Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Yaşam
- Askerlik
- Evlilik
- İlişkiler



Yaşamın ne kadarında kendimiz olabiliyoruz?
Yaşamın ne kadarında kendimiz olabiliyoruz?       Hayatınızın biraz standartlaşmaya başladığını mı düşünüyorsunuz? Bu durum pek de hoşunuza gitmiyor sanki. Aslında biz de sizinle aynı düşünceleri paylaşıyoruz ve bu konuda söyleyeceklerimiz var.

      Düşünün ki bir kazak beğeniyorsunuz. Gördüğünüz anda sizin olsun istiyorsunuz ve sizin olması için belli oranda çaba sarf ediyorsunuz. Bir şekilde ona ulaşıyorsunuz ve suratınızda kocaman bir gülümseme beliriyor. Ulaştığınızın sadece bir kazak olmadığını, bunun mutluluğun ta kendisi olduğunu aklınızdan geçirirken kafanızı bir çeviriyorsunuz ve olamaz! Mutluluğunuz bir başkası tarafından çoktan giyilmiş! “Aynı şeylerden mutlu olmak güzel” deyip yolunuza devam ederken benzerlerinden başkalarında da olduğunu gördüğünüzde ise kafanızda kocaman bir soru işareti oluşmaz mı? Bu kadar benzer şeylerden mutlu olmak gerçekten de iyi mi? Kafamızdaki mutluluk şablonu neden bu kadar çok birbirine benziyor? Üstelik birbirine benzeyen sadece mutluluk şablonlarımız da değil.

      Gittikçe birbirinin kopyası insanlara dönüşmeye başladık. Farklı olmak adına yaptıklarımız bile değişik ambalajlar içindeki benzer şeyler. Belki de bu yüzden geleceğiniz için, iş yaşamında başarı için “fark yaratın” önerisiyle bu kadar çok karşılaşıyoruz. Önce ‘aynılaşmak’ adına kendimiz de dâhil olmak üzere birçok şeyi harcıyoruz, sonra “nasıl farklı olabilirim?” sorusunun peşinde yine aynı yoldan koşuyoruz. Bu yol ise bizi birbirine benzer çözümlere ulaştırıyor. Oysa sahip olduğunuz “akıl” ile hareketlerinize yön vererek farklılığa kendiliğinden ulaşabilirsiniz.

      Bizi aklın gücünü kullanmaktan alıkoyan; kolay olanı seçmek ya da farklı olmanın sorumluluklarını taşımak istememek diyelim. Böylelikle benzer beğeniler, benzer beğenilere hitap eden benzer içerikli filmler, benzer konulu best-seller kitaplar, benzerliklerden beslenip gelişmeyen ama genişleyen düşünceler etrafımızı sarar. Etrafımızı saran bu etkiler, bizi içinden çıkılması zor labirentlerin ortasında bırakır. Kimimiz kalabalıktan ayrı kalmamak için, kimimiz moda deyimle “mahalle baskısı”yla aslında tam olarak kendi beğenimizi yansıtmayan oluşumlar içinde buluruz kendimizi. Girdiğimiz ortamdaki dile yabancı kalmamak için anlam veremediğimiz birkaç kelimeyi cümlelerimizde kullanmak, giymek istemediğimiz tarzda bir ürünü satın alıp ona sahip olmanın bize kazandırdığı sosyal onay alma arzusu... Sergilediğimiz bu davranışlar aslında kıyafetlerimizi, kullandığımız kelimeleri, davranışlarımızı, düşüncelerimizi yani bizi biz yapan detayların tümünü standartlaştırdığımızı görmemizi engeller.

Yaşamın ne kadarında kendimiz olabiliyoruz?       Her gün on binlerce yeni üye kazanan Facebook, belki buna verilebilecek en güzel örneklerden biri. Siteye yeni giriş yapan kişilerin aklındaki “eski arkadaşlarım nerede?” merakına “facebooklulaştıramadıklarımızdan” biri olmama kaygısının da eşlik edebileceği aklınıza geldi mi?

      Peki, benzer kaygılar taşınıyorsa neler yapılabilir? Örneğin gerçekten de bazı davranışlarınızın içinizden gelerek değil de çevrenizdeki kişilerin etkisiyle yaptığınızı düşünüyor musunuz? Eğer bu soruya cevabınız evet ise kendinize “Neden bir başkasının davranışlarıma etki etmesine izin veriyorum?” sorusunu sorarak başlayabilirsiniz. Kendi istediğiniz kıyafete değil de arkadaşlarınızınkine benzer kıyafetlere yönelmek sizi kendinizden uzak bir köşeye itmekten başka bir fayda sağlamayacaktır. Üstelik kendi beğeninizin size daha çok yakışabileceği olasılığını neden göz ardı edesiniz? Kendiniz olmaktan, tekdüzelikten kaçınmaktan çekinmeyin. Söyledikleriniz sizi yansıtsın, hayat hikâyenizi kendi cümlelerinizle yazın!

Kaynak: istegenc.com.tr




Google