Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Spor



12 Dev Adamla Dünya Şampiyonası heyecanı
ABD’yi bile yenecek güçteyiz, yeter ki havaya girelim!
12 Dev Adamla Dünya Şampiyonası heyecanı       Salonlar yetişecek mi, Ramazan’da Dünya Kupası’na gelen yabancı taraftarlar içki içerse ne olur, reklâmlarda oynayan Kobe Byrant gibi dev yıldızlar niye İstanbul’a gelmiyor gibi tartışmalar süre dursun, sonunda yıllardır beklediğimiz Dünya Basketbol Şampiyonası için geri sayım başladı... “12 Dev Adam”ımız sahadan önce TV’deki reklamlarda sahneye çıktı, Kıraç bestelediği yeni marşla Türk seyircisini şimdiden havaya soktu.

      Abdi İpekçi’deki potalar “uğur olsun” diye maçların oynanacağı Ankara’ya yollandı. Kanser tedavisi gören takımın tek eksiği koç Tanjevic de başa geçince eski “12 Dev Adam” ruhu da salonlara geri döndü. Her ne kadar hazırlık maçlarında Sırbistan’a 2 kez yenilsek de, millilerden umudumuz büyük... Tarihimizde ilk kez düzenleyeceğimiz Dünya Basketbol Şampiyonası öncesi Abdi İpekçi’ye giderek 12 Dev Adam’ın nabzını tuttuk.

      Türkiye, 28 Ağustos’ta tarihinde ilk kez bir Dünya Basketbol Şampiyonası düzenleyecek olmanın heyecanını yaşıyor. Şampiyonayı alabilmek için Kayseri, İstanbul ve Ankara’da vadedilen salonların hepsi de turnuvaya yetiştirildi. Dünya Basketbol Şampiyonası’nın önemi büyük, çünkü otoriteler tarafından dünyanın üçüncü büyük spor organizasyonu olarak kabul ediliyor. 15-20 bin turistin de maçları izlemek için Türkiye’de olacağı tahmin ediliyor. Şampiyona’nın Ramazan’a denk gelmesi nedeniyle Türk takımının maçları iftar saatine göre bile ayarlandı. Artık her şey basketbol heyecanının başlaması için hazır. Herkesin merak ettiği soru ise Türk Milli Takımı’nın 2001 Avrupa Şampiyonası’nda gösterdiği final başarısını bir daha tekrarlayıp tekrarlayamayacağı... Şu an hazırlık turnuvası nedeniyle Almanya’da bulunan 12 Dev Adamı, Abdi İpekçi Spor Salonu’nda yakaladık ve en özel dakikalarına tanıklık ettik... Milli basketçilerimizi çok ağır bir idman temposu içinde bulduk. Sıra sıra halter salonuna gelen milliler, günde en az yarım saat ağırlık, 2 kez 2.5 saatlik bir idman temposuyla hazırlanıyor maçlara... Üstelik haftada bir gün bile izinleri yok. Oyun kurucu Engin Atsür’ün sakatlığı biraz moralleri bozmuş. Yine de takımın en büyük motivasyon kaynağı kolon kanseri tedavisi için kemoterapi gören koç Tanjevic’in tekrar aralarına dönmüş olması... Eskisi gibi ondan “fırça yemeyi” özlemişler, “Koç yeter ki sağlıklı olsun, biz ondan fırça yemeye alıştık nasılsa” diyorlar şakayla karışık... Ancak koçun kansere rağmen hâlâ puro alışkanlığından vazgeçememesine de tepki gösteriyorlar. Takımda tam bir kardeşlik havası hakim. NBA’deki gururumuz Hidayet Türkoğlu’nun deyişiyle, 79 ve 86 jenerasyonu oyuncular yani gençlerle yaşlılar, birbirleriyle her şeyi paylaşıyor, birbirlerini daha iyi motive etmek için her yolu deniyorlar... Dünya Şampiyonası’nda 12 Dev Adam’ın tek hedefi ilk 4’e girebilmek, zaten daha aşağısını “başarısızlık” olarak görüyorlar. Millilerin tabii ki bu uzun ve zorlu yoldaki tek beklentisi de iyi günde de, kötü günde de seyircinin kulak tırmalayan tezahüratlarıyla sonuna kadar yanlarında olması... En çekindikleri rakip de hiç şüphesiz ABD ve en korkulan oyuncu da bu yıl NBA’de sayı kralı olan Kevin Durant...

