Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Yaşam
- Askerlik
- Evlilik
- İlişkiler



Evlenmenin modası geçiyor mu?
Evlenmenin modası geçiyor mu?       Evlilik de, Sosyal Güvenlik, İş ve İşçi Bulma veya Taşkömürü gibi sadece bir kurum mu? Yoksa bunların bir kısmı gibi hantal bir yapıya mı sahip? Hatta modası geçiyor mu? Evlenirken kurulan büyük hayaller kısa sürede hayalkırıklıklarına dönüşebiliyor. Ama yine de evlenmeden edemiyoruz...

Yoksa evlilik demode mi oldu?
      Mutsuz ilişkilere ve boşanma oranlarındaki artışlara rağmen, hâlâ kimse evlenmekten vazgeçmiyor. Ama günümüz gençlerini evlenmeye iten sebepler değişiyor belki de... Yalnız kalma korkusu, birine bağlanma ihtiyacı veya sadece çocuk sahibi olma isteği gibi... şurası kesin ki, artık birçok kişi topluma dahil olabilmek için evlenme zorunluluğu hissetmiyor. Yine de düğünlerde artık daha sık kullanılan havai fişekler, görkemli pastalar, evliliği cümle âleme duyurmayı amaçlayan bu seremoniye ne kadar önem verildiğini gösteriyor. Pek tabii tüm bu görkem, evliliğin 'sonsuza kadar' süreceğinin garantisi değil. Hatta istatistikler evliliklerin neredeyse yarısının ilk beş yıl içinde boşanmayla sonuçlandığını gösteriyor. Ne de olsa kimse artık 'birbirini çekemiyor'. Bunun yanı sıra ilerleyen yaşlarda boşanmalar da arttı. İnsan ömrünün uzamasıyla, 50'li yaşlara kadar çocuğunu büyütüp, okutup, evlendiren ebeveynler de yeni heyecanlar aramaya başlıyor; Viagra gibi 'buluş'ların sayesinde de ömrünün sonuna kadar cinsel ilişki kurabiliyor. Bu nedenle, bu yaş grubunda da boşanmalar artıyor... Biz de araştırdık ve konuya farklı taraflarından baktık: 'Evlenmenin modası artık geçiyor mu? Yoksa hiç geçmeyecek mi?'

Havai fişekle evlenip savaşarak ayrılıyorlar
Evlenmenin modası geçiyor mu? AVUKAT MÜGE ÖNER
      Toplum yapımıza baktığımızda sosyal ve kültürel anlamda evliliğin modası hiç geçmedi. Hatta evlenmenin artık trend olduğu da iddia edilebilir. Evlenme ve öncesindeki törenler daha da şatafatlı bir hale dönüştü. Özel mekânlarda kına geceleri, gelin hamamları, düğünlerde havai fişekler, barkovizyon gösterileri, "Nasıl daha şatafatlı yapabilirim?'' düşüncesiyle bir yarışa dönüşmüş durumda... Evlilik moda mı? Evet, halen yükselen bir trend. Neden? Evlilik, sosyal ve kültürel bir olgu ve insanlar hayatlarının bir döneminde mutlaka bunu yaşamak istiyor. Türkiye'deki evlenme olgusu üzerine istatistiksel araştırma yapan iki önemli kurumdan biri Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve diğeri Başbakanlığa bağlı Aile Araştırma Kurumu. Bu iki kuruluş, her yıl evlenme ve boşanma üzerine yapılan istatistiksel açıklamalarını sunuyor. Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Kurumu'nun değerlendirmeleri 1990'dan sonra boşanma oranlarının hızla arttığını ortaya koyuyor. Buna göre bir soru aklımıza gelebilir: Boşanmak artık moda mı? Şatafat içinde birbirini severek evlenen çiftlerin evliliklerini çok kısa sürede tüketip, soluğu mahkeme kapısında almaları gerçekten çok düşündürücü.

İLK BEŞ YILA DİKKAT
      2007 istatistiklerine bakıldığında boşanmaların yüzde 42'si, evliliğin ilk beş yılında oluyor. 2007'de evliliğin ilk yılında boşanan çift sayısı 35 bin 641. Son 10 yıllık dönemde, 16 yıldan fazla süredir evli olan çiftler arasındaki boşanma oranında da artış yaşandı. Yine boşanmaların yüzde 22.5'i 16 yıl ve daha fazla süreli evliliklerde oluyor.

