Google
Cur-Cuna - Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalınız! Bilgi, Eğlence ve Yaşam Portalı
Ana Sayfa - Ajanda - Astroloji / Burçlar - Cep - Dosya - Eğitim - Ev / Dekorasyon - Faydalı Bilgiler - Giyim / Moda - Hobi - Kariyer - Kültür / Sanat - Magazin - Mekan - Otomobil 
Özel Günler - Sağlıklı Yaşam - Seyahat / Tatil - Spor - Teknoloji - Televizyon - Eğlence - Yaşam - Çocuk - Dostlarımız - Erkek - Genç - Kadın - Seri İlan - Ziyaretçi Defteri 
Yaşam
- Askerlik
- Evlilik
- İlişkiler



Kadın balıkçı olmaz demeyin
Kadın balıkçı olmaz demeyin       Kocası vefat edince geçimini balıkçılıkla sağlayan Semiha Başak, Akyaka’da balık avına 8 yıldır tek başına çıkan nadir örneklerden biri.

      Muğla'nın Gökova Körfezi'nde her sabah balıkçı kadınlar eşleriyle ya da tek başına açılır denize. Yöre halkına göre bu, sıradan bir şey hatta atadan dededen kalma bir gelenek.

      Gökova'ya has bir kavram olan 'aile balıkçılığı'nın dünyada örneğine rastlamak zor. Bu yöredeki çocukların çoğu annelerinin yanında yani teknede büyümüş. Balıkçı kadınların hamilelik döneminde denize açılıyor olması da olağan bir durum. Olağanüstü olan ise balıkçı teyzelerin çoğunun yüzme bilmemesi.

      'Deniz kadın gibidir, hiç inanmak olmaz ha!' demiş vakti zamanında Tevfik Fikret. Kadının denize benzetilmesi bu dizeyle başlamıyor elbette. Balıkçılıkla geçimini sağlayan toplulukların asırlardır taşıdıkları inanca göre kadınla deniz arasında pek hoş olmayan bir bağ var. Bazı yörelerde özellikle kadının denize açılması uğursuzluk sayılır. Bu yüzden olsa gerek dünyanın çok farklı yerlerinde balıkçılıkla geçinen topluluklarda kadınlar balıkçılığın karada kalan işini halleder. Oysa ülkemizde yıllardır çıktıkları avlarla bu ezberi bozan kadınlarımız var.

      Muğla'ya bağlı Gökova Körfezi'nde kadınların erkeklerle beraber balık avında yer alması, balıkçılıkla geçinen yöre halkına göre oldukça sıradan bir şey. Gökova Körfezi'nde atadan dededen kalma bir gelenek olan aile balıkçılığı kavramının dünyada bir başka örneğine rastlamak ise zor. Genellikle karı koca gidilen avlarda çiftin çocuklarının da yer alması burada karşılaşılan en doğal şeylerden biri. Gökova kıyısında yer alan Akyaka ve Akçapınar civarındaki balıkçı ailelerin birçoğu çocuklarını teknede yetiştirmiş. Balıkçı kadınların gebelik süresince denize açılıyor olması da olağan bir durum. Gökova'ya dışarıdan gelin gelenlerin birçoğu kocasından öğrenmiş balıkçılığı. Kocası vefat edince balıkçılıkla geçimini devam ettiren Semiha Başak ise Akyaka'da balık avına 8 yıldır tek başına çıkan nadir örneklerden biri.

Sempozyumlardan davet alıyor
      Semiha Başak'ın balıkçılıktaki geçmişi 29 yıl. 48 yaşındaki Başak, aslında Aydınlı. Akyaka'ya gelin gelince bir anda kendini kocasının yanında yani teknede bulmuş. Denizi hiç bilmemesine rağmen balıkçılığı kocasının evinde öğrenen Semiha teyze, her Gökovalı gibi çocuklarını kocasıyla birlikte denize açıldığı teknede büyütmüş. Büyüyen kız çocuğu evlenmiş, erkek ise başka bir mesleğe niyetlenmiş. Böylece evinin direğini kaybeden Semiha teyze, kocasından yadigâr teknesiyle körfeze tek başına açılmaya devam etmiş. 'Yalnız açılmak ilk zamanlar zor geldi tabii ki.' diyen Semiha Başak, daha sonraları bu duruma da alışmaya başlamış. İşin garip tarafı, her gün körfeze açılan Semiha teyzenin yüzme bilmiyor olması. 'Evlatları teknede büyüttük şimdi sıra torunda.' diyen Başak, yanına aldığı küçük kız torunu ile her akşam körfezin yolunu tutuyor.

Kadın balıkçı olmaz demeyin
      Birçok akademik araştırmanın da konusu olan Gökovalı balıkçı kadınların en bilineni olan Semiha Başak, belgesel için çekime gelen gazetecilerden de çok dertli. Kendisini onca oyaladıktan sonra bir teşekkürü bile çok gördüklerini söyleyen Başak'ı, yaptığı çalışmalardan sonra farklı şehirlerden sempozyum ve toplantılara davet edenler de olmuş; fakat o, bu tür yerlere gitmeyi pek sevmediği için teklifleri geri çevirmiş.

