Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Spor



Basketçilerin iki derdi var: kıyafet ve sevgili
Basketçilerin iki derdi var; kıyafet ve sevgili bulmak
Basketçilerin iki derdi var: kıyafet ve sevgili       ´Çok kıskancım, eşime dekolte giydirmem...´
      Basketbol Milli Takımımızın Dünya 2’ncisi olmasının yankıları hâlâ sürüyor. Takımın en gözde oyuncularından biri ise şüphesiz ki Kerem Tunçeri idi. Özellikle Slovenya maçıyla kahramanlaşan Tunçeri, iyi basketbolcu olduğu kadar bakımlı da bir erkek. Yediğine içtiğine dikkat eden, bakım ve vücut kremlerini aksatmayan Tunçeri, eşinin bu nedenle kendisine “kokoş” dediğini belirtiyor. Turnuvadan sonra ilk kez röportaj veren ünlü basketbolcu, uğurlu diye turnuvada hep aynı ayakkabıları giydiğini ve aynı bilekliği taktığını söylüyor. Çok kıskanç olduğunu söyleyen Tunçeri ayrıca, bu yıl baba olacağını da müjdeliyor.

      Öncelikle çok tebrikler ama niye birinci değil de ikinci olduk?
      Buraya gelmemiz bile çok büyük başarı ama, ben de önce onu söyleyeyim. Bir gün önce Sırbistan maçını kazandıktan sonra tabii çok büyük bir efor sarf ettik. Kutlamalar saat 03.00’e dek sürdü. Yatağa 04.00’te yattık ve sabah 07.00’de uyuduk. Sonuçta Amerika maçına biraz yorgun çıktık. O yorgunluğun etkisi vardı. Bir de 10 sayı geri düştüğümüzde seyirci bize ekstra bir destek verseydi belki maçı bile kazanabilirdik. Seyirci de maçın rehavetine kapıldı.

      Ortada çok büyük bir başarı var ama son dönemde sizin aldığınız primler konuşuldu. Sizce de aldığınız para çok mu?
      Biz takım olarak bu konuda konuşmama kararı aldık ama çok üzüldüğümüzü söyleyebilirim. Başarımızın konuşulması gerekirken aldığımız primler konuşuluyor. Başbakanımız böyle uygun gördü, herkesin de buna saygı göstermesi gerekir. Takım sporları olarak şimdiye dek elde edilmiş en büyük başarıyı elde ettik ve ülkemizin yapılan reklamı 100 milyon dolarları buldu. Kaldı ki, işin mücadele kısmı da müthişti. Sevincimize gölge düştü.

Primi Başbakanımız uygun gördü, ne yapsaydık almasa mıydık?
      Bu meselenin bu kadar konuşulmasında, şampiyon olan Amerika’nın sadece 25 bin dolar prim alması da etkili olmuş mudur?
      Biz kendimizi kimseyle kıyaslamıyoruz. Başbakanımız o kadar uygun gördü ve bize bu rakamı verdi. Ne yapalım yani? Almayalım mı, hayır biz bunu istemiyoruz mu diyelim?

      Kazancınızı nasıl değerlendiriyorsunuz peki?
      Elime para geçtikçe iş yeri almaya çalışıyorum. Gayrimenkul alıyorum yani.

      Gerçekten de dünya ikincisi olmak büyük başarı mı yoksa bunca yıl sonra gelen, hatta çok geç gelen ve olması gereken bir şey mi?
      Biz basketbol ülkesi değiliz. Litvanya, Sırbistan, İspanya gibi bir basketbol ekolümüz yok. Sonuçta bir sürü ülkeye baktığınız zaman birinci spor futbol, bunu kabul etmek gerekiyor. Herkes futbolu seviyor, futbolu takip ediyor, çok büyük bir rant. Ben de futbolu çok severim ve Galatasaraylıyım.

      Basketbol seyircisinin daha üst sınıftan olduğu düşüncesine katılıyor musunuz?
      Yoo, hayır. Basketbolla futbol seyircisini ayırmayı da doğru bulmuyorum.