Semih Erden
Gecemiz gündüzümüz çalışmakla geçiyor
      Gecemiz ve gündüzümüz çalışmakla geçiyor. Çok zor bir çalışma tempomuz var. Günde çift antrenmanımız oluyor. Genel anlamda kondisyon ve “koş-koş” antrenmanı yapıyoruz. Bormio’da ağır bir kamp geçirdik. Şimdi kondisyonu azalttık. Sabahları bazen kondüsyon çalışması yapıyoruz. Geçen yıl kimse Avrupa Şampiyonası’nda bu kadar maç kazanacağımıza inanmıyordu. Biz kendimize her zaman güveniyoruz. Bu yıl NBA’ye gidiyorum. Ama önce burada vitrine çıkacağım. Benim için iyi bir aşama olacak.

Kerem Tunçeri (İkinci Kaptan)
ABD takımı o kadar da tecrübeli değil
      Şu andaki ilk hedefimiz gruptan 1’inci veya 2’nci sırada çıkmak. Objektif olmak gerekirse 3’üncü veya 4’üncü olarak çıkarsak daha zor olacak. “12 Dev Adam” 2001 yılında da bayağı tutmuştu. İnşallah Kıraç’ın şarkısı da 2001’deki gibi tutar. Tanjevic’e tabii ki çok üzüldüm. Tanjevic hepimizle arkadaş olmaya çalışıyor. İlk duyduğum zaman çok yakın bir arkadaşıma, ailemden birine bir şey olmuş gibi üzüldüm. Çünkü 6 yıldır birlikteyiz. İyi veya kötü birçok anımız oldu onunla. Ama çok inatçı bir kişiliğe sahip Tanjevic. Hastalığın üzerine çok gitti ve kendine de çok iyi bakıyor. Tabii ki hepimizin dileği bu hastalığı en kısa sürede atlatması. Günde 3 puro içiyor, bence onu da bıraksa iyi olurdu. Buraya gelecek ABD takımı pek tecrübeli değil. Bir hava yakalarsak neden onları da yenmeyelim? Bir basketbolcu hayatına dikkat etmek zorunda. Proteinini, nişastanı almak zorundasın. Pilav veya makarna mutlaka olur yemeklerimizde. En azından tavuk veya et olur. Çorba olur. Salata bölümünde istediğin kadar salata yeme imkanın olur. Burada herkes profesyonel oyuncu. Herkes ne kadar yemesi gerektiğini çok iyi biliyor. Kendi ayarlamasını yapıyor.

Sinan Güler
Kimse salona vuvuzela getirmesin
      Grup maçlarında bizi en çok Yunanistan zorlar. Çünkü kadrolarında çok tecrübeli oyuncular var. Bunların başında da Spanoulis geliyor. Maçta benim savunacağım oyunculardan biri olacak. Arjantin de çok tehlikeli. Bence ABD dahil bütün takımlar ellerinden gelenin en iyisini yapacak. ABD’de en tehlikeli oyuncu Kevin Durant. Adam genç yaşına rağmen NBA’de sayı kralı oldu. Sonuçta dünyanın en büyük 3’üncü spor organizasyonu bu... Dünyadaki en iyi 24 ülkeden en seçilmiş oyuncular gelecek. Organizasyon açısından Türkiye’nin gurur duyması gereken bir organizasyon. Vuvuzela’nın maçlarda yasaklandığına sevindim. Umarım gizlice de sokmazlar. Bence gürültü kirliliğinin dışında sporcunun sağlığını da kötü etkiliyor. Ama biz yine de çıkar oyunumuzu oynarız. Engin’in sakatlığını da arayacağız. Çünkü o pozisyonda Türkiye’nin en iyi oyuncularından biri...