Deniz üzerinde bazen mazotsuz, susuz bazen de ekmeksiz...
      Semiha teyze, balıkçılığı tek başına yaptığı için Gökova'nın bilinenlerinden. Fakat bu civarlarda birçok kadın kocası ile denize açılıyor. Güler Başak da bunlardan biri. Aslen Bodrumlu olan Güler Başak, balıkçılığı bilmemesine rağmen Gökova'ya gelin gelince kocası ile balığa çıkmaya başlamış. Derken çoluk çocuk olmuş, üç çocuğu da tekneye alarak cümbür cemaat devam etmişler işlerine. Çocukları teknede yaramazlık yapıp iş yaptırmamaya başlayınca, onları karada bırakmak zorunda kaldıklarından söz ediyor. Tekneyle gelmek isteyen çocuklarını bir ağaca bağlamak zorunda kaldığı da olmuş kimi zaman.

Kadın balıkçı olmaz demeyin
      Güler Başak (ortada), eşi Hüseyin Başak'la birlikte yıllardır denize açılıyor.

      1969 yılından beri balıkçılık yapan Hüseyin ve Güler Başak çifti, gün gelmiş denizde mazotsuz kalmış, ekmeksiz, susuz da. İlk zamanlar Güler Hanım bir hayli zorlanmış. Fakat çalışma isteği ağır basınca, midesi bulanıp zorlansa da, ekmek teknesinde bazen üç günlük bazen de bir haftalık seferlere açılmaktan geri durmamış. Güler Hanım'la birlikte çalışarak çocuklarını büyüten Hüseyin Başak da hanımının bu emeklerinin karşılığı olarak sigortasını yatırmayı ihmal etmemiş tabii ki. Çocuklar büyüyüp farklı işler yapmaya başladığında bile onlar vazgeçememiş denize açılmaktan. Bir emlak dükkânına sahip olan Başak çifti, artık haftalık olmasa da sabah akşam bir-iki saatlik küçük avlara gitmeye devam ediyor. Halen kocasıyla her sabah Gökova Körfezi'ne açılan Güler Başak'ı diğer balıkçı kadınlarla birleştiren en önemli nokta ise yüzme bilmeden bu işi yapıyor olması.

Büyük gemilerin büyük avları denizi kurutuyor
      Akyaka'nın eskilerinden Hüseyin Başak, çocukluğundan bu yana 100 kadın balıkçı sayacağını belirtiyor. Fakat son zamanlarda gençlerin balıkçılığa uzak durduğunu, bu işi yapmak istemediklerini söylüyor. Bunu körfezde balığın azalmasına bağlayan balıkçıların en büyük şikâyeti ise büyük gemilerin dev ağlarla balıkları silip süpürmesi. Büyük küçük demeden bütün balıkları yumurtalarıyla birlikte avlayan gemilerden yaka silken balıkçılar, bu gemilerin denizi kurutmasından dertli. Denizde balığın azalmasıyla aile balıkçılığının da yavaş yavaş azaldığını söyleyen Hüseyin Başak, çoğu balıkçının sigortasını ödeyemediğinden, evine ekmek götüremediğinden bahsediyor.

      Kocasıyla birlikte balığa çıkan bir diğer kadın balıkçı Gülay Doğan'ın da en büyük derdi balığın azlığı. Artık geçim için balıkçılığın yetmediğinden bahseden Gökovalılar, yıllardır süren bir geleneğin de yok olup gittiğini söylüyor.

      Gökova'ya gidenlerin, bu civarda balıkçılık yapan ve sayıları iki elin parmaklarını geçmeyen bu kadınları görmesi halen mümkün. Ancak Gökova, Akyaka, Akçakoca ve civarın balıkçı kadınları gün geçtikçe azalıyor. Büyük gemilerin hoyratça avlanması ve şehirleşmenin etkisiyle balıkçılık yapmak istemeyen genç nesil, birkaç yıl sonra belki de bu civarda hiç kadın balıkçı bulunamaması sonucunu doğuracak. Gökova civarına has aile balıkçılığı kavramı belki de son bulacak.

Bir günlük avda bazen 5 kilo balık tutulamıyor
      Gökova'da balıkçılık çok getirisi olan bir meslek değil artık. Geçmişte oldukça bereketli geçen av sezonu günümüzde çok kazandırmıyor maalesef. Bu bölgede küçük bir av sonrası 3 ya da 5 kilo balıkla dönüyor balıkçılar karaya. Trol avları sonunda balık türleri de gittikçe azalmış. Balıkçılar, bir günün sonunda ortalama 20-30 lira kazanıyor.

Balıkçı kadınlar ilgi odağı
      Balıkçı kadınlar yıllardan beri bu sularda avlanmasınarağmen çok bilinmiyor. Haklarında yapılan çalışmalar ise daha çok akademik alanla sınırlı. Datça ve Gökova'da rastlanan kadın balıkçılarla ilgili Mimar Sinan Üniversitesi'nden Özlem Yeniay'ın ve Ege Üniversite-si'nden Huriye Göncüoğlu'nun akademik çalışmaları bu konuda yapılan nadir araştırmalardan.

Kaynak: Sabah




Google