BOŞANMALARDA EGE BÖLGESİ İLK SIRADA
      İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması Düzeyi'ne göre 2007'de kaba boşanma hızı, binde 1.85 ile Ege Bölgesi birinci oldu. Ege bölgesinin sosyal-kültürel ve eğitim seviyesinin en yüksek olduğu bölge olduğu düşünüldüğünde boşanma kararının uygulamasının bu niteliklerle doğru orantılı olduğu düşünülebilinir. Ege bölgesini sırasıyla binde 1.79 ile İstanbul ve binde 1.64 ile Batı Anadolu bölgesi izledi. Kaba boşanma hızının en düşük olduğu bölgeler ise binde 0.45 ile Kuzeydoğu Anadolu ile Ortadoğu Anadolu bölgeleri oldu. TÜİK'in istatistiklerine göre 2006'da ortalama ilk evlenme yaşı erkekler için 26.1, kadınlar için de 22.8. Bölgesel düzeyde ortalama ilk evlenme yaşı incelendiğinde ise en yüksek ortalamanın erkeklerde 26.9 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi ve 26.8 ile İstanbul, kadınlarda da 23.6 ile İstanbul olduğu görülüyor.

DİŞİ KUŞ YUVAYI NEDEN YIKIYOR?
      Boşanma davası dilekçesini en çok kadınlar veriyor. Araştırmalara göre eğitimli kadınlar aldatılma ve şiddete maruz kalma, eğitimsiz kadınlar ise çocuk sahibi olmama ve eşinin ailesiyle geçinememeyi gerekçe olarak gösteriyor. Bu durum da çok dikkat çekici. Erkekler düzenlerinin ne olursa olsun bozulmasını ve kadının sunduğu konforu terk etmek istemiyor. İhanet ettikleri yaşama ısrarla devam etmek ve bunun bedelini ödemek istemiyorlar. Böylece bir şekilde kadını dava açmaya mecbur ediyorlar. Zamanla bilinçlenen kadın, hak arama arayışı içinde cesaretle davayı ikame edebiliyor. Evlilik onlar için yalnızca sıcak bir aş, başını sokacak bir ev değil. Duygular da ortaya çıktı. Kadın yaşadığının farkına vardı. Kadın hakları üzerinde gösterilen toplumsal çabalar da bu bilinçlenmede etkili oldu. Kadınlar, yaşadığının şiddet olduğunun farkına vardı. Pek çok kişi şiddeti sadece dayak veya vurma olarak algılar. Oysa şiddetin pek çok türü var. Kişinin karısını aşağılaması, karısına ve çocuklarına küfretmesi, onu eve kilitlemesi, cinsel olarak zorlaması da şiddet olarak tanımlanır.

Teknoloji kara listede
      Çiftlerin boşanma nedenlerinin yer aldığı kara listede 'teknolojik araçlar' da bulunuyor. Evlilikteki sorunlar, teknolojiyle birlikte değişti. Eskiden çiftler, iletişimsizlik, şiddet, aile büyüklerinin evliliğe müdahale etmesi, aldatma, karakter uyumsuzluğu gibi sebeplerden sorun yaşıyordu. Günümüzde ise teknoloji, çiftlerin yollarının ayrılmasına neden oluyor. Boşanma davalarında eşlerin 'ekonomik sorunlar' ve 'şiddetli geçimsizlik' gibi bilinen gerekçelerin yanında, genç evliliklerdeki boşanma nedenleri arasında bilgisayar oyunları tutkusu ve sohbet sitelerinin de yer alması kaygı yaratıyor. Önümüzdeki yıllarda teknoloji nedenli boşanmaların artması hiç de şaşırtıcı olmaz. Bazı kişilerde neredeyse 'bağımlılık' haline gelen bilgisayarın, çiftlerden birinin saatlerce bilgisayar başında zaman geçirmesi, bu nedenle evini ve eşini ihmal etmesinin şiddetli tartışmalara zemin hazırladığı bir gerçek. Ayrıca çiftlerden biri, eşinin arkadaşlık sitelerinde tanıştığı kişilerle sohbet ettiği, hatta bu kişilerle gönül ilişkileri kurduğu gerekçesiyle de davalar açabiliyor. Teknolojinin sunduğu imkanları abartınca soluğu mahkeme kapısında alan çiftler, bilgisayardaki sohbet kayıtlarını, mahkemeye delil olarak sunuyorlar.

