Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Yaşam
- Askerlik
- Evlilik
- İlişkiler



O artık bizden bir yıldız aşçı
Alman “Max usta” artık reklam yıldızı
      15 yıldır Türkiye’de yaşayan ve mutfak camiasının yakından tanıdığı Maximillian J.W. Thomae, bir reklam filmiyle ünlü oldu. Uğruna Almanya’dan Türkiye’ye geldiği karısından dört yıl önce ayrılan şef artık o kadar buralı ki çalışma arkadaşları ona “Max usta” diye sesleniyor.

Bizden bir aşçı: Max usta - Maximillian J. W. Thomae       Maximillian J.W. Thomae “Evde iş çıkmasın diye çoğu zaman yemeği otelde yiyorum” diyor.
“Karımla aşkımız bitti, ben İstanbul’a aşıktım artık”
      Son günlerde oynadığı reklam filmiyle artık mutfak camiası dışında da tanınan Mövenpick Hotel İstanbul’un başaşçısı Maximillian J. W. Thomae: “Beni İstanbul’a karım sürükledi. Erken başladık, erken bitti. O oğlumla Almanya’ya geri döndü. Ben artık İstanbul’a aşıktım. Bu şehirde kaldım”

      Ağzından inşallah, vallahi kelimelerini düşürmüyor. Türkçeyi çok hızlı konuşuyor, takip etmekte zorlanıyorum. Babası Alman, annesi Fransız ama o kendini bir Türk gibi görüyor.

      41 yaşındaki Maximillian J. W. Thomae, Mövenpick Hotel İstanbul’un başaşçısı. Mutfağında Akdeniz ve Türk yemeklerini buluşturuyor. Türk lezzetleriyle “oynamayı” seviyor. Kokoreçli pizza, rakılı dondurma yapıyor. Kaz ciğerini tahin ve pekmezde bekletiyor.

      Mısır Çarşısı’nda dolaşmayı seviyor. “Yemek kombinasyonlarımın yüzde 30-40’ı oradaki malzemelerle ortaya çıkar” diyor.

      Thomae ING Bank’ın reklam filminde söylediği gibi 15 yıldır İstanbul’da yaşıyor. “Bu şehrin değişik kokuları bana ilham veriyor” diye konuşuyor. Thomae; House Cafe, Beyti, North Shields, Saloon, Cafe Suadiye, Çiya ve Haliç’teki kafelere gitmeyi seviyor.

      Röportaj boyunca su ve soda içiyor. Rejimdeymiş: “Sporda ufak bir kaza geçirdim. Altı ay spor yapamadım. Kilo aldım. Maalasef hayatımdaki her şey kepekli artık. Kepekli pirinç, kepekli makarna, kepekli ekmek...”

      Mutfak camiası sizi tanıyordu. Reklamdan sonra sokakta da ünlendiniz mi?
      Kimi tanıyor, kimi de bir yerden tanıyorum ama çıkaramıyorum der gibi bakıyor. Tanıyanlar “Bize ne zaman yemek pişiriyorsunuz?” diye espri yapıyor. “Hangi zeytinyağını kullanalım?” diyor, benden tavsiye istiyorlar. Bizim mahallede de daha popüler oldum. Taksi şoförü, manav, bakkal “Abi reklamda oynuyorsun, meşhur oldun” diyorlar.

      Reklamda kendinizi oynuyorsunuz. Başka birini oynamanız gerekse bu kadar doğal olabilecek miydiniz?
      Daha önce oyunculuk dersi almadım, oyunculuk yapmadım. Bu yüzden kendimi oynamam bir avantajdı. Ama yeni tekliflere açığım. İş programıma uygun bir teklif gelirse bir dizide oynayabilirim.