      En büyük eksiğiniz ya da artınız nedir sizin?
      31 yaşında olduğum için tecrübem çok fazla. Heyecan artık maç başlayınca gidiyor. Takım arkadaşım biriyle kavga ederse, ben de o kavgaya mutlaka girme ihtiyacı hissediyorum. Eksi yanım bu olabilir. Ama oyun anlamında eksiğim olduğunu düşünmüyorum.

“Basket oyna boyun uzasın” ya da “süt iç boyun uzasın” derler, hepsi yalan
Basketçilerin iki derdi var: kıyafet ve sevgili       Boyu uzun olan mı basketbol oynar yoksa boy uzasın diye mi basket oynanır?
      Basketbol oynayayım da boyum uzasın diye bir şey yok ya; genlerle ilgili bir şey tamamen.

      Siz niye baskete yöneldiniz peki?
      Babam eski milli basketbolcuydu, benden beş yaş büyük abim de basketbol oynuyordu. O vesileyle başladım ben de.

      Bir gününüz nasıl geçer?
      Genellikle çift idmanım olduğu için sabah erken kalkar, mutlaka kahvaltı ederim. Gece 02.00 gibi yatarım. Yatmadan önce rahatlamak için ılık süt içerim. Sütün boy uzattığı da yalan bu arada.

      Bir öğününüz nedir mesela?
      Benim metabolizmam iyi değil, hemen kilo alıyorum. O yüzden yememe içmeme çok dikkat ediyorum. Tatlı hiç yemem mesela. 37 yaşına kadar spor hayatı sürüyor biliyorsunuz, o yüzden ben de elimden geldiğince iyi bakarım kendime. Turnuva zamanı da yeme içmemde bir değişiklik olmuyor.

      Gece hayatınız hiç var mı ya da içki-sigara?
      Herkesin eğlenmeye hakkı var. Ben de eşimle beraber boş olduğum zamanlarda çıkıyorum tabii ki. Sigara asla kullanmıyorum ama arada sırada alkol alıyorum.

      Maç günü asla yemem ya da yapmam dediğiniz bir şey var mı?
      Maçtan önce tatlı yemem mesela. Şekerim çıkabilir ve halsizlik olabilir çünkü.

      Uğurunuz var mı? Maça çıkmadan hep aynı şortu ya da çorabı giymek gibi.
      Dirseğime taktığım bir bilekliğim vardır, her maçta onu takarım. Bir de tam maça çıkmadan önce muhakkak eşimle telefonda konuşurum.

      Turnuvada oldu mu böyle bir şey
      Benim ayakkabımda oldu evet, değiştirmek istemedim. Tüm turnuvada aynı ayakkabıyı giydim; turnuva bitince de tüm oyunculara imzalattırdım ve evimin en güzel yerine koydum.

      Futbolcuların hep Play Station oynadığını biliyoruz. Basketbolcuların da bir tutkusu var mı, onlar nasıl rahatlıyor?
      Bizim çocuklarda da var o durum, neredeyse hepsi oynuyor. Kamplarda hep futbol oyunu oynuyorlar. Ben de 4 yıl öncesine kadar oynuyordum.

      Şimdi ne yapıyorsunuz?
      Hidayet, Ömer ve ben çocukluktan beri arkadaş olduğumuz için genelde masaj odasında kakara kikiri yaparız. Masaj ve sohbet diyelim kısaca.

Basketbolcuların iki derdi var, kıyafet ve sevgili bulamamak ben bunları yaşamadım, kısa boylu olduğum için şanslıyım
      Takım arkadaşlarınızla maçlar dışında da görüşüyor musunuz?
      Çocukluk arkadaşım olduğu için en çok Ömer Onan’la ailecek görüşüyoruz. Hidayet’le de yakınız ama o Amerika’da biliyorsunuz. Birkaç defa Amerika’ya da gittim gerçi onu görmeye; haftanın 2-3 günü de telefonda konuşuyoruz. Kerem Gönlüm, Cenk, Ender ve Sinan’la zaten aynı takımdayız.

      Basketçi olmayan ünlü arkadaşlarınız kimler?
      Var, ama kim olduklarını söylemem.