Yenilen pehlivan güreşmeye doymazmış
      Araştırmalar, boşanmayla ayrılanların üç ile beş yıl sonra yeniden evlendiklerini ortaya koyuyor. Erkeklerin yeniden evlenme oranı kadınlara göre daha çok ve hızlı. Bu durum, erkeklerin evliliğin getirdiği, kadının sunduğu rahatlığı arayışı ve tek başlarına yaşamayı beceremelerınden kaynaklanıyor. Oysa kadınlar çok daha güçlüler ve tek başlarına hayatlarına devam edebiliyorlar. Erkeklerin büyük çoğunluğu iki ya da üç kez evlenebiliyor. Bu da "Yenilen pehlivan, güreşmeye doymazmış," atasözümüze uyuyor.

EVLİLİK BİR AKİT MİDİR?
      Evet, evlilik hukuki manada bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin yükümlülükleri vardır. Her iki taraf, bu yükümlülüklerini yerine getirmez veya ihmal ederse bu akit, fesh edilmek zorundadır. Ancak her sözleşmede olduğu gibi akdi ihlal eden taraf, mağdur olan tarafa cezai şart ödemek zorundadır. Ancak araştırmalara göre; sözleşmeli evlilik dönemi de boşanmaları önlemeye yetmedi. Sözleşmeli evlenen 3 bin 948 çift, evliliklerinin daha ilk yılında yollarını ayırdı.

Denizlililer erken, İstanbullular ağustos ayında evleniyor
Evlenmenin modası geçiyor mu?       Yaz mevsimi geldiğinde evlilik törenlerinin sayısı da artıyor.
  • 2005 yılında 641 bin 241 çift evlenirken, bu sayı ertesi yıl 636 bin 121'e düşmüştü.
  • Evlenme hızı 2005 yılında binde 8.90 iken, bu hız 2006 yılında binde 8.72'ye geriledi.
  • İlk evlenme yaşı erkekler için 26.1, kadınlar için 22.8 oldu.
  • İlk evlenme yaşında en yüksek ortalama, erkeklerde 26.9 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi ve 26.8 ile İstanbul, kadınlarda ise 23.6 ile İstanbul.
  • Evlenen çiftlerin yüzde 78.8'inde damat gelinden büyükken, yüzde 13.9'unda gelin damattan daha büyük.
  • 2005 yılında 95 bin 895 çift boşanırken, geçen yıl bu sayı 93 bin 489'a geriledi.
  • 2005 yılında binde 1.33 olan kaba boşanma hızı, 2006 yılında binde 1.28'e düştü.
  • Evlenme ve boşanma istatistiklerine göre, boşanmaların yüzde 42.6'sı evliliğin ilk beş yılı içinde yaşandı. Evliliğin altıncı ve 10. yılları arasında boşanma oranı yüzde 21.8 olurken, 11. ve 15. yıllar arasında yüzde 13.5, 16. yıl sonrasında ise yüzde 22.1 olarak belirlendi.
  • İstanbul'da evlenme en çok ağustos ayında gerçekleşiyor. (Toplam evliliğin yüzde 41.6'sı)
  • 16-19 yaş arasındaki boşanmaların en büyük sebebi geçimsizlik. En çok boşanma yaşı 30-34 yaşları arasında. Boşanma sebebleri arasında son iki sıra, haysiyetsizlik ve zina.
  • 20 yıllık evlililerin ayrılma sebebi, geçimsizlik. Terk edilme yüzünden en çok boşanma, evliliğin ilk yılında oluyor. Zina yüzünden boşanma ise çoğunlukla evliliğin ikinci yılında görülüyor.
  • Kadınların yüzde 58.7'si, 18-24 yaş arasında evleniyor. Erkeklerde ise bu oran yüzde 58.2.
  • Evlenme yaşının en düşük olduğu il 21.8 ile Denizli.
  • 2006 yılında yapılan 650 bin 233 evliliğin 98 bin 495'i İstanbul'da gerçekleşti. En az evlilik ise 1433 sayısıyla Bilecik'e ait.
  • Kadınların yüzde 36.2'si, erkeklerin yüzde 24.8'i görücü usulüyle evleniyor.
  • En çok akraba evliliğine Batı Marmara'da rastlanıyor.
  • Erkekler kadının güzel olmasına, kadınlar ise erkeğin ilk defa evlenmesine ve işinin olmasına önem veriyor.
  • Eşler arasında yaşanan sorunların başında, yüzde 34.8 ile ev ve çocuklarla ilgili sorumluklar geliyor. Bunu 31.6 ile gelir yetersizliği, yüzde 31.2 ile harcamalar izliyor. En az sorun ise yüzde 1.7 ile kumar.
  • Kadınların yüzde 31.3'ü eşiyle anlaşamadığı zaman sesini yükseltiyor. Sessiz kalanların oranı ise yüzde 22. Erkeklerin yüzde 39.5'i sessiz kalırken, yüzde 0.7'si de evi terk ediyor.