“Eğlenceye şef arkadaşlarımla birlikte gitmem. Laf illa ki mutfağa geliyor çünkü”
Bizden bir aşçı: Maximillian J. W. Thomae       İlk olarak ne zaman mutfağa girdiniz ve yemek yaptınız?
      Epey ufakken. Annem harika Fransız yemekleri pişiriyordu. Ben de ona mutfakta zaman zaman yardım ediyordum. Mesela Noel’de birlikte kurabiye yapıyorduk. Bu işi meslek olarak seçmeye karar verince aşçılık eğitimi aldım Almanya’da. Sonra sırasıyla bir, iki ve üç Michelin yıldızlı lokantalarda çalıştım.

      Türkiye’ye 20’li yaşlarda transfer oluyorsunuz. Birkaç yıl sonra Crowne Plaza ve Holiday Inn’in başaşçılığına terfi ediyorsunuz. Bu kadar genç yaşta sizi buraya ne sürükledi?
      Türkiye’ye gelmeden önce Almanya’da yaşayan bir Türkle evlendim. Karar verdim, Türkiye’de çalışacak, Türkçe öğrenecek, Türkiye hakkında bilgi eksikliklerimi tamamlayacaktım. Türkiye maceram karımla başladı. Bir de oğlumuz oldu: Deniz. Ama erken yaşta evlendik, erken bitti... Karımla dört yıldır ayrıyız, yakında boşanacağız.

      Siz Türk bir kadına duyduğunuz aşk sayesinde bu ülkeye geldiniz ve bu defa İstanbul’a mı aşık oldunuz?
      Evet, karımla aşkımız bitti, ben İstanbul’a aşıktım artık. O ve oğlum Almanya’ya döndü, ben burada kaldım. Büyükada’daki evimizi boşalttım, bekar hayatına başladım. Nişantaşı’na taşındım.

      Onca saat iş icabı mutfakta çalışınca evde hazır yemeğe mi talim ediyorsunuz?
      Evdeki buzdolabını açsanız hayal kırıklığına uğrarsınız. Sadece meyveler, beyazpeynir, meşrubat ve içki var. Dışarıda yiyorum, hazır yemek söylüyorum ya da evde yemekle uğraşmamak için akşam yemeğini otelde yiyorum.

      Arkadaşlarınız yemeğe geldiğinde ne pişiriyorsunuz onlara?
      Yaz-kış mangal yaparım. Yanına da bir salata.

      İş dışındaki arkadaşlarınız da yine şefler mi?
      Çok şef arkadaşım var ama tatil günümde onlarla yine iş ve mutfak konuşmaktansa farklı meslekteki dostlarımla buluşmayı yeğliyorum. Eğlenceye gitmek ve kafamı dağıtmak istiyorsam da şef olan arkadaşlarımdan uzak duruyorum. Laf illa ki mutfağa geliyor çünkü!

“Bana yemek yapan bir kadına şeflik taslamam. Bir tostla bile mutlu olurum”
Bizden bir aşçı: Maximillian J. W. Thomae       Bir kadın size yemek yaparsa şef tarafınız ağır basar mı? Müdahale eder misiniz?
      Ben şef üniformamı her akşam otelde bırakıp çıkarım. Evde, dışarıda artık şef Maximillian değilimdir. Hele bana yemek yapan bir kadına asla şeflik taslamam. Kendi elleriyle hazırladığı bir tost bile mutlu eder beni. Öyle komplike bir şey yapmasını beklemem. Gözleri korkmasın kadınların.

“Sağlık trendi mutfağa da sıçradı”
      Son dönemin mutfak trendleri neler?
      Moleküler mutfak trendi çok popüler. Tüm dünyadaki sağlık trendi mutfağa da sıçradı. Artık şefler de ağırlıklı olarak organik malzeme kullanıyor. Eskiden soslara ve çorbalara un koyardık şimdi koymuyoruz. Nişasta kullanımını azalttık. Uzakdoğu yemeklerini ve Avrupa mutfağını birleştiren lezzetler öne çıkıyor.

Kaynak: Milliyet




Google