Süreyya Ayhan'dan sonra Türkiye, atletizmde 8 yıl onların ismini duydu. Dolayısıyla Türk atletizmi onlarla, dünyaya bir kapı araladı. Elvan da Alemitu da yetişmiş atlet değildi Türkiye'ye geldiklerinde. Onlar burada yetiştiler. Başarılı da oldular. Bu yüzden örnek bir atlet portresi çizdiler. Aklınıza şöyle bir soru takılabilir: "Türkiye'deki gençleri yetiştirmek dururken neden yurt dışarıdan yetiştirmek için eleman getirtiyoruz?" Türkiye'de gençler sporla uğraşmak için bir adım atsalar da sınavlardan başlarını kaldıramıyor. Aileler de çocuklarının sporcu olmasını istemiyor. Bu etkenler, sporcu yetişmemesine neden oluyor. Sporcu olmaya karar verenlerse başka sebeplerle kaybolup gidiyor.

Devşirmeler, atletizmde Türkiye'yi zinde tutuyor
      Mehmet Yurdadön (Eski Atletizm Federasyonu Başkanı): Türkiye 18 milyon genç nüfusa sahip. Bu birçok ülkenin arayıp da bulamadığı bir şey. Fakat biz bunu pek değerlendiremiyoruz. Barcelona'daki şampiyona bizim için bu yüzden önemli. Çünkü burada Süreyya Ayhan'dan tam 8 yıl sonra uluslararası bir ortamda bizi kendi içimizden birileri temsil etti. Nevin Yanıt'ın, aldığı başarı gözlerimizi yaşarttı. Hakeza, Aslı Çakır yarışı çok başarılı tamamladı. Yine Burcu Ayhan, bizi yüksek atlamada ilk temsil eden kişi. Tabii, Türk atletizminin yükselişte olduğu şu günler, sadece bu isimlere dayandırmak yanlış olur. Çünkü devşirmeler Süreyya Ayhan'dan Nevin Yanıt'a kadar olan dönemde atletizmi zinde tuttular, 8 yıl Türkiye'yi uluslararası alanda korudular. Onların ismimizi duyurması, bugün bizim gençlerin de önünü açtı.

Devşirmeler lokomotif görevi görüyor
      Mehmet Terzi (Atletizm Federasyonu Başkanı): Lokomotif sporcular ne kadar çok olursa, altta yetişen sporcular da o kadar başarılı olur. Onların başarıları, başarıya ulaşmak için yaptıkları çalışmalar, çalışma sistemleri, farklı bir ülkenin milli sporcusu olarak yarışırken gösterdikleri profesyonel davranışlar bizim sporcularımız için teşviktir. Çünkü lokomotif sporcularımızın aldığı başarılar, Türk atletizminde yetişen gençlere ibretlik bir portre çiziyor; sayımızı artırıyor. Mesela 2012 Olimpiyatları'na 25 kişi katılacağız. Her seferinde daha da büyüyeceğiz. Böylece kendi içimizden de gençlerin başarıları artacak.

Kaynak: Vatan




Google