    Ekşi Sözlük'ten evlilik yorumları...
  • Piyangodur, çıkmaz demeyin şansınızı deneyin.
  • Paradoksal bir durum içeren müessesedir; şöyle ki, bir kişiyi tanımak için onunla evlenmek/yaşamak, bir kişiyle evlenmek için onu tanımak gerekir.
  • 'Biz'in 'ben'e karşı baskıcı üstünlük anlayışının vücut bulması.
  • Evlilik bir kurumdur; tıpkı sosyal sigortalar kurumu, bankacılık düzenleme ve denetleme kurumu gibi. Diğer kurumlarla ilgili olarak nasıl hayalleriniz olamazsa, evlilikle ilgili de hayal kurulmamalıdır.
  • Leman Sam'ın bu müessese hakkında "Evlilik de komünizm gibidir, teorite mükemmel ama pratikte ııhh," demişliği vardır.
  • İki kişinin tek tek değil de bir araya gelerek mutsuz olmasına verilen ad.
  • Yalnızlık korkusuyla atılmış bir adım... Hem duygusal açıdan hem de toplum tarafından dışlanmak adına...
  • Matematiğin en zevkli ve basit konusu ile anlatılabilir evlilik... Çiftler, 'a' ve 'b' kümeleri olsun. Sevgili iken her şey 'a n b' iken, evlendikten sonra her şey 'a u b' olur.
  • Erkeği tamirci, kadını ise ruh tamircisi yapan bir anlaşma şekli. Çocukları da kanuni hırsız kılar...
  • Aynı kum saatinde sürekli beraber akan iki kum tanesi olmak.
  • Evlilik, eşinin tuvalette bıraktığı kokudan rahatsız olmamaktır!
  • Kadın için osurmanın insani bir ihtiyaç olduğunu öğrenmek, ağır horultu esnasında bile uyuyabilmek, banyodaki kıllarla savaşmaya alışmak demektir.
  • Okul gibi bir şey. Herkes gidiyor ama sadece becerebilenler devam ediyor. Okulun iyi tarafı ise kasıp mezun olabilme şansınızın olması. Evlilikte ise başarıyla mezuniyet yok. Mezuniyet için başarısız evliliği kabullenmek şart.

    Sinemada savaşan çiftler
    Evlenmenin modası geçiyor mu?       Bir Evlilikten Manzaralar
          Pek çok film de mutlu evlilikleri felakete dönü.en çiftlerin hayatlar›n› anlatt›. Kimi komik, kimi trajik bir üslupla...

    VIAGGIO IN ITALIA (İTALYA'DA YOLCULUK),1954
          İtalyan yeni gerçekçiliğinin usta yönetmeni Roberto Rossellini, Ingrid Bergman ve George Sanders'a rol verdiği İtalya'da Yolculuk filminde, İtalya'da yolculuğa çıkan bir İngiliz çiftin hikâyesini anlatıyordu. Pompei şehrine geldiklerinde antik bir heykelin keşfine tanıklık eden çift, evliliklerini sorguluyor ve mutluluğun mümkün olup olmadığını araştırıyordu.

    SCENES FROM A MARRIAGE (BİR EVLİLİKTEN MANZARALAR), 1973
          Ingmar Bergman'ın klasik evlilik filmi Bir Evlilikten Manzaralar'da Liv Ullmann ve Erland Josephson'un canlandırdığı İsveçli bir çiftin evlilikleri epik boyutlarda işleniyor. Birbirlerini aldatmaları, ayrılmaları, yeniden birleşmeleri, kavgaları, sevişmeleri...

    WAR OF THE ROSES (GÜLLERİN SAVAŞI), 1989
          Evlilik ve boşanma mevzuları her zaman filmlere de ilham kaynağı oldu. Akla elbette hemen, adını, 15. yüzyılda İngiltere'de Lancester ve York hanedanları arasındaki savaşların ismi olan War of the Roses'dan alan ve Warren Adler'ın romanından uyarlanan film geliyor. Danny DeVito'nun boşanma avukatı, Michael Douglas ve Kathleen Turner'ın ise boşanma vakti geldiğinde mal varlıklarını nasıl bölüşecekleri konusunda tam anlamıyla 'savaşan' bir çifti canlandırdığı film, hem komik hem de gerçekçiydi. Birbirlerini öldürme noktasına gelen çiftin ruhuna öfke tohumlarını eken, sahip oldukları zenginlikti ve film Danny DeVito'nun kendi eşine onu çok sevdiğini söylemesiyle bitiyordu.

