Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Yaşam
- Askerlik
- Evlilik
- İlişkiler



Evlilik kolay iş değil
Evlilik kolay iş değil       Evlilik kurumu öylesine zordur ki, eğer yeterince besleyemezseniz, içini boşaltırsınız. Heyecan, tutku, şehvet, şefkat, sevgi, güven, teslimiyet... Hepsi bir arada olmalıdır.

      Güneşli bir pazar günüydü. Çekirdek aile toplanıp Büyükada'ya gitmeye karar verdiler. Uzun süredir canları sıkkındı. Adamın keyfi yoktu çünkü işiyle ilgili problemler yaşıyordu. Kadın çalışmıyordu. Kocasından sürekli ilgi bekler olmuştu, ama ne yazık ki bu beklentiler karşılanmıyordu. Artık sevgi sözcükleri söylenmez olmuştu. Sevmediklerinden değil... Kanıksamışlardı birbirlerini... Evlilik kurumu öylesine zordur ki, eğer yeterince besleyemezseniz, içini boşaltırsınız. Belki de adrenalin gerekir. Heyecan, tutku, şehvet, şefkat, sevgi, güven, teslimiyet, hepsi bir arada olmalıdır. Kadının duygusal beklentileri fazlalaştığında erkeklerin omuzlarına çok fazla yük biniyor. Aslında çok kolay ama iş hayatında problem oldu mu, onlar her şeyi unutabiliyor. Çünkü bir seferde tek bir problemle uğraşabilir erkek beyni. Düz mantıkla hareket eder, başarı odaklıdır. Ve başarısını aileden değil, işinden almaya uğraşır. Gözü yaşlı pek çok evli kadının en büyük sıkıntısı, artık sevildiğini hissedememesidir. Bilmek değil... Hissedememek...

SİNİR OLUYORUZ, ÜZÜLÜYORUZ
      Türk toplumu olarak karşımızdakini hep eleştirerek değiştirmeye çalışıyoruz. Erkeklerden şikâyetçi olurken, kadınlar olarak kendimiz de aynı hataları yapıyoruz. "Bana ilgi göstermiyorsun", "Beni artık sevmiyorsun", "En son ne zaman saçlarımı fark ettin?", "İltifat etmiyorsun" vs... Ve biz bunları söyledikçe, erkeklerin ilgisi daha fazla kaçıyor. Haklılar da... Olmasını istediğimiz şeyleri söylerken bile olmayanları sayıyoruz. Ne tuhaf, öyle değil mi? Ve karşılıklı içimizde öfke biriktirmeye başlıyoruz. Sinir oluyoruz. Kırılıyoruz. Üzülüyoruz. Bu duyguları söylemeyip içimizde biriktirsek daha fena, bilinçaltımızda istemediğimiz kalıplar oluşuyor. Çünkü derinlere yerleştirdiğimiz olumsuz inanç kalıpları, işte böyle öfke, kin gibi güçlü duygular eşliğinde gerçekleşiyor. Öyleyse yapmamız gereken şey, öncelikle birbirimizi eleştirmeyi bırakmak. Her ne olursa olsun, sevmediklerimize değil, sevdiğimiz şeylere odaklanabilmek. Evli çiftler... Bir defter edinin. Bu deftere, eşiniz hatta çocuklarınızla ilgili sevmediğiniz olayları yazın. Daha sonra hislerinizi kaleme alın. Öfke, nefret, hatta asla yüzüne söylemeye cesaret edemeyeceğiniz şeyleri bile yazabilirsiniz. Ve bu duygularınızın içinizde yarattığı tepkileri de ekleyin. İşte en önemli kısım bu; tepkilerinizi yazmak... Bütün bunlar yüzünden onun canını mı acıtmak istiyorsunuz... Onu terk etmek mi istiyorsunuz... Hepsi yazılsın. Daha sonra bu sayfaları yırtıp atın.

FLÖRT ETMEYİ UNUTMAYIN
      Bu tarz duygular bir kez yazıldı mı, artık vücudumuzdaki etkilerini kaybeder. Hırsımızı almış oluruz ve yine hayatımıza devam edebilecek hale geliriz. Bitmedi... Bu kez kalemi elinize alıp, eşinizin ya da çocuğunuzun en sevdiğiniz yanlarını sıralayın. Olumlu tarafa odaklanmanız gerekir. O gün aile Ada'ya gittiğinde çok güzel bir balık ziyafeti çekti. Güneşli günün tadını, deniz kenarında ve açık havada oturarak çıkarttı. Ve ardından bir oyun oynadılar. Küçük kızları da bu oyunun içine dahil oldu. Kızları yedi yaşındaydı. Ve artık sevgi sözcüklerini rahatlıkla ifade edebilecek duruma gelmişti. Oyun şuydu: Herkes birbirine sırayla, karşısındakine en beğendiği özelliğini söyleyecekti. Adam kadında, kadın çocuğunda, çocuk babasında... Beş kez bu döngü olduktan sonra bir de tersini yapacaklardı. Oyun herkesin asık suratını güldürmeyi başarmıştı. Hafif gergin başlayan günün sonunda vapurda eve dönerlerken herkes sarmaş dolaş olmuştu. Evlilik zaten çok zor bir kurum... İki insanın ömür boyu birbirine bağlanması, ciddi bir özgürlük kaybı. O zaman bu kurumu güzelleştirmek zorundayız. Odağınızı pozitif özelliklere kaydırın. Ve lütfen flört etmeyi unutmayın...

Kaynak: Sabah




Google