Hidayet Türkoğlu (Kaptan)
İnşallah rakip seyirciler Ramazan’da örfümüze saygı gösterir...
      Diğer takımlardaki NBA oyuncularının niye gelmediği umurumda bile değil. Ben de NBA oyuncusuyum ama milli takım forması giymek benim için her zaman çok önemli. Tabii ki NBA takımlarının yöneticileri dikkatli olmamızı isterler. Çünkü bize milyonlarca dolar yatırım yapıyorlar. Doğal olarak da sakatlanmamızı istemiyorlar ama “oynama, gidemezsin” diye bir kısıtlama da yapmazlar. Rakip takımın ne yaptığı önemli değil. Bizim sahaya yansıtacağımız basketbol bizi başarıya götürür. Grup maçlarını kazanıp kazasız bir şekilde İstanbul’a gelmek istiyoruz. Umarım rakip takımın taraftarları maçlar sonrası içki içmek istediklerinde sorun yaşanmaz. Organizasyonu ben yapmıyorum. Ama mutlaka rakip takım seyircilerinin taleplerine karşı da bir önlem alınacaktır diye düşünüyorum. Ama rakip taraftarların da örf ve adetlerimize saygı duyacaklarına inanıyorum. İnanın ben de merak ediyorum bu olay rakip seyirciler tarafından nasıl karşılanacak diye... Öncelikle bizim halkımız da bunu anlayışlı karşılamalı. Olay çıkarsa da bu bizim Türkiye çapında kötü bir imaj almamızı sağlar. 2001’deki 12 Dev Adam ruhunu bilen 3 kişi kaldı. Ben, yardımcı antrenör Orhun Abi, idari menajer Barbaros ve Harun Abi... Biz takımın büyükleri olarak genç arkadaşlara bu başarının ne kadar özel olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Ama böyle bir başarıda neler hissettiğini de yaşamadan anlayamazsınız. Tek hedefimiz ilk 4, altındaki her sonuç da başarısızlık olur bizim için...

Kerem Gönlüm
İlk kez bir basketbol maçına çıkacakmış gibi heyecanlandım
      Doping cezam sonrası basketbola 1 yıl ara verdim. Ancak o bir yıl benim için çok kolay geçmedi. Cezamın belki 2 yıl olacağı konuşuluyordu. Askerlik problemim çıktı. Kolay olmadı ama zaten cezamın bitmesine 3 ay kala kurallar gereği çalışmalara başlayabildim. Play off öncesi Efes Pilsen’le çalışmalara başladım. Milli takıma geldiğimde de ekstra kondüsyon çalıştım. Kendimi eskisinden daha iyi hissediyorum. Yeniden doğdum. İlk oynadığım hazırlık maçında ilk kez bir basketbol maçına çıkacakmış gibi heyecanlandım. Sonuçta profesyonelim. Geçmişle yaşamam söz konusu değil çünkü ben 33 yaşında olmama rağmen basketbolu bırakmak aklımdan bile geçmedi.
      2 yıl bile ceza alsam bırakmazdım. Çok zor günler geçirdim. Ateş düştüğü yeri yakıyor, belki 1 yıl dışarıdan bakılınca kolay geçmiş gibi gözükebilir ama eşim, oğlum ve kendi annem babam, herkes bana destek verdi. Onların sayesinde üstesinden geldim. Yıllardır ben Kerem Gönlüm olarak kişiliğimle ve özel hayatımla gençlere örnek olmaya çalışıyordum. Onun bana artı olarak döndüğünü gördüm. Dışarıya çıktığım zaman halktan ve kamuoyundan çok olumlu tepkiler aldım. Herkes bana büyük destek verdi ve onurlandırdı. Ne ekersen onu biçersin lafı çok doğruymuş. O yatırımların karşılığını aldım.

Ersan İlyasova
Herkes gittikten sonra salonda kalıp şut çalışıyorum
      Amerikan Rüya Takımı’na baktığımızda, büyük NBA yıldızları olmasa da, gelen kadroları çok iyi. Çünkü her geçen gün yeni yıldızlar geliyor. Kevin Durant, Derrick Rose da üst seviye oyuncular... Zaten bu Dünya Şampiyonası çok büyük sürprizlere açık. Herkesin gücü birbirine çok yakın. İspanya’dan Paul Gasol da geliyor. Onlar da eskisi kadar güçlü olmasa da iyi basketbol oynuyorlar. Hedefimiz her zaman madalya. Oyunculara baktığımız zaman, kadromuzda da 4 NBA oyuncusu bulunuyor. Takımda da iyi bir arkadaşlık ortamı var. Ben idmandan sonra kalıp daha fazla şut çalışıyorum. Arjantin Milli Takımı’ndan Carlos Define takım arkadaşım. Sürekli onunla şampiyona hakkında şakalaşıyoruz.