    EYES WIDE SHUT (GÖZLERİ TAMAMEN KAPALI), 1999
          'Gerçek bir çiftin' oynadığı bir başka ilginç film de, Stanley Kubrick'in son filmi Gözleri Tamamen Kapalı. Burada gerçek hayatta evliliklerinin son demlerini yaşayan Tom Cruise ve Nicole Kidman, varlıklı bir New York'lu çifti canlandıyordu. Esrarı fazla kaçırıp bir samimiyet buhranına kapıldıkları bir gecede birbirlerine evliliklerinin bir yalandan ibaret olabileceğini anlatan çift, çeşitli maceralardan sonra yeniden bir araya geliyor, son sahnede Nicole Kidman gerçek hayatta bir süre sonra boşanacağı eşine şöyle diyordu: "There is something very important we have to do as soon as possible. Fuck." ("Acilen yapmamız gereken çok önemli bir şey var: Sevişmek.")

    RUNAWAY BRIDE (KAÇAK GELİN), 1999
          Richard Gere Julia Roberts'ın başrollerde olduğu bu eğlenceli filmde, koca adaylarını kilisede son anda terk etmesiyle ünlü genç bir kadının bir gazeteciyle ilişkisi anlatılıyor. Filmde evlilik merasimleri, teklifleri, dedikoduları ve daha pek çok şey var.

    THE STORY OF US (İKİMİZİN HİKÂYESİ), 1999
          Rob Reiner'ın Bruce Willis ve Michelle Pfeiffer'lı bu filmi, 15 yıldır evli bir çiftin ilişkilerinden kesitler sunuyordu. Artık birbirlerini sevmediklerine karar veren çift, iki çocuk sahibidir ve kara kara ne yapacaklarını düşünmektedir.

    MARRIED LIFE, 2008
          Pierce Brosnan, Chris Cooper, Patricia Clarkson ve Rachel McAdams'ın rol aldığı bu etkileyici dram filminde, karısını aldatan bir adam, onunla boşanmaya kalkışırsa yaşanacaklardan korkmaktadır. Karısı acı çeksin istemez. O yüzden de, onu öldürmeye karar verir. Tüyler ürpertici. Evlilik gibi...

    MR. & MRS. SMITH (BAY VE BAYAN SMITH), 2005
          Brad Pitt ve Angelina Jolie'nin tam da aşk yaşamaya başladıkları dönemde oynadıkları Bay ve Bayan Smith, birbirlerinin suikastçı olduğunu bilmeyen iki profesyonel katilin ilişkisini anlatıyordu. Olağanüstü savaş sahnelerini kahkahalar da atarak izlediğimiz filmde, her ilişkide erotik olanın birbirimizi yok etme içgüdümüz olduğu ima ediliyor. Beş yıllık bir evliliğe heyecan mı getirmek istiyorsunuz? Silahlara davranın, her şey düzelecek...

    TELL ME YOU LOVE ME, 2008
          Bu ay Fox'da gösterilmeye başlanacak Tell Me You Love Me dizisi, üç evli çift ve gittikleri terapist üzerinde odaklanıyor.