      Sizi ve Hidayet’i keşfeden Leyla Çalışkan çıktı ve onu hiç aramadığınızı söyledi. Sizin üzerinizden reklam yaptığını düşündünüz mü?
      Hidayet de ben de açıklamalarına üzüldük. Keşke bizden bilet isteseydi de biz de ona bilet verseydik. Turnuva zamanı inanın çok yoğunduk, bilet isteyenler, arayanlar... O da arasaydı keşke... Üzerimizden reklam değil de, keşke o sitemini arayıp bize söyleseydi ve “Çocuklar beni niye aramıyorsunuz?” deseydi. Gazete aracılığıyla bunu söylemesi yanlış oldu.

      Turnuva zamanı sizi de bilet için arayan çok oldu mu?
      Oldu ya. Özellikle son iki gün telefonumu kapatmak zorunda kaldım. Maça mı konsantre olayım, insanlara bilet mi ayarlayayım bilemedim.

      Efes Pilsen’in kaptanı olarak özellikle soruyorum, takımınızın adı alkollü içki ismi olduğu için yasaklanacaktı. Ne oldu son durum?
      Aslında sokakta birini çevirip sorsanız, içkiden önce basketbol gelir aklına. Ne diyeyim, inşallah kapanmaz. Başkan Tuncay Özilhan ismi değiştirmek istemiyor çünkü, isim değişikliği yerine kapatır sanırım. Kanun henüz çıkmadı ama inşallah devlet büyüklerimiz bu konuda bir şey yapar. Ama özellikle turnuvadaki başarımızdan sonra böyle bir şey olursa Türk basketbolu çok büyük sekteye uğrar. Kapanırsak basket Türkiye’de çok kötüye gider.

      Basketbolcuların en büyük iki derdi boyuna göre kıyafet bulamamak ve yine boyuna göre sevgili bulamamak değil mi? Kıyafetlerinizi diktiriyor musunuz?
      Evet, doğru bunlar. Ama ben diğer arkadaşlarım gibi çok uzun olmadığım için kıyafet bulmam zor olmuyor. Hatta genelde hazır alıyorum. Ayak numaram da 46, sıkıntı olmuyor. Ben Türk standartlarının biraz üzerindeyim, çok çok uzun değilim. Dolayısıyla kız arkadaş bulmakta da sorun olmadı.

      O halde siz diğer basketbolculara göre daha mı şanslısınız?
      E tabi, onlar daha çok sıkıntı yaşıyorlar; kıyafet, ayakkabı bulmak konusunda.

      Basketbolcuları İstinye Park ya da benzeri lüks yerlerde pek görmüyoruz. Oralara gitmiyor musunuz, yoksa gidiyorsunuz da gazeteciler mi çekmiyor?
      Her insan gibi biz de gidiyoruz, niye gitmeyelim. Gazeteciler tanımıyor. Futbolcuları ya da daha ünlü insanları tanıdıkları için onları çekip, bizi çekmiyorlar.

      Turnuvadan sonra durumda farklılık oldu mu peki, artık daha çok ilgi gösteriliyor mu size?
      Olmaz mı, sonuçta tüm Türkiye izledi bu maçları. Her şeyi bir kenara bırakırsak, benim en çok hoşuma giden şey yolda yürürken birinin çevirip “Allah razı olsun” demesi. Bundan daha büyük bir mutluluk yok benim açımdan.

      Sporcuların genel meraklarından biri de spor arabalar; sizin de var mı ilginiz?
      Bir ara vardı ama şu anda yok. Boyumdan dolayı sıkıntı oluyor mu diye sorduysanız, olmuyor.

      Basketbolcuların futbolcular kadar iddialı hareketleri yok. Mesela Arda Turan gibi sinema kapatan ya da son model arabalara binen sayısı daha az. Basketbolcular daha mı görgülü bu konularda?
      Yoo, bu Arda’nın görgüsüz olduğunu göstermez. En büyük hakkı, ne yapsın Şahin’e mi binsin; herkes bunu mu istiyor? Basketbolcuların da spor arabaları var. Dediğim gibi biz tanınmıyoruz, fark bu. Basketbolcular da futbolcular kadar lüks yaşıyor ama tanınmadığımız için göze batmıyor.

      Bir numaram Michael Jordan
      Rüya takımıma Türkiye’den isim vermek gerekirse kısaca “12 Dev Adam” derim. Ayrıca Kaya Peker ve Mehmet Okur’u da alırım. Dünyadan ise; 1- Michael Jordan (gelmiş geçmiş en iyi oyuncu bence) 2- Coby Bryant 3- Jason Kidd 4- Shaquille O’Neal 5- Kevin Garnett. Koç ise Phill Jackson olur.