Ender Arslan
Çok çalışıyoruz, ilk dörde odaklandık
      2001’de Avrupa Şampiyonası’nda final oynadığımız aynı atmosferi turnuva başladığında seyirciyle bütünleşerek yakalayacağımızı düşünüyorum. Şu ana kadar ciddi şekilde hazırlanıyoruz ve ilk dörde odaklanmış durumdayız. Abdi İpekçi’deki potalar Ankara’ya taşınması normal. Çünkü yıllardır bu potada oynuyoruz. Avrupa’da da idman potalarını maç yaptıkları salona taşıyan birçok kulüp var. Ev sahibinin de artık bu kadar lüksü olsun. Ankara’da bir üst tura çıkarsak da aynı potalar İstanbul’a gelecektir diye tahmin ediyorum. Turnuvanın Ramazan’a gelmesi seyirci açısından bir dezavantaj oluşturmaz, zaten maç saatleri de buna göre ayarlandı. İftar sonrası biz de güzel bir basketbol eğlencesine bekliyoruz.

Evren Büker
İftardan sonra maç keyfi boza keyfi gibi olsun
      Bence iftardan sonra maç keyfi, boza keyfi gibi olacak. İçimden geçen şampiyon olmak... Her gün yaklaşık iki buçuk saat çalışıyoruz. İtalya’da Bormio’da sabah akşam ikişer buçuk saat çalıştık. İstanbul’da maçların olduğu günler bile sabah antrenman yaptık. İyi hazırlanıyoruz. Herkes çok istekli arzulu çalışıyor. İnşallah hem kendi geleceğimiz adına hem basketbolun geleceği adına hem de ülke tanıtımı açısından önem taşıyan bir turnuva. Dünyanın üçüncü büyük turnuvası. Umarım, bu sınavdan en başarılı şekilde çıkarız. Ev sahibi olmamız sporcuların üzerinde bir baskı oluşturacaktır ama biz onu maçların içinde daha çok çalışarak ve savaşarak kapatırız.

Tanjevic
Doktor bu hayatta oyun dışı kalman an meselesi dedi ama benim 12 Dev Adam’a sözüm vardı
      Türk basketbolseverler sağlık durumunuz için çok endişeli. Şu an sağlığınız ne durumda, tamamen iyileşebildiniz mi?
      “Tamamen iyileştim” diyemem. Çünkü halen kemoterapim sürüyor. Tedavi bittiğinde ne durumda olacağınızı bilemiyorsunuz. Toplam 8 seans terapim var. Ben normalde Dünya Şampiyonası öncesi bu ayın 18’inde son terapime başlayacaktım. Ancak dünya şampiyonasına denk geldiği için bu son kemoterapi seansını erteledim. Dünya Şampiyonası bitince bu tedaviyi de yaptıktan sonra genel bir check-up yapacağım. 15 gün içinde hastalığımın ne durumda olduğu netleşecek.

      İlaçlardan dolayı kötü hissettiğiniz oluyor mu çok?
      Oluyor bazen ama önemli olan yürüyebilecek kadar iyi bir enerjimin olması. Yürüyecek kadar güçlüysem, kenarda takımı da yönetebilirim. Herkes bana çok destek oluyor. Genel olarak iyiye gidiyorum.

      Sizin yerinizde olan birçok koç emekliye ayrılırdı. Siz neden bu riski aldınız?
      Çünkü bu takımı ve Türkiye’yi gönülden seviyorum. 6 yıldır buradayım ve şimdi vazgeçmek, her şeyi bırakıp gitmek doğru olmazdı. Eğer bu işi benden daha iyi yapabilecek birini bilseydim, belki bırakırdım. Ama öyle biri de yok. Önümde bırakmak ve bu takıma koçluk etmeye devam etmek arasında bir seçim vardı. Ve ben bu takımı seçtim. Bu takımla kötü anılardan çok iyi anılarım oldu. Bu görev benim sorumluluğumdu. Çünkü hayat kimi zamanlar kişisel seçimlerden önemli kararlar vermenizi gerektirir. Benim de 2010 için bir randevum vardı, üstelik 6 yıl önceden kesinleşmişti bu randevu... Bu Dünya Şampiyonası oyuncularım için bir “bayrak” problemi, böyle bir zamanda kapıyı çekip gidemezdim. Halkımızı mutlu etmek zorundayız. Hazırlık maçı bile olsa, bizden desteklerini esirgemiyorlar. Oyuncuların da, benim de Türkiye’ye karşı ve birbirimize karşı borcumuz, yükümlüğü var. Şimdi şahsi sorunları düşünecek zamanda değiliz, Türkiye tarihinde ilk kez basketbolda bir Dünya Şampiyonası düzenleyecek ve biz de başarılı olmak zorundayız. Şu hazırlıklara bakın, yapılan şu 16 bin kişilik yeni salona (Sinan Erdem Salonu) bakın. Bunları gördükten sonra bırakıp gitmek o kadar kolay mı?