    İngiltere'de 60 yaşın altındakiler evliliği seviyor
    Evliliklerin modası geçiyor mu?       The Guardian gazetesinin haberine göre İngiltere ve Galler'de boşanma oranları son 26 yılın en düşük seviyelerinde seyrediyor. Ulusal İstatistik Enstitüsü'nün yayımladığı araştırmaya göre üç yıldır olduğu gibi boşanma oranları düşüşünü sürdürüyor; 2006'da her bin evli çiftten 12.2 tanesi boşanmış, 2007'de bu rakam 11.9'a düşmüş. Bu, 1981'den günümüze dek gerçekleşen en düşük boşanma oranlarıyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. 1980 yılında boşanan her 10 erkek ve kadından biri, daha önce de boşanmıştı; geçen yıl ise bu rakam her beş kişide bire düştü. Araştırmaya göre 60 ve üzeri yaşlardaki ve 40'larının sonundaki çiftler daha çok boşanıyor. 2006'da yaşları 45-49 arasındaki her bin evli kadından 14.9'u boşanıyordu. Bu oran 2007'de 15.3'e çıktı. Uzmanlar ihtiyarlar arasında boşanmaların artmasını daha uzun ve sağlıklı yaşam trendine bağlıyor. Stone Family Law şirketinden Marilyn Stowe, "İnsanlar artık yaşlılıklarında daha çok enerjiye sahip. Mesleklerinde belli bir noktaya gelip çocukları da evden ayrılan çiftler, artık evliliklerini sürdürmenin anlamı olmadığına karar veriyor," diyor. Stowe dünyadaki son ekonomik krizin gençlerin boşanma oranlarının düşüklüğünde payı olduğu görüşünde. Bu durumu da "İnsanların boşanacak kadar paraları yok!" sözleriyle ifade ediyor. Ancak boşanan çiftler arasındaki anlaşmalara bakan Relate şirketinden Jenny North, ekonomik kriz ve boşanma oranları arasındaki bağlantının o kadar da doğrudan olmadığını söylüyor. "Gerçek şu ki, son 70 yılda yaşanan her tür ekonomik koşulda insanlar boşanmaya devam etti. Boşanan çiftler şimdi yaşadıkları duygusal çalkantıyı aşmaları için yardıma ihtiyaç duyuyorlar..."

    Doğru zamanda doğru kişiyi bulmak
          Her ne kadar evlenmek istemediğini, evliliğin çağdışı olduğunu savunanlar olsa da, büyük çoğunluk hâlâ evlenmek istiyor. Hatta Batı toplumlarında, son yıllarda evliliğe ilgi gittikçe artıyor. Yani tüm sorunlarına karşın, hâlâ en popüler kurumlardan birisi olmaya devam ediyor. Artan cinsel yolla bulaşan hastalıklar riski, dini inançlara bağlılık, toplumsal ahlak kuralları ve diğerleri, bu popülariteyi açıklamaya yetmiyor. Evliliğin kurumsallığını bir yana koyduğumuzda belki de en iyi tarif, 'sen' ve 'benin', 'biz' olmayı aramasıdır. 'Biz' iki kişinin örtüşmesini ve bütünlüğü göstermektedir. Bu bütünlük her şeyi içerir. Yaşama ilişkin değerlerin, teker teker bütünlüğü 'biz' oluşturmaya yetmez. Sadece cinsel ilişki üzerine kurulu beraberlik ise 'yalancı bizi' oluşturur. Aslında evlilik, iki ayrı kültürün harmanlanmasıdır. Sorun bu harmanlamanın hem iki kültürden farklı hem de onların izlerini taşıyacak şekilde yapılabilmesidir. Genelde ailelerin istediği ise kendilerinin tekrarı, devamı olan bir yapıdır ve bunun için çaba harcayarak kazanmayı beklerler. Oysa bu kabul edilebilir bir durum değildir. Yeni çiftin ailelerinden farklı ve dünyanın değişen değerlerine uygun olmaları, sağlıklı evliliğin temelidir. Olgun bir ilişki başladıktan sonra mükemmel çift olmaktan, bulutların üstündeki evlilikten, yakın dostluk oluşturmaya giden sürece geçilir. Evlilik ilişkisinin sağlayacağını düşündüğümüz beklentiler, bu beklentilerimizin yetişmemizle uyumlu olması ve tabii ki sonuç olarak toplumsal beklentileri karşılaması... İşte bunlar yerine gelmediğinde farkında olmadan suçlanmaya başlayan bir kurum, evlilik. Beklentilerin karşılanması için doğru zamanda, doğru kişiyi bulmak gerekiyor. Ama 'doğru kişi' için herkesin başka ölçütleri var. Bilinçli ortaya koyduğumuz ve çoğu kez tutmayan özellikleri (iş, fiziksel özellik, sosyal konum vb) bir yana bırakırsak geride bambaşka biri kalıverebilir. Bilinç dışı istemler, beklentiler, gereksinimler etkinleşir. Ve evlenmek için, bizim isteğimiz, kendimizi tanıdığımız zaman yerine, toplumsal kaygıların belirlediği zamanı seçince yolunda gitmeyen ilişkinin temeli atılıvermiş olur. Bunların sonucunda, sağlıklı oluşturulamayan birlikteliği yitirmenin suçu evlilik kurumuna kalır.

    Kaynak: Sabah




    Google