Evliyim ama telefon numaramı isteyen çok
      Kadınların şimdi size olan ilgisi nasıl?
      Evli olduğumu çoğu insan biliyor. Yüzüğümü takıyorum devamlı. Yine de gelen olursa hemen evli olduğumu söylüyorum zaten.

      Evet siz uzaklaştırıyorsunuzdur kadın hayranlarınızı ama gene de merak ettim; size ne deyip de yaklaşıyorlar?
      Fotoğraf çektirebilir miyiz ya da tanışabilir miyiz diye geliyorlar. Tabii, diyorum ama o kadar.

      Telefonunuzu isteyenler olmuyor mu?
      Evet, çok oluyor ama evli olduğum için tabii ki vermiyorum.

      Evlenmenizde bu ilgiden sıkılmış olmanızın da etkisi olabilir mi?
      Olmadı. Hayatımın kadınını buldum ve onu çok seviyorum. Hayatımı hep onunla geçirmek istediğim için de evlendim.

      Eşiniz sizi kıskanıyor mu?
      Her kadın gibi ufak tefek kıskançlıklar yapıyor. Fakat kendine çok güvenen bir insan olduğu için aşırıya kaçmıyor.

      Siz kıskanç mısınızdır; mesela dekolte giyebilir mi eşiniz?
      Çok kıskanç bir erkeğimdir. Kıyafetlerine karışacak kadar, dekolte giyemez mesela.

      Çocuk düşünüyor musunuz?
      Evet, bu yıl çocuk yapacağız. İki çocuk istiyorum; biri kız biri erkek.

34 yaşını geçince “oynamayı ne zaman bırakacak” diye gözünüzün içine bakarlar ama ben bırakmayacağım
      2011 Avrupa Şampiyonası’nda oynacak mısınız?
      Allah bir sakatlık vermezse oynayacağım.

      Basketi ne zaman bırakmayı düşünüyorsunuz?
      5 yaşımdan beri basket oynuyorum. Hiçbir zaman da para kazanayım derdinde olmadım. Oynayabildiğim kadar oynamak istiyorum. Genelde 34 yaşını geçtikten sonra herkes ne zaman bırakacaksın diye gözünün içine bakar.

      Bırakınca ne yapacaksınız peki, belli mi?
      Bir takımın genel menajeri olma planım var. Antrenör olmak istemem ama.

      Siz basına pek çıkmıyorsunuz, medyatik değilsiniz. Neden?
      Beni sağda solda da pek görmezsiniz, kameralara da alışkın değilim. Karakterim böyle, böyle de gidecek.

Aşırı yakışıklı değilim
      Kendinizi yakışıklı buluyor musunuz?
      Kendimi öyle çok çok aşırı yakışıklı bulmuyorum. Ama kendime bakarım; aksatmadan vücut ve bakım kremlerimi sürerim. Hatta her şeyime bu kadar dikkat ettiğim için eşim bana “kokoş” der.

      Peki seksi buluyor musunuz kendinizi?
      Seksi bir yanım yok bence. İnsanlar bunu yakıştırıyor olabilir ama ben öyle bir şey düşünmüyorum.

      Kadınlarla olan ilişkilerinizde yakışıklı ve basketçi olmanın çok artısını yaşadınız mı?
      Üç yıldır evliyim, öncesinde de eşimle üç yıllık birlikteliğimiz var. Aşırı bir gece hayatım da olmadı... Daha da eskiye gidersek, o zamanlar bu kadar tanınmıyordum ama yine de bir yere girdiğimde elim yüzüm düzgün olduğu için bakılıyordu. Ama öyle “Ohoo çok ekmeğini yedim bu işin” diyemem.

Basketçilerin iki derdi var: kıyafet ve sevgili


Basketçilerin iki derdi var: kıyafet ve sevgili


Basketçilerin iki derdi var: kıyafet ve sevgili


Basketçilerin iki derdi var: kıyafet ve sevgili


Basketçilerin iki derdi var: kıyafet ve sevgili


Basketçilerin iki derdi var: kıyafet ve sevgili

Kaynak: Vatan




Google