      Doktorlarınız “bırakın” demedi mi hiç?
      Sadece biri bana şöyle demişti; “Sen yaşadığın hastalığın ne kadar ciddi olduğunun farkında değilsin. Şu anda kendi kaderinle oynuyorsun. Basketbol diliyle söyleyeyim. Şu anda 4 faulle oynuyorsun. Üstelik ki, sahadaki iki hakem de satın alınmış ve seni atmak için fırsat kolluyor. 5 faulle bu hayattan ihraç olman an meselesi. Ama istersen devam et, seçim senin.” Ancak ben “Bu zor şartlarda çok maç kazandım. Yine kazanırım” dedim.

39 yılda tek bir antrenmanı hastalık yüzünden kaçırmadım
      Şimdi eski günlerdeki gibi sağlıklı hissediyor musunuz?
      Asla... Size bir sır vereyim, bu hastalık çıkana dek, bugüne kadar bir tek idmanı hastalık sebebiyle kaçırdığım olmadı. 39 yıldır antrenörlük yapıyorum. İnanabiliyor musunuz? 1 idmana bile insan hasta olur çıkamaz ama bende böyle olmadı. Ama hayat bu, şimdi de işte başıma böyle bela bir hastalık geldi. Vücudum ilk kez kendini böyle ciddi bir hastalığa kaptırdı. Doktorlar iyiye gittiğimi söylüyor. Terapinin yarısında tomografi çekip durumuma baktılar. O an için her şey iyi gözüküyordu.

      Kurallar var mı, onu yeme, bunu yeme şeklinde?
      Yiyeceğin türünü düşünmek zorundayım. Örneğin sosis, salam ve sucuk kesinlikle yasak. Kırmızı ete de sadece haftada bir izin veriliyor. Balık ve tavuk yememe ise müsaade var. Ancak beni bu hastalık süresince en çok sevindiren şey, hiç kilo kaybetmemem oldu. Hâlâ hastalanmadan önceki kilomdayım. Hatta, hastaneye gitmeden öncekinden daha bile kilo aldım. Şu an 84-85 kiloyum. Bir şeklime şemalime bakın. Yüzümde hiç çökme olmadı. Yanaklarım incelmedi. Bu benim moralimi düzeltiyor.

      Bir milli basketbol takımını kenardan yönetmek çok heyecan verici bir durum. Doktorlar stresten uzak kalmanız gerektiğini söylemediler mi?
      Doktorlar bunu yapabileceğimi söylediler. Benim ameliyatımı yapan doktor ve terapimi yürüten onkoloğum bu tür bir efor ve stresin üstesinden gelebilecek durumda olduğumu söyledi. Basketbol çalışmaları aslında stresin kendisi demek...

      Hangisi daha zor sizin için kanserle savaşmak mı yoksa 12 Dev Adam’ı kenardan yönetmek mi?
      Ben bu hastalığı “kanser” olarak nitelendirmiyorum. Bunu geleceğim hakkında yaptığım bir “program” olarak kabul ediyorum. Ben “vazgeçmeyi” ve “pes etmeyi” bir olasılık olarak görmem. Çünkü ben hayatımda hiçbir şeyde başlangıçta umudunu yitiren bir insan olmadım. İnatçı kişiliğimi herkes bilir. Kansere karşı pes etmek gibi bir niyet içinde de olmadım. En başında da böyle düşünüyorum, şimdi de... Tek düşündüğüm şey, takımın durumu ve oyunumuzun kalitesi... Şu an bunun için kafa yoruyorum. Sırbistan karşısında oynadığımız kötü oyun beni daha çok endişelendirdi açıkçası... Aklımda hastalığım hakkında hiçbir şey yok. Kanseri “stresli” bir şey olarak kabul etmiyorum. Her şeyde kanser öncesi günlerimdeki gibi davranmaya çalışıyorum. Eskiden puro içerdim, hâlâ da içiyorum. Eskiye göre daha az içiyorum tabii ama sonuçta içiyorum.

      Doktorlar sigarayı bırakmanızı söylemedi mi?
      Yakalandığım kanser türüyle puronun bir neden sonuç ilişkisi yok. Bu hastalıkta stres ve genetik faktörler daha ön planda... Eskiden günde 15 puro içerdim, şimdi ancak 3 tane içebiliyorum. Bu da çok sayılmaz herhalde...

Kaynak: Vatan




Google